1 of 53

KAYNATILMIŞ TOHUM

Sayfa 26-27-28-29-30-31-32-33

2 of 53

METNE HAZIRLANALIM

Sizce dürüstlük nedir? Dürüst bir insanın özellikleri nelerdir?

Bence dürüstlük doğru olmak demektir. Dürüst insan her zaman doğruyu söyler, asla yalana başvurmaz. Verdiği sözde durur. Emanete ihanet etmez.

3 of 53

Toplumsal ilişkilerde dürüstlük önemli bir değer midir? Niçin?

Toplumsal ilişkilerde dürüstlük çok önemli bir değerdir. Dürüstlük insana değer katar. Dürüstlük insanlar tarafından güvenilir kabul edilmenin şartıdır. Herkes dürüst insanlarla arkadaş olmak, iş yapmak, sohbet etmek ister.

4 of 53

GÖRSEL YORUMLAMA

5 of 53

6 of 53

OKUYALIM

“Kaynatılmış Tohum” adlı metni noktalama işaretlerine dikkat ederek sesli okuyunuz.

7 of 53

Bir zamanlar giderek yaşlanan ve arkasında bir veliaht bırakması gerektiğini anlayan Çinli bir Hükümdar vardı. Vezirlerinden veya çocuklarından birini veliaht seçmek yerine, farklı bir şey yapmaya karar verdi bu hükümdar. Ülkesindeki bütün gençleri huzuruna çağırdı ve onlara şöyle seslendi:

8 of 53

“Artık tahttan çekilmemin ve yerime yeni bir hükümdar seçmenin vakti geldi. Hükümdar olarak içinizden birisini seçeceğim.” Gençler bu sözleri şaşkınlıkla dinliyorlardı. Hükümdar devam etti:“Bugün her birinize bir tohum vereceğim. Tek bir tohum… Hepinizin evlerinize dönüp o tohumu ekmenizi, sulamanızı ve bir yıl sonra tohumdan çıkan bitkiyle geri gelmenizi istiyorum. O zaman bitkiler hakkında hüküm verip benden sonra tahta geçecek hükümdarı seçeceğim.”

9 of 53

Saraya çağrılanların arasında Ling isminde bir genç vardı ve herkes gibi ona da bir tohum verildi. Ling, eve dönüp başından geçenleri heyecanla annesine anlattı. Annesi ona bir saksı ve biraz da toprak verdi. Ling, tohumu itinayla ekti, onu güneş ışığı görebileceği bir pencere kenarına koydu. Her gün saksıya su vererek tohumun açıp açmadığını kontrol etti. Üç hafta kadar sonra, Ling’in mahallesindeki gençlerden bazıları tohumların nasıl açtığını, bitkilerin nasıl büyümeye başladığını anlatmaya başladı. Ling bu sözleri duyduktan sonra her defasında eve gidip kendi tohumunu kontrol ediyor ancak saksının içinde büyüyen hiçbir şey görünmüyordu.

10 of 53

Haftalar birbirini kovaladı ama değişen bir şey olmadı. Bu arada, Ling’in arkadaşları ballandıra ballandıra saksılarındaki çiçeklerden bahsediyorlardı. Ling’in ağzını bıçak açmıyordu çünkü hakkında konuşacağı bir çiçeği yoktu. Elinde toprak dolu bir saksı vardı o kadar ve artık başarısız olduğuna inanmaya başlamıştı.Aradan altı ay geçti. Ling’in saksısında hâlâ çiçekten eser yoktu. Tohumunu çürüttüğüne kanaat getirmişti Ling. Başka herkesin kocaman çiçekleri ya da ağaç fidanları olmuştu ama onun koca bir saksısı, o kadar!

11 of 53

Nihayet bir yıl tamamlandı ve ülkenin gençleri yetiştirdikleri bitkileri, karar vermesi için hükümdarın huzuruna getirdiler. Ling, annesine boş bir saksıyı götüremeyeceğini söylediyse de annesi ona saksıyı götürmesini ve dürüst olmasını öğütledi.Ling’in sıkıntıdan karnı bile ağrıdı ama annesine hak verdi ve onun sözünü tuttu. Böylece o da boş saksıyı saraya götürdü.Saraya ulaştığında diğer gençlerin getirdiği çeşit çeşit bitkiler karşısında hayrete düştü. Hepsi de güzel renkte, güzel biçimdeydi ve nefis kokular yayıyordu.

12 of 53

Birbirlerine çiçeklerini nasıl böyle güzel yetiştirdiklerini ciddi ciddi anlatan diğer gençler, Ling’in elindeki boş saksıyı görünce kahkahalarla güldüler. Birkaçı onun durumuna üzüldü ve omzuna dokunup:“Boş ver, elinden geleni yapmışsın!” dediler.Hükümdar gençlerin yanına geldi ve bitkileri inceledi. Bu sırada, Ling arkalara kaçıp gizlenmeye çalışıyordu.“Ne kadar da büyük ağaçlar ve çiçekler yetiştirmişsiniz öyle!” dedi hükümdar. “Bugün içinizden birisi yeni hükümdar olarak tayin edilecek.”

13 of 53

Birden hükümdar elinde boş saksıyı tutan Ling’i gördü. Hemen muhafızlarına onu yanına getirmelerini emretti. Ling korkudan titremeye başladı. “Hükümdar başaramadığımı gördü, her- hâlde beni öldürtecek!” diye düşünüyordu.�Hükümdar, yanına getirilen Ling’in ismini sordu, o da cevapladı. Diğer gençlerin hepsi gülmeye ve kendi aralarında Ling’le alay etmeye başladılar. Hükümdar bir el hareketiyle hepsini susturdu.

Ling’i yanına aldı, sonra da kalabalığa ilan etti:�“Yeni hükümdarınızı selamlayın! Adı Ling!”�Ling kulaklarına inanamadı. Tohumundan tek bir filiz bile çıkmamışken nasıl imparator olabilirdi ki?�Hükümdar konuşmasına devam etti:

14 of 53

“Bir yıl önce her birinize bir tohum verdim, onu ekip sulamanızı istedim ve bir yıl sonra da bana getirmenizi istedim. Ama sîzlere verdiğim tohumların hepsi kaynatılmıştı ve dolayısıyla da filiz açmaları mümkün değildi. Ling hariç hepiniz bana çeşit çeşit ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdiniz. Tohumunuzun büyümediğini görünce size verdiğim tohumun yerine başka bir tohum ektiniz. İçinizden sadece Ling, kendisine verdiğim tohumun olduğu saksıyı bana getirme cesaretini ve dürüstlüğünü gösterebildi. Bu yüzden yeni hükümdarınız o olacak.”

15 of 53

16 of 53

HÜKÜMDAR

VELİAHT

17 of 53

TAHT

KANAAT GETİRMEK

18 of 53

19 of 53

1) Çinli hükümdar arkasında bir veliaht bırakmaya nasıl karar veriyor?

Çinli hükümdar yaşlanması üzerine bir veliaht bırakmaya karar veriyor.

20 of 53

2) Eve döndükten sonra Ling ne yapıyor?

Ling, eve döndükten sonra başından geçenleri heyecanla annesine anlattı. Annesi ona bir saksı ve biraz da toprak verdi. Ling, tohumu itinayla ekti, onu güneş ışığı görebileceği bir pencere kenarına koydu. Her gün saksıya su vererek tohumun açıp açmadığını kontrol etti.

21 of 53

3) Ling, ne zaman başarısız olduğunu düşünmeye başlıyor?

Ling, kendi çiçeği açmayıp arkadaşları saksılarındaki çiçekleri ballandıra ballandıra anlatınca başarısız olduğunu düşünüyor.

22 of 53

4) Ling, boş bir saksıyı götüremeyeceğini söyleyince annesi ona ne söylüyor?

Annesi ona saksı boş da olsa krala götürmesini ve dürüst olmasını öğütlüyor.

23 of 53

5) Saraya gittiği zaman Ling neden hayrete düşüyor?

Ling saraya gittiği zaman diğer gençleri getirdikleri güzel renkte, güzel biçimde ve güzel kokulu çiçekleri görünce hayrete düşüyor.

24 of 53

6) Ling’in elindeki boş saksıyı gören gençler ona nasıl davranıyorlar?

Gençler, Ling’in elindeki boş saksıyı görünce kahkahalarla güldüler. Birkaçı onun durumuna üzüldü ve omzuna dokunup: “Boş ver, elinden geleni yapmışsın!” diyerek onu teselli ettiler.

25 of 53

 7) Hükümdar kalabalığa neyi ilan ediyor? Onun bu kararı vermesinde etkili olan neden nedir?

Hükümdar, kalabalığa Ling’in yeni hükümdar olduğunu ilan ediyor. Bunda etkili olan neden diğer gençlerin kralın verdiği tohumu değiştirip Ling’in dürüst olup değiştirmemesidir.

26 of 53

+

27 of 53

Hükümdarın gençlere içlerinden birisini seçeceğini söylemesi

Hükümdarın her bir gence birer tohum verip bir yıl sonra bitkiler hakkında hüküm verip hükümdarı ona göre seçeceğini söylemesi.

Diğer gençlerle beraber Ling’in de tohumu alıp eve dönmesi.

Diğer gençlerin saksılarında güzel güzel çiçeklerin açıp Ling’in saksının boş kalması.

Bir yıl sonra gençlerin saksılarıyla hükümdarın huzuruna gelmeleri, diğer gençlerin hükümdarın verdiği tohumu değiştirdiklerinin anlaşılması, Ling’in dürüstlüğünün anlaşılması.

28 of 53

Metnin başlığı, metnin içeriğine (konusuna, metinde anlatılan olaya) uygun mudur? Nedeniyle açıklayınız.

Metnin başlığı, metnin içeriğine (konusuna, metinde anlatılan olaya) uygundur. Çünkü metinde asıl durumun ortaya çıkması yani düğümün çözülmesinin merkezinde hükümdarın verdiği tohumların kaynatılmış olması vardır.

29 of 53

Dürüstlük insana neler kazandırır, insanın yaşamını nasıl etkiler?

Dürüstlük, diğer insanlarla güvenilir ve sağlam ilişkiler kurmanın ilk şartıdır. Arkadaşlık kurarken, iş hayatında, sosyal ilişkilerde dürüstlük çok önemli bir ölçüttür. Dürüst olduğumuzda insanlar bize yakınlaşır ve güven duyar. Bu durum da hayatımıza olumlu bir şekilde yansır.

30 of 53

Siz hükümdar olsaydınız yerinize gelecek kişiyi nasıl belirlerdiniz? Yazınız.

Ben hükümdar olsaydım tüm adaylardan hayatlarını anlatan detaylı birer yazı isterdim. Sonra adayların yazdıklarının doğru mu yanlış mı olduğunu araştırırdım ve en dürüst olan kişiyi hükümdar seçerdim.

31 of 53

32 of 53

Artık tahttan çekilmemin ve yerime yeni bir hükümdar seçmenin zamanı geldi.

O zaman bitkiler hakkında karara varıp benden sonra tahta geçecek hükümdarı seçeceğim.

33 of 53

Saraya ulaştığında diğer gençlerin getirdiği türlü türlü bitkiler karşısında hayrete düştü.

Hepsi de güzel renkte, güzel biçimdeydi ve çok güzel kokular yayıyordu.

34 of 53

Üzülme, elinden geleni yapmışsın!” dediler.

35 of 53

36 of 53

Ling’in ağzını bıçak açmıyordu çünkü hakkında konuşacağı bir çiçeği yoktu.

Üzüntüden söz söyleyemeyecek durumda olmak.

Sınavı kazanamadığını öğrenen Ali’nin ağzını bıçak açmıyordu.

37 of 53

Boş ver, elinden geleni yapmışsın!” dediler.

Gücünün yettiği kadarını yapmak.

 Milli takımımız turu atlamak için elinden geleni yaptı.

38 of 53

 Ling’in sıkıntıdan karnı bile ağrıdı ama annesine hak verdi ve onun sözünü tuttu.

Öğüdüne uymak.

Babamın sözüne uyup düzenli kitap okudum.

39 of 53

Saraya ulaştığında diğer gençlerin getirdiği çeşit çeşit bitkiler karşısında hayrete düştü.

Şaşakalmak, şaşırmak.

Yağmurun bu kadar şiddetli yağması köylüleri hayrete düşürdü.

40 of 53

 Ling, eve dönüp başından geçenleri heyecanla annesine anlattı.

Daha önce aynı duruma uğramış olmak.

İki sene önce de aynısı başından geçmişti.

41 of 53

42 of 53

İnsanların, şehirlerin, köylerin, mahallelerin, hayvanların, bitkilerin vb.nin adları olmasaydı günlük hayatımızda ne tür sorunlarla karşılaşırdık?

  • İnsanların, şehirlerin, köylerin, mahallelerin, hayvanların, bitkilerin vb.nin adları olmasaydı bu varlıkları anlatmak, tarif etmek için çok uğraşır; uzun uzun cümleler kurmak zorunda kalırdık. Bu durumda bile demek istediğimiz şeyi karşı tarafa tam doğru bir şekilde ifade edemeyebilirdik.

43 of 53

Saraya çağrılanların arasında Ling isminde bir genç vardı ve herkes gibi ona da bir tohum verildi. Ling, eve dönüp başından geçenleri heyecanla annesine anlattı.

Annesi ona bir saksı ve biraz da toprak verdi. Ling, tohumu itinayla ekti, onu güneş ışığı görebileceği bir pencere kenarına koydu. Her gün saksıya su vererek tohumun açıp açmadığını kontrol etti.

44 of 53

45 of 53

46 of 53

Sizce şiirdeki çocuk iyi, doğru ve güzel olacağını söylerken ne demek istemiştir?

Şiirdeki çocuk; iyi, doğru ve güzel olacağını söylerken insanlara yararlı olacağını, yalan söylemeyip her zaman dürüst biri olacağını, kötülükten uzak duracağını söylemek istemiştir.

47 of 53

 Sizin “doğruluk” tanımınız nedir?

Bence doğruluk, sonunda zarar göreceğimizi bilsek bile asla yalan söylememek ve güvenilir bir insan olmak demektir.

48 of 53

Düşünelim Yazalım

49 of 53

Pelin hemen bankamatikteki fazla parayı alıyor ve kadının ardından koşmaya başlıyor. Tam kadın otobüse binecekken Pelin “Hey! Hanımefendi! Bir dakika bekleyin.” diye bağırıyor. Kadın son anda Pelin’i duyuyor ve otobüse binmiyor. Efendim kızım, diyor Pelin’e. Pelin kadına olan biteni anlatıyor. Kadın da bankamatiğin önce kartı sonra parayı verdiğini unuttuğunu, parayı da aldığını zannedip bankamatikten ayrıldığını söylüyor. Pelin’in başını okşayıp ona teşekkür ediyor. Pelin de dürüst davranmanın verdiği huzurla yoluna devam diyor.

50 of 53

Aşağıda konusu doğruluk ve dürüstlük olan özdeyişler verilmiştir. Bu özdeyişlerden birini seçip defterinize bununla ilgili bilgilendirici bir metin yazınız. Metninizin içeriğine uygun bir başlık belirlemeye, yazım ve noktalama kurallarına uymaya özen gösteriniz.

51 of 53

Özü Sözü Bir Olmak

İnsanı insan yapan, ona asıl değerini veren bazı özellikleri vardır. Bunların en önemlilerinden biri de doğru ve dürüst olmaktır.

Etrafımızda ne kadar başarılı, sevilen, değer gören insan varsa hepsinin ortak özelliği çevrelerinde doğru olmaları ve dürüstlükleriyle bilinmeleridir. Yalan, bırakın dilimizden çıkmasını zihnimize bile uğramamalıdır.

52 of 53

Ama bazı insanlar vardır ki düşünceleriyle davranışları birbirine uymaz. Bir bakarsınız ağzıyla çok güzel şeyler söyler ama davranışlarının bunlarla alakası olmaz. Temiz olmaktan bahseder ama pistir, her zaman doğru söylemek gerek der ama ağzından yalan eksik olmaz.

Gerçekten dürüst bir insan olmak istiyorsak düşündüğümüzle söylediğimiz, söylediğimizle de davranışlarımızın uyum içinde olması gerekir. Yusuf Has Hacib’in “Kimin düşündüğü ile söylediği bir olursa işte doğru insan odur.” sözünü kendimize rehber edinmeliyiz.

53 of 53