1 of 94

2 of 94

3 of 94

KEŞİF YOLCULUĞU

Evde mi dışarıda mı vakit geçirmekten hoşlanırsınız? Neden?

Evde daha çok vakit geçirmeyi severim çünkü evde kardeşimle daha eğlenceli oyunlar oynarız.

4 of 94

Evde vakit geçirdiğinizde neler yaparsınız?

Evde vakit geçirdiğim zaman kardeşimle beraber ilk başta ders çalışır daha sonrasında beraber oynayabildiğimiz oyunlara bakarız. Genelde satranç, kelime bulmaca, dama gibi oyunlar oynarız. Bunlardan sıkılırsak anne ve babamızın telefonlarından beraber oynayacağımız oyunlardan oynarız.

5 of 94

GÖRSEL YORUMLAMA

6 of 94

7 of 94

8 of 94

Çocukken izlediğim bütün mutlu filmlerde ortak bir detay vardı: mutfaktaki kurabiye kutusu… O filmlerde çocuklar sokakta oynar, koşarak eve gelir, öylece mutfağa dalıp kutudan bir kurabiye alıp kaçarlar, anneleri arkalarından gülerek bakardı. Kadın mutfakta arkadaşıyla sohbet eder, masanın üzerinde o kurabiye kutusu dururdu. Kadın akşam yemeğini hazırlarken baba mutfağa girer, önce karısını öper, sonra ağzına bir bütün kurabiye atardı. Bana göre o kurabiyeler mutluluğun sembolüydü. Gelecekteki mutlu evimin en önemli detayıydı.

9 of 94

Aslında hepimizin hayalinde bir ev vardı. İçinde kahkahaların yükseldiği, masanın üzerinde kurabiyelerin ya da canlı çiçeklerin durduğu, bazılarımızda şömine, bazılarımızda soba, bazılarımızda kalorifer peteği önünde kahvelerin yudumlandığı, pencere önünde begonyaların, sardunyaların olduğu, mum ışığında sevgi dolu yemeklerin yendiği, ışıklı, ferah, tarçın kokulu bir ev… Hepimizin hayali buna benzer şeylerdi.

10 of 94

Peki, ne oldu da “dört duvara” dönüştü bu evler? Sığındığımız, sarıldığımız evler ne oldu da kaçtığımız, içine girmek istemediğimiz mekanlara dönüştü? Kim yaptı bunu?

Söylemek ağır ama cevabı şu: Biz…

Hayalindeki begonyolar, sardunyalar yoksa eğer evinde, sen dikmediğin için. Latif müzik sesleri yükselmiyorsa eğer bir odadan, sen açmadığın için. Kurabiye kokmuyorsa eğer mutfak, sen yapmadığın için.

11 of 94

“Ev” içi doldurulması gereken bir kelime. Biz onu sadece mekân olarak algıladık, içini sonradan hepimize yük olacak eşyalarla doldurduk. Kıymet verdiğimiz şey, insan değil eşya oldu. Değerli bir vazonun kırılması mesele haline gelirken, insanın kırılmasını sıradan görür olduk. Eşya, duygunun, ruhun önüne geçti. Televizyon dizileri bize büyük, heybetli evleri gösterdi. Uzun yemek masasının bir ucunda bir kişinin, diğer ucunda bir kişinin oturduğu, şaşaalı sofralara özendik. Sandık ki güzellik orada, zenginlik masadaki portakal suyunda, mutluluk uzun ve görkemli yemek masasında…

12 of 94

Acilen eşyanın hâkimiyetinden kurtulup insana dokunmak lazım. Evimi seviyorum. Emlak ilanlarında gördüğüm “ultra lüks, işçiliği sağlam, modern ev” olduğu için değil, o eve sahip olduğum, bana ait olduğu için değil; “benim yuvam” olduğu için seviyorum. Her pazar kurabiye yapıp koyuyorum kurabiye kutumuza, kalp şeklinde kurabiyeler yapıyorum. Mutlu muyum? Çok şükür. Bunda kurabiyelerin payı var mı? Bilmem. Yine de o kutu dolu olunca, içinde bana bakan kalp şeklinde kurabiyeleri görünce, o koku mutfağa yayılınca, çocuklar koşup birer tane alıp kaçınca ben de o kadınlar gibi gülümsüyorum.

13 of 94

14 of 94

1. Yazara göre mutluluğun simgesi nedir? Neden?

Yazara göre mutluluğun sembolü evin içerisinde duran kurabiye kutusuydu.

15 of 94

2. Metinde herkesin hayalindeki ev ortamı nasıl betimlenmiştir?

İçinde kahkahaların yükseldiği, masanın üzerinde kurabiye veya bir çiçek olan; bazılarında şömine, bazılarında soba ve bazılarında kalorifer eteği önünde kahvelerin içildiği; pencere önünde begonyaların, sardunyaların olduğu, mum ışığında sevgi dolu yemeklerin yendiği bir ev şeklinde betimlenmiştir.

16 of 94

3. “Eşya duygunun, ruhun önüne geçti.” ifadesinden ne anlıyorsunuz? Açıklayınız.

Bizler evimizde yaşadığımız mutluluğa daha çok önem vermek yerine evimizde daha kaliteli ürünler alarak mutlu olmaya çalıştığımız için artık evde beraberce yaşadığımız mutluluğu sadece eşyalardan bekler olduk.

17 of 94

4. Size göre mutlu bir ev ortamı nasıl olur? Anlatınız.

Bana göre mutlu bir ev ortamı ailenin olduğu her yerde mümkündür. Bu bir konteyner evi de olabilir, dört katlı lüks bir evde olabilir, müstakil iki odalı bir evde olabilir. İçerisindeki insanlar, bizim ailemiz olduğu sürece mutlu ev ortamı her zaman oluşur.

18 of 94

5. Yazarın evle ilgili düşüncelerini doğru buluyor musunuz? Neden?

Yazarın evle ilgili düşünceleri doğru, evet. Yazar mutluluğu eşyalara yüklememiş, mutluluğu ailenin sıcaklığına yüklemiştir. Bu doğrudur.

19 of 94

20 of 94

Kardeşimle beraber evin içerisinde futbol oynadığımız çok geniş bir koridorumuz vardı. Bu koridorda plastik topla kapı girişlerini hayali kale yaparak oynadığımız iki kişilik futbol oyunumuz vardı. Tek sorun bu odalardan birisinin dedemizin odasına açılmasıydı. Futbol oynarken sevinme işini abarttığımız zaman dedem kapısını açardı ve bize kızardı. Artık biz o kapısını açma sesini duyduğumuz anda gülerek başka odalara kaçardık.

21 of 94

Mutfakta kurabiye kutusu olur, çocuklar sokakta oynadıktan sonra koşarak eve gelip mutfağa girerek kutudan kurabiyeyi alıp kaçardı.

Kurabiye kokmayan mutfaklar, latif müzik sesleri yükselmeyen ve çiçek dikilmeyen evler.

22 of 94

b. İki durum arasında zaman içinde nasıl bir değişim olmuştur? Söyleyiniz.

İnsanlar eskiden mutluluğa önem verirlerdi fakat artık mutluluktan uzak bir yaşam sürmekteler.

23 of 94

c. Bu değişimin nedenleriyle ilgili tahminlerinizi gerekçeleriyle açıklayınız.

Bu değişim insanların nasıl mutlu olacağını artık bilemiyor olması, mutluluğu eşyalarda aramasından kaynaklı oluyor olabilir.

24 of 94

25 of 94

a. Okuduğunuz metinden sizi ana fikre ulaştıracak kanıtlar toplayınız.

*Yazarın mutluluğu evinde yaptığı kurabiyelere bağlaması.

*İnsanların artık eşyalara anlamak yüklemesi nedeniyle mutlu olamaması.

26 of 94

b. Topladığınız kanıtları ev kavramıyla ilgili önceden bildiklerinizle ilişkilendirerek ana fikri belirleyip defterinize yazınız.

İnsanlar eskiden mutluluğu beraber olarak bulurlardı ancak günümüzde birbirimizden uzaklaşarak mutluluktan da uzaklaştık.

27 of 94

c. Ulaştığınız ana fikrin gerekçesini söyleyiniz.

Metinde ilk başta mutlu zamanlardan ve nedenlerinden bahsettikten sonra mutsuz zamanların gerekçelerinden bahsetmiştir.

28 of 94

29 of 94

b. Metinde yer alan problemi belirleyip kendi bakış açınızla sözlü olarak ifade ediniz.

Metinde başarısıyla gurur duyan bir çocuğun taktir görmek isterken aile üyelerinin meşgul olması nedeniyle onunla ilgilenip tebrik etmemelerinden ötürü üzüntü duymasıdır.

30 of 94

Aile üyeleri birbirine yeterince vakit tanımalıdır.

Utku aile üyelerinin önemli bir işle meşgul olduğu zamanlarda onlara zaman tanımalıdır.

Bütün aile üyeleri birbirlerini ne olursa olsun dinlemeli ve empati kurmalıdır.

31 of 94

Yazdığınız çözüm önerilerinden en uygun olanı belirleyerek söyleyiniz.

Bence en uygun çözüm önerisi ikinci öneridir.

32 of 94

33 of 94

34 of 94

Salon, futbol sahası gibi genişti.

Ev, aynı bir saraya benziyordu.

Arabanın egzozundan tıpkı baca gibi duman çıkıyordu.

Gökyüzündeki bulutlar sanki birer pamuk.

35 of 94

36 of 94

Önemli olarak işaretlediğiniz bilgiler arasındaki ilişkiyi söyleyiniz.

Önemli olarak işaretlediğiniz bilgiler, metnin ana düşüncesini ortaya çıkarmaya yönelik ifadelerdir.

37 of 94

38 of 94

 (D)

 (D)

 (D)

 (Y)

39 of 94

 (D)

 (D)

 (D)

 (Y)

40 of 94

41 of 94

Huzur veren su sesine çocuk seslerinin de eşlik ettiği Köy Meydanı’nda kurulurdu samimi dostluklar. Bugün de Çamiçi Köyü’nde asker uğurlaması ile bu dostluklar pekişecekti. Yürekleri vatan aşkıyla çarpan Ahmet, Mehmet ve Serhat; Âkif’in Safahat adlı eserinde işaret ettiği gibi vatani görevlerini yapmak için 23.04.2024 tarihinde askere gideceklerdi. Köy meydanında davullar çalıyor analar yiğit evlatlarının ellerine kına yakıyordu. Ay yıldızlı şanlı bayrağımızın gölgesinde omuz omuza çekilen halaylarla birlik ve beraberlik duygusu pekişiyordu. Saat 09.15’te kalkacak trene yetişmek için gençler el sallayarak köylerine veda ettiler.

42 of 94

43 of 94

a. Pahalı oyuncak, kıyafet, ayakkabı vb. şeylere sahip olmak sizi mutlu etmeye yeter mi? Neden?

Pahalı eşyalara sahip olmak güzel bir şeydir fakat mutluluk için tek başına yetmez. Mutluluk için sevincimizi paylaşabileceğimiz iyi insanlara ihtiyaç duyarız. Arkadaşlarımız olmadan mutluluk olmaz.

44 of 94

c. Sorunun çözümüne yönelik bir yazıyı aşağıdaki yönergeye göre planlayınız ve yazınız.

Paragraftaki temel sorun Gamze’nin mutluluğu pahalı kıyafetlerde araması ve kendine olan güvensizliğidir. Gamze’nin bu sorunu aşabilmek için arkadaşları tarafından hoşgörüyle karşılanacağına inanması gerekmektedir. Ailesinin maddi imkanları neyse o şekilde davranmayı da öğrenmelidir.

45 of 94

46 of 94

Burada sorun bir çocuğun arkadaşları arasında bir markanın tişörtünü giyerek kabul göreceğine inanmasıdır. Yazımda hedef kitlem sınıf arkadaşlarım olacaktır. Yazıda kendi yaşadıklarımı da göz önünde bulundurarak çözüm önerileri oluşturacağım.

47 of 94

Taslak yazınızı planlamanıza uygun olarak aşağıya yazınız.

Gamze’nin Doğum Günü Tercihi

Bugün, Gamze’nin en yakın arkadaşı Zeynep’in doğum günüydü. Okulun en popüler etkinliklerinden biri olarak tüm arkadaşları Zeynep’in partisine katılmak için sabırsızlanıyordu. Gamze de heyecanla hazırlanıyordu fakat aklında bir şey vardı: Üzerinde, herkesin gözdesi olan o markanın logosunu taşıyan tişört.

Annesi, Gamze’nin heyecanını görünce gülümsedi ama hemen ekledi: “O tişört çok pahalı, tatlım. Bütçemize uygun değil.” Gamze’nin yüzü aniden soldu. “Ama anne, herkes o tişörtü giyecek! Ben de onlarla birlikte olmak istiyorum!” diye itiraz etti.

48 of 94

Annesi, Gamze’nin elini nazikçe tuttu. “Biliyor musun, güzelim? Önemli olan ne giydiğin değil, kendine ne kadar güvendiğindir. Senin içindeki güzellik, dışarıdan çok daha değerlidir.” Ancak Gamze, annesinin sözlerini pek dinlemek istemiyordu. Arkadaşları arasında kabul görmek için o tişörtü giymesi gerektiğine inanıyordu.

Düşünceleri karmaşıklaşırken, Gamze dolabını açtı. İçinde, daha önce aldığı ama pek giymediği bir tişört vardı. Renkli, eğlenceli bir desenle bezenmişti; ama markası popüler değildi. Bir an, bu tişörtü giymenin kendisine nasıl hissettireceğini düşündü. İçinde bir kıvılcım belirdi; belki de bu tişört de güzel bir seçim olabilirdi.

49 of 94

Gamze, sonunda o tişörtü giydi. Aynada kendine baktığında, kendini daha özgüvenli hissetti. Zeynep’in partisine gittiğinde, ilk başta arkadaşlarının giysilerine dikkat etti. Ama zamanla, onların gülüşleri ve neşesi, tişörtlerin markasından çok daha önemli olduğunu gösterdi. Gamze, içten gelen bir mutlulukla arkadaşlarıyla sohbet etti, oyunlar oynadı ve partinin tadını çıkardı.

Günün sonunda, Gamze eve dönerken annesi ona gülümsedi. “Gördün mü, önemli olan senin içindeki güzellikti,” dedi. Gamze, annesinin ne demek istediğini şimdi daha iyi anlıyordu. Belki de marka değil, kendisi olmak en değerli olandı. O günden sonra, Gamze markaların arkasındaki gerçek değeri keşfetti ve içsel güveninin, dış görünümden çok daha önemli olduğunu kabul etti.

50 of 94

51 of 94

52 of 94

Dinlediğiniz metinde ileri sürülen düşünceleri Aylin’in bakış açısıyla inceleyiniz.

Empati kurmak hayatımızın olmazsa olmazıdır. Arkadaşlarımıza ve başka insanların düşüncelerini anlayarak hareket etmek bizi ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirir.

53 of 94

b. Aylin’in söylemek istediklerini kendi cümlelerinizle defterinize yazınız.

Empati dünyayı renklendiren ve güzelleştiren bir güçtür. Empati bir başkasının sorununu kendi sorunumuzmuş gibi kabul ederek başkasının neler hissettiğini anlayabilir ve duygularını anlamamızı sağlar.

54 of 94

c. Aylin’in düşüncelerini yorumlayarak aşağıdaki cümleyi tamamlayınız.

Aylin bunları söylerken aslında empati kurmanın önemini anlatarak dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek istemektedir.

55 of 94

“İnsanlar” yerine kullanılmıştır.

56 of 94

Bugün sizinle üzerinde düşünmeye değer bir konuyu paylaşmak istiyorum: Empati.

Örneğin okulda bir arkadaşınız üzgün olduğunda ona sarılıp “Sorun ne? Nasıl yardımcı olabilirim?” demek onun için çok önemlidir.

57 of 94

Onlar yeni tanışmalarına rağmen sıkı dost oldular.

58 of 94

59 of 94

60 of 94

Sevgili Öğretmenim ve Arkadaşlarım,

Her insan aynı değildir. Kimisi daha sıcaktır, girdiği ortama hemen alışır, herkesle samimi olur. Sanki kırk yıldır oradaymış gibi olur. Kimisi de daha çekingendir. Aslında insanların içine girmek ve samimi olmak istiyordur ama bunu bir anda yapamıyordur. Mesela ben böyleyimdir. Bir anda samimi olamam insanlarla ama bana olumlu adımlar atılmaya devam ediyorsa ben de çekingenliğimi zamanla üzerimden atarım. Bu parçada da Kerem çekingen birisidir. İlk birkaç denemede Deniz, istediği cevabı alamadı. Ancak Deniz içtenlikle Kerem’e yaklaşmaya devam ederse, örneğin öğle yemeğinde yanına oturursa mutlaka Kerem de ona adım atacaktır. Bizler de sınıfımızda bu şekildeki arkadaşlarımızı yalnız bırakmamalı ve mutlaka onlarla arkadaş olmaya çalışmalıyız.

ni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

61 of 94

62 of 94

63 of 94

64 of 94

65 of 94

66 of 94

67 of 94

Metnin ana fikri nedir?

Mutluluğun sırrı, sorumluluklarımızı unutmadan dünyanın bütün harikalarını, bütün güzelliklerini görmektir.

68 of 94

Metnin yardımcı fikirleri nelerdir?

Hayatın sırlarını öğrenmek için tecrübe sahibi insanların yol göstericiliğine ihtiyaç vardır. Ulaşmak istediğimiz bilgilere ulaşmak için çabalamak gerekmektedir. Bir insana güvenebilmek için o insanın yaşadığı yeri bilmek gerekir.

69 of 94

Tüccarın oğlunun karakter özellikleri nelerdir?

Tüccarın oğlu meraklı, araştırmacı, kendisine verilen bir emaneti korumaya çalışan, dürüst birisidir.

70 of 94

Bilgenin karakter özellikleri nelerdir?

Bilge insanlara bir bilgiyi doğrudan vermeyen, onların çabalamaları gerektiğini düşünen, söylediğinde ve söylemediğinde bir hikmet yatan birisidir.

71 of 94

Tüccarın oğlu kaşıktaki sıvı yağı niçin dökmüş olabilir?

Tüccarın oğlu meraklı, araştırmacı, kendisine verilen bir emaneti korumaya çalışan, dürüst birisidir.

72 of 94

Bilgenin karakter özellikleri nelerdir?

Bilge insanlara bir bilgiyi doğrudan vermeyen, onların çabalamaları gerektiğini düşünen, söylediğinde ve söylemediğinde bir hikmet yatan birisidir.

73 of 94

Tüccarın oğlu kaşıktaki sıvı yağı niçin dökmüş olabilir?

Tüccarın oğlu kaşıktaki sıvıyı o sırada bilgenin şatosundaki detaylara yoğunlaştığı için dökmüş olabilir.

74 of 94

Tüccarın oğlu kaşığındaki sıvı yağın döküldüğünü gördüğü zaman neler hissetmiş olabilir?

Çok üzülmüş ve bundan dolayı utanmış olabilir.

75 of 94

76 of 94

77 of 94

78 of 94

79 of 94

Metnin ana fikri nedir?

Herkes çok değerli olduğunun farkına varmalı ve kendimiz iyi olursak dünyayı da iyileştirebileceğimizi bilmeliyiz.

80 of 94

Metnin yardımcı fikirleri nelerdir?

Kendimize değer vermemizin koşulu, kendimizi sevmek ve kendimize iyi bakmaktır. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeliyiz. Herkesin güçlü ve zayıf yanları vardır. Kendi istek ve ihtiyaçlarımıza önem vermeliyiz. Sürekli kendimizi geliştirmeli ve yeni şeyler öğrenmeliyiz.

81 of 94

Kendinize değer vermeniz, hayatınızı nasıl daha güzel hâle getirir?

Kendimize değer verip sevdikçe hayatımızın önceliğini kendimize verir maddi-manevi doygunluğa ulaşır ve daha huzurlu oluruz. Bu şekilde de hayatımız daha güzel hâle gelir.

82 of 94

Başkalarının size karşı olumsuz sözlerinden daha az etkilenmek için neler yapabilirsiniz?

O insanların dediklerini önemsemeyiz, o insanları yok sayabiliriz, dediklerini sinek vızıltısı gibi görebiliriz.

83 of 94

84 of 94

Metni dikkatli bir şekilde dinleyip yönergeye uygun şekilde çalışmamızı yapacağız. Şehre gelen ikinci adama çobanın şehirdeki insanların çok iyi olduğunu söyleyeceği çıkarımında bulundum. İpuçlarını göz önünde bulundurup çıkarımda bulunurken daha önce okuduğum hikâyelerde anlatılanları dikkate aldım. Çıkarım yapma stratejisi ile metinde yer almayan, çobanın çırağına bir nasihat verme amacında olduğu bilgisine ulaştım.

85 of 94

86 of 94

87 of 94

88 of 94

Metnin ana fikri nedir?

İnsanlar, dünyaya içlerinde taşıdığı korkulara göre anlam verir.

89 of 94

Metnin yardımcı fikirleri nelerdir?

İnsanlar, bazı düşüncelerini hayata geçirirken son anda bazı tereddütler yaşayabilir. İnsanlar bazen sevmedikleri bir yerden ayrıldığı gibi sevdiği bir yeri de terk etmek durumunda kalabilirler.

90 of 94

İkinci ziyaretçinin eski şehri hakkındaki düşünceleri, çobanın ona verdiği cevabı nasıl etkilemiştir?

Aynı ilk adam gibi ona da şehriyle ilgili ne düşünüyorsa onu söylemiştir.

91 of 94

Çırak, çobanın iki farklı ziyaretçiye farklı cevaplar vermesini nasıl yorumlamıştır?

Neden farklı cevaplar verdiğini sorup bir haftada görüşlerinin değişemeyeceğini söylemiştir.

92 of 94

Çoban, “Dünya içimizde taşıdığımız korkuların aynasıdır.” sözüyle neyi kastetmiştir?

İnsan dış dünyayı içinde bulunduğu duruma göre yorumlar ve anlamlandırır. İçinde sevgi taşıyan, her şeye sevgiyle bakar; şüphe dolu biri her olaya şüpheyle bakar; korkularla dolu birisi de her olaydan korkacak bir şeyler bulur.

93 of 94

94 of 94