1 of 30

ANLATIM BOZUKLUKLARI

Özgür KAYA

Türkçe Öğretmeni

2 of 30

Anlatım Bozukluğu Nedir?

  • Anlatımda yapılan eksiklik veya hatalardan dolayı cümlenin anlamının anlaşılır ve açık olmaması anlatım bozukluğuna yol açar.
  • Anlatım bozuklukları, anlamsal ve yapısal bozukluklar olmak üzere ikiye ayrılır.

3 of 30

ANLAMSAL ANLATIM BOZUKLUKLARI

4 of 30

Gereksiz Sözcük Kullanılması

Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması

Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması

Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması

Atasözü ve Deyimlerin Yanlış Anlamda Kullanılması

Anlam Belirsizliği

Mantık ve Sıralama Hatası

5 of 30

1. Gereksiz Sözcük Kullanılması

  • Eş anlamlı veya anlamı başka sözcüklerde zaten bulunan sözcüklerin bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.
  • Bu sözcükler cümleden çıkarıldığında herhangi bir daralma veya bozulma olmamalıdır.

6 of 30

Örnek:

  • Onun amacı, tek gayesi iyi bir okul kazanmaktı.
  • Neşeli, şen bir şehre benzerdi sesin.
  • Bari, hiç olmazsa sen yanımızda kal.

Eş anlamlı

Eş anlamlı

Aynı anlamı karşılıyor

7 of 30

Örnek:

  • Okula her gün yaya yürüyerek gidiyor.
  • Adam, alçak sesle bir şeyler fısıldıyor.
  • Hasta olmasının sebebi soğukta beklemesindendir.

Aynı anlamı karşılıyor

Aynı anlamı karşılıyor

Aynı anlamı karşılıyor

8 of 30

Örnek:

  • Kardeşim soruları hemen çözüverdi.
  • İnsanlar haberleşmek için karşılıklı mektuplaşırdı.
  • Ailesi ile birlikte alışverişe çıkmış.

Tezlik fiili (iver-) «hemen» anlamını karşılıyor

İşteşlik eki (-ş) «karşılıklı» anlamını veriyor

«ile» edatı «birlikte» anlamını veriyor

9 of 30

2. Sözcüğün Yanlış Anlamda Kullanılması

  • Kullanılması gereken sözcük yerine o sözcüğü çağrıştıran veya anlamca yakın başka bir sözcüğün kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

10 of 30

Örnek:

  • 23 Haziran 2013 yılında ilkokuldan mezun olmuş.
  • Öğretmenimiz konuyu en ayrımına kadar anlattı.
  • Bu konuda gençleri azımsamak yanlıştır.

tarihinde

ayrıntısına

küçümsemek

Ayrım: Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik, başkalık, fark.

Ayrıntı: Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, detay.

Azımsamak: Bir şeyin umulduğundan az olduğu yargısına varmak, az görmek, az bulmak.

Küçümsemek: Değer ve önem vermemek, küçük görmek.

11 of 30

Örnek:

  • Herkes petrol ücretlerinin yüksek olduğunu söylüyor.
  • Babasına soru sorarken çekimser davranıyor.
  • Sınavlarda başarılı olmak ders çalışmaya bağımlıdır.

fiyatlarının

çekingen

bağlıdır

Çekimser: Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, tarafsız.

Çekingen: Her şeyden çekinen, ürkek.

Bağımlı: Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan.

Bağlı: Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren.

Ücret: İş gücünün karşılığı olan para veya mal.

Fiyat: Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha.

12 of 30

Örnek:

  • Bebeğin saçları iyice büyüdü.
  • Sigara, kansere yakalanma şansını artırır.
  • Kişinin kendine özgün fikirleri olmalı.

uzadı

riskini

özgü

Şans: Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum.

Risk: Zarara uğrama tehlikesi.

Özgün: Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, diğerlerine benzemeyen, orijinal.

Özgü: Birine, bir şeye ait olan, öze, has, mahsus.

Büyümek: Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek.

Uzamak: Uzun duruma gelmek, boyu büyümek.

13 of 30

3. Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması

  • Bir cümlede anlamca birbiriyle çelişen sözcüklerin olması anlatım bozukluğuna yol açar.

Çelişmek: Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak.

14 of 30

Örnek:

  • Şüphesiz bu ressam çok güzel resimler çizmiş olmalı.
  • Mezun olalı hemen hemen tam yedi yıl oldu.
  • Beni kesinlikle gördüğünü sanıyorum.

Kesin mi, olasılık mı?

Hemen hemen mi, tam mı?

Kesin mi, olasılık mı?

15 of 30

Örnek:

  • Belki onun gelmesinin bir nedeni vardır mutlaka.
  • Tam beş yıl kadar önce İzmir’e taşınmıştık.
  • Bugün mutlaka beni yanına çağırabilir.

Belki mi, mutlaka mı?

Tam mı, yaklaşık mı?

Kesin mi, olasılık mı?

16 of 30

4. Sözcüğün Yanlış Yerde Kullanılması

  • Sözcükleri doğru yerde kullanmazsak anlatmak istediğimiz tam olarak anlaşılamaz, bu da anlatım bozukluğuna yol açar.

17 of 30

Örnek:

  • Yeni okula geldim ki ders zili çaldı.
  • Çorapsız yere basınca annemden azar işittim.
  • Çocuklar, yaşlı adamın izinsiz bahçesine girmişler.

Yeni olan «okul» mu, «gelmek» işi mi?

«Yer» mi çorapsız, «basma» işi mi?

«Bahçe» mi izinsiz, «girme» işi mi?

Okula yeni geldim ki ders zili çaldı.

Yere çorapsız basınca annemden azar işittim.

Çocuklar, yaşlı adamın bahçesine izinsiz girmişler.

18 of 30

Örnek:

  • Her yolda kalan insan buraya uğrar.
  • Ücretsiz öğrencilere kuru üzüm dağıtılacak.
  • Alt katı iki üniversiteli genç kiraladı.

Her «yol» mu, her «kalan» mı?

Ücretsiz «öğrenciler» mi, «kuru üzüm» mü?

«Üniversite» mi iki tane, «genç» mi?

Yolda kalan her insan buraya uğrar.

Öğrencilere ücretsiz kuru üzüm dağıtılacak.

Alt katı üniversiteli iki genç kiraladı.

19 of 30

5. Atasözü ve Deyimlerin Yanlış Anlamda Kullanılması

  • Kalıplaşmış sözler olan atasözü ve deyimlerin yanlış anlamda kullanılması ya da kelimelerinin değiştirilmesi anlatım bozukluğuna yol açar.

20 of 30

Örnek:

  • Onun bize yaptığı iyiliklere hep göz yumduk.
  • Müfettişlerin geleceğini duyunca etekleri zil çaldı.
  • Şoför hatalı sollama yapınca yolcuların canı burnuna geldi.

Etekleri tutuştu

yüreği ağzına geldi

Etekleri zil çalmak: Çok sevinmek.

Etekleri tutuşmak: Çok telaşlanmak.

Canı burnuna gelmek: Bir şey yaparken çok zorluk çekmek.

Yüreği ağzına gelmek: Birdenbire çok korkmak, heyecanlanmak.

Göz yummak: Görmezlikten gelmek, hoş görmek, bağışlamak.

21 of 30

Örnek:

  • Ona yardım etmek istiyorsan elinden geleni ardına koyma.
  • Sakin ol, yangına ateşle gitme!
  • Gümrükten mal kaçırır gibi telaşla sokağa çıktı.

Yangına körükle gitme

Yangından mal kaçırır gibi

Yangına körükle gitmek: Gerginliği, uzlaşmazlığı artıracak biçimde davranmak.

Elinden geleni ardına koymamak: Yapabileceği bütün kötülükleri yapmak.

Elinden geleni yapmak: Gücünün yettiği kadarını yapmak.

Elinden geleni yap

Yangından mal kaçırır gibi: Bir işte gereksiz telaş ve ivedilik göstererek, herkesten saklamaya çalışarak.

22 of 30

6. Anlam Belirsizliği

  • Kurduğumuz cümlelerde bahsedilen işi kimin yaptığı net olmalıdır.

  • Bu gibi durumlarda kişi zamirinin veya noktalama işaretinin kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.

23 of 30

Örnek:

  • Kardeşinin hastalanması beni çok üzdü.
  • Okula gitmediğini bugün öğrendim.
  • Derse fazla katılmadığını söyledi.

Kimin kardeşi?

Kimin gitmediğini?

Kimin katılmadığını?

Senin

Onun

Senin

Onun

Senin

Onun

24 of 30

Örnek:

  • Gazeteci bayanın sözlerini dikkatle dinledi.
  • İhtiyar adama bunun yanlış olduğunu söyledi.
  • Hırsız çocuğu kovaladı.

Kim dinledi?

Kim söyledi?

Kim kovaladı?

,

O

O

,

O

,

25 of 30

7. Mantık ve Sıralama Hatası

  • Cümlenin mantık açısından yanlış olması veya önem sırasının karıştırılması anlatım bozukluğuna yol açar.

26 of 30

Örnek:

  • Bırak patates soymayı, yemek bile yapamaz.
  • Tedavi olmazsa ölebilir hatta sakat kalabilir.
  • Bu patikada değil yürümek, koşamazsın bile.

Patates soymak mı zor, yemek yapmak mı?

Ölmek mi daha kötü, sakat kalmak mı?

Yürümek mi daha zor, koşmak mı?

Bırak yemek yapmayı, patates bile soyamaz.

Tedavi olmazsa sakat kalabilir hatta ölebilir.

Bu patikada bırak koşmayı, yürüyemezsin bile.

27 of 30

Örnek:

  • Kanun tasarısı 205’e karşı 78 oyla kabul edildi.
  • Bildiğin, bilmediğin ne varsa bana anlat.
  • Her cuma ailemin yanına gider, on gün kalırım.

Bilmediklerini nasıl anlatabilir?

Her cuma gidiyorsa on gün kalamaz.

Kanun tasarısı 78’e karşı 205 oyla kabul edildi.

Bildiğin her şeyi bana anlat.

28 of 30

ANLAMSAL ANLATIM BOZUKLUKLARI BİTTİ.

ETKİNLİĞE GEÇELİM.

KONUYU TEKRAR EDELİM.

29 of 30

Verilen cümlelerdeki anlatım bozukluklarını bulalım.

  • Zor ve çetin bir yolculuk olacaktı.
  • Görüşmeyeli aşağı yukarı tam 1 ay oldu.
  • Bugün şeytanın ayağını kıracağız.
  • Her otobüse bindiğimde ayakta kalıyorum.
  • Yarısı benim, yarısı senin, yarısını da ona veririz.
  • Güneş ışığı camdan yankılanıyordu.
  • Gereksiz sözcük kullanılması
  • Anlamca çelişen sözcükler
  • Atasözü ve deyim yanlışlığı
  • Sözcüğün yanlış yerde kullanılması
  • Mantık hatası
  • Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması

DOĞRU YANITLARI GÖSTER.

Devam Edelim

  • Birinci olduğuna sevindim.
  • Anlam belirsizliği

şeytanın bacağını kıracağız.

yansıyordu.

Senin/Onun?

30 of 30

TEBRİK EDERİM.

BURAYA KADAR BAŞARIYLA GELDİYSEN KONUYU ANLADIN DEMEKTİR.

Özgür KAYA

Türkçe Öğretmeni