Yüz Makam @thereisonlywe.info
 Share
The version of the browser you are using is no longer supported. Please upgrade to a supported browser.Dismiss

 
View only
 
 
ABCDEFGHIJKL
1
Makam AdıMakam TanımıBidayetler (Başlangıçlar)Ebvab (Kapılar)Muamelat (Davranışlar)AhlakUsul (Asıllar)Evdiye (Vadiler)Ahval (Haller)VelayetlerHakaik (Hakikatler)Nihayetler
2
Yakaza (Uyanıklık)"De ki: Size bir tek öğüt vereceğim; Allah için ayağa kalkın."(34:46). Allah için ayağa kalkmak, boşvermişlik uykusundan uyanmak ve fetretten sıyrılmak demektir.Boşvermişlik uykusundan uyanmak ve Allah için ayağa kalkmak. Böylece kişi dini sorumluklardan kaçmak için mazeret getirmeyi bırakır.Şeytanın davetlerinden sakınma hususunda uyanık olmak ve zarara yol açacak hayaller kurmaktan korunmaktır.Nefsin amellerini beğenmesi, fiillerine riya ve nifak karıştırması, salike amelini güzel göstermesi ve onu yaptıklarına karşılık sevap beklentisi içine sokması gibi konulara karşı uyanık olmaktır.Salikin halinin zayıflığından dolayı faziletlerini görmekten sakınması ve onları küçümsemesidir. Aksi halde iyi vasıfları kötü vasıflara dönüşür.Uyku ve ölümün bulaşmadığı zati ve kalbi bir hayatla yaşamak sayesinde her daim Allah'ın huzurunda olmak ve O'nu murakabe etmektir.Basiretin kuds nuruyla aydınlanmasıdır. Bunun sonucunda bedene ve süfli aleme iltifat edilmez.Kuds nuru sayesinde mahbubu unutmaktan korunarak kurb makamına çekilmektir.İlahi bir hayatla yaşamak için Rahmani üns ve nefhaları elde etmekle mutlu olmaktır.Salikin müşahedesinde Hakk'la yakaza halinde olması ve gayra bakarak telvine düşmekten korunmasıdır.Hakkani yakazada temkin sahibi olmak ve vücubun hükümleriyle mümkünün hükümlerini birbirine karıştırmamaktır.
3
Tevbe"Kim tövbe etmezse işte onlar zalimlerdir."(49:11). Ayete göre tövbe etmiş kişiden 'zalim' ismi kaldırılmıştır.Günahlardan dönmektir. İşlediği günahlar onu rahatsız eder. Mubah olan gereksiz söz ve fiilleri terk etmek, nefsi bu tür şeylere meyletmekten arındırmak ve onu, Hakk'a teveccühten alıkoyan şehvetlere yönelmekten uzaklaştırmaktır.Gayrın fiilini görmekten yüz çevirmek ve Hakk'ın fiillerini görmekle nefsin iddialarından ve hallerinden kaçınmaktır.Salikin nefsinin rezilliklerinden ve kendi irade, güç ve kuvvetinden tövbe etmesidir. Gayra iltifat etmemek ve azimde gevşek davranmamaktır. Salikin, ilmini Hakk'ın ilminde yok ederek kendi ilminden sıyrılması ve Hakk'ın huzurunda O'nunla beraberken kendi sıfatlarını görmekten tövbe etmesidir.Mahbubu unutmaktan, kendi nefsi bile olsa başka şeylere yönelmekten kaçınmaktır.Telvini hatırlamaktan ve keşfin nurundan mahrum kalmaktan tövbe etmektir.Allah'tan başkasını müşahede etmekten ve benliğinin kalmasından tövbe etmektir.Hakk'ın dışındaki şeylerin zuhur etmesinden tövbe etmektir.
4
Muhasebe (Hesap Görmek)"Allah'dan korkun ve herkes yarına ne hazırladığına baksın."(59:18). Muhasebe tövbe sözünde kararlılıkla durmakla mümkündür.İyiliklerle kötülükler arasında denge kurmaktır. Böylece yaptığı kötü şeylere karşılık iyi işlerde bulunmak için çabalar.Hayırla şer arasında ve bunların akla getirdiği şeylerde mukayesede bulunmak, hayra boyun eğmek ve şerri yok etmektir. Huzur ve riayet vakitleri ile şaşkınlık ve gaflet vakitleri arasında mukayese yapmaktır. Faziletlerle kötü fiiller, güzel melekelerle olumsuz melekeler arasında mukayese yapmaktır. - Azim ve fetret vakitleri arasında mukayesede bulunmaktır.
- Sülukte himmetleri bir araya toplamayı, tefrika ile mukayese etmektir.
- Hakk'la ünsiyet anları ve Hakk'la yalnızlık arasında mukayese yapmaktır.
İhsan makamında görmeye yakın bir güven vakti ile hakikat nuruyla nurlanmak suretiyle batının sükunu arasında denge kurmaktır.Parıltıların (bevarik) saliki kuşattığı ve bıraktığı; şevk ve vecdin hazır hale geldiği ve zayıfladığı; ortaya çıktığı ve yok olduğu vakitler arasında bu haller sürdükçe muhasebe yapmaktır.Elinden geldiğince salikin vaktin safası ile bulanıklığı, nefsin rahatlığı ile sıkıntısı arasında mukayesede bulunmasıdır.Kabz-bast varidleri, tecelli-setr vakitleri, sekrin galebesi ve sahvın yerleşmesi arasında mukayese yapmaktır.Bekaya farkın ahadiyyeti makamında, sırf tevhid gerçekleşinceye kadar cem, fark, tahkik ve tefrid arasında mukayesede bulunmaktır.
5
İnabe (Dönmek)"Rabbinize dönün!"(39:54). İnabe üç türlüdür: a) Allah'a özür beyan etmek ve yanlışları düzeltmek ile. b) Söz vermek ve sözleri yerine getirmek ile. c) Davete icabet ve gidişat ile. Tövbe ettikten sonra buna sadık kalarak Hakk'a dönmek, günahkar olmaktan uzaklaşmaktır. Evbede birleşmesi ve Allah'ın emrine itirazsız uyabilmesi için nefsin kuvvelerini itidale kavuşturmaktır. Nefsin, kalbin nuruyla nurlanıp onun hakimiyeti esnasında sükun bulması için kalbe yönelmesidir.Nefsin, kalbe itaat konusunda sebat göstermesi, Hakk'a doğru yükselirken kalple birlikte olması ve böylece -ayette de işaret edildiği üzere- gönülden razı olup mutmain olmasıdır.Azmi sağlam ve iradesi güçlü olduğu için kalbin hızlı bir şekilde terakki etmesi, ünsün kokusunu teneffüs etmesi ve muhabbet nurunun parıltısını görmesidir.Kalbin, hikmetin hidayetiyle tevhid yoluna girmesi, himmetin kuvvetli oluşu sayesinde tecelli nurlarının parıltılarını görebilmek için basirete yönelmesidir.Basiretin gücüyle Hakk'a cezbedilme (çekilme), aşırı şevkten dolayı cemalin nuruyla yanıp tutuşmaktır.Cemalin azametinde doğmak ve celal perdelerini yırtmak için Allah'tan başka herşeyden alakayı kesmektir.Salikin sıfatların kesretinin nurunun kendisine hakim olup istila etmesinden kaçarak zat-ı ahadiyyetin nuruna sığınmasıdır.Vücudun cem'inin aynında (aynü cem'ül-vücud) yok olmak, sırf şuhud ile taayyünün resminden kurtulmaktır.
6
Tefekkür (Fikir Yürütmek)"İnsanlara kendilerine indirileni açıklaman ve onların da düşünmeleri için sana bu Kuran'ı indirdik."(16:44). Tefekkür talep edileni elde etmek için anlayışın çaba sarfetmesidir.Gaybi idrakler için basireti kullanmaktır. Böylece soyut konular akla yatar, kabul edilir. Rüyet olmaksızın gaybden gelen delille matlubu elde etmektir. Salikin amellerini afetlerden kurtarma keyfiyetini elde etmesi; onları revatibi yerine getirebileceği bir ilimle süslemesi ve doğru bir niyet ve iç temizliği ile en güzel şekilde yerine getirmesidir.Bol nimet ve ihsan sahibi olan Allah katından daha önce verilmiş olan nimetler ile kişiyi velayet mertebesine kadar ulaştıracak olan daha sonraki nimetleri görmeye çalışmaktır. Sonradan verilen nimetler, bela ve musibet şeklinde gelmiş olsa bile salik, şükrünü eda ederken acz ve haya içinde olmalı, şiddet ve belaya sabır göstermeli, hatta nefsinin kaza ile cezalandırılmasına dahi rıza göstermelidir.Tarikat adabının inceliklerini öğrenerek, bunları şeriat hükümlerinin temeline tatbik etmek ve azimette sıdkı tercih ederek ruhsatları gevşeklik (fetret) olarak değerlendirmektir.Vehim ve hayalin marifet ve hikmetlere bulaşıp bulaşmadığını basiret nuruyla gözden geçirmek ve sekinet nuruyla kehanet (zan/hayal içeren görüş) ile feraseti birbirinden ayırt etmektir.Sevgilinin alemdeki tecellilerinin güzelliklerini aramak, mahlukata Hakk'ın sıfatlarının nuruyla bakmak ve bu sıfat ve nurları O'nun vergileri olarak kabul etmektir.Telvinden temkine yükselmek, lahzdan farka varmaktır.Her iki alemden de uzaklaşarak (infisal) müşahede, mu'ayene ve ittisal derecelerine ulaşmaktır.Marifetten hakikate, bekadan da telebbüse geçmektir.
7
Tezekkür (Üzerinde Düşünmek)"Ancak Allah'a yönelen öğüt alır."(40:13). Tezekkür, tefekkür edilen şeyi var bulmaktır. Esasları üçtür: a) Nasihatten yararlanmak. b) İbret gözüyle bakmak. c) Tefekkürün meyvesini elde etmek. Nasihatten yararlanmak için, nasihate şiddetle ihtiyaç duymak, nasihat edenin ayıbını görmemek, vaat ve vaat edileni hatırlamak gerekir. İbret gözüyle bakmak için, aklın hayat bulması, ömrün değerini bilmek ve süfli (aşağı) arzulardan kurtulmak gerekir. Tefekkürün meyvesini elde etmek için ise, kısa emelli olmak, Kuran'ın anlamlarını düşünmek, insanlar arasına fazla karışmamak, isteklere dalmamak, Allah'dan başkasına alaka kurmamak, çok yiyip, içmekten sakınmak gerekir.Vaaz ve nasihatleri dinleyip ibret alınmasıdır.Elinden kaçırmış olduğu ibadetleri hatırlaması ve ahirette başına gelecek hallerin yakın olduğunu bilmesidir. Nefsini küçük görmek için yaratılışının başlangıcını hatırlamasıdır. Nitekim Cenabı Hak, "Andolsun, biz insanı çamurdan bir özden yarattık", "İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?" ve benzeri ayetlerde, insanın aslının yokluk (adem) olduğuna dikkati çekmektedir. Böylece salik, halka karşı muamelesinde hürmek, tefviz, riayet ve teslim üzere davranır. Salikin, sonradan olan şeylerin (imkanın) şerrin, vacibul vücud olanın da hayrın kaynağı olduğunu hatırlaması ve bu sayede kötü vasıflarını güzel özelliklerle değiştirmesi, iyi ahlak sahibi olması ve Hakk'ın nimetlerine şükretmesidir.Salikin ezelde vermiş olduğu ilk ahid ile ilahi lütuf sayesinde sonradan kazanmış olduğu iyi özelliklerinin Hakk'a ve ilahi nura ulaşmasının (vasl), adem oluşu itibarıyla özünün ise karanlık ve Hakk'tan uzaklaşmanın (fasl) kaynağı olduğunu hatırlamasıdır. Böylece bu nura yönelir, onunla ünsiyet kurar, mahbubunu hatırlar ve vermiş olduğu söze sadık kalarak ona teveccüh eder.Salikin kendisine verilmiş olan ilim ve hikmeti hatırlamasıdır; zira hikmet müminin yitik malıdır. Ayrıca ezeldeki ahdinin aslını görmesi ve asli vatanına iştiyak duymasıdır.Sıfatların nurlarını ve kadim olan güzelliklerini hayal etmesi ve unuttuktan sonra ezeli zatın cemalinin azametini idrak etmesidir. Bu sayede ezelde hissettiği sevgi ve heyemana yönelir.Hakk'ın onu zikrettiğini; ilahi sıfatları ve Hakk'a kavuşmadığı zamanlar hangi halde olduğunu hatırlamasıdır.Ezelde müşahede ettiğini müşahede etmesi, evvelde gördüğünü görmesidir (muayene).İfna olduğu zamana dönmesidir ki, bu zamanda Allah vardı ve O'nunla birlikte hiçbir şey yoktu; ebeddeki bekası ezelde nasılsa şu an da öyledir. Bu, cem ve farkın ahadiyyetidir. Bunun için denilmiştir ki, ezelde fani olan fani, ebedde baki olan bakidir.
8
İtisam (Yapışmak)"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı yapışın."(3:103). "Allah'a sımsıkı sarılın, o sizin Mevla'nızdır." (17:78). Allah'ın ipine sarılmak, devamlı O'na itaat etmek ve emrini gözetmektir. Allah'a sarılmak ise bütün vehim ve tereddütlerden kurtulup, terakki etmektir.Allah'ın ipine sarılmaktır. Allah'ın ipine sarılmak demek, Allah'ın kitabına ve elçisinin sünnetine uygun olarak kulluk yapmak demektir.Nefsin güçlerine hükmetmek ve şeytanın tuzaklarını boşa çıkarma hususunda Allah'ın tevfik ve yardımına yapışmaktır. Hakk'ın kuvvet ve kudretine sarılmaktır.Yalnızca Allah'ın ahlakına yapışmaktır. İlahi kuds nuruna sarılmaktır. Hakk'ın ilmine ve hikmetine yapışmaktır.Hakk'ın vahdeti için gerekli olan muhabbetini çekmeye çalışmaktır.Allah'ın isimlerinin tecellilerinin nurlarına sarılmaktır.Hakk'ın zati tecellilerine yapışmaktır.Hakk'ın hüviyetinde büsbütün fani olduktan sonra uluhiyyetine sarılmaktır. Böylece salik yaptığını Hakk'ın bekasıyla yapar.
9
Firar (Kaçmak)"Öyleyse Allah'a kaçın."(51:50). Firar, fani olandan ezeli olana kaçmaktır.Hakk'a ibadetten uzaklaştıran ve günaha sürükleyen şeylerden uzaklaşılmasıdır. Kendine ait bir güç ve kuvvetin bulunduğu iddasından, dünyaya olan heva ve meylin onu istila etmesinden ve süfli şeylere yönelen tabiatının gerektirdiği şeylerden kaçınmasıdır.Nefsin her iki alemle ilgili karşılık beklentisinden dolayı amelleri ifsat etmeye yönelik maksatlarından, riayet ve hürmetin şartlarını ihmal etmekten ve Hakk'tan meşgul eden her şeyden firar etmektir.Salikin mürüvetini zedeleyen ve fütüvvetine halel getiren şeylerden kaçınmasıdır. Salikin süluk yolunda azmini zayıflatan her şeyden uzaklaşmasıdır ki bu husus, "huzur ehlinin tarikat edebi" olarak isimlendirilir.İlim ve hikmetle meşgul olsa bile himmetin yüceliğine aykırı olan ve kalbini, Hakk'a yönelmekten çeviren her şeyden kaçmasıdır.Salikin kesbini, amelini ve vuslata yapışmayı görmekten; Sevgiliyi unutmasına neden olan ve himmetini azaltan her şeyden sakınmasıdır.Saf olsalar bile Hakk'ın dışındaki (bakâyâ) her şeyden kaçmasıdır.İsimlerin tecellilerinin çokluğundan, onları müşahede etmekten ve benliğin kalıntılarını inkar etmek suretiyle benliğinden sakınmasıdır.İkiliğin hükümlerinden, bunlara itibar etmekten ve hatta firar ve etkilerini görmekten kaçmasıdır.
10
Riyazet (Nefsi Kırmak)"Ve Rabblerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar." (23:60). Riyazet, nefsi doğruluğu kabul etmeye alıştırmaktır.Uzuvları, tabiatın gerektirdiği şeylere muhalefet edip şeriatın hükümlerine uygun amel etmeye alıştırmak için hayırsız hazları terk etmek ve şeriatın tanıdığı haklarla yetinmektir.Benliğe ait güçleri baskı altına almak; dünyaya yönelmemek ve dünyevi şeyleri kabul etmemek; nefsin iddalarını ve kendi lehine verdiği hükümleri reddetmek ve içinde gizlediği arzu ve istekleri yok etmektir.Kalbi Hakk'a bağlamak ve halktan nazarı kesmektir. Kötü huy ve alışkanlıklardan sıyrılmak ve güzel ahlakla ahlaklanmaktır.Himmetleri tek bir himmet yapmak -ki bu, maksudu talep etmek ve mahbubun huzurunda edebli davranmak demektir- ve O'nun dışındaki şeyleri yok farzetmektir.Himmeti sadece Hakk'a bağlamak; basireti O'ndan uzaklaştıran şeylerden tasfiye etmek; batını ledünni ilimden başka her şeyden boşaltmak ve hakiki nurla sükun bulmaktır.Salikin şevkin kuvvetiyle kendisini Hakk'a çeken şeye çekilmesi ve Hakk'ın hükmüyle ilimin hükümlerinin kayıtlarından sıyrılmasıdır.Nefs ve kalbin sıfatlarından kalanların ortaya çıkmasından kaynaklanan telvinatı, ağyarı görmeye sebep olan aklın hükümlerini, mümkünatın vasıflarını, hadislerin alametlerini ve faslın hükümleriini yok saymaktır.İyan, ittisal ve infisalin hükümleriyle çatışmaması için ilmin örtülerini kaldırmaktır.Salikin marifeti ilimden arındırması, kesretin vahdette zuhuru esnasında meydana gelen fenadan sonra beka halinde Hakk'ın Hakk'la şuhudunu, kendi ve gayra ait şuhudun resminden tasfiye etmesidir. Böylece hudûs için kıdem söz konusu olmadığı gibi fark hali de cem'e muarız olmaz.
11
Sema (İşitme)"Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi." (8:23). Semanın inceliği, uyanık olmanın (farkındalığın) hakikatidir.Nefsini tezkiye etmiş yumuşak sesli bir vaizden (şahsen veya eseri vasıtasıyla) vaadin ve vaad edilenin işitilmesidir ki, vaaz yerini bulup etkilesin. Böylece kişi sorumluluklarına daha sıkı sarılmak üzere motive olur. Meleğin ilhamı, nefsin ve şeytanın vesvesesini birbirinden ayırdıktan sonra ilahi davete icabet etmesidir.Kuran ve sünnette yer alanlara kulak vermek ve bunları şeriata uygun bir şekilde yerine getirmektir. Cenab-ı Hakk'ın kendi ahlakıyla ahlaklanma ve hükümlerinden razı olma davetine icabet etmektir.Kalbin "Siz beni anın ki ben de sizi anayım" ayetinde işaret edildiği üzere ilahi hitabı işitmesi ve "Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir kulaç, bir kulaç yaklaşırsa bir arşın yaklaşırım. Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim" kudsi hadisinde ifade edildiği gibi Allah'a yaklaşmasıdır.Salikin, hükmü kabul etmesi ve ilhamı almasıdır.Hakk'ın kendini kuluna sevdirmesindeki lütufları kabul etmek ve "Allah'ı seviyorsanız bana uyun." ayetinde belirtildiği üzere Hz. Peygamber'e tabi olmaktır.Salikin "Şüphe yok ki ben Allah'ım" hitabını önce sırrından sonra da eşyadan işitmesidir.Salikin "Gerçekten ben onlara yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm." ayetini Hakk'ın sem'iyle işiterek icabet etmesi; ve Hak onun sem'i lduğunda da "Biz ona şah damarından daha yakınız." ayetini duymasıdır.Salikin işitmesinin telbisten ibaret olduğunu bilmesidir.
12
Hüzün"Üzüntüden gözyaşı dökerek dönen kimseler."(9:92). Hüzün, elden kaçan bir şeyin acısını hissetmek, veya olması mümkün olmayan bir şeyden dolayı hayıflanmaktır.Daha önce sorumsuzluk uçurumuna düşmüş olmaktan dolayı içeride gizlenmiş acının hissedilmesidir. İbadetleri hakkıyla yerine getirememeye, cefa vartasına düşmeye ve günleri zayi etmeye üzülmektir.Hatırın dağılmasına, kalbin gayr ve masiva ile ilgilenmesine hüzünlenmektir. Batının, iyi ve değerli vasıflarını kaybetmesine üzülmektir. Salikin azmindeki gevşekliğe, bir takım çekişmelerden dolayı Hakk'ın huzurunda edepli olamamaya, hükümlere itiraz etmeye ve Hakk'ı unutmaya üzülmesidir.Cehalete, Hakk'ın şuhudundan alıkonulmaya ve himmetin gitmesine hüzünlenmektir.Sevgiliyi unutmaya, vecdin kaybolmasına ve şevk iştiyakının yok olmasına üzülmektir.Hüznün sürura dönüşmesidir. Eğer bu mertebede sır sürurla dolu olmazsa, salik süruru kaybetmekten, batınının bulanık hale gelmesinden ve telvin anında temkinli olmayı gerçekleştirememekten dolayı hüzünlenir.Sıfatlarla zatın şuhudundan perdelenmeye ve cem'in suretine ulaşamamaya üzülmektir.Cem'den sonra farkın (el-farku ba'de'l-cem) başlarında meydana gelir. Bu ise, cem' ve hususa işaret edilmektedir: "Demek sen, bu söze inanmazlarsa, arkalarından üzülere adeta kendini tüketeceksin."
13
Havf (Korku)"Onlar üstlerindeki Rabb'lerinden korkarlar."(16:50). Havf, ilahi haberi/bildiriyi dikkate almak suretiyle emin olmanın rahatlığından ve gevşekliğinden kurtulmaktır.İşlenen günahlardan tövbe etmeden önce ölmekten korkmaktır. Havfın aslı, müridin vaidi tasdik etmekle birlikte günahlarını hatırladığı ve akıbetini düşündüğü için cezalandırılmaktan korkmasıdır.İlahi mekrden, Hakk'ın yüz çevirmesinden, huzur ve murakabenin lezzetini kaybetmekten korkmaktır.Noksanlıktan ve kemali elde edememekten korkmaktır. Ünsün lezzetini kaybetmekten, azimde gevşek davranmaktan ve iradede kusurlu olmaktan korkmaktır.Himmetin eksikliğinden, cehalet ve zillet içinde kalmaktan korkmaktır.Şevk ve vecdin kaybolmasından korkmaktır.Azamet tecellisi sebebiyle havfın celal heybetine dönüşmesidir.Söz konusu heybetin müşahede sahibini inbisattan alıkoyması ve izzet sadmesiyle muayene ehline engel olmasıdır.Zatın tecellisi anında kahrın heybeti ve kulun resminin silinmesidir. Sonra hem korkan kişi, hem de heybeti sırf fena (fena-i mahz) esnasında bütünüyle yok olur.
14
İşfak (Acıyarak Sakınmak)"Daha önce biz aile çevremiz içinde bile endişe ederdik."(52:26). İşfak, rahmeti ummakla birlikte sürekli çekinme halidir.Salih amelleri kaybetme endişesi taşımaktır.Nefsine acıyarak büyük günahlardan ve bunlara devam etmekten sakınmasıdır. Nefse karşı gösterilen bu işfak, kişinin hevasına uymaması, şeriat ve tarikatla ters düşmemesi içindir. Çünkü nefsin özünde kötülüklere meyletme ve haktan uzaklaşma özelliği vardır.İçine tefrika karışmasın yani gayra yönelip iltifat etmesin diye vakte duyulan işfaktır. Zira böyle durum, riayet ve murakabeye aykırıdır. Nitekim Hakk'la birliktelik huzur halinde iken mümkündür.Hakk'ın muradının dışındaki isteklerde bulunur endişesiyle nefse, günahlarından dolayı cezalandırılacakları korkusuyla halka gösterilen işfaktır. Çünkü bu mertebede bulunan ilahi takdiri insanlar üzerideki etkisini bilmektedir.Kalbini manevi terakkiden alıkoyacak olan bıkkınlık, fetret veya yakini bozacak şüphe gibi hususların ona arız olabilmesinden dolayı kalbine duyduğu işfaktır.Vehim şeytanının aklı yolundan alıkoyarak ilim konusunda kendisiyle çekişeceği düşüncesiyle akla, kevni perdelerinin de basiretin önüne geçeceği düşüncesiyle basirete olan işfaktır.Mahbubunu unutabileceği veya maşukuna olan özlem ateşinin sönebileceği endişesiyle sırra yani batına duyulan işfaktır.Telvin ve temkinin vakti etkisi altına alma endişesiyle vakte işfaktır. Aksi halde salik nefsine meyledip suhuddan gafil olur.Sekr halinde kalıp sahvın lezzetinden veya fasılda kalıp vuslatın kemalinden mahrum olma kaygısıyla hafâ makamında işfaktır.Tevhid-i mahzdan alıkonma korkusuyla tahkik makamında işfaktır.
15
Huşu"İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inenler sebebiyle kalplerinin ürperme zamanı daha gelmedi mi?"(57:16). Huşu, hürmet veya korku sebebiyle nefsin ve tabiatın yatışmasıdır.Organların ibadet ve itaati tam bir teslimiyet ve gönüllü olarak yapmasıdır.Nefsin hakkını inkar etmektir. Ayrıca nefsin kuvvetlerinin, ilahi hükme boyun eğmek suretiyle Hakk'ın nazarında zilleti, azameti karşısında da haşyeti hissederek sükun bulmasıdır. Salikin murakabe anında kalbinin küçülmesi; Hak için O'nun dışındaki her şeyi inkar etmesi; nefsinin ve amelinin kusurlarını bilmesi sebebiyle kendini küçük görmesidir. "Rablerine dönecekleri için verdiklerini kalpleri ürpererek verenler" ayeti bu hususa işaret etmektedir.Tabiat ateşinin Hakk'ın nuruyla sönmesi, salikin fazilet sahibi herkesi kendinden üstün görmesi ve kötü vasıflarının iyi vasıflara dönüşmesi için ilahi sıfatlarla muttasıf olarak nefsani özelliklerinden sıyrılmasıdır. Salikin noksanlığından dolayı ezilmiş, taşıdığı yokluk vasfından dolayı da küçülmüş olarak Allah'a teslim olmasıdır. Bunu, Hakk'ın rububiyetini yerine getirmek, ubudiyyetinin de edebini korumak için yapar.Salikin azamet tecellisi anında zilletini iyice ifade etmesi, kazanın hükmüne teslim olması ve itirazı terk ederek amelini görmemesidir.İlmin hükümlerinden sıyrılıp, halin hükümlerine bağlanmaktır.Safanın nihayetine ulaşmak için fena meltemini teneffüs etmektir.Salikin sıfatlarının Hakk'ın sıfatlarında yok olması suretiyle vasıflarınadn ifna olmasıdır.Varlığına ait kalıntılardan (bakiyye) ve ikilikten kurtulmasıdır.
16
İhbat"O ihlaslı ve mütevazı olanları müjdele!"(22:34). İhbat, geriye dönmekten ve tereddütten kurtularak emin olunan yere gelmektir.Nefsin Hakk'a muhalefetten vazgeçerek sakinleşmesidir.Salikin tereddüt ve tevbe etmesini gerektiren şeylerden uzaklaşarak güvenilir bir yere sığınmasıdır. İsmet vasfının şehveti hükmü altına alıncaya kadar nefsin, riayet ve murakabe konusunda dosdoğru Allah'a yönelerek sükunet bulmasıdır. Cenabı Hakk'ın ahlakıyla ahlaklanmak ve ilahi nurla aydınlanmak suretiyle nefsin sükunete ermesidir. Kalbin, hiçbir sebebin iradesini eksiltemeyeceği ve hiçbir arızın da Hakk'la olan ünsiyetini yok edemeyeceği şekilde Hakk'a seyrinde sükun bulmasıdır.Aklın, basirete dönüşmek, gayra asla iltifat etmemek ve himmetini Hakk'tan başkasına yöneltmemek suretiyle sükunete ermesidir.Sırrın, Sevgilinin çekimine kapılmak ve iştiyakla ilahi cezbeye boyun eğmek suretiyle sükuna ulaşmasıdır.Ruhun mahbuba bakmakla sükun bulması, telvinden kurtularak temkine cezbolunmasıdır.Şühudun devam etmesi ve resimden uzaklaşmak suretiyle ittisalin kalıcı olmasıdır.Salikin Hakk'ta sükun bulması ve halka ait rüsumun fenasıyla halktan bütünüyle uzaklaşmasıdır (firar).
17
Zühd (Çekilmek)"Eğer mümin iseniz Allah'ın bıraktığı sizin için daha hayırlıdır."(11:86). Zühd, bir şeye karşı arzunun tamamen kaybedilmesidir.Meşguliyetleri terk etmek, alakaları kesmek ve menfaatlerden kurtulmaktır. Böylece kişi olabildiğince kısa emelli olur ve yarın ahirete göçecek gibi, dünya geleceği üzerine plan yapmaksızın yaşar.Herşeyden tamamen uzaklaşmaktır.Salikin vaktini Hakk'ın huzurunda geçirebilmek ve Allah'a yönelmedeki tutarsızlığından kaynaklanan sıkıntıdan kurtulmak için fuzuli şeyleri terk ederek kendine ait haklarla yetinmesidir.İsarı alışkanlık haline getirmek ve cimrilikten sakınmak için fani şeylere meyletmeyi bırakmak; hür kişilerden olmak için de kevnin bağından kurutlmaktır.Salikin onu Hakk'a yönelmekten (kasd) alıkoyan herşeyden uzaklaşması ve kalbinin Hakk'la yetinmesi için (gına) sürekli fakr halinde olmasıdır.Batınını kevnin karanlığından arındırması, basiretini de ilahi nura yöneltmesidir.Salikin, Sevgilinin dışındaki her şeyden yüz çevirmesi ve matlubun tecelli nurundan başka ünsiyet ettiği her şeyden uzaklaşmasıdır.Gayr adı verilen şeylerden sakınması, kendisinden hayır gelen kişiyle huzur bulmasıdır.Zatın cemalinin şühuduna engel olan sıfatlara ait güzellikleri kaldırmaktır.İkiliğin resmini yok etmek suretiyle varlıktan arta kalanları yok etmektir.
18
Vera (Sakınmak)"Elbiseni temizle."(74:4). Vera, korku veya tazim sebebiyle mümkün olduğunca sakınmaktır.Haramlardan kaçınmaktır.Dinen haram olmasa bile nefsi korumak ve edeb sahibi olmak için mürüvvet ehlinin nezdinde mekruh kabul edilen şeylerden uzaklaşmaktır.Hakk'ı murakabe ve O'na riayetten alıkoyan fuzuli şeylerden ve halkla içli dışlı olmaktan ve onlara önem vermekten sakınmaktır.Nefsi tabiatın kirlerinden korumak, güzel ahlak ve faziletlerin gereklerini yerine getirmektir.Hakk'ın dışındaki şeylere iltifattan sakınmak, azimde tereddütten kaçınmak ve Hakk'ın kapısından başka kapılara yönelmemektir.Salikin, basiretinin hakikatine ulaşamadığı şeylerden ve mutmain olmadığı hususlardan kaçınmasıdır.Muhabbetin hükmü sabit olsun ve Hakk'a sığınma duygusu galip gelsin diye zevkin güzel kabul etmediği ve şevkin cezbetmediği şeylerden sakınmaktır.Vaktin dağınıklığına sebep olan her türlü çağrıdan ve Hakk'tan meşgul eden ve O'nun buğzunu gerektiren her türlü işten kaçınmaktır.Salikin Hakk'ı görmesine (muayene) engel olan ve kendisi ile muhibbi arasında da perde teşkil eden şeylerden sakınmasıdır.Salikin, rüsumu yok ederek cem haline ulaşmasına engel olan şeylerden ve kendisini cemde görmekten sakınmasıdır.
19
Tebettül (Uzaklaşmak)"Her şeyi bırakıp, bütün gönlünle yalnız O'na yönel."(73:8). Tebettül, her şeyden bütünüyle uzaklaşmaktır.Günahlardan lezzet almamak ve nefsi günahlara meyletmekten alıkoymaktır.Gerek havf, gerek reca gerekse başka sebeplerden olsun hazlardan, uzak durmak ve gayra yönelmemektir.Salikin hal, fiil ve kuvvetinden uzaklaşarak Allah'a yönelmesi, O'na teslim olması ve işini O'na bırakmasıdır.Hakk'ın ahlakıyla ahlaklanması ve sıfatlarının nuruyla aydınlanması için nefsi hevadan uzaklaştırmak, tabiatında ve yaratılışındaki karanlıklardan arındırmak suretiyle Allah'a yönelmesini sağlamaktır.Halktan uzaklaşarak Hakk'la ünsiyet etmektir.Nefsle olmaktan uzaklaşıp, ilahi nura yönelmektir.Kesbten kurtulmak ve cezbeye boyun eğmektir. Mahlukiyyete ait hükümlerden ve yaratılışın eserlerinden uzaklaşarak Hakk'ın hükümlerine ve uluhiyyete ait vasıflara yönelmektir.Hüviyyette yok olmayı talep ederek ikiliğin resminden kurtulmaktır.Cemde bütünüyle yok olmak ve varlığın kalıntısı olmaksızın Hakk'ta fena bulmaktır.
20
Reca (Ümit)"Andolsun ki Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir."(33:21). Reca, düşüncesiz (rahat) davranmaktır ve korkunun hararetini bastırır.Kurtuluş beklemektir.Sevap ümidi içinde olmak.Dini hükümleri yerine getirerek Hakk'ın yakınlığını (kurb) ve kerametini ümit etmektir.Mürüvvetin sağlam olması için fütüvvet makamını ümit etmektir.Gayrla değil Hakk'la ünsiyet etmeyi ve O'nunla yetinmeyi ümit etmektir.Musibet esnasında sekinetin inmesini, sekinetin inmesi anında da itminanı beklemektir.Şimşeğin çakması anında Hakk'la buluşmayı (lika), zevkin husûlünde de sürurun kemalini ümit etmektir.Telvin anlarında temkini beklemektir."Bana (kendini) göster seni göreyim." ayetinde işaret edildiği üzere mükaşefe anlarında müşahedeyi, "Seninle benim aramdaki varlığım beni senden uzaklaştırmaktadır / O zaman fazlında aramızda perde olan varlığımı kaldır." mısrasında zikredildiği üzere müşahede annda da muayeneyi beklemektir.Farkı-ı sani ve halkın zuhuruyla telvin meydana geldiği zaman cem ve farkın bir olduğu makamı ümit etmektir.
21
Rağbet (Ummak)"Umarak ve korkarak bize dua ederlerdi."(21:90). Rağbet, kesin bilgiden hareketle bir şeyi gerçekleştirmeye girişmektir.Nefsin mubahlara meyletmesi ve güzel şeyler ummaktır.Cenab-ı Hakk'tan gelen doğru bir haberle rağbet ettiği şeyin meydana gelmesini ummak ve kıyamet gününde Allah ile buluşmayı istemektir.Müşahede ehlinin müşahedesine rağbet etmesi ve normalde aklına ve vehmine ters düşen şeylerden kurtulmak için müşahede ettiği şeylerle rağbetini güçlendirmesidir.Fütütvvet, istidad ve velayetin kemaliyle ilgili hasletleri elde etmeye rağbet etmektir.Masivadan yüz çevirerek maksuda rağbet etmek, onun zikriyle ve sülük esnasında karşılaşılan şeylerle ünsiyet etmektir.Salikin kendisine itminan veren, himmetini yükselterek sükunetini sağlayan nurlara rağbet etmesidir.Salikin, şevkinin cezbettiği ve şevkinin de doğru olduğuna hükmettiği şeye çekilmesidir.Sıfatların nurlarına dalmak ve zatın cemalinin şuhûdundan önce bu nurların güzelliklerine meftun olmaktır.Salikin ilahi güzelliklere gark olmuş gizli bir varlığının kalıntısıyla birlikte zatın cemalinin nurlarından gördüğü şeylere sürüklenmesidir.Herhangi bir ittisal söz konusu olmaksızın Hakk'la beraber olmaktır. Zaten bu beraberliğin hakikatini yaşamak ittisalin üzerinde bir husustur.
22
Riayet (Uymak)"Sonra da ona hakkıyla riayet etmediler."(57:27). Riayet, inayetle (amelini, halini, vakitlerini kendine atfetmekten) korumaktır.Nefse zor gelse de dinin hükmüne boyun eğmektir.İbadet ve taatın külfetini kaldırabilmek için bedenen ve nefsen güçlü olmaktır.Amelleri dini hükümlere göre yerine getirmek ve onlara değer vermemek ve nefsin iltifatını görmemek suretiyle işlemeye devam etmektir.Nefsin riayet vasfıyla ahlaklanmasıdır.Kastı, gayra meyletmekten, azmi gevşeklikten, iradeyi eksik olmaktan, edebi de bir an bile olsa ihmalkarlıktan korumaktır.Kıyasla hükmetme yoluyla akla riayet etmektir.Perdelenmekten korkmak ve kesbin kirinden sakınmaktır.Vaktin resminden arınmak (tasfiye) suretiyle vakte riayet etmektir.Müşahedenin Hakk'ın şühudundan farklı olduğunu, muayenenin de Hakk'ın 'aynı olmadığını bilmektir.Hakk'ın ezeli oluşunu idrak etmektir; zira ezelde O'ndan başkası yoktur.
23
Murakabe (Gözetmek)"(Müşrikler) bir mümin hakkında ne bir yakınlık, ne de bir anlaşma gözetirler."(9:10). Murakabe, (başkasını ve başkalarını unutarak) istenileni gözlemeye devam etmektir.Uzuvları (dış organlar) Hakk'a muhalefetten korumaktır.Nefsin arzularına davet eden sebeplerden sakınmak suretiyle nefsin kuvvelerine muhalefet etmektir.Salikin, tazim, yakınlık ve sürur halinde Hakk'a seyrine devam ederek kalbiyle Hakk'ı murakabe etmesidir.Hakk'ın, ahlakıyla nasıl tecelli ettiğini murakabe etmektir. Zira bu tecelli sayesinde kulları O'nun ahlakıyla ahlaklanabilirler.Edebi korumakla birlikte Allah'a yönelmede sürekli maksudu düşünmektir.Kuds alemina yöneldiğinde, Cenab-ı Hakk'tan marifet ve hikmetini kendisine indirmesini dileyerek, kaderindeki hükme razı olması ve ilahi rahmete mazhar olarak Hakk'ı murakebe etmesidir. Bu da ancak nefsin emirlerine uymayıp Hakk'ın emirlerine riayet etmekle gerçekleşir.Sevgiliye çekilmek ve matlub tarafından gelecek olan keşf ışığını gözlemektir.Sıfatlara ait rüsumun sıkıntısından rahatlatan nefesleri ve varlık kalıntılarına (bakiyye) ait küdurattan arınmış saf vakitleri gözlemektir.Sahvı sekrde, ittisali de infisalde murakebe etmektir.Ezelin işaretlerini ebede ait zamanlarda murakebe etmek ve resmi, cem'in hakikatinde ('aynü'l-cem) yok etmek suretiyle murakebe bağından kurtulmaktır.
24
Hürmet"Her kim Allah'ın emir ve yasaklarına saygı gösterirse bu, Rabb'inin katında kendisi için daha hayırlıdır."(22:30). Hürmet, muhalefet etmekten ve cüretkar olmaktan kaçınmaktır.Hakk'a muhalefet etmemektir.Muhalefete ait havatırdan ve ona sebep olacak şeylerden sakınmaktır.Cezalandırılma korkusu veya mükafat beklentisi olmaksızın sırf kulluk nedeniyle dini emir ve yasaklara saygı göstermektirİyi ahlakın gereklerini yerine getirmek suretiyle tabiatın özelliklerinden ve kötü ahlaktan korunmaktır.Salikin Hakk'a seyrinde ve azminde, masivaya iltifat etmemesi ve ilahi huzurda su-i edepten sakınmasıdır.Aklı, basirete dönüşünceye kadar fikirden, himmeti de hakikatin dışındaki şeylere bağlanmaktan korumaktır.- Kıskançlık sebebiyle sevgiyi gayra yöneltmekten korumaktır.
- Değerlerini muhafaza etmek için şevk ve vecdi unutkanlıktan korumaktır.
Süruru, güven duygusunun müdahelesinden korumaktır.Bastı, cüretin ona karışmasından korumaktır.Şühudu sebebin engelinden, vecdi de resmin engelinden korumaktır.
25
İhlas"Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır."(39:3). İhlas, ameli her türlü karışıklıktan arındırmak, saflaştırmaktır.Kullukta Allah'a hiç kimseyi ortak koşmamaktır.Amel işlerken üstünlük, makam arzusu gibi Hakk'ın rızasından başka duyguya kapılmamak ve O'na yaklaşma (kurb) niyetini lekeleyebilecek nefsani duygularla hareket etmemektir.Salikin amellerini görmemesi, amelleriyle ilgili karşılık bekleme talebinden kurtulması ve amellerinden hoşnut olmayı bırakmasıdır.Salikin amellerini kendine ait görmeyip Hakk'ın lütfu kabul etmesidir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Sabret! Senin sabrın ancak Allah'ın (yardımı) iledir."Salikin kasd ve azmini Hakk'ın tevfiki ve ihsanı olarak görmesi, sülukundaki cehd ve gayretini de kendine nispet etmesidir.Aklı, basiretin nuruyla vehmin kirinden; hikmet, firaset ve ilhamı da küfür ve resmin karanlığından kurtarmaktır.İbadet ve taati ilmin hükümlerinden arındırmak ve kesbin kirinden korumaktır.Vakti resmin bulanıklığından arındırmak ve sıfatları Hakk'ın 'aynında ifna ederek nefyetmektir. Hz. Ali bu hususta şöyle söylemiştir: "İhlasın en üst mertebesi, Cenab-ı Hakk'tan sıfatları nefyetmektir."Mevhumun mahvıyla birlikte ma'lumun ortaya çıkmasıdır.Ahadiyyet mertebesinde farkın cem'den nefyi ile tevhidin ihlasıdır. Hz. Ali şöyle demiştir: "Ezel sabahından doğan bir nur vardır ki, tevhidin heykelleri üzerinde bu nurun izleri görünür."
26
Tehzib (Islah Etmek)"Yıldız batınca, batanları sevmem dedi."(6:76). Tehzib, kirin ve fazlalığın giderilmesidir.Ameli, ilme uygun olarak güzelleştirmektir.Nefsi Hakk'a muhalefete meyletmekten temizlemektir.Salikin mizacını, cehaletin karışmasından ve alışkanlıklara meyletmesinden arındırmasıdır.Nefsi kötülüklerden temizleyerek faziletlerle süslemektir.Süluk esnasında Allah ile birlikte edebi güzelleştirmektir.Aklı, kuds nuruyla aydınlatarak arındırmak ve onu vehmin ve duyguların hükümlerinden uzaklaştırmaktır.Hali ilmin hükmüne meyletmekten, resme boyun eğmekten ve havatıra iltifat etmekten temizlemektir.Vakti resmin müdahalesinden, safayı kevnin bulanıklığından, temkini de telvinden temizlemektir.Sekri mahvdan, ittisali de tazimden arındırmaktır.Tehzibi görmeksizin cem ve farktan arınmak ve hatta cemi görmeksizin cemde kaybolmaktır (gaybet).
27
İstikamet"Artık O'na yönelin."(41:6). İstikamet, (metafizik) hallerin kendisi ile canlandığı ve ayakta durduğu bir ruhtur.Tövbe sözüne bağlı kalıp, buna yönelik verdiği hükümlerde kararlı olmaktır.Nefsin kuvvelerini kalbin hükmüne teslim etmektir.Allah'a yönelmede istikamet üzere olmak, sünnet yolunda sebat ederek Hakk'a doğru yürümek (seyr) ve dünya, ahiret ve bunlarla ilgili hazlara iltifat etmemektir.Adalet yolunu tutmak ve vahdetin gölgesinde sırat-ı mustakimden ayrılmamaktır.Salikin velayet yolundaki süluku esnasında kasdında istikamet üzere olmasıdır.Yüce bir himmete ulaşıncaya kadar ilim ve hikmet tahsilinde istikamet üzere olmasıdır.-Kesben değil de- bilakis cezben ve vecden hakikatin şuhuduyla sevgide istikamet üzere olmaktır.Hakk'ta Hakk'la kalmaktır.Müşahedeyi görmeyi terk etmek ve istikameti talep etmemek suretiyle müşahedede istikamettir.Allah'la fani olduktan sonra bekada istikamettir. Böylece salikin seyri, Allah'ın seyri olur ve salik Cenab-ı Hakk'ın onu kendi yerine ikamet ettiğini ve var kıldığını müşahede eder.
28
Tevekkül (Vekil Edinmek)"Eğer müminler iseniz ancak Allah'a güvenin."(5:23). Tevekkül, işi bütünüyle sahibine teslim etmek ve vekaletine itimat etmektir.Dinin emrettiği hususları yerine getirmek sebebiyle hevesten kaynaklanan düşük fiilleri terk etmektir.Bir şey yapabilme yapabilme kuvvetinin Allah'la olduğuna inanmaktır.İşi Hakk'a havale etmek ve O'nun vekaletine güvenmektir.Salikin herşeyin Allah'a ait olduğunu ve dolayısıyla Hakk'a havale edeceği birşeye sahip olmadığını bildigiği için tevekkül etmekten utanmasıdır. Bu nedenle salik mütevazı davranır, Allah'a sığınır ve şöyle dua eder: "Allah'ım nefsimi sakındır ve temizle. Sen nefsleri temizleyenlerin en hayırlısısın. Nefsimin velisi ve mevlasısın." Böylece güzel ahlakın kendi kesbinin ve gücünün sonucu değil de Allah'ın bir fazlı ve ihsanı olduğunu görür.Salikin Hakk'ın tevfiki hususunda kasd ve azminde tevekkül etmesi ve sülukunda O'na itimat etmesidir.Aklından soyutlanarak Hakk'ın ilmine ve lütfuna güvenmesidir.Salikin, Hakk'ın çekimine boyun eğmesi, sevgisine dalması ve kendi kesbinden uzaklaşmasıdır.Allah'ın onun bütün işini üstlendiğini bildiği için Hakk'ın lütfuyla O'nun fiilerinde fena bulmasıdır.Salikin Hakk'ın mülk sahibi oluşunu, kudretini ve asıllarındaki yokluk sebebiyle mahlukatın O'na kulluktaki acziyetini müşahede etmesidir.Her hususta nefsiyle değil de Allah'la kaim olmasıdır.Allah'la fani olduktan sonra bekada istikamettir. Böylece salikin seyri, Allah'ın seyri olur ve salik Cenab-ı Hakk'ın onu kendi yerine ikamet ettiğini ve var kıldığını müşahede eder.
29
Tevfiz (Bırakmak)"Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah kullarını her haliyle görür."(40:44). Tevfiz, sebebin vuku bulmasından sonra olduğu kadar, öncesinde de işin Allah'a teslim edilmesidir.Şeylerin gerçekleşmesinin Allah'ın dilemesine bağlı olduğunu bilmekle tedbiri terk etmek ve Hakk'ın emrine boyun eğip, itaat etmektir.Güç ve kuvvetin Allah'a ait olduğunu bildiği için bunlardan uzaklaşmasıdır.Salikin ilim ehline müdahale etmeyerek ilimle uğraşmayı onlara bırakması ve kendine ait olmayan hususlarda tasarrufta bulunmamasıdır. Zaten amelindeki istidadı da ona ait değildir.Nefsi sahibine teslim etmek ve Hz. Peygamber'in "Allah'ım! Beni en güzel ahlakla hidayete erdir. Zira senden başka güzel ahlakla hidayete erdirecek kimse yoktur. Kötü ahlakı benden uzaklaştır. Çünkü senden başka kötü ahlaktan uzaklaştıracak kimse yoktur." duasıyla nefsi Hakk'ın idaresine bırakmaktır.Mecburiyeti (ızdırar) görerek sebepleri terk etmesi, ihtiyarını bırakması, fakra yönelmesi, güç ve kuvvetinde fena bulmasıdır. Öyle ki, salik çaba ve gayretinde kendine ait bir etki görmediği gibi Allah'tan başka hiçbir tesir de görmez ve "Sizi karada ve denizde gezdiren O'dur." ayetini tasdik eder. Böylece seyrinde nefsi ve fiiliyle değil müsebbible olur.Salikin -kendi basiretine değil- Hakk'ın hidayetine itimat ederek, kendine ait hüküm ve hikmetten uzaklaşmasıdır.Salikin, mahlukata ait fiillerin, sükun ve hareketin Allah'tan olduğunu, Hakk'a duyduğu sevginin kendisine bahşedilen ilahi muhabbetten kaynaklandığını müşahede etmesidir.Hakk'ın işini üzerine aldığını ve hadiste belirtildiği üzere kulağı, gözü, dili, eli ve ayağı olduğunu müşahede etmesidir.Kabz, bast, sekr, sahv, fasl ve vasılda Hakk'ın bizzat salik üzerindeki tasarrufunu müşahede etmesidir.Varlığını hakiki varlık sahibine teslim etmesi, "Allah'ın vechinden başka herşey yok olacaktır." ayetine dayanarak Hakk'ın vechini Hakk'la müşahede etmesidir.
30
Sika (İtimat)"Kendisine zarar gelmesinden endişelendiğinde onu denize bırakıver."(28:23). Sika, tevekkül, tevfiz ve teslimin özüdür.Kuran'ın ve Hz. Peygamber'in bildirdiklerini hiç kuşkusuz tasdik etmektir.Güç ve kudretin sahibine itimat etmektir.İlahi hükümlerden hatanın sadır olmayacağını bilmek; ezeldeki taksim ve hükme güvenerek daha fazlasını elde etmeye çalışmaktan kurtulmaktır.Hz. Peygamber'in: "Allah şu dört şeyi tamamlamıştır: Yaratma, ahlak, rızık ve ecel." sözüne güvenmektir.Allah'tan başka hiç kimsenin kadir olmadığına itimat etmektir."O, herşeyi çok iyi bilendir (Alim) ve hikmet sahibidir (Hakim)." ayetine güvenmektir.Ezeli inayete ve "Allah'ın sevdiği ve O'nu sevenler" ayetinin anlamının gerçekleşeceğine itimat etmektir."O, hakiki dosttur (veli) ve övülmeye layık olandır (hamid)" ayetine güvenmektir.Salikin Hakk'ın gözle görülmesi hususundaki (muayene) ezelliyetine itimat etmesi ve benliğinin rüsumlarından kurtulmasıdır.Hakk'ın kayyumiyyetine güvenmesi ve fenasından emin olmasıdır.
31
Teslim"Hayır! Rabb'ine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam manasıyla kabul etmedikçe iman etmiş olmazlar."(4:65). Teslim, direnmeksizin kabul etmektir.İtiraz etmeksizin ve bir sebep aramaksızın dini hükümlere teslim olmaktır.Dinin hükümlerine teslim olmak ve herhangi bir tartışma ve hoşnutsuzluğa kapılmadan gereklerini yerine getirmektir.Salikin aklına ters düşse de vehmine sığmasa da ilahi hakikat ve sırları kabul etmesidir.Taşkınlık yerine sabrı, cimrilik yerine isarı tercih etmek ve nefsinin tabiatına aykırı olan hususlara boyun eğmesi, fakat bunu yaparken ifrat ve tefritten uzak durmasıdır.Ünsün kuvvetiyle kasdı keşfe teslim etmektir.Basiret ve hikmetin Hakk'a yönelmiş olan himmete teslim olmasıdır.Sevginin güçlü ve cezbenin de şiddetli olması için işleri Hakk'a teslim etmektir.Resmi hakikate teslim ederek yaratılmışlık vasıflarından sıyrılıp çıkmaktır.Muayeneyi muayine, hayatı da zatıyla hayy olana teslim etmektir.Salikin teslimini görmeksizin, aksine teslimin ona Hakk'tan geldiğini bilerek, Hakk'ın dışındaki her şeyi Hakk'a teslim etmesidir.
32
Sabır"Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir."(16:127). Sabır, nefsi şikayet etmekten ve asilikten alıkoymaktır.Nefsin günahlardan uzak durması ve itaat ve ibadette karar kılmasıdır.Nefsi şehvetlere meyletmekten menetmek ve onun ibadetleri huy edinmesini ve belaların karşısında ümitsizliğe düşmemesini sağlamaktır.Nefsi tembellikten uzaklaştırarak riayet hususunda kalbin tarafında olmaya teşvik etmektir.Salikin hayası sebebiyle Hakk'a muhalefet etmemeye sabretmesi, yine Allah'a hürmet göstererek ve dua ederek belalara sabır göstermesidir.Salikin kötü yollara girmemeye karşı sabretmesi ve sülukunda nefsi de dahil olmak üzere Hakk'ın dışındaki şeylere iltifat etmemesidir.Hakk'a olan tazimini ve himmetini yüksek tutma hususunda sabır göstermesidir.Allah ile sabırdır (es-sabrü ma'allahi).Allah'ta sabırdır (es-sabrü fillahi). Yani sıfatların tecellilerinde ve onlarla muttasıf olma hususunda sabırdır.Müşahede ve mu'ayeneye devam etmeye ve gayrı düşünmemeye ve gayrla olmamaya sabırdır.Fenadan sonra beka makamında Allah'la sabırdır (es-sabrü billahi).
33
Rıza"Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabb'ine dön."(89:28). Ayette Allah kendisine yönelene rızayı şart koşmuştur. Rıza, samimi ve doğru duruştur. Buna göre kul, durduğu yerde ne ilerlemeyi, ne de geri kalmayı ister. Takdir edilene muhalefet etmediği gibi, bu şeyin takdir edilen vaktin dışında (önce ya da sonra) gerçekleşmesini de arzulamaz. Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, peygamber olarak da Hz. Muhammed'den (sav) razı olmaktır.Salikin Allah'ın bildirdiği şer'i sınırlarda durması, bunları aşmaktan kaçınması ve ruhsatlara meyletmemesidir.Nefsin şer'i sınırlara sarılması ve bu husustaki gayretini dile getirmeksizin bütün gücünü harcamasıdır.Kaza ve takdir edilen herşeyde Allah'tan razı olmaktır. Bu durum, Allah'ın kuldan razı olmasının neticesidir: "Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır."Salikin seyr-ü süluktaki kastını, azmini ve iradesini kendisinden değil de Hakk'tan bilmesidir: "Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz."Allah'ın hidayeti ve muvaffakiyetiyle dini hükümlerin kesin oluşunu bilmek ve bu konuda rıza göstermektir.Sadece Allah'ın aşkından razı olmak ve sevgisini başkalarına verir diye mahbubu kıskanmaktır.Salikin iradesini Hakk'ın iradesinde tamamen ifna etmesi, bütün sıfatlarından ve varlık kalıntılarından (bakıyye) kurtulmasıdır.Hüviyet tecellisinin nurunda yok olmak ve ikilik hissinden kurtulmaktır.Sıfat ve zatında Hakk'la kaim olmaktır. Böylece salik kendine ait her şeyde olduğu gibi sadece Allah'ın rızasından razı olur.
34
Şükür"Kullarımdan şükreden azdır."(34:13). Şükür, nimeti bilmektir. Nimeti bilmek ise nimeti vereni bilmenin yoludur.Nimeti vereni dil ve uzuvlarıyla övmektir.Nimeti bilmek ve nimeti vereni görmektir.Salikin kendisine bahşedilen nimetleri Allah'ın bir lütfu ve ihsanı olarak görmesi; Hakk'ın güç ve kuvvet vermesi, nimet bahşetmesi ve bu konuda muvaffak kılmasından dolayı şükretmesidir.Salikin hoşuna giden şeylere şükrettiği gibi hoşuna gitmeyen şeylere de şükretmesidir.İlahi huzurda edebe riayet etmek ve kasd, azm, fakr ve gına nimetlerine karşı şükretmektir.İlim yoluna girmektir.Bela ve musibetlerden tat almaktır.Nimette nimeti verenden başkasını müşahede etmemektir.Cemalin nurunda müstağrak olmaktır.Salikin cem'in hakikatinde (cem'u'l-'ayn) ve sırf tevhidde fena bulduğu için nimeti de şükrü de müşahede etmemesidir.
35
Haya"Allah'ın gördüğünü bilmez mi?"(96:14). Haya, sevgiyle karışık bir şekilde hürmet etmektir.Dini hükümlere muhalefet etmekten utanılması ve din yönünde gösterilen çabanın yetersiz görülmesidir.Salikin Cenab-ı Hakk'ın zahirine muttali olduğu gibi batınına da muttali olduğunu bilmesinden dolayı utanmasıdırAmellerindeki kusurları görmesinden dolayı utanmasıdır.Salikin Hakk'ın kendisine olan yakınlığı sebebiyle çekingen davranması ve kendisinin ilahi sevgiye ehil olmayacak kadar küçük görmesidir.Seyr-ü sülukunda gevşek davranmaktan ve ilahi huzurda edebe yeterince riayet edememekten utanmasıdır.Şer'i hükümleri ifa etme ve Hakk'a tazimin gereklerini yerine getirmedeki acziyetinden dolayı utanmasıdır.Nefsinin kendine varlık ve sıfat atfederek ortaya çıkmasından ve bundan dolayı halinin hükümlerine itibar edip, dinin hükümlerine muhalefet etmesinden utanmaktır.Azamet tecellisi esnasında celal heybetinin karışmasının verdiği çekingenliktir; ve salikin vaktin saf olduğu anlarda tefrika bulanıklığından utanmasıdır.Salikin Hakk'ın görülmesi (mu'ayene) anında varlık kalıntılarının oluşturduğu perdelerden ve sekrin galebesi sebebiyle bast halinin çok olmasından utanmasıdır.İstikametin kemalinden önce beka mertebesinin başlarında kulluğunun gereklerini hakkıyla yerine getirememesinden haya duymasıdır.
36
Sıdk (Doğruluk)"İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu."(47:21). Sıdk, bir şeyin meydana gelmesinin hakikatidir.Söz ve fiillerde doğruluktur.Niyet ve iddada sıdktır.Riayet, murakabe ve bu ikisi arasındaki kalbi amellerde sıdktır.Velayet yolunda doğru bir şekilde yürümeyi sağlayan kasdda sıdktır.Azimet yolunu tutup ruhsatların rahatlığına iltifat etmemektir.Firaset ve himmet yüceliğinde sıdktır.-İlmin değil- halin hükmünün geçerli olmasıdır.Vakti kevnin bulanıklığından arındırmak ve hükümlerin gerektirdiği yokluk durumuna dönmektir.Kudsün nuruyla ifna olma hususundaki sıdktır.Salikin resminin Hakk'ın 'aynında yok olmasındaki sıdktır.
37
İsar"Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile öz canlarından daha üstün tutarlar."(59:9). İsar, başkasını kendine tercih etmek ve kaynakları belli bir gaye için kullanmaktır.İbadetlerinden arta kalan vaktini insanlar için harcaması ve cimriliğine kızarak kendi rızasıyla mal biriktirmeyi bırakmasıdır.Nefsin mal sevgisine olan ilgisini koparmaktır.Salikin infak hususunda Allah'ın rızasını -kendisi de dahil olmak üzere- başkalarının rızasına tercih etmesidir.Salikin, kendisi muhtaç olduğu halde başkalarını nefsine tercih etmesidir.Salikin Allah'a olan sülukunda başarısız olmamak için malını ve canını O'nun yolunda feda etmesidir.Himmeti Hakk'ın dışındaki şeylere yöneltmemek ve masivadan yüz çevirmektir.Himmet ve teveccühünü bir araya getirip, Sevgili'den başkasına iltifat etmemektir.Her şeyin asıl sahibini tercih ederek bütün fiil ve sıfatlardan fani olmaktır.Her iki alemden uzaklaşmaktır; ve bekanın fenasıdır (ifnaü'l-beka).Benliği yok etmek, her türlü varlık kalıntısını (bakiyye) kaybetmek ve rüsumu bütünüyle ortadan kaldırmaktır
38
Ahlak"Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin."(68:4). Ahlak, Hakk'ın vasıflarından kulun sahip olduğu şeydir. Üç şeyle mümkün olur: a) İlim. b) Cömertlik. c) Sabır.Dini emirleri sonuna kadar yerine getirmesi ve insanların ondan emin olmasıdır. Nitekim Peygamberimiz (sav) ashabına "Size hayırlı olanlarınızı haber vereyim mi?" diye sormuş onlar "Evet" deyince "Takva sahibi olup kalbinin mahmununu temiz tutanlardır." buyurmuştur. Bunun üzerine "Ey Allah'ın Resulü! Kalbin mahmunu nedir?" dediklerinde "Kişinin kalbinde nefret, kin ve hilenin bulunmamasıdır." demiştir.Halka iyi davranmakla ahlaklanmaktır.Salikin hem Hak hem de halkla güzel geçinmesidir. Cenab-ı Hakk'la olan güzel geçinmesi, O'na vermiş olduğu sözde durması, O'ndan gelen herşeye şükretmesi ve kendisinden kaynaklanan her hususta da özür dilemesidir. Halkla iyi geçinmesi ise, onlara külfet olmaması, eziyet vermemesi ve iyi davranmasıdır.Halktan yüz çevirerek Hakk'a güzel bir şekilde tamamen yönelmektir.Salikin en güzel şekilde kulluğun gereklerine ve rububiyetin haklarını yerine getirerek ahlakın ve onunla amel etmenin hikmetini bilmesi ve insanların Hakk'ın hükmü altında olduğunu gördüğünden onlara karşı şefkatle muamele etmesidir.Mutlak surette halin hükmüne göre davranmak, halka fena nazarıyla bakmak ve cezbe ile kesbten kurtulmaktır.Ahlakı sıfat ve vasıflara ait rüsumun kirinden arındırmaktır.Salikin ubudiyyeti Hakk'tan görerek kulluğun resminden arındırmaktan kurtulmasıdır.Fenadan sonra beka anında Hakk'ın ahlakıyla ahlaklanmasıdır.
39
Tevazu"Rahman'ın kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler."(25:63). Tevazu, doğrunun gücü karşısında eğilmektir. Nefsin diretmesi dolayısıyla dini hükümlere -içten değil- dıştan boyun eğmektir.Dini hükümlere içten boyun eğmektir.Salikin Hakk'tan çekinerek, hürmet göstererek ve O'na olan ihtiyacını bilerek Hakk'a boyun eğmesidir.Kulun Hakk'ın hükmü, yaratması ve hakimiyeti hususundaki gücü karşısında boyun eğmesidir.Salikin Allah'a olan seyrinin kendi nefsinden kaynaklanmayıp Hakk'ın inayetiyle gerçekleştiğini bilerek ilahi huzurda güzel bir edeble Hakk'a boyun eğmesidir.Hidayete ermesinin -kendi aklı sebebiyle değil- Hakk'ın nuruyla basiretini aydınlatması sonucunda gerçekleştiğini görmesi, sahip olduğu ilim ve hikmetin de kendi düşüncesinden kaynaklanmayıp, Hakk'ın ihsanıyla olduğunu bilmesidir.Tecelli ve cezbesinde Hakk'ın gücüne boyun eğmesidir.Hakk'ın saliki isimlerin tecellileri altında yok etmesidir.Salikin resmini ve ismini mahvetmesidir.Onu ezeldeki asli yokluğuna döndürmesidir.
40
Fütüvvet"Hakikaten onlar, Rabb'lerine inanmış gençlerdi. Biz de onların hidayetini arttırdık."(18:13). Fütüvvet, kendini değerli ve hak sahibi olarak görmemendir.İman ve inanç ile ilgili verilmiş vaade bağlı kalınması ve insanlarla olan husumetin terk edilmesidir.Halkın kendisine yapmış olduğu her türlü kin, garez, eza ve cefayı unutması ve hataları görmezden gelmesidir.İşlediği amelleri görmemesi ve amelleri karşılığında herhangi bir ücret beklememesidir.Kalbi yaratılışa ait perdelerden temizleyerek fıtratındaki safâya döndürmektir. Böylece salik bütün ahlaki faziletlerin özü ve hakikat vahdetinin gölgesi olan adalet vasfını kazanır, nefsine ve tabiatına ait bayağı özelliklerden ve kirlerden kurtulur.Salikin Hakk'a seyrinde O'ndan başka bir delil ve dost görmemesidir.Aklını, kuds nuruyla aydınlatması, vehim ve hislere meyletmekten alıkoymasıdır.İlahi vergilerle yetinerek kesb şüphesinden kurtulmaktır.Kalbe ait özelliklerde uzaklaşıp Hakk'ın vasıflarıyla süslenmektir.Mahbubun hayatını elde etmek için ruhu feda etmektir.Rusüm olmaksızın Hakk'la kaim olmak ve isim olmaksızın da hakikate vakıf olmaktır.
41
İnbisat"İçimizden bazı beyinsizlerin işlediği yüzünden hepimizi helak edecek misin? Bu iş senin imtihanından başka bir şey değildir. Sen bu vesileyle dilediğini dalalate düşürür, dilediğini de doğru yola iletirsin."(7:155). İnbisat, içinden geldiği gibi davranmak ve utangaçlığı bırakmak ile fıtrata uygun harekettir.İki yüzlülüğü ve yapmacık davranmayı bırakmasıdır.Salikin Allah'a olan hüsn-i zannından dolayı ümidinin korkusuna galip gelmesidir.İnsanlarla güzel geçinerek onlara iyi davranması ve bununla birlikte Hakk'a olan hürmetini de muhafaza etmesidir.Salikin nefsini fıtratı üzere bırakması ve çekingenliğin verdiği sıkıntıdan uzak durmasıdır.Ünsün verdiği rahatlıkla Hakk'a yakın olma talebinde cesur davranmak ve yakin kuvveti sebebiyle de çekingenlikten kaçınmaktır.Basiretin nuruyla aklın boyunduruğundan çıkmak ve yüce himmetle vahdet mertebesine ulaşmaktır.İlmin darlığından halin genişliğine geçmek ve sevginin gücüyle Hakk'a yakın olmanın (kurb) bastına ulaşmaktır.Sırrı talepte aşırı derecede sevinmek, temkini talepte de yok olma cüretini göstermektir.Hakk'ın bastıyla inbisat halinde olmak ve sekrin galebesi sebebiyle de Hakk'la dost olmayı (münademe) istemektir.Salikin yok olduktan sonra (tams) batın ismiyle tahakkuk etmesi ve resmin halinden fena bulduktan sonra da beka makamında Hakk'ın bastıyla bast halinde olmasıdır.
42
Kasd (Niyet)"Evinden, Allah'a ve peygamberine hicret ederek çıkan kimseye ölüm gelirse, onun ecrini vermek Allah'a düşer."(4:100). Kasd, itaat gayesiyle dünyayla ilgilenmeyi bırakıp, Allah'a yönelmektir.Hakk'a ibadet için niyet ettiğinde her şeyden soyutlanmasıdır.Saliki riyazete sevk eden ve onu tereddütten kurtaran kasddır.Saliki amaç ve beklentilere yönelten ve Hakk'a kavuşma talebine sevk eden kasddır.Allah'ın razı olduğu ahlakla ahlaklanmak ve fütüvvet hasletlerine sahip olmaktır.Kulun Hakk'a cezbolunmak suretiyle batınında ilahi davete icabet etmesidir.Salikin, basiret nuruyla aydınlanması ve yüce bir himmete ulaşmasıdır.Aşkla halin gereklerine göre hareket etmek, ilim ve aklın hükmünden uzaklaşmaktır.Sıfatların safa nuruyla mahvı esnasında fena denizine dalmaya kastetmektir.Salikin hafanın nihayetine ulaştığında varlık kalıntılarıyla birlikte fenaya dalmasıdır.Hakk'la cem'in hakikatine dalarak halkın resminden kurtulmasıdır.
43
Azim (Niyetin Keskinliği)"Kararını verdiğin zaman Allah'a dayanıp, güven."(3:159). Azim, kasdı gerçekleştirmektir.Şer'i sınırları korumaya azmetmektir.Salikin heva ve hevesini öldürmek için tarikata süluke azmetmesidir.İstikamet güçlerini bir araya getirmek ve nefsin sırat-ı müstakime yerleşmesini sağlamaktır.Kötülüklerden kaçınarak fazilet yoluna girmeye azmetmektir.Keşf şimşeğinin görünmesi için seyr-ü süluka başlamaktır; ve halin ilmi kabul etmemesi ve üns nurunun devam etmesidir.Basiret nuruyla yolun aydınlanması ve sekinenin kaybolmasıyla emin olmayı talep etmektir.Salikin, maşukun cemalinin güzelliklerinden zevk aldığı için aşırı bir şevkle maşukuna yönelmesidir.Cenab-ı Hakk'la dostluğunda her iki alemden de yüz çevirmek ve müşahedenin parıltılarında müstağrak olmaktır.Salikin azmin illetini bildiği için azmetmekten kurtulmaya azmetmesidir.Azminden uzaklaşması, varlığından ve resminden kurtulmak için azmini bırakmasıdır.
44
İrade"De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar."(17:84). İrade, hakikat davetine gönüllü olarak icabet etmektir.Adetleri terk etmek ve ibadetleri yerine getirmektir.Halktan uzaklaşarak Hakk'a rağbet etmektir.Halktan uzaklaşarak tamamen Hakk'a yönelmektir.Fütüvvetin en üst mertebesine ulaşmakla mürüvvet kadehlerini bırakmaktır.Hakikatin çağrılarına gönüllü olarak icabet etmektir.Himmetin yüce olması ve teveccühlerin bir araya getirilmesidir.Zevkin tadına varmak için aşkın zirvesine ulaşmayı istemektir.Salikin iradesini yok etmeyi irade etmesi ve Hakk'tan uzaklaşmasına sebep olan vasıflardan kurtulmasıdır.İkiliğin yok olmasıyla varlık kalıntılarından kurtulmaktır.Bekanın Hakk'ın bekasıyla gerçekleşmesiyle Allah'ın dilemesinin tahakkık etmesidir. "Sizler ancak Rabbinizin dilemesi sayesinde dileyebilirsiniz."
45
Edeb"Allah'ın sınırlarını koruyanlardır."(9:112). Edeb, haddi aşma ve (kendine ya da başkasına) eziyet etme arasında bulunmaktır.Aşırılığı bırakmak ve taat ve ibadetlerde zorluğa katlanmaktır.Ümitsizliğe düşmemek yahut bütünüyle güven duygusuna kapılmamak için havf ve reca hususunda mutedil olmaktır.Salikin muamelelerinde tehzibin gereklerini yerine getirmesidir.İfrat ve tefrit arasında orta yolu tutmaktır.Kabz ve bast arasında orta yolu tutmaktır.Aklın hükümlerine güvenmeyerek, vadilerde kudsün nuruyla yol almaktır.İlmin gereklerine itimat etmeyip, halin hükmüyle hareket etmektir.Sürurdan terakki ederek müşahede meydanına varmak ve sıfatların kesretinden safa bulmaktır.Salikin ittisal mertebesine ulaştığında celal heybetiyle bast halinden uzaklaşmasıdır.Hakk'ın edeplendirmesiyle yetinerek edebin yükünü müşahede etmekten kurtulmasıdır.
46
Yakin"Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ayetler vardır."(51:20). Yakin, şüphenin kalkmasıdır. Peygamberlerin getirdiği her şeyi tasdik etmek ve mucizelerle ispat ettikleri şeyleri taklidi olarak değil yakinen (bizzat inanarak) kabul etmektir.Ahiret halleri gibi gaib olan hususları yakinen kabul etmektir.Fiil tevhidinde yakindir; ve tevekkülün doğru olarak yapılmasıdır.Salikin güzel ahlakın en üst seviyesine ulaşmakla kurtuluşu elde edeceğine dair yakinidir.Keşf yoluyla hakikatlere vakıf olmaktır.Eşyayı basiret nuruyla müşahede etmektir.İstidrakle istidlalden, görmekle de haberden kurtulmaktır.Şuhudu ve ilim perdelerini yırtmaktır.Hakka'l-yakine ulaşmaktır. Bu, hakikat tecellisinin nurunun, kulun resminin karanlığını istila etmesidir.Allah'ın edeplendirmesiyle yetinerek edebin yükünü müşahede etmekten kurtulmaktır.
47
Üns"Kullarım sana beni sorduğunda, ben çok yakınım."(2:186). Üns, Hakk'a yakın olmanın verdiği rahatlıktır.İbadet, taat ve ilahi emirlere ünsiyet peyda edip, günahlardan ve emirlere muhalefet etmekten sakınmaktır.Hayra sevkeden şeylerden hoşlanıp kötü şeylerden nefret etmektir.Nefsi muamele mertebesine yerleştirmek ve orada rahatlamasını sağlamaktır.Faziletlerden hoşlanmak, kötü hallerden hoşlanmamaktır.İlahi yakınlık ve şahitlerle ünsiyet etmenin vermiş olduğu rahatlıktır. Bu şahitler, salike sülukunda ilerlediğini ve maksadına yaklaştığını gösterir.Basiret nurunun celbettiği, sekinet nurunun da rahatlattığı şeyle ünsiyet etmektir. Keşf nuruyla ünsiyet etmek, cemalin verdiği rahatlıkla da rahatlamaktır.Vahidiyyet mertebesinde tecellilerle ünsiyet etmektir.Sıfat perdelerinin arkasından parıldayan zatın cemalinin nuruyla ünsiyet etmektir.Rüsumun cem'-i ahadiyyetin 'aynında tamamen yok olmasıyla meydana gelen ünsiyettir.,
48
Zikir"Unuttuğun zaman Rabb'ini zikret."(18:24). Zikir, vurdumduymazlık ve unutmaktan kurtulmaktır. Cehri (sesli) zikirdir.Hafi zikirdir.Salikin bütün fiillerin Hakk'tan olduğunu ve işlerin O'nun elinde buluduğunu görerek sadece Hakk'ın fiillerini hatırlamasıdır.İlahi ahlakı hatırlamak ve bu ahlakla ahlaklanmayı arzulamaktır.Hakk'la olan kalp huzurunun devam etmesiyle Hakk'ı unutmaktan kurtulmaktır.Hakikat ve marifetleri Hakk'tan almak ve ilahi sırlara kulak vermektir.Salikin Hakk ile olan sohbetine devam etmesidir.Hakk'la olan dostluğunu sürdürmesidir.Müşahede ve mu'ayenenin sürmesidir.Hakk'ın seni zikrettiğini müşahede ederek O'nu zikrettiğinle ilgili şuhudundan kurtulman ve böylece zikreden kişinin Hakk'ı zikrettiğini söyleyerek kendine ait bir varlık kabul etmesinin iftira olduğunu bilmendir.
49
Fakr"Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz."(35:15). Fakr, mülkiyeti görmekten uzaklaşmaktır.Dünyaya ait ihtiyaç fazlasının elde tutulmaması, olmayanların da istenilmemesidir.Nefsi dünya ile ilgilenmekten ve ona meyletmekten alıkoymaktır.Dünyanın var olup olmadığını, iyi mi kötü olduğunu önemsememek, onu terk ettiğini görmemek, dile getirmemek ve hatırlamamaktır.Salikin nezdinde dünya nimetlerinin varlığının da yokluğunun da eşit olması ve bu hususta kendisine verilenleri olmayanlara dağıtmasıdır.Ezeli hüküm gereğince salikin asli yokluğuna dönmesi ve böylece varlığının, amelinin, halinin ve makamının Allah'ın lütfu ve ihsanı olduğunu bilmesidir.Salikin dünya ve içindekileri Hakk'ın mülkü olarak görmesi ve O'nun emrettiği şekilde infak etmesidir.Nefsini Hakk'ın dilediği gibi tasarrufta bulunacağı bir mülkü olarak görmesidir.Sıfatlarda fena bulmaktır.Bir olan Hakk'ın eline düşmektir.Cem'-i ahadiyyetin 'aynında tamamen fena bulmaktır. Denilmiştir ki, fakr tamam olduğunda kişi Allah'ı bulmuştur.
50
Gına"Seni fakir bulup zengin etmedi mi?"(93:8). Gına, bütün bir mülk sahibi olmaktır.Rızka kanaat etmektir.Tamahı terk etmesi ve insanların elindekilerden ümidini kesmesidir.Masivallahtan yüz çevirerek Allah'ın kendisi için takdir etmiş olduğu şeylerle yetinmesidir.Hakk'ın ahlakıyla ahlaklanmak için O'nun gınasıyla yetinmektir.Kalbin gınasıdır. Bu, kalbin müsebbibi görerek sebeplerden kurtulması ve hükümlere boyun eğmesidir.İlim ve hikmetle yetinmek ve güvenle Allah'ta sükun bulmaktır.Allah'ın zevk mertebesinden vermiş olduğuyla yetinmektir.Tam bir mülkle Hakk'ın mülk sahibi oluşunu bizatihi idrak etmektir.Sıfatların nurlarını bırakıp zatın güzelliğiyle yetinmektir.Hakk'la yetinmektir.
51
Murad"Sen, bu kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun."(28:86). Murad, Allah tarafından seçilmektir.Hakk'a muhalefetten korunmaktır.Şehevi arzularına rağmen şehveini azaltması, onlardan lezzet almaması ve zor da olsa şehevi isteklerine giden yolları kapamasıdır.Allah'ın iyi ve kötü şeyleri salikin eliyle icra etmesi, onu kalbi amellerde muvaffak kılması ve kendisine yöneltmesidir.Nefsini tezkiye ederek yaratılışındaki güzel vasıflara yöneltmesidir.1) İlahi inayet gereğince kulun tam bir istidatla donatılması ve her türlü noksanlığın ondan giderilmesidir.
2) Hakk'ın kulu Kendine cezbetmesi ve sevgisini bahşetmesidir.
Hakk'ın saliki Cebrail'le desteklemesi, firaset, ilham ve vahiyle basiretini aydınlatmasıdır.Cenab-ı Hakk'ın saliki müsamere ve mükaşefe makamlarına ulaştırmak için velayet mertebesine yerleştirmesi ve batınını keşfle tasfiye etmesidir.Hakk'ın saliki kendisine yöneltmesi, kendisi için seçmesi ve yetiştirmesidir.Onu özel bir şekilde kendisine has kılması, veli ve nebi adı altında halifesi seçmesidir.
52
İhsan"İhsanın karşılığı ancak ihsan değil mi?"(55:60). İhsan, Allah'ı görüyormuşçasına O'na ibadet etmektir.Allah'ın gördüğü inancı ve bilinci içinde ibadet edilmesidir.Amellerinde niyetini Allah'a has kılması ve Allah'ı görüyormuşçasına kalbiyle O'na yönelmesidir.Halka iltifat etmeksizin ahlak ve murakabe hususunda Hakk'ı müşahede etmesidir.Salikin ahlaki vasıflarını kendinden değil Allah'tan bilmesidir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ladır.", "Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır."Salikin kendisindeki kasd, azim ve diğer hususların Allah'ın gücü ve kuvveti sayesinden O'ndan kaynaklandığını bilmesidir.Kasdın, şeriat ve tarikat ilmiyle birlikte en iyi şekilde gerçekleştirilmesidir. Bu sayede salikin kasdı, her türlü amaç, beklenti ve gösterişten arınarak dini emirlere uygun hale gelir Salik, bu yolda gevşeklik göstermeyip kararlı olur; mabudunu müşahede ederek maksudundan başka bir şeye yönelmez, kendi nefsi de olmak üzere gayra iltifat etmez.Salikin elde ettiği şeyleri, amellerinin sonucu olsa bile, -kendi kazancı olarak değil- Allah'ın lütuf ve ihsanı olarak görmesidir.Hakk'ın sıfatlarını Hakk'la müşahede etmesi ve böylece vaktinin bir ve ebedi olmasıdır.Bir an bile olsa müşahede ve ittisalden ayrılmamasıdır.Rüsum ve benliğine dair bir televvün hissetmekle brlikte zatı zatla müşahede etmesidir.
53
İlim"Ona tarafımızdan bir ilim öğretmiştik"(18:65). İlim delille ortaya konan ve bilgisizliği ortadan kaldıran şeydir.Öğrenme ve rivayet yoluyla elde edilen şeriat ilmidir.İstidlalle elde edilen akli ilimdir.Riayet, murakabe, tevekkül, tefviz, teslim ve benzeri ilimlerden elde edilen tarikat ilmidir.Salikin nefsinin afetlerini, kötü huylarını güzel vasıflarını ve onu bunlardan nasıl tasviye edip iyi sıfatlarla donatacağını bilmesidir.Yakin ilmi ile hem mertebelerdeki hem de seyr-ü süluktaki adabı bilmektir.Salikin, zahiren seyrinde tezkiye ve tasfiye olmakla birlikte salih amelinin mirası olarak elde ettiği ilimdir.Ledünni ve vehbi ilimdir. Salik bu ilimle, hallerin inceliklerini, özelliklerini, hükümlerini, gereklerini, onları nasıl koruyacağını ve nelerin onları eksik kılacağını bilir.Salikin kendi ilminden fena bularak Hakk'ın ilmiyle muttasıf olmasıdır.Eşyanın nefsü'l-emirde nasılsa öyle olduğunu bilmektir ki, buna 'ayne'l-yakin adı verilir.Hakk'ın zatını zatıyla müşahede etmektir ki, buna da hakka'l-yakin denir. Böylece salik ihsan mertebesinin en üst noktasına ulaşmış olur.
54
Hikmet"Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilirse, ona pek çok hayır verilmiş demektir."(2:269). Hikmet, bir şeyi yerli yerine koymanın hükümleridir.Allah'ın mükellef kıldığı inanç ve amelle ilgili hususların bilinmesi ve İslam'ın beş şartının yerine getirilmesidir.Nefsinin güçlerini dinin gerektirdiği şekilde yönlendirmesi, nefsini şeriata uygun davranmaya alıştırması ve yasak olan şeylerden sakındırmasıdır.Hakk'a teveccühte nefsin kalbe boyun eğmesi ve kuds nuruyla aydınlanarak kalbe uyup muhalefet etmemesi ve onunla çekişmemesidir.Salikin güzel ve kötü sıfatları bilmesi, güzel vasıflarla muttasıf olup kötü vasıflardan kaçınmak suretiyle nefsini itminana ulaştırmasıdır.Salikin sülukun şartlarını ve ona engel olan hususları bilmesi ve gereklerini yerini getirmesidir.Salikin eşyayı, hükümlerini ve özelliklerini bilmesi; haklarını gözeterek bunlara gereği gibi muamele etmesi; ve amellerinin sınırını nasıl gerekiyorsa öyle korumasıdır.Hallerin hükümlerini, gereklerini, özelliklerini, noksan yönlerini ve bunların nasıl tashih edileceğini bilmek ve halleri bozan şeylerden uzak durmaktır.Allah'ın eşyadaki hikmetini bilmek; mükafat vermesi, cezalandırması, alıkoyması veya ihsanda bulunmasındaki muradını müşahede etmek; ilahi vasıflarla muttasıf olmak ve bunların gereklerine göre amel etmektir.Allah'ın ilahi hilafet makamında kuluna marifet ve hikmet ihsan etmesidir. Böylece salik genellikle telvine düşmekle birlikte, bildiğini Hakk'la bilir ve yaptığını da O'nunla yapar.Fenadan sonra beka halinde istikamettir; ve telvinden emin olduktan sonra temkinin en üst noktasına ulaşmaktır.
55
Basiret (Görüş)"De ki: İşte benim yolum budur. Ben Allah'a çağırıyorum, ben ve bana uyanlar basiret üzereyiz."(12:108). Basiret, seni hayretten kurtaran şeydir.Şeriatın hakikatini idrak etmek ve onu getireni doğrulamaktır.Şeriatın hakikatinden zevk almak ve ona ters düşen şeylere kızmaktır.Salikin, Hakk'ın kendisine itaat etmesi ve yakın olması için onu tevfik ipiyle kendisine doğru cezbettiğini görmesidir.Allah'ın salike ilahi hil'atini giydirerek kendisine tahsis ettiğini müşahede etmesidir.Allah'ın onu kasd, azim, irade hususunda kendisine yönelttiği ve sırat-ı müstakime sevk ettiğini görmesidir.Aklın, Hakk'ın nuruyla aydınlanması ve böylece her şeyin O'ndan olduğunu bilmesidir. Bu mertebede akıl, Allah'ın bazı kullarını hidayete ulaştırmasında veya dalalete düşürmesinde yahut kimi insanları fakirliğe duçar kılmasında ve dolayısıyla kaderlerindeki farklılıkta adil davrandığını müşahede eder. Latif isimlerin tecellilerini ve Hakk'ın zatını ona sevdirdiğini müşahede etmesidir.Allah'ın salikin vaktini tasfiye ederek onu gayra bakmaktan alıkoyması ve seyrinde ulaştığı noktada mutlu ve mesrur bir şekilde vechini mütalaa ile meşgul etmesidir.Salikin Hakk'ın zatını, isimlerinin suretlerinde müşahede etmesi ve O'na kavuşmakla bast halini yaşamasıdır.Sırf hakiki marifeti görmesi ve kesreti vahdetin 'aynında müşahede etmesidir. Böylece kulluğunun gereklerini yerine getirmiş, rububiyyetin haklarını ifa etmiş olur. Ardından işaret tamam olur ve iş sona erer.
56
Firaset (Sezgisel İdrak)"İşte burada ibret alanlar için işaretler vardır."(15:75). Firaset, tecrübeye veya bir delile itibar etmeksizin gaybın hükmünü anlamaktır.İmanın gücüyle elde edilen hakiki havatır ve doğru yakarışlardır. Veya yakinin zayıf olmasına rağmen, nadiren de olsa dilden firasetin dökülmesidir.Salikin zühd ve veranın kuvvetiyle gaybe ait hükümlere ulaşması ve hayal alemi saf olduğu için bu iki hususta misal alemine ait suretlerle yetinmemesidir.Murakabesinin gücü ve kalbinin safâ gücü ve kalbinin safâ bulmasıyla Cebrail'in salikin gönlüne üflediği firasettir.Sıdk melekesiyle kalbin nakşının kalpte görünmesidir.Hakk'la olan ünsiyetin gücü sebebiyle Hakk'ı tarif etmek ve sülukta edebi muhafaza etmektir.Batının safası ve basiretin kuds nuruyla aydınlanmasıyla salike gaybe ait hususların münkeşif olmasıdır.Halin doğru olması ve muhabbetin güçlü olmasıyla sırların keşfolunmasıdır.Cenab-ı Hakk'la konuşma ve O'nunla dost olma mertebesinde sırra ait keşftir. Yahut mükaşefenin sonucunda hasıl lan ruhi keşftir.Müşahede ve mu'ayene ile ortaya çıkan ilahi işarettir.Mahbubun 'aynıyla gaybü'l-guyubu müşahede etmektir.
57
Tazim"Size ne oluyor ki, Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz?"(71:13). Tazim, Allah'ın yüceliğini bilip, bu yücelik karşısında boyun eğmektir.Hakk'ın emrettiklerini yapmak yasaklarından da kaçınmak suretiyle ilahi emir ve yasaklara saygı göstermektir.Recanın güçlü oluşu sebebiyle Hakk'ıa isyan etmekten kaçınmak, havfın galebesi nedeniyle de haddi aşmaktan sakınmaktır.Yasaklara yani riayet edilmesi gereken ilahi haklara saygı göstermektir.Tezellül ve boyun eğmek suretiyle Allah'a karşı tevazu sahibi olmak ve kulluktaki zillete karşılık rububiyetin hakkını ödemektir.Hakk'ın huzurunda edebe riayet ederek ilahi heybet ve celale saygı göstermektir.Salikin, Allah'ın kulları üzerindeki hükmüne saygı göstermesi ve bunu yaparken O'ndan razı olup hükmünde hata aramaması, kendi ilmine dayanarak değerlendirmemesi, ilahi emir ve nehiylere uymasının karşılığında sevap beklememesidir.Muhibbin mahbuba saygı göstermesidir. Zira zevk ve şevk kişiyi istila ettiğinde aşkın sultanı bunu gerekli kılar. Bu mertebe fena vadisinin evvelidir.Hakk'ın sıfatlarının kemalatında fena bulmaya ve azamet tecellisinin nuruyla yok olmaya gösterilen tazimdir.Cemalin tecellisinin karşısında ezilmek, ittisal esnasında celalin perdesinin kalkmasıyla vuslata ulaşmaktır.Temkin üzere Hakk'a Hakk'la tazimde bulunmak, fenadan sonra beka ile istikamet sahibi olmak ve cem'den sonra farkı elde etmektir.
58
İlham"Kitaptan bir ilim sahibi olan kimse ise, "Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm." dedi."(27:40). İlham, ihtiyaç duyulduğu an hazır olan, kalpteki manadır.Havatırın (içeri doğan düşüncenin) doğru çıkmasıdır.Cebrail'in salikin gönlüne gaybi veya lafzi bir ses yahut sohbete benzer bir konuşma üflemesidir.İlhamın, tefhim yoluyla veya kesin bir vahiy şeklinde lafzi olarak kalbe bırakılmasıdır.Hakk'ın hidayetiyle ilahi ahlaka yönelmektir.Hakk'ın edeplendirmesini, sülukun şartlarını ve menzillerin hükümlerini kabul etmektir.Misal aleminde basiret gözüyle gaybın sırlarına hiçbir şek ve şüphe olmaksızın muttali olmaktır.Muhabbetin özelliklerini, hükümlerini ve herhangi bir amel ve kesb olmaksızın sadece Hakk'ın lütfu ile meydana gelen ilahi cezbeleri kabul etmektir.Hakk'ın görmesi ve işitmesiyle görmek ve işitmektir.İttisal halinde hakikat gözünün Hakk'la aydınlanmasıdır.Vasıta olmaksızın Hakk'ın ezeli kelamıyla konuşmaktır.
59
Sekine (Yatışma)"Müminlerin kalplerine sekine indiren O'dur."(48:4). Sekine, nur, kuvvet ve huzuru bir araya getirir. Korkan onunla rahatlayıp huzura erer; hüzünlü ve tasalı olan onunla teselli bulur; asi, cüretkar ve itaatsiz onunla sükunete kavuşur.Nefsin Allah'a itaatinde uzuvların huşu ile sakin olmasıdır.Emredilenleri yerine ve nehyedilenlerden de kaçınmak suretiyle nefsin hükme muvafat etmesini sağlamaktır.Ahlaki hususlarda nefsin muhasebesini yapmak; ibadet esnasında ihsan derecesine yakın bir imanla Allah'ta sükun bulmaktır. Bunu yaparken salik amelinin muhasebesinden ziyade iyi ve kötü vasıfları edinip edinmediğine bakmalıdır. Zira amellerle ilgili muhasebe bidayet kısmına aittir.Allah'a yönelik güzel bir murakabe ile Allah'ta sükun bulmak ve insanlara şefkatle muamele etmektir.Salikin Allah'a seyrinde sükun bulması ve ünsün kemaliyle O'ndan gelen cezbeye boyun eğmesidir.Muhdesin, kalbine hikmet ilka edildiği, şüphelerin kaldırıldığı ve Hakk'ın onun dilini konuşması sırasında sırrının rahatlamasıyla Allah'ta sükun bulmasıdır.Aşkın gücü ve şevkin şiddetiyle Hakk'a cezbedilmektir.Salikin kendi ihtiyarını Hakk'ın ihtiyarında ifna etmesi suretiyle Allah'ta sükun bulması ve Hakk'ın ihtiyarını müşahede etmesidir.Haddi aşmamak ve ittisalde aşırı şathiyelerden kaçınmaktır.Cem'-i ahadiyyetin müşahedede temkinle sükun bulmaktır.
60
İtminan (Emniyette Olmak)"Ey mutmain olmuş nefs!"(89:27). İtminan, açıkça görmeye benzeyen doğru bir güven duygusunun kuvvetlendirdiği sükun halidir. İtminan, sekinenin aksine heybeti söndürmez ve süreklilik taşır.Nefsin Hakk'ı zikretmesinden dolayı şeriatın hükümlerine boyun eğmekle ve ibadette bulunmakla emniyette olmasıdır.Havf sahibinin reca ile mutmain olması; öfkelenen kişinin Hakk'ın hükmünde mutmain olması; musibete uğrayanın da vaad edilen sevaba ulaşmakla mutmain olmasıdır.Kalbin huzur, murakabe, tevekkül ve teslim hususunda Allah'a güvenmekle mutmain olmasıdır.Hakk'ın ahlakıyla ahlaklanmak suretiyle kalbin itminan olmasıdır.Kalbin kasd halinde keşfle, fakrda da Allah'tan başka bir şeye ihtiyaç hissetmemekle (gınabillah) mutmain olmasıdır.Görme derecesine yakın bir yakinden kaynaklanan güven duygusunun güçlendirdiği sükun halidir. Bu itminan hali aynı zamanda beraberinde nefsin Hakk ile rahatlığa kavuşmasını da sağlar.Sırrın şevk halinde Allah'a kavuşma vaadiyle, berk (şimşek) anında da zevkle mutmain olmasıdır.Ruhun ilahi sıfatlarla muttasıf olmak suretiyle temkine kavuşarak mutmain olmasıdır.Hafanın cem'de itminan olmasıdır.İlahi mertebeyi müşahedenin cemalin lütfuyla mutmain olmasıdır.
61
Himmet"Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı."(53:17). Himmet, sadece istenilene yönelmeyi gerekli kılar. Himmeti itaat ve ibadete sarf etmek ve tövbe vaadine bağlı kalmaktır.Kalbin fani olanlara rağbet etmekten yüz çevirerek ezeli nimetlere bağlanması ve gevşeklik göstermeksizin talebinde gayret sarfetmesidir.Salikin murakabeye devam etmesi, tevekkül ve teslim hususunda Allah'a güvenmesi sonucunda elde ettiği himmetin onu amelinde istikamete sev etmesidir.Himmetin bütünüyle saadet ve kemalatın elde edilmesine sarfedilmesidir.Saliki yakinin kuvveti ve ünsün rahatlığıyla Hakk'a cezbeden ve seyr-ü sülukunda gevşeklikten, kasdında da yoldan sapmaktan alıkoyan himmettir.Beklenti ve amaç gibi nefsin arzularından; amel, emel ve bunlara güvenmek gibi sebep ve vasıtalardan uzaklaşarak tamamen Hakk'a yönelmektir.Aşkın istilasıyla himmetlerin tek bir himmete dönüşmesidir.Saliki hal ve makamlardan sıfat ve isimler mertebesine yükselten himmettir.Safanın üzerinde olan ve sıfatları bırakarak zata yönelen himmettir.Himmetin fena bulması ve mümkün varlıklarda Hakk'ın tesirinin ortaya çıkmasıdır. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı."
62
Muhabbet"Sizden her kim dininden dönerse Allah, sevdiği ve kendisini seven bir topluluk getirecektir."(5:54). Muhabbet, kalbin ünsiyet ve himmet arasında kalmasıdır. Ünsiyet ile istenilenin güzellikleri ile meşgul olurken, himmet ile de ona yönelmekten geri kalmaz.Zorunlu ibadetlerden lezzet alınması ve tefrikanın (ikilik) her çeşidinden kurtulunmasıdır.Salikin mahbubun dışındaki şeyleri unutarak batınının cem halini koruması ve Hakk'ın dışında, arzu ettiği her şeyden yüz çevirerek sadece O'nu istemesidir.Kalbin sevgiyle meşgul olması ve salikin onun dışındaki bütün yakın dost ve arkadaşları gönlünden silmesidir.Allah'a yaklaştıran huyları sevmek, O'ndan uzaklaştıran hasletlerden kaçınmatır.Kasdın her türlü engelden uzaklaşarak doğru bir şekilde sadece Hakk'a hasredilmesi, azmin samimi olması ve masiva ile ilişkilerin koparılmasıdır.Hakkın ayetlerine bakarak ve sıfatların güzelliğini mütalaaya devam ederek ilahi aşkın davetine heyecanlanmaktır.Salikin, Hakk'ın şühuduyla mesrur olması, kalbinin Allah'a bağlanıp mahlukattan uzaklaşması ve masivaya iltifat etmeksizin bütün hisleriyle mahbubunda karar kılmasıdır.Salikin, rüsum ve vasıflarınin ifna olup ilahi isimlerin tahakkuku esnasında sıfatların güzelliğiyle mesrur olması ve zatın nuruyla aydınlanmasıdır.Saliki sıfatlara ait tefrika vadisine düşmekten alıkoyup cem'-i zat mertebesine götüren muhabbettir.Hudûsun resminin ezeliyyetin 'aynında fenasıyla birlikte ahadiyyet mertebesinde zatın zatı sevmesidir.
63
Gayret (Kıskanma)""Onları bana tekrar getirin." dedi. Bacaklarını ve boyunlarını meshetmeye başladı."(38:33). Gayret, sevenin sevdiğini kıskanması sebebiyle tahammülünün kalmaması ve (sevgilisi karşısında) ortaklığa dayanamamasıdır.Yerine getirilemeyen ibadetlere üzülünmesi ve bu kaybın telafi edilmek istenmesidir.Sevenin sevgilisinin başkasına huşu duymasını ve rağbet göstermesini kıskanması ve ondan ayrı kalmatan korkmasıdır.Müridin kaybettiği vakte ve ihal ettiği hususlara üzülmesidir.Salikin başkasının yerine getirdiği faziletleri elinden kaçırdığı için kıskançlık duymasıdır.Kasdının mahbubundan başkasına olmasına ve gayrla ünsiyet peyda etmesine üzülmesidir.Salikin Hakk'tan başkasına tazimde bulunmasına, himmetinin gayesine ulaştıramayacak kadar yetersiz olmasına yahut gayrla ilgilenmesine üzülmesidir.Mahbubun muhibbin nezdinde değerli olması, onun muhabbeti hususunda başkasıyla bir bağının bulunmasını veya herhangi bir şeyin onu kendisinden meşgul etmesini veya aralarında perde olmasını istememesidir.Bir an bile olsa Hakk'tan başka bir şeye yönelmeye ve O'nun dışında bir şeyle sevinmeye tahammül edememesidir.Salikin Cenab-ı Hakk'tan başkasının hayat sahibi olmadığını düşünmesi ve gayrın mahbubuyla ittisalinin bulunmadığını düşünmesidir.Hakk'tan başka bir varlığı kabul etmeyi kıskanmasıdır.
64
Şevk"Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir."(29:5). Şevk, kalbin, göz önünde olmayana yönelmesidir.Cennet ve vaat edilenlere iştiyak duymaktır.Allah katındaki kerametlere ve O'na yakın olmaya iştiyak duymaktır.Cenab-ı Hakk'ın lütuflarına, iyiliklerine ve vermiş olduğu faziletlere iştiyak duymaktır.Hakk'ın ahlakıyla ahlaklanmaya şevk duymaktır.Allah'a kavuşmaktan hoşnut olmak ve O'nun cemalinin nuruyla rahatlamaktır.Gaybi hakikatlere iştiyak duymak ve marifetleri elde etmeyi arzulamaktır.Sıfat tecellilerini mütalaadan kaynaklanan muhabbetle Allah'a doğru seyr halinde olmaktır.Celalin güzelliğinin ortaya çıkması ve İlahi Zat'ın nurunun Hakk'ın cemal ve kemal vechine doğmasıyla Allah'ın baki olan vechini mülahaza etmektir.Maşukun gözüyle görmeyi istemek ve matluba ulaşmakla her şeyden uzaklaşmaktır.Salikin vuslatı elde etmekle birlikte bütün tecellileri müşahede etmeye iştiyak duyması ve müşahede ile birlikte kainatın mazharlarında Hakk'ın ortaya çıkmasına şevk duymasıdır.
65
Kalak"Ben memnun olasın diye sana acele ile geldim Rabbim."(20:84). Kalak, şevki sabırsızlıkla harekete geçiren şeydir.Nefsi vaat edileni elde etmek için harekete geçirmek ve varlıkta Hakk'ın dışındaki şeylerden hoşlanmamaktır.İnsanlardan uzaklaştıran, hayattan nefret ettirip ölümü sevdiren kalaktır.Hakk'ın dışındaki şeylerden hoşlanmamak, yalnızlığı sevip insanlardan uzaklaşmaktır.Salikin Cenab-ı Hakk'a kavuşma isteğinden dolayı artık sabredemez ve itaat edemez hale gelmesidir.Onu seyr-ü sülukundan uzaklaştıracak ve yolunda engel olacak şeylerden Hakk'a kaçmasıdır.Akla galip gelen, nakille uyuşmayan kalaktır.Şevkin salikin sabrını tüketerek onu harekete geçirmesidir.Vakti saf hale getiren ve sıfatları nefyeden kalaktır.Rüsumu ve varlık kalıntılarını (bakiyye) ortadan kaldıran, lütuf ve ihsanlardan razı olmayan kalaktır.Hiçbir şeyi bırakmayan ve her türlü 'ayn ve eseri ifna eden kalaktır.
66
Ataş"Gecenin karanlığı onu kaplayınca bir yıldız gördü, "Rabbim budur." dedi."(6:76). Ataş, umulan bir şeye karşı aşırı düşkünlüktür.Yakine götürecek ve şüphelerden kurtaracak şahitlerin (kanıt) arzulanmasıdır.Hakk'a yaklaştıran lütuflara ve sükunet veren ihsanlara iştiyak duymasıdır.İstikamet üzere olmaya, sadece Allah'a güvenme derecesine ulaşmaya ve selamete kavuşmaya iştiyak duymaktır.Fıtrat temizliğine, keramete ve Hakk'a yakınlığa iştiyak duymaktır.Hakk'ın kabul etmesiyle O'ndan uzak olmaktan kurtulmaya iştiyak duymaktır.Yüce bir himmete ulaşmaya ve himmetlerin bir olmasına iştiyak duymaktır.Salikin onu matlubuna ulaştıracak ve mahbubunun şuhuduyla rahatlatacak şeye susuzluk duymasıdır.Sıfatların şuhuduyla telvinden kurtulmaya ve zatın şuhuduyla temkine ulaşmaya iştiyak duymaktır.İnfisalden kurtulup ittisale ulaşmaya iştiyak duymaktır.Perdelenmenin olmadığı celvete ve tefrikanın engellemediği cem'e ulaşmaktır.
67
Vecd (Yüksek Heyecan)"(Zalim yöneticilerin karşısında) onların kalplerine sebat ve metanet vermiştik."(18:14). Vecd, sürekli yenilenen ve sahibinde sıkıntı uyandıran bir şahitlikten kaynaklanan alevdir.Tutuşan bir alev olup, his şahidi, işitmek veya görmek suretiyle onunla ayılır. Böylece kişi şimdiye kadar bildiklerini unutup, işittiği veya gördüğü şeyin doğruluğunun tesiri altına girer.Fikri uyandıran geçici bir vecddir.Geçici bir şahitlikle kalbi ayıltan bir alevdir.Muhabbet ateşinden tutuşan bir alev olup kalp bu alev sayesinde ahlaka ait fazilet ve üstün vasıfları (kemalat) elde etmeye yönelir.Kalpteki bir ateş olup kalp bu ateş sayesinde Hakk'ı talep etmeye yönelir.Kuds aleminden doğan nurani bir ışıktır. Akıl bu ışıkla ilim ve hikmeti talep eder ve sekinet nurunu ve yüce himmeti elde eder.Aşk ateşinden tutuşan bir alevdir. Ruh, bu alev sebebiyle ezeli nurun parıltısı karşısında ve aniden ortaya çıkan bir şuhud ile kendine gelir. Kulu her iki alemden kapıp götüren, zaman ve mekandan kurtaran bir vecdir.manası çizgi ve resmin ötesinde olan bir vecd olup salike ismini tamamen unutturur yahut resmini damgayla değiştirir.Vecdin yerini vücudla değiştirmesi veya şuhuddaki telvin sebebiyle cem' ve farkın birbiriyle çatışmasıdır.
68
Dehşet"Onu görünce onun büyüklüğünü anladılar."(12:31). Dehşet, kulun aklına, sabrına yahut ilmine üstün gelen bir şeyle ansızın karşılaştığında içine düştüğü şaşkınlıktır.Yaratıkların suretleri (çokluğu, farklılığı, detayları vb.) karşısındaki hayrettir.Muhabbeti geretiren lütuf, nimet ve ihsan konusundaki hayrettir.Salikin fiiller tecellisini ve kulun fiillerinin orada yok olduğunu görmesinden dolayı Hakk'ın azameti ve merhameti konusundaki hayrettir.Allah'ın sıfatları ve ahlakı karşısındaki hayrettir.Yolun doğruluğunu gösteren yolculuğun şahitleri konusundaki hayrettir.Hakk'ın ilmi ve hikmeti karşısındaki şaşkınlıktır.Sabrın kaldıramayacağı, aklın kavrayamayacağı ve ilminin alamayacağı bir şeyle aniden karşılaştığında kulu bürüyen hayrettir.İsim ve sıfatların tecellilerinde hayrete düşmektir.Zat-ı bizatihi görmedeki (mu'ayene) hayrettir.Cem'-i ahadiyyetin aynındaki hayrettir.
69
Heyman"Musa baygın yere düştü."(7:143). Heyeman, dehşet ve hayretin süreklilik kazanmış şekli olup dehşetin suret ve dereceleri heyemanla aynıdır.Yaratıkların suretleri (çokluğu, farklılığı, detayları vb.) karşısındaki hayrettir.Muhabbeti geretiren lütuf, nimet ve ihsan konusundaki hayrettir.Salikin fiiller tecellisini ve kulun fiillerinin orada yok olduğunu görmesinden dolayı Hakk'ın azameti ve merhameti konusundaki hayrettir.Allah'ın sıfatları ve ahlakı karşısındaki hayrettir.Yolun doğruluğunu gösteren yolculuğun şahitleri konusundaki hayrettir.Hakk'ın ilmi ve hikmeti karşısındaki şaşkınlıktır.Sabrın kaldıramayacağı, aklın kavrayamayacağı ve ilminin alamayacağı bir şeyle aniden karşılaştığında kulu bürüyen hayrettir.İsim ve sıfatların tecellilerinde hayrete düşmektir.Zat-ı bizatihi görmedeki (mu'ayene) hayrettir.Cem'-i ahadiyyetin aynındaki hayrettir.
70
Berk"Çünkü ben bir ateş gördüm."(20:10). Berk, kulu bu yola girmeye davet eden ilk şimşektir.Kulun Allah'a doğru seyri hususunda onu ikaz eden nurani bir ışıktır. Bu ışık ona sorumluluklarını hatırlatır.Bu nurun nefsi aydınlatmasının etkisinden kaynaklanan havf ve reca sebebiyle nefsin kuvvelerinin etkilendiği ilk şeydir.Fiil tecellilerinden parıldayan ilk ışıktır. Bu ışık kulu, mutlak olarak gayrın tesirini yok etmeye yöneltir.İlahi tecellinin kalpteki ilk parıltısıdır; saliki Allah'ta seyirde (seyr fillah) terakki etmeye ve Hakk'la ünsiyet kurmaya yöneltir.Kuds nurunun akıldaki ilk parıltısıdır; saliki itminana sevk eder ve himmetini yüceltir.Tecelliyat nurlarından görünün ilk nurdur. Bu nur, kulu, velayet mertebesine girmeye yani fena ile Allah'ta seyre (seyr fillah) davet eder.Sır makamında zatın nurundan ortaya çıkan ilk şeydir; saliki sıfatların perdelerinden kurtarır.iyan nurundan ortaya çıkan ilk şey olup saliki ittisale sevk eder.Zatta fenaya sebep olan cem'-i ahadiyyenin ilk parıltısıdır.
71
Zevk"Bu bir zikirdir."(38:49). Zevk, vecdin sonuna ulaşılması ve vakte ait sıfatların bekası sebebiyle berkin kalıcı olması, sürur ve sevincin de artmasıdır. Nasıl ki dehşet süreklilik kazandığında heyemana dönüşüyorsa berk de süreklilik kazandığında zevke dönüşür.Kulun Allah'a doğru seyri hususunda onu ikaz eden nurani bir ışıktır. Bu ışık ona sorumluluklarını hatırlatır.Bu nurun nefsi aydınlatmasının etkisinden kaynaklanan havf ve reca sebebiyle nefsin kuvvelerinin etkilendiği ilk şeydir.Fiil tecellilerinden parıldayan ilk ışıktır. Bu ışık kulu, mutlak olarak gayrın tesirini yok etmeye yöneltir.İlahi tecellinin kalpteki ilk parıltısıdır; saliki Allah'ta seyirde (seyr fillah) terakki etmeye ve Hakk'la ünsiyet kurmaya yöneltir.Kuds nurunun akıldaki ilk parıltısıdır; saliki itminana sevk eder ve himmetini yüceltir.Tecelliyat nurlarından görünün ilk nurdur. Bu nur, kulu, velayet mertebesine girmeye yani fena ile Allah'ta seyre (seyr fillah) davet eder.Sır makamında zatın nurundan ortaya çıkan ilk şeydir; saliki sıfatların perdelerinden kurtarır.iyan nurundan ortaya çıkan ilk şey olup saliki ittisale sevk eder.Zatta fenaya sebep olan cem'-i ahadiyyenin ilk parıltısıdır.
72
Lahz"Şu dağa bak! Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni görürsün."(7:43). Lahz, gizli ve ani bir bakıştır.Hakk'ın kullarını rızıklandırması, muhafaza etmesi ve güçlerinin yeteceği şeylerle onları sorumlu tutması konusunda ezeldeki takdirin mülahaza edilmesidir. Böylece ezeldeki takdir her zaman hatırda tutulamasa da, gerektiğinde ortaya çıkar ve (Hakk'a muhalefet ederek) dinden çıkılmasını engeller.Salikin, Hakk'tan gelen zahiri yardımları ve reca ve rağbeti gerektiren taat ve ibadetlerinin sonucunda vaat edilen mükafatları mülahaza etmesidir.Manevi yardımları ve istikamet ve tefvizi gerektiren hürmet ve riayet sonucunda vaat edilen kurbiyyeti mülahaza etmesidir.Şükür ve rızayı gerektiren ilahi ahlakla ahlaklanma hususundaki manevi yardımı (tevfik) mülahaza etmesidir.Üns ve gınayı gerektiren ilahi cezbeleri mülahaza etmesidir.Ledünni ilme ulaştıran ve basireti arttıran kudsi nurları mülahaza etmektir.Aşk ve zevkin istilasına sebep olan Hakk'ın celalinin güzelliklerini mülahaza etmektir.Keşfin nurunu mülahaza etmektir. Bu mülahaza salike velayet elbisesi giydirir, tecellinin tadını tattırır ve tesellinin kusurlarından onu muhafaza eder.Hakk'ın kerim olan vechinin ve kadim olan cemalinin nurunu mütalaa etmektir.Cem'in 'aynında Hakk'ın Hakk'la şuhududur.
73
Vakit"Sonra da hakkındaki takdire göre (buraya) geldin ey Musa."(20:40). Lütuf ışığını görmek üzere ortaya çıkan sadık vecdin zamanıdır.Nefsin kendini kınadığı [levvame], fazilet ve lütuf, ilahi huzurdan kovulma ve kahır arasında kararsız kaldığı zamandır. Bununla birlikte lütfun görülmesi ve şevkin kuvveti daha ağır basar.Nefsin havf (korku) ve reca (ümit) arasında gidip geldiği vakittir. Ancak reca ve doğru rağbeti tercih etmek ona galip gelir.Salikin arasıra gaflet halinde olmakla birlikte Hakk'ın huzurunda bulunduğu ve batınının cem halinde olduğu zaman dilimidir.Salikin, bazen kötü vasıflara sahip olmakla birlikte güzel vasıflarla ahlaklandığı zamandır. Böylece neredeyse güzel vasıflar onda meleke haline gelir.Ara sıra fetret vakitleri olsa da kasdın doğru, azmin de kuvvetli olduğu zaman dilimidir.Zaman zaman ızdırab olmakla birlikte sekine ve itminanın indiği vakittir.Muhibbin bazen maşukunu unutması söz konusu olsa da aşk sultanının onu istila ettiği vakittir.Salikin ilme olan iltifatının yanı sıra halinin istilası sebebiyle telvin ile temkin arasında gidip geldiği zamanı ifade eder. Ancak her ne kadar telvin ile temkin arasında gidip gelse de ona galip gelen temkin halidir.Kimi zaman infisal hali söz konusu olsa da ittisalin galip olduğu vakittir.Fena mertebesinin yerleştiği ve zaman zaman kesretin bulanıklığının zuhuruyla birlikte beka mertebesinin ortaya çıktığı vakittir.
74
Safa (Duruluk)"Çünkü onlar bizim katımızda seçkinlerden, hayırlı zatlardandır."(38:47). Safa bulanıklıktan arınmanın adıdır.Ameli süsleyen ve nefsi seyr-i süluka hazırlayan ilmin safasıdır.Nefsi dünyaya karşı zühde yönelten, vera ve takvayı doğru yapmayı sağlayan safadır.İhlası gerçekleştiren, tevekkül ve teslimi doğru yapmayı sağlayan inancın safasıdır.Nefsi tezkiye eden, sıdkı kuvvetlendiren ve fütüvvetin elde edilmesini sağlayan batının safasıdır.Kasdı doğrultan, azmi güçlendiren ve fakrı miras bırakan kalbin safasıdır.Hikmeti doğuran, doğru bir firaset sağlayan ve ilhamı gerçekleştiren lübbün safasıdır.İsimlerin tecellileriyle tahkikin şahidlerini müşahede ettiren, münacatın tadına vardıran ve kevni unutturan halin safasıdır.Bulanıklıktan (küdurat) arınmanın adıdır. Bu ise vakitteki telvinin ortadan kalkmasıyla olur.Salikin ahlak ve vasıflarının Hakk'ın ahlak ve vasıflarında fena bulmasını, kulluğunun rububiyyetin hakkında kaybolmasını ve hudûsun zilletinin ezelin izzetinde dürülmesini sağlayan ittisalin safasıdır.Halk olmaksızın Hakk'ın şuhuduyla cem'in safasıdır.
75
Sürur (Sevinç)"De ki: Ancak Allah'ın lütfu ve rahmetiyle. İşte yalnız bunlarla sevinsinler."(10:58). Sürur, içine hüzün katışmamış ferahlık, kuşatıcı sevinçtir.Vaadin tasdikinden kaynaklanan ve kişiyi gayrete sevk eden zevkin sürurudur.Salikin Hak katındaki nimet ve kerametleri kesin olarak bilmesinden kaynaklanan rağbetin sürurudur.Allah'la ünsiyetin başlangıcından kaynaklanan ve saliki tefrikanın yalnızlığından kurtaran huzurun sürurudur.Nefsteki zulmani vasıfların gidip yerini nurani özelliklerin almasına sevinmektir.Yakin ve ünsün kemalinden kaynaklanan iradenin sürurudur.Kaderin sırrını mütalaadan hasıl olan ve cehalet karanlığından kaynaklanan hüznü gideren sürurdur.Halis bir sevgiden kaynaklanan ve vuslata ulaşamama korkusunu gideren sürurdur.Sıfat perdelerini tamamen ortadan kaldıran ve saliki teklifin bağından kurtaran şuhudun sürurudur.Hakk'ın saliki bast haline koymasıyla ittisal ve inbisat hallerinden kaynaklanan sürurdur.Cem'in 'aynında matlubun elde edilmesiyle vücudun sürurudur.
76
Sır"Allah onların içinde olanları daha iyi bilir."(11:31). Sır, duyuların idrak edemediği gizli manalardır.Riyadan kaçınmak ve tezkiye ve safayı elde etmek için ameli gizlemektir.Takva ile sırrı latif hale getirmek ve ihlas makamını elde etmek için zühdü yaşamaktır.Sır,ihlasın kemali olup tevekkül ve tefvizi doğru yapmak için amelleri temizlemektir.Batını kötü vasıflardan ve nefsin sıfatlarından arındırmak, güzel vasıflarla muttasıf olmak ve ilahi ahlakla ahlaklanmaktır.Salikin sadece Hakk'a yönelmesi ve azimetinde samimi olmak suretiyle kalbini tasfiye etmesidir.Aklın kudsün nuruyla aydınlanması, ilham ve firaseti kabul etmek için vehim şüphelerinden arınmasıdır.Hakk'ın Hakk ile şuhuduyla cemalin aşkının hakimiyetidir.Beşeri sıfatların rüsumunun fenası esnasında zati velayetin sırrıdır. Bu sırrın sahibi, kıskandığı için halini insanlardan gizler, dalaletten korunmak için şeriatın adabıyla edeplenir, zarafeti sebebiyle ahlakını ve muamelatını güzelleştirir. Bütün bu özellikleri kendinde taşıyan kişi, haklarında "Allah'ın en sevgili kulları ahfiya ve atkiya olanlardır." denilen ahfiya sınıfındandır.Salikin resminin Hakk'ın nuruyla gizlenmesi ve bu sayede halinin anlaşılamamasıdır.Ezeli hüviyette fena bulmaktır.
77
Nefes"Ayılınca, "Seni tenzih ederim." dedi.(7:143). Nefes, kendisiyle rahatlanan şeydir.Vaade vefayı doğru bir şekilde yerine getirmekle rahata kavuşmaktır.Kasdın doğru yapılmasıyla rahata kavuşmaktır.Güven duygusunun (sika) ve işi başkasına değil de Allah'a havale etmenin sağladığı rahatlamadır.Nefsin nurlanması, kemal vasıflarıyla süslenmesi ve kendi içinde barındırdığı karanlıktan uzaklaşmasıyla hasıl olan sevinçle rahatlamaktır.Salikin sülukunun doğru olduğunun işaretleriyle (şevahid) ve mahbubuna olan üns haliyle rahatlamasıdır.Sekinenin inmesi, hikmeti elde etmekle birlikte himmetin yüce olmasıyla rahata kavuşmaktır.Aşkın safası ve zevkin kemali sebebiyle rahatlamaktır.iyana götüren sürur mertebesinden ve işaretin kalktığı yere sevk eden vücud nurundan kaynaklanan tecellinin hakikatinde rahatlamaktır.Hakiki hayat nefesi ve ilahi rahmetin bastıyla rahatlamaktır.Varlığın cem'inin 'aynında ('aynı-i cem'-i vücud) vücudun rahata kavuşmasıdır.
78
Gurbet"Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler yer yüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı."(11:116). Gurbet, kendi benzerlerinden (diğer insanlardan) ayrı olmaktır.Kişinin şeriata uymak gayesiyle alışık olduğu şeylerden uzaklaşması ve adetlerini terk etmesidir.Dünya malından ve dünyevi güzelliklerden yüz çevirmek, dünyevi arzu ve zevklere yönelmemektir.Hakk'la halvet ve Allah'a taat ve ibadet için halktan uzaklaşmadır.Tembellikten uzak durmak ve Allah'ın ahlakıyla ahlaklanmak suretiyle nefsin sıfatlarından kurtulmaktır.Salikin sadece Hakk'a yönelmesi ve sülukunda gayret ederek gevşeklikten (fetret) kaçınmasıdır.Cehaletten ve kuds nuruyla aydınlanarak nefsin karanlığından sakınmaktır.Aşkla mahbuba yönelerek onu tercih etmek (isar) ve onun dışındaki şeylerden nefret ederek uzaklaşmaktır.Zat-ı ahadiyyetle ilişkili olan himmetin gurbetidir. Yani bununla kast edilen arifin gurbetidir. Zira o, şahidinde gariptir, ilmin ortaya koyduğu veya resmin onda bıraktığı şeyde gariptir.Her iki alemden yüz çevirmek (infisal) ve 'aynla bağ kurmaktır (ittisal).Salikin resmini hakikatte yok ettiği için mahlukattan uzaklaşmasıdır.
79
Gark"Böylece ikisi de (Allah'a) teslim olunca, (İbrahim) onu alnı üzerine yatırdı."(37:103). Gark, muhabbetin saliki istila etmesi, onun da vecd ve hikmet denizine dalmış, tefrikadan uzaklaşmış olmasıdır.İtaate dalmış olmak ve zamanı zikir ve riyazetle geçirmektir.Huzurla ihbat halinde müstağrak olmak ve Hakk'ta sükun ve güven bulmaktır.Murakabede müstağrak olmak ve her şeyde Hakk'a güvenmektir.Hakk'la birlikte inbisat halinde müstağrak olmak ve bu inbisattan da uzaklaşmaktır.Allah'la süluk ve O'nunla ünsiyette müstağrak olmaktır.Basiretin keskin hale gelmesi ve himmetin yüceliğinde müstağrak olmaktır.Aşk, zevk, ataş ve heyemanda müstağrak olmaktır.Muhabbetin saliki istila etmesi, onun da vecd ve hikmet denizinde müstağrak olması sebebiyle velayet mertebesinin ortasına ulaşmasıdır.İttisalin şiddetinden dolayı sekr halinde müstağrak olmaktır.Cem'-i ahadiyyetin aynında müstağrak olmaktır; ve rüsumun bütünüyle fena bulmasıdır.
80
Gaybet (Gizlenmek)"(Yakup) onlardan yüz çevirdi ve "Vah bana, Yusuf için vah bana!" dedi."(12:84). Gaybet, kaybolmuşluk içinde olmak, olup bitenlerden habersiz kalmaktır.Eski adet ve alışkanlıklardan gaybettir.Dünyadan, dünyevi lezzet, istek, arzu, süs ve bunlara meyletmekten gaybettir.Halktan, onların fiilerinden, sözlerinden ve işlerinden gaybettir.Nefsten, onun heva, heves, arzu, istek ve sıfatlarından gaybettir.Salikin kasdını maksudundan başka bir şeye yöneltmemesi ve himmetini gidilmesi gereken hedefe yürümeye hasretmesidir.Nefsten, onun heva, heves, arzu, istek ve sıfatlarından gaybettir.Matlubun tecellisinin parıltısının ortaya çıkmasıyla muhibbin, mahbubu ile arasına giren şeylerden gaybettir.Salikin keşfin nurunun kuvvetiyle ilmin rüsumundan gaybettir.Salikin bizatihi ezelin nurunu müşahede etmekle kevnlerden ve mümkinattan gaybettir.Cem mertebesinde ikiliğin ortadan kalkmasıyla gaybetten de gaybettir.
81
Temekkün (Yerleşmek)"Kesin iman sahibi olmayanlar sakın seni gevşekliğe sürüklemesinler."(30:60). Temekkün, istikrarın son noktasıdır.Tövbe vaadine bağlı kalmak ve gevşeklik göstermeksizin itaat ve ibadete devam etmektir.Gayra güvenmeksizin Allah'a tebettüle devam etmektir.Gayra iltifat etmeksizin Allah'a seyirde istikamet üzere olmak ve başkasına tevessül etmeksizin O'nun güç ve kuvvetine güvenmektir.Salikin herhangi bir zorlama olmaksızın Allah'ın ahlakıyla ahlaklanması, emirlerini yerine getirmesi ve bütün bunları yaparken kendi kesbiyle değil de Hakk'ın lütfuyla yaptığını bilmesidir.Çalışıp çabalamasını görmeksizin Hakk'a seyrinde temkin sahibi olması ve gayret ve talebinde nefsiyle birlikte sebat etmesidir.Salikin hikmet ve ilhamın Allah'tan olduğunu bilmesi ve her şeyin O'na ait olduğunu bilerek kendine ait vasıflardan kurtulmasıdır.Bir an bile olsa mahbubunu unutmaksızın hikmet ve ilhamı elde ederek muhabbette temkin bulması ve bir kurbiyyet olmaksızın Hakk'ın ipine (el-urvetü'l-vüska) sarılmasıdır.Salikin, keşfin nuru ve halinin ilimden ayrılmasıyla Hakk'ın dışındaki şeylerden doğru bir şekilde uzaklaşmak suretiyle velayet mertebesine yerleşmesidir. Zira bu mertebede salikin ilmi haliyle çatışmaz, hali de ilimden ayrılmaz ve şevki ondan alınmaz. Salikin gayrı görmeksizin masivadan, kendi resminden ve benliğinden uzaklaşmasıdır (infisal).Cem' ve farkın ahadiyyetinde mutlak istikamet ve Hakk'ın 'aynında halkı görmektir. İşte o zaman, salikte hakikatler ortaya çıkar ve bütün latifeler bu hakikatin nurunda gizlenir. Ardından ruhunun latifesi ahadiyyetin nurunda yok olur, ikiliğin varlığına rağmen salik kendi varlığını bilmez. Böylece mükaşefe mertebesinde hakikat ona keşfolunur ve resmi hala var olsa da halinin letafetinden dolayı onu görmez.
82
Mükaşefe (Keşfetmek)"Kuluna vahyettiğini vahyetti."(53:10). Mükaşefe, perdenin arkasındakini keşfetmekle hakikatlerden haberdar olmaktır.İlahi isimlerin hakikatlerine iman etmektir.Nefse ait kuvvelerin ilahi isimlerin manalarından etkilenmesidir.Salikin amelini, ilahi isimlerin gereklerine göre yerine getirmesi, bu isimler neyi gerektiriyorsa öyle hareket etmesi ve onların çağrılarına icabet etmesidir.İlahi ahlakla ahlaklanmanın keyfiyetine vakıf olmaktır.Seyr-ü süluka sevk eden ilahi tecellilerin nurlarını hissetmek ve isimlerin tecellilerinin şuhudunu mütalaa etmektir.Saliki Hakk'ın katına cezbeden doğru bir muhabbetin harekete geçirdiği isimlere ait yüzlerin nurlarının parıltısıdır. Salikin sıfatlarının safasıyla perdelerin kalkmasıdır.Aynların ve 'aynlardaki hallerin Hakk'ın 'aynında şuhududur. Bu ise ilahi isimlerin tecellilerini doğru bir şekilde mütalaa ile gerçekleşir.Fenadan sonra beka makamında zat-ı ahadiyyeti, sıfatların suretlerinde müşahede etmektir.
83
Müşahede"Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır."(50:37). Müşahede, perdenin kalkmasıdır.Hakk'ın zatıyla herşey için hazır olduğuna inanmak ve şu ayetten dolayı buna iman etmektir: "Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?"Eşyanın Hakk'la mevcut olduğuna iman etmektir. Zira Cenab-ı Hak zatıyla eşyada kaimdir.(İyi yada kötü) bütün amellerin Allah için olduğunu (ve işlendiğini) bilmektir.Ahlaki kemalatın Allah'a ait olduğunu yakinen bilmektir.Salikin seyrinin sadece Allah'a, Allah'ta ve Allah'la olduğunu idrak etmesi ve kendini Allah için Allah'a teslim etmesidir.İlahi nurla sürmelenmiş olan basiretin nuruyla Hakk'ı idrak etmektir.Cemal nurlarının tecellilerinin şuhudu ve muhabbetin sadece cemil olana ait olmasıdır.Celalin güzelliklerini zatın cemalinden keşfetmektir.Mükaşefede sıfatların müşahedede ise zatın hakimiyeti söz konusudur. Dolayısıyla müşahede, perdelerin kalkmasıyla zatın mutlak olarak şuhududur.Kulun cem'in 'aynında tamamen fena bulması sebebiyle Hakk'ın zatını zatıyla şuhududur.
84
Muayene"Rabbine bakmadın mı, gölgeyi nasıl uzatıp yaymıştır."(25:45). Muayene, şüphesiz şekilde Hakk'ın zatının bizzat görülmesidir.Peygamberin "Dolunayın olduğu gece ayı gördüğünüz gibi Rabbinizi göreceksiniz ve O'nu görmede bir izdiham yaşamayacaksınız" sözünde bildirdiği üzere Cenab-ı Hakk'ın ahirette gözle görüleceğine inanmaktır.Hakk'ı şekil olmaksızın nurani bir surette görmektir.Salikin Hakk'ı basiret nuruyla göreceğine inanmasıdır.Cenab-ı Hakk'ın bütün mevcudattan ayrı kendine özgü bir varlığı olduğunu bilmektir. Zira Hakk'ın varlığı, sonradan eklenmiş bir varlık olmayıp bizatihi kendindedir ve akılla idrak edilemez.Salikin seyr-ü sülukunda onu vuslata ulaştıracak şahitleri görmesidir.Basiret nuruyla Hakk'ın vechini mutlak olarak görmek ve her şeydeki varlığını anlamaktır. Bu, ilmin delillleriyle görmedir.Hiçbir kayda bağlı kalmaksızın ruhun kendini görmektir. Bu durum devamlı olmamakla birlikte salikin aşk ve şevkini uyandırır.Salikin Hakk'ın sıfatlarıyla muttasıf olması esnasında vahidiyyet mertebesinde Hakk'ın kendiyle Hakk'ın yüzünü görmesidir.Salikin telvinden uzaklaşmış olarak hiçbir şekilde şüphe etmeksizin Hakk'ın zatını zatıyla görmesidir.Salikin Hakk'ın zatını zatıyla görmesidir. Ancak bu durum, salikin resminin ezeliyyetin 'aynında tamamen fena bulması esnasında 'aynü'l-cem'de temkin için sürekliliği gerektirir.
85
Hayat"Ölü iken dirilttiğimiz."(6:122). Hayat, hayat bulmak, (ölümün herhangi bir derecesinden) dirilmektir.Şer'i ilme uygun temiz bir hayat sürmektir.Salikin zühd hayatını tercih etmesi ve kalbi hayatı gerektiren tecridle yetinmesidir.Kalbin hayat bulmasıdır.İnsanın fıtratındaki nurani hayatı ifade eder.Saliki sülukunda gayret ve çalışmaya sevk eden yakin ve ünsün oluşturduğu bir hayattır.Akli ilimde kudsi ruhun hayatıdır.Hakiki muhabbetten hasıl olan hayat ve şuhudi zevktir.Fena bulduktan sonra bekaya ulaşmaktan kaynaklanan süruru yaşamaktır.Zati sıfatlardan kaynaklanmış olup salike verilen ilahi bir hayatı ifade eder. Ancak bu hayatla birlikte aynı zamanda salikin nurlarla gizlenmiş olan bir resmi de bulunmaktadır.Resmin tamamen yok olması esnasında varlığın (vücud) hayatıdır.
86
Kabz (Yakala{n}mak)"Sonra onu azar azar alıp, kendimize çektik."(25:46). Hakk'ın kulu kendisi için seçmesidir.Hakk'ın kulunu dini hükümlere muhalefetten alıkoymasıdır.Hakk'ın saliki, münacaatından meşgul eden şeylerden korumasıdır.Hakk'ın kulunu, mahlukatın fiillerini görmesinden ve sonuçları sebeplere bağlamasından alıkoymasıdır.Hakk'ın kulunu, nefsin sıfatlarından ve kötü vasıfların ona galip gelmesinden korumasıdır.Hakk'ın saliki, seyr-ü sülukunda gevşeklikten (fetret) ve karşısına çıkacak her türlü engelden korumasıdır.Hakk'ın saliki cehalet ve aptallıktan alıkoymasıdır.Mahbubunu unutmaktan ve tembellikten muhafaza etmesidir.Sıfatların kesretinden kurtararak zatın vahdetine ulaşmasını sağlamasıdır.Hakk'ın kulunu halktan alıkoyması, dini emirlerin zahirine ait libasta gizlemesi ve avam suretinde onu insanlardan korumasıdır.Hakk'ın kulun resmini ifna etmesi ve onu kıskanmasından dolayı musafat makamında halinden alıkoyup kendine yöneltmesidir.
87
Bast (Serbest Bırak{ıl}mak)"Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır."(42:11). Bast, kalbin fıtri saflığının ortaya çıkmasıyla ferahlamaktır. Dini emirlere uymakla ferahlamak, ayetlerde zikredilen vaade güvenmek ve ilahi rahmetin kainatı içine almasıdır.Salikin Rabbi hakkındaki hüsn-i zannından dolayı reca duygusunun havfa galip gelmesidir.Fiillerin Allah'a ait olduğunu ve bütün işlerin O'nun elinde bulunduğunu gören kalbin bastıdır. Böylece salik ilahi sırlara muttali olması sebebiyle bast halini yaşar.Salikin kader sırrına vakıf olması sebebiyle güzel bir ahlakla halkla bast halinde olmasıdır.Yakinin ve Allah'la üns halinin kuvveti sebebiyle yaşanılan bast halidir.Sekinenin elde edilmesi ve basiretin de nurlanmasıyla meydana gelen bast halidir.Tecelli nurlarının şuhudu ve mahbuba ulaşmanın zevkiyle hasıl olan bast halidir.Hakk'ın salikin işini üzerine alması ve onu bast haline koymasıdır.Cenab-ı Hakk'ın saliki kendi katındaki değerinin yüksekliği ve irfanının kemali sebebiyle bast haline koymasıdır. Böylece salik Hakk'ı halkta müşahede eder; ancak halkla (şevahidi) Hakk'ı (meşhud) birbirine karıştırmaz, rüsumun esintisi Hakk'ın varlığına bulaşmaz. Bu, kabzda bast halidir.Cemalin süruruyla bast halinde olmak ve bu mutlak güzelliği her şeyde müşahede etmektir.
88
Sekr (Sarhoşluk)"Rabbim bana göster, seni göreyim."(7:143). Sekr, kendine sahip olamayıp, coşmaktır. Hakk içinde olmaktan kaynaklanır.Bazen kişisel iradeye, bazen de kadere delalet eden ayetlerin ve hadislerin işitilmesi sonucunda hayrete düşülmesidir.Havf ve reca arasında tereddüt etmesidir.Amellere mi yoksa hallere mi riayet edeceği hususunda şaşırmasıdır.İnbisat halinin sekridir.Kurbun nurları ile üns arasındaki hayrettir. Zira üns hali Hakk'tan uzak olmaya delalet eden sülukta gayreti ifade etmektedir.Hikmet ve kudret arasında hayrette kalmaktır.Tecelli ile setr arasında hayrette kalmaktır.Sıfatların güzellikleri ile zatın cemali arasında sekr halinde olmaktır.Şuhud ile ilmin hükümleri arasında meydana gelen muhabbet makamında fena ile varlık arasındaki hayrettir. Zira şuhud fenayla ilim de vücudla hükmeder.Fenanın hakim olması ile olmaması arasında gidip gelmektir; fenadan sonra bekanın başlangıcıdır; ve salikin varlığının ifna olmasıdır.
89
Sahv (Ayıklık)"Nihayet onların kalplerinde korku giderildiği zaman birbirlerine "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Onlar da "Hakkı buyurdu." derler."(34:23). Sahv, sıkıntı ve zorluktan uzak olmaktır. Hakk ile olmaktan kaynaklanır.Tabiatın alışkanlık ve adetlerinden kurtulmaktır.Havf ve recayı unutmaktır.Salikin dini emirlere riayet ve murakabe ile meşgul olması sebebiyle durumlar karşısında tedbir almayı düşünmeyi ve nefsin hazlarını unutmasıdır.Nefsin tezkiyesi ile kalbin tasfiyesidir.Salikin Hakk'a teveccüh ederek halkı unutması ve ünsün şiddetinden dolayı Hakk'a cezbolunmasıdır.Aklın kudsün nuruyla aydınlanmasıyla safa bulmasıdır.Muhabbetin gücüyle halin safa bulmasıdır ve mahbubun dışındaki her şeyi unutmaktır.Maşuka ulaşmanın sevinciyle vaktin safasıdır.Şuhudun, varlığın kalıntılarından (bakiyye) arınmasıdır. Zira sekr bakiyyenin varlığına işaret ettiği için salikin Hakk'ın denizinden geçmesine imkan tanımaz. Sahv ise vuslata ulaşmanın lezzeti sebebiyle şevkten kurtulmaya ve bakiyyenin ifna olmasına delalet eder. Bu da , Hakk'la bast haline girmeyi gerektiren sulüvvü gerektirir.Cem'-i ahadiyyetten dolayı aşkın, farktan dolayı da zevkin safasıdır.
90
İttisal (Bitişmek)"Sonra yaklaştı derken, sarkıp daha da yakın oldu."(53:8). İttisal, aradaki mesafenin kalkmasıdır.Fıtrattaki selametle Allah ile birlikte olmak, niyetin doğru olmasıyla da Allah'a sarılmaktır.Takvanın kuvvetiyle teveccühü doğru yapmak ve masivadan yüz çevirmektir.Murakabenin gücüdür; ve Hakk'a yakın olmaya inanmaktır.İlahi ahlakla muttasıf olmaktır.Allah'ın gücü ve kuvvetiyle Allah'ta süluk etmektir.Basiret gözüyle hakikati görmektir.Zevk yoluyla ve aşkın doğru olmasıyla Hakk'ı bulmaktır.Sıfatların fenası esnasında zatı müşahede etmektir.Varlık olarak i'tilalden kurtulmak, ilmi açıdan istidlalden müstağni olmak ve cem'e ulaşarak sıfatların dağınıklığından uzaklaşmak suretiyle şuhudun ittisalidir.Resmin ezeliyette fena bulmasıyla ahadiyyette müstağrak olmaktır.
91
İnfisal (Bırakıp Gitmek)"Allah, asıl sizi Kendisine karşı dikkatli olmanız hakkında uyarmaktadır."(3:28). İnfisal, daha önce bulunulan yerden ayrılmaktır.Nefse ait arzu ve isteklerden, adet ve alışkanlıklardan uzaklaşmaktır.Dinen zaruri olmayan şeylerden uzaklaşmaktır.Hakk'ın dışındaki her türlü fiil ve tesirlerden uzaklaşmaktır.Nefse ve bedene ait melekelerden uzaklaşmaktır.Salikin maksudunun dışındaki şeylere yönelmemesidir.Masivaya iltifat etmekten ve cehaletten uzaklaşmaktır.Mahbubu unutmamak ve ondan başkasına yönelmemektir.İsim ve sıfatlarıdan uzaklaşmaktır.Salikin her iki alemden uzaklaşması -ki bu, aynı zamanda ittisalin de şartıdır- ve bu uzaklaşma halini (infisalini) görmemesidir. Zira gerek ittisal ve gerekse infisal onun şuhudunda bir amaç değildir.İttisalin etkisini görmekten ve ezeli ahadiyyetten uzaklaşmaktır. Bu iki husus terakkide denktir.
92
Marifet (Bilmek)"Peygambere indirileni dinledikten sonra, hakkı bildiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolduğunu görürsün."(5:83). Marifet, bir şeyi olduğu gibi kuşatmaktır.Hakk'ı Kitap ve Sünnette belirtilen sıfatlarla bilmek ve bu sıfatların kainattaki tecellisine ayetlerde geçtiği üzere iman etmektir.Salikin, başlangıçtaki itikadı yakinin kuvveti ve aklın safasıyla bulması; doğru ve isabetli bir düşünceyle hayatını talep etmesidir.Davranışlarını görmeye yakın bir ilmi yakin üzere bina etmesi; tevekkül ve tefvizini doğru yapmasıdır.Hakk'ın kemal vasıflarını idrak etmesi; hem Hak hem de halkla güzel bir geçinmeyi gerektiren ilahi ahlakı öğrenmesi ve fütüvvetin kemalini bilmesidir.Salikin seyr-ü sülukunda onu gayrete sevk eden doğru yolu bilmekle sırrını nurlandırmasıdır.Ledünni ilmin kısımlarını bilmesi; basiret ve ilhamla ilahi hikmeti öğrenmesidir.Zevk ve aşkı gerektiren 'iyanı bilmesidir.Sıfatların nurlarının ardından zatın şuhuduyla temkin sahibi olmaktır.Salikin, zatın nuru ve ilahi vechin ışıltılarıyla nurlanmış olan gizli bir resminin bulunmasıyla birlikte Hakk'ı Hakk'la müşahede etmesidir.Hakikati hakikat gözüyle nasılsa öylece ihata etmektir.
93
Fena (Geçicilik)"Yeryüzünde bulunan her canlı fanidir; yalnız azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı bakidir."(55:26-27). Fena, geçici ve asılda zaten yok hükmünde olan şeyin yok oluşudur.İlahi emirlere yapışmakla adet ve alışkanlıklardan kurtulunmasıdır.Kalbi ve nurani özellikler sayesinde nefse ve tabiata ait vasıflardan uzaklaşmaktır.İlahi fiiller sayesinde beşeri fiillerden fena bulmaktır.İlahi ahlakla ahlaklanmak suretiyle nefsi melekelerden fena bulmaktır.Hakk'ın iradesi ile ağyarın iradesinden, Hakk'ı talep etmekle de ağyarı istemekten kurtulmaktır.İlahi hikmetlerin ve ledünni ilimlerin sayesinde fiillere ait hikmet ve zahiri ilimlerden fena bulmaktır.Salikin ilahi muhabbet sebebiyle kevnle alaka kurmaktan ve ona sevgi duymaktan kurtulmasıdır.Zata teveccühü sayesinde sıfatlardan fena bulmasıdır.Salikin kendisine ait gizli bir varlık kalıntısı bulunmakla birlikte resimden ve ikiliğe sebep olan nurani benliğini hissetmekten fena bulmasıdır. İşte bu dostluk makamıdır.İkiliğin ortadan kalkamasıyla birlikte rüsumun, zat-ı ahadiyyetin 'aynında tamamen fena bulmasıdır. Bu, mahbubiyyet makamıdır.
94
Beka (Ebedilik)"Allah daha hayırlı ve daha bakidir."(20:73). Beka, yok olandan sonra kalandır.Asılda yok hükmünde olan halkın Hakk'ın varlığıyla bekasıdır. Böylece insanlar, Hakk'ın bağışladığı varlık ile kulluklarını yerine getirebilirler.Salikin fiillerle kaim olan izafi ve hayali varlığın bulunduğuna vehmetmesidir.Müridin fiillerinin kendine ait olmadığını anlamasından sonra sıfatların ve zatının bekasıdır.Sıfatların fenasından sonra zatların bekasıdır.Salikin varlığının seyrinde bekası ve nefsani engellerden kurtulduktan sonra Hakk'a olan seyrine devam etmesidir.Duyulara ait karanlıkların fenasından sonra kudsi ve hakiki nurların bekasıdır.Hadesin izlerinin ve mahlukatın fani olan gölgelerin yok olmasından sonra Hakk'ın baki olan vechinin nurlarının ve kıdeminin parıltılarının bekasıdır.Mahlukata ait sıfatların fenasından sonra ilahi isim ve sıfatların bekasıdır.Şahidin fenasıyla meşhudun bekasıdır.Bir hiç olanın fenasını müşahede ile ezeli olanın bekasıdır ki, böylece salik 'adem oluşunu kabul eder.
95
Tahkik (Aslını Bilmek)""İnanmadın mı?" dedi. (İbrahim) "Evet inandım, ama kalbimin yatışması için." dedi."(2:260). Tahkik, Hakk'dan, Hakk ile ve Hakk'da elde edilen şeyin özüdür.Güç ve kuvvetin esasında Allah'a ait olduğunu bilmektir.Güç, kuvvet ve tasarrufun Allah'tan Allah için olduğunu bilmektir.İşin Allah'ın elinde olduğunu bilmektir.Ahlakın Allah'a ait olmasıdır.Cezbe, kasd ve Allah'la ve Allah için seyrin Allah'tan olduğunu bilmektir.Muhabbeti -gayra değil- Allah'a has kılmaktır.Her türlü fiil ve seyrin Allah'tan olduğunu bilmektir.Varlığın Allah'a ait olduğunu bilmek ve Allah için müşahedede temkin sahibi olmaktır.Salikin tahkikin de hakikatin de Allah'a ait olduğunu halen bilmesi ve sonra da bu mananın nihayet mertebelerinde makam olmasıdır.Salikin Hakk'a ait olanı ilimden ve diğer vasıflardan arındırması, zatı ve şuhudu da kendisine ait olann bulaşmasından temizlemesidir. Böylece kendinde ve alemde ortaya çıkan ilim, irade ve kudretin bütünüyle Hakk'a ait olduğunu, müşahedesinin Hakk'ın müşahedesi ve gördüğü her hakikatin de Hakk'ın hakikati olduğunu bilir. Bununla birlikte hadis olan için kıdem, varlık için de yokluk ('adem) söz konusu değildir.
96
Telbis (Elbise Giydirmek)"Onları içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olduk."(6:9). Telbis, bir şeyin ardındaki hakikati görememek sebebiyle onu sebeplere bağlayıp, örtmektir. Bunu yaparken kader dikkate alınmaz.Amellere ilahi hükümlere uyma elbisesini giydirmektir.Nefsin kuvve ve fiillerine ilahi emirlere boyun eğme elbisesini giydirmektir.Salikin amellerine Hakk'ın fiillerini giydirmektir. Bu sayede salik her türlü fiil ve etkinin Allah'tan olduğunu bilir.Hakk'ın ahlakını salikin ahlakına giydirmektir.Salikin kasd ve seyrini kendine nispet etmekle birlikte bütün bunların Allah'a ait olduğu bilmesidir.İlmi ve hikmeti kendine nispet etmekle birlikte Allah'a ait olduğunu bilmesidir.Cenab-ı Hakk'ın dışındaki başka bir şeye sevgi göstermekle birlikte onun ardındaki mahbubu görmesidir.Gayret ehlinin hallerini korumak amacıyla vakitlerini ve kerametlerini insanlardan gizlemesidir.Salikin zahirine kesb ve sebep elbisesini giydirmesi ve halktan farklı idrak edemeyenlerden korumasıdır. Bununla birlikte bu telbisi yapanların itikatları sağlam, süluk ve mu'ayeneleri doğrudur.Tahkik ehlinin, halka olan merhametinden dolayı sebep elbisesini onlara giydirmesidir.
97
Vücud (Var Olmak)"Allah'ı çok bağışlayıcı ve merhametli bulur."(4:110). "Allah'ı tövbeleri çok kabul eden ve merhametli bulacaklardır."(4:64). "Allah'ı yanında bulur."(24:39). Vücud, bir şeyin hakikatini elde etmektir.Kişinin, Hakk'ın varlığını (Hakk'a ilave olmaksızın) kendi varlığıyla idrak etmesi, O'nu kendinde ve kendiyle bulmasıdır. Böylece kendi yaratılışından Yaratıcı'yı, kendi eksikliklerinden Eksiksiz Olan'ı, kendi ayıp ve kusurlarından Ayıplardan Uzak, Kusursuz Olan'ı idrak eder. Sanatkarı tanıtan onun eseridir ve en yakın eser insanın bizzat kendi şahsıdır.Hakk'ın sözlerinin ayrıntılarını idrak etmesidir.Hakk'ın fiillerini ve eşyadaki tasarrufunu idrak etmesidir.Hakk'ın ahlakını kendinde bulmasıdır.Salikin, yaratılışının başından sonuna kadar Hakk'ın varlığındaki seyrini idrak etmesidir.Hakk'ı müşahede ile şevahide ait ilimleri ortadan kaldıran ledün ilmini elde etmesidir.Mahlukatın suretlerinde Hakk'ın sevgisini görmesi ve cem'-i ahadiyyetin 'aynında zatını bulmasıdır.Sıfat perdesinin ardındaki Hakk'ı bulmaktır.İşaretin söz konusu olmadığı yerde 'iyani olarak Hakk'ın varlığını idrak etmektir.İşaretin olmadığı yerde Hakk'In celalinin sübühatının keşfolunmasıdır.
98
Tecrid (Soyutlanmak)"Haydi, nalınlarını çıkart!"(20:112). Tecrid, şahitlerin şahitliğinden soyutlanmaktır.Kişinin ilahi emirlere muhalefet etmekten ve kendi mizacının düşkün olduğu arzulara yönelmekten uzaklaşmasıdır.Nefsin dünyevi şehvetlere, heva ve hevesine meyletmekten uzaklaşmasıdır.Nefsin, sebeplerin tesirinden ve fiilleri mahlukata nispet etmekten uzaklaşmasıdır.Nefsani ve şeytani melekelerden uzaklaşmaktır.Salikin seyr-ü sülukunda gevşeklikten ve gayra iltifat etmekten uzaklaşmasıdır.Salikin Hakk'tan gelen ilhamla elde ettiği bilgiler ve dini ilimler sayesinde istidlale dayalı ilimlerden yüz çevirmesidir.Masivaya sevgi duymaktan uzaklaşması ve Hakk'tan uzak olmaya sabretmesidir.İsimlerden, sıfatlardan ve kainatın rüsumundan uzaklaşmaktır.aynü'l-cem'in ilimden tecrididir.Tecridi görmekten kurtulmaktır.
99
Tefrid (Yalnız Bırakmak)"Allah'ın apaçık gerçek olduğunu bileceklerdir."(24:25). Tefrid, Allah'a işaret etmek, dolaylı olarak Allah'ı sebep göstermektir.İbadet ve itaatte işareti Allah'a has kılmak ve bunların Allah'ın kuluna bir ihsanı olduğunu bilmektir.İnançta işareti Allah'a has kılmaktır.Tasarruf ve sebepte işareti Allah'a has kılmaktır.İşareti Hakk ile Hakk'a has kılmaktır.Kasd ve sülukta işareti Allah'a has kılmaktır.Muhabbet ve gayrette Hakk'a tefriddir.Övünme, halini izhar etme ve fena bulmada Hakk'la tefriddir.Şuhud ve ittisalde Hakk'la tefriddir.Salikin halkı Allah'a davetinde ve irşadında sadece Hakk'a işaret etmesidir. Bu, Allah'ın zahiren halkla bast haline koyduğu, batınen ise Hakk'tan başka bir şeyi söylemesin diye onlardan kabzettiği kimsenin halidir.
100
Cem (Topla{n}ma)"Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı."(8:17). Cem, tefrikanın giderilmesidir.İbadet konusunda tefrikanın (ikilik) yok olup himmet ve hatırın cem halinde olmasıdır. Böylece ibadet esnasında kulluğa ters bir davranış çıkmaz.Bütün kuvvelerin bir araya gelmesi, doğru bir şekilde Hakk'a yönelmesi ve halktan yüz çevirmesidir.Murakabe ve ihlasta kalbin cem halinde olmasıdır.Kuvvelerin bir araya gelmesi ve adalet ve fazilet hususunda bir birleriyle çelişmemesidir.Süluk ve vusülde kasd ve teveccühün bir hale getirilmesidir.Kuds alemine yönelmede aklın cem halinde olmasıdır.Muhabbet ve zevk konusunda, seyrindeki cem halidir.Müşahedede ruhun cem' halinde olmasıdır.Hafa makamında ruhun, mu'ayene, sekr ve ittisalde cem' halinde olmasıdır.Cem'ü'l-ahadiyyettir. Yani işaret anlamı taşıyan her şeyin ahadiyyetin 'aynında yok olmasıdır.
Loading...
Main menu