ABCDEFGHIJKLMNOPQRSTUVWXYZ
1
derçArapça derc
1. isim, eskimiş Alma, toplama.
2. isim, eskimiş Kaydetme.
2
galebe çalmak
1. yenmek:
"Kocanın münasebeti her türlü cazibesini kaybettiği gün rakibine galebe çaldığına emin olabilirsin." - Hüseyin Cahit Yalçın
2. üstün gelmek, baskın çıkmak:
"İnsanoğlunun gayesi ölmek değil, yaşamak ve galebe çalmaktır." - Mehmet Kaplan
3
iğdiş
sıfat, Farsça ikdiş
Erkeklik bezleri çıkarılarak veya burularak erkeklik görevi yapamayacak duruma getirilmiş (hayvan ve özellikle at).
4
İnsicam
(insica:mı), Arapça insicām
1. isim, eskimiş Düzgünlük, tutarlık, bağdaşım:
"Caminin iç güzelliğinin hususiyeti bu çinilerdeki nefaset ve insicamdan ileri gelmektedir." - Sermet Muhtar Alus
2. isim, eskimiş, edebiyat Tutarlık.
5
iştiyak
(iştiya:kı), Arapça iştiyāḳ
1. isim, eskimiş Göreceği gelme, özleme.
2. isim, eskimiş Güçlü istek, arzu:
"Bir asırdan beri birkaç neslin iştiyakı budur." - Yahya Kemal Beyatlı
6
kahir(ka:hir), Arapça ḳāhir
1. sıfat, eskimiş Kahreden, zorlayan.
2. sıfat, eskimiş Baskın gelen, ezen, ezici.
7
mahfil
Arapça maḥfil
1. isim, eskimiş Toplantı yeri:
"Merdivenleri inerken öğretmenler arasında, gençlik mahfilinde kimlere güvenilebileceğini gözden geçirdi." - Nazım Hikmet
2. isim, eskimiş Toplanmış kimseler.
3. isim, eskimiş, din bilgisi Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer.
8
maşuk
isim, eskimiş, (ma:şuk), Arapça maʿşūḳ
Sevilen, âşık olunan erkek:
"Biz sevdik, âşık olduk; sevildik, maşuk olduk." - Yunus Emre
9
mesabeisim, eskimiş, (mesa:be), Arapça mes̱ābe
Derece, değer, rütbe.
10
paradigma(paradi'gma), Fransızca paradigme
1. isim Değerler dizisi.
2. isim Örnek.
3. isim, dil bilgisi Dizi.
11
sinesteziisim, ruh bilimi, Fransızca synésthésie
Duyum ikiliği.
12
söylenceisim
Efsane.
13
tecessüs
Arapça tecessus
1. isim, eskimiş Belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma:
"Yahya Kemal tecessüsü, üstelemeyi Doğuluların bir kusuru olarak görür." - Salâh Birsel
2. isim, eskimiş Merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı:
"Bütün dikkat ve tecessüsümle etrafımda bir an evvel muayyeniyet yaratmaya çalışıyordum." - Kemal Bilbaşar
14
temaşa
(tema:şa:), Farsça temāşā
1. isim, eskimiş Hoşlanarak bakma, seyretme:
"Benden evvel çoluk çocuk bütün ev halkı hayvanı temaşaya çıkmışlar." - Memduh Şevket Esendal
2. isim, eskimiş Seyredilecek görüntü, görülmeye değer şey.
3. isim, eskimiş Gezme, seyir.
4. isim, eskimiş Oyun, temsil, piyes, tiyatro:
"Bazı meddahlar da Karagöz oynatmış, şahbaz, hayalbaz veya hayalî isimleriyle yaşadıktan sonra
temaşa hayatımızdan el etek çekmişlerdir." - Samiha Ayverdi
15
zelil
sıfat, eskimiş, (zeli:l), Arapça ẕelīl
Hor görülen, aşağı tutulan, aşağılanan:
"Batı'ya, bu zelil tavırla kabul ettirilmesi mümkün hiçbir şey olamazdı." - Necip Fazıl Kısakürek
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100