1 of 128

VERMEK

ÇOĞALMAKTIR

2 of 128

3 of 128

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

4 of 128

1.Cömertlik nedir? Cömert insanların özellikleri nelerdir?�

Cömert olma durumu, eli açıklık, ahilik,

Cömert kişi sahip olduklarını esirgemeden, hiçbir tereddüt yaşamadan paylaşır

Cömert kişilerin gönlü zengindir.

5 of 128

2.Etrafınızda cömert olduğunu düşündüğünüz bir ivar mı? Bu kişinin cömert olduğunu hangi davranışlarından anlıyorsunuz?

6 of 128

GÖRSEL YORUMLAMA

7 of 128

8 of 128

METNİ OKUMA

Metni noktalama işaretlerine dikkat ederek sesli okuyunuz. Metni okumadan önce öğretemeninizin sesli okumayla ilgili açıklamalarını dikkatle dinleyiniz.

9 of 128

10 of 128

İşitilebilir bir ses tonuyla okumalıyız.

Kelimeleri doğru telaffuz etmeliyiz.

Parmakla takip etmeden okumalıyız.

Şiiri düzyazıdan ayırt ederek okumalıyız.

11 of 128

Sınıf düzeyine uygun bir hızda okumalıyız.

Bir diyaloğu kahramanları canlandırarak okumalıyız.

Türün (şiir, düz yazı, vs.) özelliklerine uygun hızda okumalıyız.

Vurgu ve tonlamalara dikkat etmeliyiz.

Yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine dikkat ederek okumalıyız.

12 of 128

Bir zamanlar bir köylü, bir medresenin kapısını çaldı. Kapılara bakan talebe gelip kapıyı açtığında köylü ona nefis bir salkım üzüm uzattı:

“Bunlar benim bağımın en güzel üzümleri.�Size hediye olarak getirdim.”�“Teşekkür ederim.” dedi talebe, “Onları hemen hocamıza götüreceğim. İkramınızdan çok�memnun olacaktır.”�“Hayır, hayır!” diye atıldı köylü, “Ben bunları sana getirdim.”�“Bana mı?” Talebenin yüzü kızardı. Böyle güzel bir hediyeyi hak ettiğini düşünmüyordu

13 of 128

“Evet!” diye ısrar etti köylü, “Çünkü ne zaman bu kapıyı çalsam sen açıyorsun. Ne zaman ürünlerim kuraklıktan kırılsa bana her gün sen yiyecek ekmek veriyorsun. İnşallah bu üzüm�salkımı da sana güneş ışığı gibi ılık ve yağmur gibi güzel ilahi rahmeti getirir. Çünkü bak, ne güzel yaratılmışlar.”

14 of 128

Talebe, o sabahı üzüm salkımını tefekkür ederek geçirdi. Üzümler sahiden de harika yaratılmışlardı. O yüzden salkımı hocasına ikram etmeye karar verdi. Çünkü kendilerine ilim ve�hikmeti öğreten oydu.� Hoca, talebenin bu ikramıyla çok mutlu oldu. Ama sonra hemen medresedeki hasta talebesini hatırladı: “Üzümleri ona hediye edeyim. Kim bilir belki onlarla sevinir ve daha çabuk şifa�bulur.”� Düşündüğü gibi de yaptı. Ama üzümler hasta talebenin odasında da fazla kalmadı. Hasta talebe şöyle düşünmüştü: “Medresenin aşçısı beni günlerce en iyi yemeklerle besledi. Eminim bu üzümleri o daha çok hak ediyordur.”

15 of 128

Aşçı ona öğle yemeğini getirdiğinde üzüm salkımını ona hediye etti. “Allah’ın yarattığı sebze ve meyve gibi harikalarla en yakın olan sensin ve dolayısıyla da bu ilahi sanat eseriyle ne�yapılacağını da en iyi sen bilirsin.” dedi.�Aşçı, üzümlerin güzelliğine hayran olmuştu. Bu üzümlerin güzelliğini ve harikalığını kimse,�kitaplardan sorumlu talebeden fazla takdir edemezdi. O, tefekkürüyle ve ince düşünüşüyle�medresede şöhret kazanmış bir gençti

16 of 128

Üzümleri görür görmez -en küçük şeyde bile- ilahi sanat ve nakışların en yüksek derecede yansıyabileceğini derinden kavradı o talebe de. Yüreği “bu sanatın ve güzelliğin sahibi”ne sevgiyle doldu. Tam bu sırada, medreseye ilk geldiğinde kendisine kapıyı açan talebeyi hatırladı. Şefkatiyle, tevazusuyla, sevecenliğiyle, sıcaklığıyla benzer duyguları yaşamasına vesile olmuştu o arkadaşı ve böylece daha akşam olmadan çiftçinin medreseye getirdiği üzüm salkımı�kapıya bakan talebeye geri dönmüştü bile. İşte o zaman bu talebe bu üzümlerin gerçekten de kendi kısmeti olduğunu anladı. Ve bir şeyi daha anladı: Cömertlik, dostluğun parlak bir nişanıydı.

Göksu BİROL, Öğreten Öyküler�(Kısaltılmıştır.)

17 of 128

18 of 128

1.Tanrı’nın her kişiye uygun gördüğü yaşama biçimi, nasip

KISMET

3.Bilim

İLİM

19 of 128

2.Sevecenlik

ŞEFKAT

20 of 128

4.İslam ülkelerinde genellikle İslam dini kurallarına uygun bilimlerin okutulduğu yer.

MEDRESE

5.Yağmur

RAHMET

21 of 128

6.İşaret, iz, belirti, alamet

NİŞAN

7.Bir şeyi armağan olarak verme, sunma

İKRAM

22 of 128

8.Ün

ŞÖHRET

23 of 128

24 of 128

6.SINIF

DEYİMLER

25 of 128

Genellikle gerçek anlamından uzaklaşmış birden çok sözcükten oluşan, bir kavramı ya da durumu karşılayan kalıplaşmış sözcük gruplarına “deyim” denir.

26 of 128

DEYİMLERİN ÖZELLİKLERİ

1. Deyimler kalıplaşmış sözlerdir, kelimelerin yerleri değiştirilemez ve aynı anlama bile gelse yerine başka bir sözcük getirilemez. 

Eli ayağı tutmamak

BACAĞI

Eli bacağı tutmamak

Doğru

yanlış

27 of 128

2-Deyimler en az iki sözcükten oluşan söz gruplarıdır. Bir sözcük tek başına deyim oluşturamaz.

  • Ağzını aramak
  • Ekmeğini taştan çıkarmak
  • Elinden geleni ardına koymamak

28 of 128

3-Deyimlerin büyük çoğunluğu mecaz anlamlıdır, yani deyim içindeki sözcüklerin karşıladıkları anlamlar ile deyimin karşıladığı anlam farklıdır.

Etekleri zil çalmak:

çok sevinmek

mecaz

mecaz

29 of 128

4-Sayıları az da olsa gerçek anlamlı deyimler de vardır. Deyim içindeki sözcüklerin karşıladıkları anlamlar ile deyimin karşıladığı anlam aynıdır.

Çoğu gitti azı kaldı:

Yapılmakta olan işin en önemli, en zor bölümü bitti.

İyi gün dostu olmak:

Sadece iyi günlerde görünmek.

Kimi kimsesi olmamak:

Yakını, eşi, dostu bulunmamak.

30 of 128

5-Deyimler genelde söz öbeği şeklindedir. Cümle şeklinde deyimler de vardır.

Söz öbeği şeklinde olanlar

Cümle şeklinde olanlar

Akla karayı seçmek

Yüzü kızarmak

Kafa tutmak

Hem suçlu hem güçlü

Atı alan ,Üsküdar’ı geçti.

Ağzı var,dili yok.

31 of 128

32 of 128

«Bana mı?» Talebenin yüzü kızardı.

O, tefekkürüyle ve ince düşünüşüyle medresede şöhret kazanmış bir gençti.

Aşçı üzümlerin güzelliğine hayran olmuştu.

Yüzü kızarmak

Şöhret kazanmak

Hayran olmak

33 of 128

34 of 128

Yüzü kızarmak

Şöhret kazanmak

Hayran olmak

utanmak

ünü yayılmak, tanınmak

çok beğenmek

35 of 128

Resimli Deyimler Oyunu

ATMAK

36 of 128

ISLANMAMAK

İÇİNE

DÜŞMEK

37 of 128

AÇIK

BIRAKMAK

VURMAK

38 of 128

ETMEMEK

TAKMAK

CANINI

39 of 128

KEKLİK

Ele geçirilmesi o kadar kesin ki elde edilmiş sayılır” anlamında kullanılır. 

40 of 128

GÖRMEDEN

SIVAMAK

41 of 128

ÇIKMIŞ

DÖNMEK

Yeni bir işe, ortama, duruma alışmakta zorluk çekmek.

42 of 128

BİTMEK

Sık sık söylemekten bıkmak, usanmak.

43 of 128

ÇIKARMAK

En zor işleri bile yapıp geçimini sağlayacak becerilikte olmak, her türlü işi yapmak.

44 of 128

SIĞMAMAK

1. Şımarık davranmak. 2. Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edilememek.

45 of 128

GİTMEMEK

Cimri olmak, para harcamaya kıyamamak.

46 of 128

FOL

YOK

YOK

Ortada (bir konu ile ilgili) hiçbir belirti olmadığı hâlde varmış gibi bir kuşkuya düşmek.

47 of 128

KATMAK

Ara vermeden, devamlı çalışmak; büyük çaba göstermek.

48 of 128

KORKMAK

Çok korkak olmak, en basit işlere bile girmekten korkar olmak.

49 of 128

OLMAK

Korumak, bakmak, gözetmek. 

50 of 128

GİRMEMEK

Uykusuz kalmak, hiç uyumamak.

51 of 128

KONUŞMAK

Öylesine, gelişigüzel, rastgele konuşmak.

52 of 128

HOP

HOP

Ya heyecanından ya da öfkesinden yerinde duramaz olmak.

53 of 128

İÇİ

İçten, büyük bir üzüntü duymak; dıştan belli etmeyerek çok acımak.

54 of 128

DÖNMEK

Aşırı derecede zayıflamak, kilo vermek. 

55 of 128

SIÇRAMAK

Çok sinirlenmek, öfkelenmek.

56 of 128

YAPAYIM

DERKEN

ÇIKARMAK

İşi düzelteyim, bir iyilik yapayım derken büsbütün bozmak ve büyük bir zarar vermek.

57 of 128

OLMAK

Çaktırmadan, belli etmemeye çalışarak dinlemek.

58 of 128

LAFI

TIKAMAK

Birinin sözünü bitirmesine fırsat vermemek, onu susmak zorunda bırakmak, konuşmasını önlemek.

59 of 128

OLMAK

Kararsız, hevesi çabuk geçen; bugün şunu yarın ötekini beğenen

60 of 128

Geri dönülemeyecek bir iş yapmak, söz söylemek ya da bir harekette bulunmak.

ÇIKMAK

61 of 128

Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını kaybetmek

ATILMAK

62 of 128

Çok şaşırmak, hayrete düşmek.

KALMAK

63 of 128

(Kadın) çok büyük istekle çalışıp hizmet etmek, özveri ile birileri uğrana çalışmak.

ETMEK

64 of 128

Hiç kimseye sezdirmeden iş çevirmek, ortalığı birbirine karıştırmak. 

ALTINDAN

YÜRÜTMEK

65 of 128

Gitmek üzere bütün eşyasını toplamak.

TOPLAMAK

66 of 128

Birinin yolunda giden işini engellemek, aksatmak gibi davranışlarda bulunmak.

SOKMAK

67 of 128

68 of 128

1.Köylü talebeye ne hediye etmiş?

Köylü talebeye bir üzüm salkımı hediye etmiş.

69 of 128

2.Talebe , hediye veren köylüye hangi cevabı vermiş_

Talebe aldığı üzüm salkımları için teşekkür etmiş köylüye. Onları hemen hocasına götüreceğini, hocasının da bu ikramdan çok memnun kalacağını köylüye söylemiş.

70 of 128

3.Köylü neden ısrarla hediyeyi kapıyı açan talebeye vermek istemiş?

Köylünün üzümü talebeye verme istemesinin sebebini şöyle açıklamış: Çünkü ne zaman kapıyı çalsam sen açıyorsun .Ne zaman ürünlerim kuraklıktan kırılsa bana her gün sen yiyecek ekmek veriyorsun

71 of 128

4.Hediyeyi kabul eden talebe, onu kime ikram etmek istemiş? Daha sonra hediye başka kimlere hediye edilmiş?

Çocuk üzümleri hocasına ikram etmiş. Hocası da hasta olan başka bir talebesine verir salkımları. Üzümleri alan hasta talebe kendisine çok iyi baktığı için medresenin aşçısına verir üzümleri.

72 of 128

5.Hikayenin sonunda hediyenin tekrar kendisine döndüğünü göre talebe, hediyeyle ilgili neyi anlamış?

Talebe üzümlerin kendi kısmeti olduğunu anlamış.

73 of 128

PARAGRAFTA

KONU

ANA DÜŞÜNCE

74 of 128

OKUYUCULAR

YAZAR

OKUYUCULAR

PARAGRAFTA KONU

Bir yazıda üzerinde durulan olay, düşünce veya durumlar bize konuyu verir.

75 of 128

Paragrafın Konusunu Bulmak İçin Şu Sorular Sorulabilir:

  • Parçanın konusu nedir?
  • Parçada ele alınan nedir?
  • Parça neden söz etmektedir?
  • Parçada üzerinde durulan nedir?
  • Paragrafta anlatılan kişi için hangisi söylenemez?

76 of 128

Konuyu bulabilmek için

Parçada neden söz ediliyor, neyin üzerinde daha çok durulmuş?” diye kendi kendimize sorabiliriz. Bu sorunun cevabı bizi konuya götürecektir.

77 of 128

HER ŞEY YAZININ KONUSU OLABİLİR

KONU GENELDE BİR KAÇ KELİME GURUBUNDAN OLUŞABİLİR.

KİTAP

ATATÜRK VE ÇOCUK

ANNE

VATAN

ÖĞRETMEN

OKUMAK

78 of 128

79 of 128

80 of 128

PARAGRAFTA ANA DÜŞÜNCE:

Ana düşünce, parçada yazarın okuyucuya vermek istediği mesajdır. Buna paragrafın yazılış amacı da diyebiliriz.

Ana düşünceyi bulmak için: “Yazar bu parçayı niçin yazmıştır, yazarın okuyucuya iletmek istediği mesaj nedir?” sorularına yanıt ararız.

81 of 128

Ana düşünce genellikle parçanın başında veya sonunda verilir. Bu nedenle parçaların ilk ve son cümleleri önemlidir; çünkü parçalarda önce ana düşünce verilir, sonra açıklanır veya önce açıklama yapılır, sonra ana düşünce verilir.

Parçada olmayan konular ana düşünce içinde yer almayacağı gibi, sadece parçanın bir kısmını bildiren cümleler de ana düşünce sayılamaz. Ana düşünce parçanın tümünü kapsamalıdır.

82 of 128

  • Uyarı: Ana düşünce, Genelliklee ‘’ama, fakat, çünkü, bu nedenle, bu yüzden, oysaki, özetle, kısacası, yani’’ gibi ifadelerin etrafında yer alır.

ama

fakat

bu nedenle

çünkü

bu yüzden

oysaki

özetle

kısacası

83 of 128

  • Uyarı: Ana düşünce yargı bildirir, cümle şeklindedir.

Örneğin ’kitap okumak’’ cümle olmadığı için ana düşünce olamazken’Düzenli olarak kitap okumalıyız.’’ cümle olduğu ve yargı bildirdiği için ana düşünce olabilir.

84 of 128

  • Kesin yargı bildirir.
  • Yazarın yazma amacını ortaya koyan cümledir.
  • Konuya değil, yazarın vermek istediği iletiye dayanır.
  • Bu cümle paragrafın giriş cümlesi olabileceği gibi ortasında ya da paragrafın sonunda da olabilir.
  • Bazen bu cümle açıkça verilmeyip paragrafın bütününe sindirilir.

Ana Düşünce Cümlesinin Özellikleri:

85 of 128

Konunun anlam çerçevesi geniş , ana düşüncenin anlam çerçevesi dardır.

Konu yargı bildirmezken ana düşünce yargı bildirir

Konu araç, ana düşünce amaçtır.

Ana düşünce ile konu arasındaki farklar:

86 of 128

KONU

ANA FİKİR

ÖĞRETMEN

AĞAÇ

Vatanımıza karşı görevlerimiz.

Toplumların gelişmesinde öğretmenin önemi

Ağacın faydaları

VATAN

87 of 128

ÖRNEK SORULAR

88 of 128

89 of 128

90 of 128

91 of 128

92 of 128

93 of 128

94 of 128

95 of 128

METNİN KONUSU

METNİN ANA FİKRİ

CÖMERTLİK

Cömert olmak dostluğun en önemli göstergesidir.

96 of 128

Ben de aynısını yapardım. İhtiyacımdan fazlasını dostlarıma sevdiklerime pay ederdim.

97 of 128

98 of 128

1.HAZIRLIK: Konuyu, amacı ve hedef kitleyi belirleme. • Konuşma konusuyla ilgili gözlem, inceleme veya araştırma yapma.

HAZIRLIKLI KONUŞMA YAPARKEN İZLENECEK YOLLAR

2.Planlama. • Konuşmanın temel bölümlerini belirleme. • Her bölümde vurgulanacak hususları belirleme. ...

3.Sunum. • Mekânı, hedef kitleyi, konuyu ve amacı dikkate alarak konuşma.

99 of 128

Cömert insan paylaşımcı insandır. O yaşamının paylaştıkça çoğaldığını ve anlam kazandığını bilincindeki biridir. Etrafınıza bakın cömertlik yerine pintiliği seçen insanların nasıl mutsuz hayatlar yaşadıklarını görürsünüz. Onlar sadece kendi bencillikleri ve aç gözlülükleri ile çürürken cömert insanlar ise hep neşeli etraflarında hep sevilen kimselerdir. Siz de cömertliği seçiniz ve mutlu olunuz.

100 of 128

101 of 128

Talebe, köylü, hoca, medresedeki hasta çocuk, medresenin aşçısı, üzümler.

Medrese

Bir zamanlar, zaman belirtilmemiş.

102 of 128

Köylünün medreseye üzüm getirmesi, talebenin üzümleri hocasına vermesi, Hocasının üzümleri medresedeki hasta çocuğa vermesi, Hasta çocuğun üzümleri medresenin aşçısına vermesi, Aşçının üzümlerin güzelliğini takdir etmesi için talebeye vermesi.

 3. şahıs. Anlatıcı hikayenin karakterlerinden değildir.

103 of 128

8.ETKİNLİK

Hediyeyi ilk kabul eden talebenin yerinde siz olsaydınız verilen hediyeyle ne yapardınız?

104 of 128

9.ETKİNLİK

105 of 128

106 of 128

Yaşanmış ya da yaşanma ihtimali olan olayların kurgulanması ile oluşan eserlere hikaye (öykü) adı verilmektedir. Her hikayede dört unsur

mutlaka bulunmaktadır.

107 of 128

1. Olay:

Hikayede mutlaka bulunması gereken

unsurların başında olay gelmektedir. Olay

hikayedeki kahraman ya da kahramanların

başından geçen, oluşan durum, ilgi çeken her

türlü iş ve ya hadisedir.

108 of 128

2. Kahramanlar:

Hikayede meydana gelen

olayları yaşayan kişilere kahraman adı

verilmektedir. Olayların merkezinde olan asıl

kişilere ana karakter, ana karakterlerin

çevresinde yer alan diğer karakterlere de

yardımcı karakter (yan karakter) adı

verilmektedir.

109 of 128

3.YER (MEKÂN):

Hikayede meydana gelen

olayların geçtiği mekanlara yer adı

verilmektedir.

110 of 128

4. ZAMAN

Hikayede gerçekleşen olayların

meydana geldiği zaman dilimine denir.

Zamanın illa gün, ay, yıl gibi bir takvim olması

şart değil. Mesela; sıcak bir yaz günü, sabahın

erken saatlerinde, akşama doğru gibi ifadeler

de zaman hakkında bilgi vermektedir.

111 of 128

5.ANLATICI

Metinlerde anlatım, birinci kişili ağzından ve üçüncü kişi ağzından anlatım olmak üzere iki şekilde yapılır:

112 of 128

1. Birinci Kişi Ağzıyla Anlatım

Birinci kişi ağzıyla anlatımlarda yazar, kendi başından geçen veya içinde bulunduğu bir olayı anlatır. Bu tür anlatımlarda çoğu zaman birinci tekil şahıs (ben) veya birinci çoğul şahıs (biz) ekleri kullanır.

113 of 128

Kimse farkına varmadan evden çıktım. Doğruca alet edevatın bulunduğu depoya gittim. Duvara yaslı duran kazmayı kaldırıp ağırlığına baktım. İmkanı yok, bunu götüremezdim.Çok ağırdı. Küçük keser de aynı görevi görürdü. Aradığım keseri buldum. Depodan çıktım

114 of 128

2. Üçüncü Kişi Ağzıyla Anlatım

Üçüncü kişi ağzıyla anlatımlarda yazar, genellikle duyduğu veya gördüğü şeyleri anlatır. Bu tür anlatımlarda çoğu zaman üçüncü tekil şahıs (o) veya üçüncü çoğul şahıs (onlar) ekleri kullanır.

115 of 128

 Yazdan kalma bir gündü. Güneş, insanın içini ısıtıyordu. Cemil, sahilde oturmuş, dalgaların sesini dinlerken üstünden hızla geçen martıların çığlığı andıran sesiyle irkildi. Yerinden doğrulup izlemeye koyuldu. Martılar deniz üzerinde iyice süzüldükten sonra suya ani dalışlar yapıyor, küçük balıklar ustaca avlıyordu

116 of 128

Akşam ezanı okunmak üzereydi. Ahmet ve Cengiz eve gitmek için bir sokak arasına girmişlerdi. Sokak dar uzun bir yolun her iki tarafında da evlerin bulunduğu sessiz, ama bu sessizliğiyle insanı ürküten bir sokaktı. Biraz içleri ürperdiği için adımlarını daha da hızlandırmışlardı. Beş on adım atmamışlardı ki karşılarına kocaman beyazlı bir köpek çıktı. Cengiz durdu Ahmet’in de kolundan tutarak durdurdu. Köpek öylece onlara bakıyor, kenara çekilmiyordu. İki evin arasından çıkan adam köpeğe yaklaştı köpeği boğazından tuttu. Korkmayın çocuklar size bir şey yapmaz hadi geçin, deyince Ahmet ve Cengiz rahat bir nefes aldılar.

OLAY

YER

ZAMAN

KİŞİLER

Okuldan eve dönen çocukların bir

köpekle karşılaşmaları.

Ara bir sokak

Akşam vakti

Ahmet, Cengiz, Yaşlı Adam ve

Köpek

ANLATICI

3.kişi

117 of 128

Hoca yaz aylarında yaptığı bir yolculuk sırasında mola verip bir hana girer. Bu sırada hana bir başka yolcu daha girer ve ikisi birden hancıdan yiyecek bir şeyler isterler. Fakat hancı yiyecek olarak sadece bir balık olduğunu söyler ve bunu paylaşmalarını önerir. Bunun üzerine Hoca “Ben balığın sadece başını yiyeceğim.” der. Hancı bunun nedenini sorar. Hoca da “Balık başı zekayı arttırır. Balık başı yiyen insan akıllı olur.” der. Bunun üzerine diğer yolcu hemen atılır ve Hoca’ya “Balık başını niye sen yiyeceksin? Ben yemek istiyorum.” der. Hoca da itiraz etmez. Balığın koca gövdesini Hoca yer ve bir güzel karnını doyurur. Diğer yolcu ise sadece balığın başını yer ve Hoca’ya seslenir: “Sen koca gövdeyi yedin karnını doyurdun. Ben sadece kafayı yedim aç kaldım.” Hoca da bunun üzerine şöyle der: “Bak nasıl da akıllandın!”

OLAY

YER

ZAMAN

KİŞİLER

ANLATICI

Hoca’nın balığı yemek için oyun oynaması

Han

Yaz ayları

Hoca, Hancı, diğer yolcu

3.kişi

118 of 128

Kurnaz bir tüccar, güney denizlerindeki adalarda yaşayan yerlilerin bol miktarda altını olduğunu duyunca, bir gemi dolusu soğanla birlikte yola çıkmış. Hayatlarında ilk defa soğan yiyen yerliler soğandan o kadar memnun kalmışlar ki tüccara bunun karşılığında bir gemi dolusu altın vermişler. Bu haberi duyan başka kurnaz bir tüccar “ madem soğanı sevdiler, o zaman sarımsağı da çok severler.” diye düşünerek, bir gemi dolusu sarımsakla aynı adaya doğru yola çıkmış. Gerçekten de, yerliler sarımsağı soğandan daha çok sevmişler. Bunun karşılığının öyle altınla falan ödenemeyeceğine inandıkları için de sarımsaklara karşılık ellerinde bulunan en kıymetli şeyleri olan soğanlarını, gemiye doldurarak tüccara hediye etmişler.

OLAY

YER

ZAMAN

KİŞİLER

ANLATICI

119 of 128

KİŞİLER

ZAMAN

YER

OLAY

Ahmet ile dedesi bir köyde yaşıyordu. Ahmet, köyün sonundaki dağın ardını merak ediyordu. Dağın ardına gitmek,

oraları görmek istiyordu. Dedesi ona engel oluyordu. ”Tehlikelidir, canavar var insan yutar!” diye korkutuyordu. Ahmet önce inanıyordu bu sözlere, sonra inanmaz oldu. İçindeki merak gittikçe büyüyordu. Bir yaz günü her zaman yaptığı gibi uzaklara bakmaya, dağın ardını gidip görmeye karar verdi. Dağa tırmandı ve ardında yemyeşil ovalar ve güzel köyler gördü.

ANLATICI

120 of 128

D

121 of 128

A

122 of 128

C

123 of 128

A

124 of 128

ANLATICI

3.KİŞİ ANLATICI

125 of 128

126 of 128

CÖMERT DOSTUM OKAN

Geçen gün sinemaya gitmiştik. Ben de sadece bilet parası vardı. Filme ara verildiğinde bir de baktım ki karnımdan gurul gurul sesler yükseliyor. Anladım ki çok fena acıkmışım. Hiç de yanımda para yoktu. Dostum Okan birden ayağa kalkıp dışarı gitti. Biraz sonra elinde hamburger ve koladan oluşan iki menü ile yanıma geldi. Birini bana uzattı. Çok şaşırmıştım. Ama o benim acıktığımı anlamış, üzerimde para olmayacağını tahmin etmiş ve ben mahcup olmayayım diye gidip kendi harçlığından almıştı. İşte dedim iyi ki böyle cömert dostlarım var.

127 of 128

GELECEK DERSE HAZIRLIK

128 of 128