YENİ MAHALLEYE ALIŞMA KILAVUZU
HAYDİ, BAŞLAYALIM!
“Bizde kalmamış sizde varsa…” ve “Bir tabak da size gönderdi.” ifadeleri size günlük hayatımızdaki hangi değeri çağrıştırmaktadır? Söyleyiniz.
Bu ifadeler paylaşmayı, yardımlaşmayı ve komşuluk değerlerini çağrıştırmaktadır.
Perdeleri olmayan bir ev gördüğümde, evdekilerin gizliliklerine önem vermediklerini düşünürüm. Ayrıca biraz rahatsız olabileceklerini de aklıma getiririm.
Yaşadığınız sokakta perdeleri olmayan bir ev gördüğünüzde ne düşünürsünüz? Arkadaşlarınızla düşüncelerinizi paylaşınız.
Mahallenize biri taşındığında neler yaparsınız? Birden çok seçenek işaretleyebilirsiniz.
Yardım etmeyi teklif ederim.
GÖRSEL YORUMLAMA
YENİ MAHALLEYE ALIŞMA KILAVUZU
Faruk, elinde kalemi, defterine notlar alırken taşındıkları evin penceresinden sokağı izliyor, geride bıraktığı güzel anıları düşünüyordu. Önceki gün, nakliye kamyonunun arkasında, yeni evlerine
doğru yola çıktıklarında anne ve babası ona: “Alışmak dediğin şey, bir günde olmaz Faruk, kendine biraz zaman tanı.” demişti.
Yol boyunca söyledikleri tek şey bundan ibaretti. Ancak dikiz aynasına yansıyan görüntüleri onların da en az Faruk kadar teselliye ihtiyacı olduğunu ele veriyordu. Faruk içlerinde yaşanan hayatları hayal ederek binaların pencerelerini izliyordu.
“Bakma evladım, insanlar kendilerini izlediğini sanıp rahatsız olabilirler, ayıp olur.” diye seslendi annesi, salondaki koltukların yerlerini bir milyonuncu kez değiştirirken. Ardından nefes nefese konuşmasına devam etti: “Yeni taşındık, bizi yanlış tanımasın komşular.” Faruk bir an not almayı bırakıp dikkatini sokaktan geçen arabalara çevirmişti ki karşı apartmandaki komşunun perdeleri kıpırdanmaya başladı.
Önce biri sonra öteki derken sanki tüm apartman aralarında anlaşmışçasına, perdelerini çıkarıyordu. Ardından ellerinde kovalar ve bezlerle yeniden göründüler. İki bina arasındaki
mesafe o kadar kısaydı ki Faruk her şeyi tüm netliğiyle görüp duyabiliyordu. Pencere önlerinde telaşla cam silenler, ellerinde bezleriyle teyzeler, cam silmek için bez yerine gazete kağıdının daha iyi olduğu konusunda ısrar eden amcalar vardı.
Hava bir anda leylak ve lavanta kokularıyla dolmuştu. O esnada bir ses duydu… Sesin sahibi karşı komşularıydı. “Hoş geldiniz! Perde telaşı bitti mi vakit geldi demektir, değil mi? Koşturmadan soramadık, yardıma ihtiyaç var mı? Baban oralarda mı?” Faruk bu ani sorularla derin düşüncelerinden sıyrıldı. Güçlükle “Hoş bulduk.” diyebildi. Babası arkadan yetişmişti. “Hoş bulduk komşu, sağ olun. Görüyorum ki siz de telaştasınız. Kolay gelsin.” dedi.
Faruk çalan kapıyı açmak için koştu. Gelenler az önce karşı apartmanda gördüğü yüzlerdi.
Az evvel çok yorgun görünen o yüzler şimdi neşeyle aydınlanmıştı. Kapıdakilerden biri: “Ali bak, karşı apartmana senin yaşıtın bir çocuk gelmiş, dememiş miydim?” dedi. Küçük bir çocuk, kalabalığın arasından sıyrılarak öne çıktı. Merakla Faruk’a bakıyordu. Faruk, kalabalığın arasındaki çocuğun, onun eski mahallesindeki arkadaşı Ahmet’e ne kadar da benzediğini şaşkınlıkla fark etti. Anne ve babası ortada açılmayı bekleyen kolilerin arasından kapıdakileri içeri davet etti.
Faruk, not defterine ve salonlarındaki kalabalığa baktıktan sonra Madde 3’e kadar yazdıklarının üzerini çizdi.
Faruk ve Ali oyun oynarken büyükler de komşuların beraberinde getirdiği ikramlıklardan atıştırıyor, kırk yıllık ahbaplar gibi neşeyle sohbet ediyorlardı. Kapıda misafirleri yolcu ederken, Hilmi amca omuzlarının ağrıdığını söyleyince ahali hep birlikte gülmeye başladı.
“Perde asmaktandır o.”
“Perdeler mis gibi oldu ama.”
“E adettendir, bayrama tertemiz perdelerle girilir.”
“Sadece perde olsa tamam. Onu bunu bilmem, bir dahaki arefe günü temizlikten kesin kaytaracağım.”
Konuşmalara gülüşmeler eşlik etti.
Tabii ya, bayram! Nasıl da unutmuştu.
Faruk ertesi gün, daha bir gece önce yorgunluktan dert yanan komşuları camiye giderken gördü. Hiçbirinde yorgunluktan eser kalmamış gibiydi. Bayram namazından sonra avludaki kalabalık birbiriyle bayramlaşmaya başladı. Bayramlaşmayı “Hoş geldiniz.” sözcükleri takip ediyordu. (…) Not defterini son kez açan Faruk, dördüncü maddeden sonrakilerin üzerini de
tek tek çizdi ve sonra bir cümle yazdı. “Sadece ilk bayramı bekle!”
Anı
Taşındıkları gün, karşı apartmandaki komşular perdelerini çıkarıp temizlemeye başlıyorlar. Hemen camlar siliniyor, perdeler yıkanıp asılıyor. Bu sırada komşular Faruklara “hoş geldiniz” diyor ve yardımlarını teklif ediyorlar.
Bayram sabahı komşular birbirleriyle bayramlaşıyor, sohbet ediyor, Bunlara şahit olan Faruk da artık kendini yeni çevresine ait hissediyor.
b. Siz yeni mahalleye alışma hikâyesi yazsaydınız bu hikâyenin bölümlerinde “perde” yerine neyi kullanırdınız? Sebebini belirterek açıklayınız.
Ben olsaydım perde yerine ”kapı” kullanırdım. Çünkü kapı kişinin mahremiyetini, benliğini gizleyen en güzel engeldir. Karşımızdakine güvendikçe kapılarımız aralanabilir.
Metinde anlatılanı görselle desteklemek — Çünkü görsel, Faruk’un yazdığı notları göstererek metindeki olayları somutlaştırıyor.
X
b) Bu görselde bazı ifadelerin üstünün çizilmesinin anlamı ne olabilir? Söyleyiniz.
Faruk’un düşüncelerinin ve planlarının zamanla değiştiğini, yeni çevresine alıştıkça fikirlerini yenilediğini gösterir.
a. Yandaki karekodu okutarak içeriği izleyiniz.
b. İzlediğiniz içerik, “Yeni Mahalleye Alışma Kılavuzu”nun hangi bölümü ile ilgili olabilir? Bu içerik sesli olsaydı hangi ifadeleri duyabilirdiniz? Yorumlayınız.
Metnin bayramlaşma bölümüyle ilgili olabilir. İçerik sesli olsaydı “Hoş geldiniz, bayramınız kutlu olsun, hayırlı bayramlar!” gibi dostça ifadeler duyulabilirdi.
“’Bakma evladım, insanlar kendilerini izlediğini sanıp rahatsız olabilirler, ayıp olur.’ diye seslendi annesi, salondaki koltukların yerlerini bir milyonuncu kez değiştirirken.”
a) Okuduğunuz “Yeni Mahalleye Alışma Kılavuzu” adlı metinden alınan aşağıdaki cümleyi altı çizili ifadeye dikkat ederek inceleyiniz.
b. Sizce kahramanın annesi koltukların yerini aslında en fazla kaç kez değiştirmiş olabilir?
Metnin yazarının gerçek sayıyı söylemek yerine “bir milyonuncu kez” demesinin sebebi
nedir? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Annesi koltukların yerini aslında birkaç kez değiştirmiş olabilir. Yazar “bir milyonuncu kez” diyerek durumu abartmış ve annenin aşırı düzen merakını vurgulamıştır.
büyük
küçük
abartma
ç. Bu söz sanatının metne katkısı nedir? Söyleyiniz.
Bu söz sanatı metne canlılık ve abartı katarak anlatımı daha etkileyici ve dikkat çekici hâle getirir.
Kamyonda geçen zaman sanki hiç bitmeyecek gibiydi.
Ahmet’i görmeyeli asırlar geçmiş gibi hissediyordu.
Pencereler güneşle yarışacak kadar parlıyordu.
a. Okuduğunuz “Yeni Mahalleye Alışma Kılavuzu” adlı metni aşağıdaki bakış açılarından
birine ya da belirlediğiniz farklı bir bakış açısına göre inceleyiniz.
b. Seçtiğiniz bakış açısına göre metni genişleterek ya da daraltarak farklı bir metne (anı,
günlük, fabl, şiir vb.) dönüştürüp defterinize yazınız. Yazınızı kendi cümlelerinizle özgün
bir biçimde yazmaya dikkat ediniz.
HOŞ GELDİN KOMŞU (ANI)
Yeni mahalleye taşındığımız günü hiç unutmuyorum. Evde her şey karışıktı, kutular, eşyalar, gürültü… Annem telaşla koltukları düzenliyor, ben pencereden sokağı izliyordum. Komşuların perdeleri sallandı, biri “Hoş geldiniz!” diye seslendi. O an içim ısındı. Akşam olunca komşular gelip tanıştı, çaylar ikram edildi. O gün anladım ki alışmak bazen sadece bir “hoş geldiniz” kadar yakınmış.
YENİ MAHALLE (ŞİİR)
Taşındık biz bu sokağa,
Kutular dolu eşyayla,
Annem perdeyi asarken,
Ben baktım yeni rüyayla.
Komşular “Hoş geldin!” dedi,
Yüzüm güldü birden içten,
Lavanta koktu sokaklar,
Kalbim ısındı yeniden.
Faruk artık yabancı değil,
Bu mahalle onun evi,
Bir selamla, bir gülüşle,
Başladı dostluk sevinci.
Kalıp ifadeler.
“Hoş geldiniz”, “Hoş bulduk”, “Kolay gelsin” gibi ifadeler kalıp ifadelerdir. Bu ifadeler doğru ve yerinde kullanılmıştır. Metne samimiyet ve sıcaklık katarak iletişimi güçlendirmiştir.
Kalıp ifadeler ölçütüne göre karşılaştırma yaptım.
1.İfadelerin ölçütünüzü yansıtan ve yansıtmayan yönlerini belirleyiniz.
“Hoş geldiniz”, “Hoş bulduk”, “Kolay gelsin” ifadeleri ölçütü yansıtır; ancak bazı yerlerde ek kalıp ifadeler kullanılabilirdi.
2) Elde ettiğiniz bilgilerden hareketle ulaştığınız sonucu söyleyiniz.
Metindeki kalıp ifadeler iletişimi güçlendirmiş ve karakterler arasındaki bağı göstermiştir.
3) Hikayedeki ifadeleri belirlediğiniz ölçüt açısından (geliştirilmeli-iyi-çok iyi) değerlendiriniz.
Hikâyedeki ifadeler bu ölçüt açısından çok iyi düzeydedir.
Ölçütüm kalıp ifadelerdir.
2) Ölçütünüzü yansıtan ve yansıtmayan kısımlardan örnek veriniz.
“Hoş geldiniz”, “Hoş bulduk”, “Kolay gelsin” gibi ifadeler ölçütü yansıtırken, bazı yerlerde yeni tanışmalarda kullanılabilecek ek ifadeler eksik kalmıştır.
3) Ölçütünüzün yansıtılma durumuna yönelik yargınızı 10 üzerinden bir değerlendirme ‘ notu vererek sununuz.
Ölçütün yansıtılma durumuna 10 üzerinden 9 puan veriyorum.
b. Seçtiğiniz ifadeleri tutarlı bir şekilde kullandığınız bir konuşma yapınız.
İletişimde en önemli temel insanların birbirine saygı ve nezaket içerisinde olmasıdır. İyi ve güçlü iletişim kurmakta bir fincan kahve içmek, bir selam vermek kadar kolaydır. Büyüklerimin anlattığına göre eskiden teknoloji bugünkü kadar gelişmediği ve komşu kapısının her zaman açık olduğu bir anlayış olduğu için herkes mutluluğunu, üzüntüsünü sohbetle paylaşmak için çat kapı gelirmiş. Günümüzde güvensizleşen hayat ve bunun birlikte teknolojinin insanları yalnızlaştırması bu samimi sohbetlerinde önüne geçmiştir. Sonuç olarak iletişimde saygı, nezaket ve samimiyet önemli bir yere sahiptir.
Sevgili arkadaşlar, hepinize merhaba. Ben yeni bir mahalleye taşındım ve burada bir ay geçti. Fakat kimseyle tanışamadım, kimse kapımı çalmadı. Bu durum beni biraz üzüyor çünkü insan yeni bir yerde sıcak bir “hoş geldin” duymak ister. Bazen pencereden dışarı bakıyorum, çocukların oyunlarını izliyorum. Keşke ben de aralarına katılabilsem diyorum. Komşuluk bence paylaşmak ve dayanışmaktır. Belki ben ilk adımı atmalıyım. Siz olsaydınız ne yapardınız? Yeni bir yerde hemen insanlarla kaynaşabilir miydiniz? Dinlediğiniz için teşekkür ederim, şimdi sorularınızı alabilirim.
Okula ilk gün erken gel ve sınıfını tanı.
Öğretmenine ve arkadaşlarına kendini tanıt, gülümsemeyi unutma.
Okul kurallarını dikkatlice dinle ve uygulamaya çalış.
Teneffüslerde yeni arkadaşlar edinmek için sohbet et.
Yardım gerektiğinde öğretmeninden veya rehberlik servisinden destek iste.
Ders araç gereçlerini düzenli kullan, sınıf ortamına katkı sağla.
Kılavuzumu dijital bir kitapçık şeklinde hazırlayacağım. Her maddeyi bir çizim veya kısa video ile destekleyeceğim. Görseller anlamı destekleyecek, müzik ve ses kaydı ise anlatımı güçlendirecektir.
b. Seçtiğiniz pencerelerdeki yönergelere göre yazınızı planlayınız. Planınıza göre defterinize bir taslak oluşturunuz.
c. Taslağınızdan hareketle oluşturduğunuz yazınızı içerik, noktalama işaretleri ve yazım bakımından gözden geçiriniz. Yazınızın son hâlini arkadaşlarınızla paylaşınız.
Yeni mahalleye taşınmak uyum sağlamak açısından zor olsa da yeni deneyimler ve yeni insanlarla kurulacak bağlar açısından heyecan vericidir. Komşularla iletişim kurmak için basit ama etkili maddeler bulunsa da en önemlisinin işitmek olduğunu düşünüyorum. Mahallenin sesini dinlemek, komşuların söylediklerini işitmek, mahallenin düzenini anlamak, sessizliğin hakim olduğu zamanları çözerek dikkat etmemizi sağlar.
Metinde karşılaştırılan unsurları nasıl belirledi?
Metinde karşılaştırılan unsurları, yazarın birbiriyle kıyasladığı iki kavramı (örneğin gazete ve dergi) dikkatle inceleyerek belirledi.
Karşılaştırılan unsurların hangi yönlerine dikkat çekti, bunları nasıl belirledi?
Yazar, bu unsurların yayın aralığı, kullanım amacı ve iletişim biçimi gibi yönlerine dikkat çekti.
Karşılaştırılan unsurların benzerlik ve farklılıklarını listelerken nelere dikkat etti?
Benzerlikleri ve farklılıkları listelerken açık, net ve karşılaştırmaya uygun ifadeler kullandı; “aynı şekilde, ancak, fakat” gibi bağlaçlarla ayırdı.
KİM NASIL AKIL ETMİŞ?
TELEVİZYON
Teknolojinin çok hızlı geliştiği ve değiştiği bir zamanda yaşıyoruz. Günümüzde artık sıradan hale gelen teknolojilerin birçoğu eskiden oldukça farklı ve şaşırtıcı görülürdü. Mesela bilgi ve eğlence kaynağı olan televizyonu ele alalım.
Televizyonun sahip olduğu özellikler hızla değişiyor ve gelişiyor olsa da televizyonun tarihi oldukça eskilere dayanıyor. 1923 yılında Birleşik Krallık’ta John Logie Baird (Con Lugi Beyırt) tarafından icat edilen ilk televizyon, oldukça küçük ekranlı ve renksizdi. Televizyon dünyasına renklerin girmesi 1950’li yıllarda oldu.
Televizyon bugün pek çok kişiye ulaşmakta. Televizyonun bu özelliği kitle iletişim aracı olarak kabul görmesini sağlamaktadır. Artık televizyonlar internete bağlanabilmekte ve hatta telefonunuzun ekranını yansıtabileceğiniz bir ekran görevi görmekteler. Neredeyse 100 yıllık uzun bir maceranın sonunda televizyonlar pek çok yeni özellik kazandı ve serüvenleri hâlen tüm hızıyla devam etmekte.
RADYO
Bugünlerde İnternet, televizyon ve sinema radyodan daha çok ilgi görse de bir zamanlar büyükannelerimizin ve dedelerimizin evlerinin baş köşelerinde radyo bulunmaktaydı. Şimdi gelin radyoya biraz daha yakından bakalım.
Radyo çağın en önemli teknolojik buluşlarından biridir. 1898 yılında, Guglielmo Marconi (Guyielmo Markoni) isimli İtalyan mucit, kendi evinde araştırmalarını sürdürürken sesi havadan iletmeyi başararak, radyonun icadını gerçekleştirmiştir. Bu icadıyla, 1909 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştır.
Televizyon icat edilmeden önce, neredeyse herkesin evinde bir radyo bulunmaktaydı. Dünyadan ve Türkiye’den bütün haberler radyo aracılığıyla öğrenilirdi. 1970’li yıllara gelindiğinde ise radyo tiyatroları favori radyo programları hâline gelmişti. İnsanlar sadece kedi, kuş, kapı, rüzgâr gibi ses efektlerinin ve oyuncuların konuşmalarının yer aldığı bu oyunları dinler ve ertesi yayını heyecanla beklerdi.
Şimdilerde radyo genellikle uzun araba yolculuklarında dinlense de cep telefonları, MP3 çalar ve İnternet aracılığıyla da dinlenebiliyor. Dahası “podcast (potkest)” adı verilen kayıtlar sayesinde, kaydedilen bir radyo programına kolayca erişilebiliyor.
Radyo
televizyon
Radyo sesi ileten ilk iletişim aracıdır, geçmişte evlerin baş köşesindeydi ve radyo tiyatrolarıyla eğlence sunardı. Televizyon ise görselliğiyle bilgi ve eğlenceyi birlikte sunar, zamanla renkli hâle gelmiş ve internete bağlanabilir özellik kazanmıştır.
*Her ikisi de iletişim ve bilgi aktarma aracıdır.
*İnsanları bilgilendirir ve eğlendirir.
*Teknolojinin gelişmesiyle ikisi de yenilikler kazanmıştır.
*Radyo yalnızca sesle iletişim kurarken televizyon hem ses hem görüntü ile bilgi verir.
*Radyo daha eski bir icattır; televizyon daha yenidir.
*Günümüzde radyo daha çok yolculuklarda dinlenir, televizyon ise evlerde izlenir.
Mektup
E-posta
Gönderilme süresi, maliyeti, iletişim kolaylığı ve taşıdığı içerik bakımından karşılaştırılmıştır.
*İkisi de iletişim kurmak ve haberleşmek için kullanılır.
*Her ikisinde de yazılı mesajlar gönderilir.
*Mektup günler ya da haftalar içinde ulaşırken e-posta birkaç saniyede iletilir.
*E-posta çok daha ucuzdur ve fotoğraf, belge gibi dosyalar eklenebilir.
*Mektup kağıtla gönderilir, e-posta ise dijital ortamda iletilir.