VERGİ YARGILAMA HUKUKUNDA EHLİYET� �ve ��DANIŞTAY �İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU’NUN�E:2009/1, K:2012/2 SAYILI KARARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
İdari Yargılama Hukukunda Ehliyet
Taraf ve dava ehliyeti kavramlarına ilişkin çıkarımın temeli Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) yer almaktadır. HMK’da Tarafların Ehliyetleri, Taraf Ehliyeti (m. 50) ve Dava Ehliyeti (m. 51) şeklinde belirtilmiştir.
2
İdari Yargılama Hukukunda Ehliyet
Taraf ehliyetinin, medeni hukuktaki hak ehliyetinin medeni usul hukukundaki büründüğü şekil olduğu,
Dava ehliyetinin ise, medeni hakları kullanma ehliyetinin, medeni usul hukukundaki büründüğü şekil olduğu ifade edilmektedir.
3
İdari Yargılama Hukukunda Ehliyet
Gerçek kişiler açısından tam ve sağ doğumla kazanılan hak ehliyeti, tüzel kişiler tabi oldukları sisteme uygun şekilde kuruldukları anda hak ehliyetine sahip olurlar (TMK m. 48).
Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. Tüzel kişilerin fiil ehliyeti ise zorunlu organlarının teşkil edilmesine bağlanmıştır (TMK m. 10 vd.- m. 49).
4
İdari Yargılama Hukukunda Ehliyet
5
İdari Yargılama Hukukunda Ehliyet
6
EHLİYET
Objektif Ehliyet
Taraf Ehliyeti
Hak Ehliyeti
Dava Ehliyeti
Fiil Ehliyeti
Sübjektif Ehliyet
Menfaat İhlali
Hak İhlali
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
Vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
7
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
VUK mük. m. 49 uyarınca, emlak vergisi ile ilgili olarak belirlenen bina metre kare inşaat maliyetleri uygulanacağı yıldan dört ay önce müştereken tespit ve Resmî Gazete ilan olunur.
Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği bu bedellere karşı Resmî Gazete ile ilânını izleyen onbeş gün içinde Danıştay’da dava açabilir.
8
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
9
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
10
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
İYUK ve VUK hükümleri arasında özel norm-genel norm ilişkisi bulunmakta mıdır?
11
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
Vergi sorumlusu vergi davası açabilir mi?
Kararlardaki hukuki değerlendirmelerde;
«aynı tarh işlemi ile ilgili olarak mükelleflerin de dava açma olasılığı karşısında, sorumluların da dava açmasının uygulamada karışıklık ve haksızlığa neden olacağı ve pratik sonuç yaratmayacağı, aynı tarhiyat nedeniyle hem yükümlülerin hem de vergi sorumlularının dava açma olasılığının uygulamada bir çok karışıklığa ve haksızlığa yol açacağı ve pratik hiçbir yarar sağlamayacağı» (Danıştay 3. D. E.1984/4075 K.1984/3527; Danıştay 3. D. E. 1985/656 K. 1986/796; Danıştay 4. D. E. 1983/2533 K. 1984/993)
«kendi adına ödemiş olduğu bir vergiden söz edilemeyeceği dikkate alındığında, vergi sorumlusu konumunda kişilerin, doğrudan ihlal edilen bir menfaatinin olmadığı ve dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunmadığı, mahkeme kararının lehe olması durumunda iade edilen vergilerin vergi sorumlusunun uhdesinde kalabileceği « (Danıştay 4. D., E. 1999/4832 K. 2000/1330 ;Danıştay 4. D. E. 2019/8127 K. 2022/6073; Danıştay 4. D. E. 2020/2193 K. 2022/3279; Danıştay 4. D., E. 2021/942 K. 2022/3278)
şeklindeki gerekçelerle vergi sorumlusunun dava açma ehliyetinin bulunmadığını sonucuna varılmıştır.
12
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
Vergi sorumlusu vergi davası açabilir mi?
Kararlardaki hukuki değerlendirmelerde;
«Vergi Usul Kanununun 377'inci maddesinde dava açma yetkisinin sadece mükelleflere ve kendisine ceza kesilenlere tanınmadığı, aynı Kanunun 8'inci maddesinde, bu Kanunun diğer maddelerinde geçen mükellef tabirinin, vergi sorumluları için de geçerli olduğunun kurala bağlanmasından anlaşılmaktadır. Bu nedenle vergi sorumlularının da mükellefler gibi tarh edilen vergilere ve cezalara karşı verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması ve ihtirazi kayıtla beyan edilen matrahlar üzerinden tahakkuk etmiş olmak koşuluyla verginin beyanname üzerinden tahakkuk etmesi halinde dava açmaları olanaklıdır.» Danıştay VDDK., E. 2011/390 K. 2011/583; Danıştay 4. D., E. 2023/768 K. 2023/1785; Danıştay 4. D., E. 2023/874 K. 2023/3149; Danıştay 3. D., E. 2010/7115 K. 2011/5962)
«Vergi Usul Kanununun 8. maddesinde, bu Kanunun diğer maddelerinde geçen mükellef tabirinin, vergi sorumluları için de geçerli olduğunun kurala bağlandığından, vergi sorumlularının da mükellefler gibi … Kanununun 116 ila 124. maddeleri kapsamında yapılan düzeltme ve şikayet başvurusuna olumsuz cevap verilmesi hallerinde dava açmaları olanaklıdır.» (Danıştay 9. D., E. 2020/589 K. 2022/5107; Danıştay VDDK, E. 2006/287, K. 2007/94)
şeklindeki gerekçelerle vergi sorumlusunun dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
13
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
Vergiyi ödemek zorunda kalan vergi yüklenicisinin (vergiye nihai olarak katlananların) dava açma hakkı var mıdır?
Kararlardaki hukuki değerlendirmelerde;
«İdari yargı düzeni içerisinde yer alan vergi mahkemelerinin görev alanına giren uyuşmazlıklar, kanuni mükelleflerle vergi idareleri arasındaki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklardır. Dolayısıyla, açılacak davalarda verginin nihai katlanıcısının kim olduğuna bakılmaksızın, 213 sayılı Kanunun anılan 377’nci maddesi uyarınca, dava açma yetkisi, verginin mükellefine ait bulunmaktadır» (Danıştay 7. D. E. 2010/675 K. 2012/787)
« …vergiye nihai olarak katlanan tarafından açılan davanın, dava açma yetkisinin verginin mükellefine ait bulunduğu gerekçesiyle ehliyet yönünden reddi gerekir»; (Danıştay 9. D. E. 1983/2879 K. 1985/1794)
şeklindeki gerekçelerle vergi yüklenicisinin dava açma ehliyetinin bulunmadığını sonucuna varılmıştır.
14
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
Vergiyi ödemek zorunda kalan vergi yüklenicisinin (vergiye nihai olarak katlananların) dava açma hakkı var mıdır?
Kararlardaki hukuki değerlendirmelerde;
«KDV’nin yansıma özelliği nedeniyle, satış bedeli üzerinden hesaplanan vergiyi ödemek zorunda kalan ve vergi yükünün üzerinde kalmasının mamelekinde meydana getirdiği azalma nedeniyle menfaati etkilenen davacının dava açma ehliyeti bulunduğu sonucuna varılarak» (Danıştay 4. D. E.2011/4699 K.2013/1640)
«KDV’nin mükellefi mal teslimi ve hizmet ifası yapan kişiler ise de KDV yansıtmalı bir vergi olması nedeniyle vergi yükü açık artırma yoluyla taşınmazı alan davacı üzerinde kaldığından ve bu nedenle menfaati ihlal edildiğinde , davacının tarhiyatın kaldırılması ve ödenen verginin iadesi istemiyle dava açılabileceği» (Danıştay 4. D. E.2013/5033 K.2014/1078)
«Katma değer vergisi yansıtmalı bir vergidir. Verginin "yansıtılabilirlik" özelliği nedeniyle vergi yükü, izale-i şuyu ( ortaklığın giderilmesi ) için açık artırma yoluyla yapılan satış sonucunda taşınmazı satın alan davacının üzerinde kalmaktadır. Bu durumda, kesin satış bedeli üzerinden tahakkuk ettirilen katma değer vergisini yüklenen ve ihtirazi kayıtla ödeyen davacı gerçek mükellef durumundadır.» (Danıştay 7. D. E. 1990/1490 K. 1993/3605; Danıştay 9. D. E. 2003/1255 K. 2005/102)
15
Vergi Yargılama Hukukunda Ehliyet
Vergiyi ödemek zorunda kalan vergi yüklenicisinin (vergiye nihai olarak katlananların) dava açma hakkı var mıdır?
Kararlardaki hukuki değerlendirmelerde;
«…nihai tüketici olması dolayısıyla katma değer vergisinin asıl yüklenicisi (mükellefi) konumundaki her bireyin, vergi oranları ile ilgili olarak toplumun tümünü ve dolayısıyla kendi menfaatini zedeleyen, kamu yararına ve hukuk devleti esaslarına aykırı olan düzenleyici işlemlere karşı dava açma hakkı bulunduğundan, davalı idarenin, davacıların dava açmakta menfaatlerinin bulunmadığı yolundaki defi yerinde görülmeyerek…» (Danıştay 7. D., E. 2001/4997 K. 2003/555)
«Vergi Usul Kanunu'nun 122 nci maddesinde mükelleflerin düzeltme talep edebilecekleri belirtilmiş olup, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 8 inci maddesinin 1 inci fıkrasının ( a ) bendinde ise, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işlemi yapanların katma değer vergisinin mükellefi olduğu belirtilmiştir. Katma değer vergisi yansıtmalı bir vergidir. Verginin "yansıtılabilirlik" özelliği nedeniyle yükümlü başlangıçta ihaleyi yapan kurum ise de, asıl vergi yükü bu vergiyi ödeyen ve indirim hakkı olmadığı için vergi yükü kendi üzerinde kalan davacı mükellef durumundadır. Sadece vergiyi tahsil edip vergi dairesine yatıran kişinin mükellef olduğu, asıl vergi yükü üzerinde kalan kişinin ise bu vergi ile ilgisi olmadığını kabul etmenin ise "mükellefiyet" kavramı ile bağdaşmayacağı kuşkusuzdur.» (Danıştay 4. D. E. 2007/950 K. 2007/1950)
şeklindeki gerekçelerle vergi yüklenicisinin dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
16
DANIŞTAY �İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU’NUN�E:2009/1, K:2012/2 SAYILI KARARI
02.07.2012 tarih ve E. 2009/1 K. 2012/2 sayılı kararı, özetle,
«İhale kararı üzerine işin üstlenilmesinden sonra ihale makamınca 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre hesaplanıp işi üstlenen şirketten kesilerek veya alınarak vergi idaresine ödenen damga vergisi tahsilatının iptali veya tahsil edilen tutarın iadesi istemiyle işi üstlenen şirket tarafından vergi mahkemesinde dava açılabileceği» hakkındadır.
17
DANIŞTAY �İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU’NUN�E:2009/1, K:2012/2 SAYILI KARARI
Konu ile ilgili düzenlemeler
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu
Madde 1- Bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga vergisine tabidir.
Bu kanundaki kağıtlar terimi, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade eder....
Madde 3- Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir.
Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder.
Madde 8- Bu kanunda yazılı resmi daireden maksat, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köylerdir.
Bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler resmi daire sayılmaz.
Madde 15- Damga Vergisi makbuz karşılığı, istihkaktan kesinti yapılması veya basılı damga konulması şekillerinden biriyle ödenir.
Bu ödeme şekillerinin hangi işlemler için ne suretle uygulanacağını tespite Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Madde 24- Vergiye tabi kağıtların Damga Vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden dolayı alınması lazım gelen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları ibraz edenler sorumludur.
Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Bunlar arasında vergiden müstesna olanların bulunması Damga Vergisinin noksan ödenmesini gerektirmez. Damga Vergisinden muaf kuruluşlarca kişilerin (1) sayılı tabloda yer alan işlemleriyle ilgili olarak düzenlenen ve sadece bu kurumların imzasını taşıyan kağıtlara ait verginin tamamı kişiler tarafından ödenir. Ancak bu kağıtlara ait verginin hiç ödenmemesi veya noksan ödenmesi halinde vergi ve cezanın tamamından kişilerle birlikte kurumlar müteselsilen sorumludurlar.
18
DANIŞTAY �İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU’NUN�E:2009/1, K:2012/2 SAYILI KARARI
İçtihadın Birleştirilmesine Konu Kararlar
19
DANIŞTAY �İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU’NUN�E:2009/1, K:2012/2 SAYILI KARARI
Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi tarafından davacı Aktel Yapı Sanayi Ticaret Limited Şirketine ihale edilen telefon şebekesi altyapısı işine ilişkin ihale kararından sonra Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketince davacı şirketin hakedişlerinden kesilerek vergi dairesine Haziran 2002 döneminde beyan edilen ve ödenen miktarın, davacı Şirketçe, taraflarına ret ve iadesi istemiyle açılan davada, Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinin damga vergisinin mükellefi olduğu, 488 sayılı Kanunun 24 üncü maddesine göre, birden fazla kişi veya kuruluşça imzalanan kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenlerin müteselsilen sorumlu olacağı yolundaki hüküm uyarınca verginin tamamının Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinden tahsil edileceği, buna karşın, damga vergisi davacı Şirketin hak edişlerinden alınarak vergi dairesine ödendiği, bu işlemde hukuka aykırı bir husus var ise, Aktel Yapı Sanayi Ticaret Limited Şirketinin sebepsiz zenginleşmeden bahisle, adli yargı yerinde dava açılması gerektiği, bu nedenle de açılan davaya vergi mahkemesinde bakılamayacağı yönünde karar verilmiştir.
20
DANIŞTAY �İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU’NUN�E:2009/1, K:2012/2 SAYILI KARARI
Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu Genel Müdürlüğünden ihale ile alınan dekapaj işinin, sözleşme hükümleri doğrultusunda artırılması üzerine, davacı Burak İnşaat Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin istihkakından kesilerek vergi dairesine ödenmiş olan damga vergisinin ret ve iadesi istemiyle açılan davada, davayı kabul eden ve verginin ret ve iadesine karar veren yerel mahkeme kararı Danıştay 7. Dairesince işin esasına girilemeyeceği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararına uymayan vergi mahkemesinin kararında ısrar etmesi üzerine VDDK, haksız yere vergi alındığını iddia eden davacının açtığı davayı inceleyen Vergi Mahkemesinin ısrar kararında ısrar hükmü yönünden hukuka aykırılık görülmediği yönünde karar vermiştir.
21
DANIŞTAY �İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KURULU’NUN�E:2009/1, K:2012/2 SAYILI KARARI
«İçtihat aykırılığına neden olan kararlara konu olan davalarda uyuşmazlığın esasını işin yüklenicisi olan davacıların, ihale kararları ve diğer düzenlenen belgeler üzerinden hesaplanan ve ihale makamınca Şirketlerin alacağından kesinti yapmak suretiyle ödenen damga vergisine karşı, vergi mükellefi veya sorumlusu olup olmadıklarına bakılmaksızın, vergi mahkemelerinde dava açma ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı hususu oluşturduğu»
«Kanunun 377 nci maddesinde mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenlerin, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemelerinde dava açabileceklerinin belirtilmiş olması mükellef ya da sorumlu olmayan, fakat vergilendirmeyle ilgili bir idari işlem nedeniyle hak veya menfaatinin ihlal edildiğini iddia eden ilgililerin, 2577 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre iptal veya tam yargı davası açmalarına engel oluşturmadığı»
«tahsilat işlemleriyle hak edişlerinin eksildiğini öne süren yüklenicilerin, haklarının ihlal edildiği iddiasıyla damga vergisi tahsilatının iptali veya tutarlarının iadesi istemiyle 2577 sayılı Kanunun 2 nci maddesine göre vergi yargısında dava açmaları mümkün olduğu»
Gerekçeleriyle, içtihadın Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı doğrultusunda birleştirilmesine karar verilmiştir.
22
Değerlendirme ve Öneriler
23
Teşekkürler.
24