Gelişen teknoloji ve endüstrileşme sonucu, fabrikalardan, otomobil, uçak, gemi gibi çeşitli araçlardan ve en önemlisi insani faaliyetler sonucu katı atıklar, hava kirliliği, gürültü ve ışık kirliliği gibi kirleticiler oluşmaktadır
Greenpeace (Grinpis): 1971 yılında Kanada’da kurulmuştur. Çevreye zarar verecek faaliyetlerde bulunan kuruluşlarla mücadele ederler.
WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı): 1961’de Amerika’da kurulmuştur. Doğal yaşamı, nesli tükenmekte olan canlıları korumak için mücadele ederler.
TEMA (Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı): 1992 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Ağaçlandırma, orman kurma, fidan dikme projesiyle Türkiye’de kuraklık tehlikesine karşı mücadele ederler.
ÇEKÜL (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı): 1990’da İstanbul’da kurulmuştur. Doğanın ve kültürümüzün korunmasına yönelik çalışmalar yaparlar.
DOĞA: 2002 yılında Ankara’da kurulan bir dernektir. Modern insanla doğal yaşam arasında bir denge kurmayı amaçlar.
ÇEVKOR Vakfı (Çevre Koruma ve Araştırma Vakfı): 1991 yılında Ege ve Dokuz Eylül Üniversiteleri öğretim üyeleri tarafından kurulmuştur. Toplumun her kesiminde çevre bilincinin aşılanması ve bu konuda eğitim çalışmalarının yapılması için çalışırlar.
ÇEKUD (Çevre Kuruluşları Dayanışma Derneği): 1999 yılında İstanbul’da kurulmuştur. Ağaçlandırmaya ve ormanları korumaya yönelik çalışmalar yaparlar. Diğer çevre kuruluşlarını bir araya getirecek şekilde organizasyonlar düzenlerler.
ÇEVKO (Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı)
TURMEPA (DenizTemiz Derneği):
TÜRÇEV (Türkiye Çevre Eğitim Vakfı):
Doğa ile Barış Derneği:
GÖRSELLERİ YORUMLAMA
Cambazlık ile ilgili
Gemide ambar ve kamaraların üstü
Dengesi bozularak düşecek gibi olmak, adımlarını şaşırmak
Şimşek çakması, parlaması
Kimyasal
Daha iyi bir duruma gelememek, hastalıktan, dertten kurtulamamak
Yunus ailesi yaşantısını gruplar hâlinde dolaşıp avlanarak ya da gelip geçen gemilerin dümen suyuna takılıp onlarla yarışarak sürdürüyormuş.
İki buçuk ile dört metre arasında değişen boyları, bir füzeyi andıran iri vücutlarına oranla küçük kalan kafaları, bir kaz gagasına benzeyen çeneleri ve yürek şeklindeki gözleri varmış.
Küçük Yunus obur ve meraklıymış.
Sendelemiş. Sanki gözlerine dolan yıldızlardan kurtulmak için başını sağa sola silkelemiş. Hızla derin sulara inmeye başlamış. Görmede zorluk yaşamış. Panikle hızla suyun üzerine fırlamış.
Küçük Yunus’un yanı başında dizlerinin üzerine çökmüş, “Ne olur ölme güzel Yunus!..” diye hıçkırıyormuş.
Denizlere karışan lağımlar, zehirli fabrika atıkları, aldırmadan dökülen çöpler ve bırakılan kimyevi madde yüklü varillermiş.
Küçük bir yunusun denize atılan zehirli variller nedeniyle ölmesi.
Küçük Yunus, Küçük Yunus’un ailesi, küçük çocuk, bir kadın ve bir erkek.
Belirsiz
Deniz kirliliğinin denizde yaşayan canlılara olan etkisi
Denizlere karışan lağımlar, zehirli fabrika atıkları, aldırmadan dökülen çöpler ve bırakılan kimyevi madde yüklü variller denizlerde yaşayan canlıların ölümüne sebep olur.
Bilmediğimiz, yabancı maddelerle oynamak tehlikeli olabilir.
• Kıvrak vücutlarında iki yana kanat gibi açılmış yüzgeçleri, bir dümen gibi kullandıkları yatay kuyrukları ile dalgalar arasından…
• Buz gibi sulara dalarken “Alacağın olsun. Ben de senin rahatını bozayım da gör.” diye geçirdi aklından.
• … küçük dokunuşlarıyla varili kendi çevresinde tıpkı bir topaç gibi döndürmeyi başardı.
• … yüreklerinde doğanın öldürülüşüne seyirci kalmanın onulmaz acısıyla, bir suçlu gibi Karadeniz’in hırçın dalgalarına dikmişlerdi gözlerini.
Yaptıkları akrobatik hareketler bazen dakikalarca sürermiş .
Büyük bir ringa balığı sürüsüne rastlamak düğün bayram oluyormuş .
Buz gibi sulara dalıp dalıp çıkardı .
Yine de ailesine kavuşabilmek için çaba harcıyordu .
Çöpler denize atılırsa bütün canlılar zarar görür.
Ekler getirildikten sonra fiillerin belirttiği zamanlarda değişiklik oldu. Birinci cümle geniş zamandan ek fiilin rivayet birleşik zamanına, ikinci cümle şimdiki zamandan ek fiilin rivayet birleşik zamanına, üçüncü cümle geniş zamandan ek fiilin hikaye birleşik zamanına, dördüncü cümle şimdiki zamandan ek fiilin hikaye birleşik zamanına, beşinci cümle geniş zamandan geniş zamanın şart birleşik zamanına dönüştü.
• Gemilerin dümen suyuna takılıp yaşamını sürdürüyordu.
(Ek fiilin hikaye birleşik zamanı)
Sonra birdenbire kayboluveriyorlarmış ortadan.
(Ek fiilin rivayet birleşik zamanı)
Yüzlerce balığı zahmetsizce yutuvermişlerdi.
(Ek fiilin hikaye birleşik zamanı)
Kardeşleriyle yüzme yarışı yaparmış keyifle.
(Ek fiilin rivayet birleşik zamanı)
Kirliliğe seyirci kalırsak doğamız yok olur.
(Ek fiilin şart birleşik zamanı)
Bir şeyler yapacaksak hemen yapmalıyız.
(Ek fiilin şart birleşik zamanı)
Karnı acıkınca ailesinden uzaklaştığının ayrımına varabilmişti.
Oyun oynamak için ailesinden geri kaldığı oluyordu.
Yıldızların terk ettiği gözlerini karanlıklar perdelemişti.
“varabilmişti, oluyordu, perdelemişti” sözcükleri birleşik zamanlı fiillerdir.
Yani yeni üretim yapmak yerine metal ve plastikleri geri dönüştürürsek %95 enerji tasarrufu sağlanacak. Bu bilgi, geri dönüşümün ne kadar yararlı bir şey olduğunu açıkça anlamamızı sağlıyor bence
KATİLLER
İnsanlar daha rahat yaşamak için bir şeyler üretiyorlar. Ürettikleri şeylerden arta kalanları ise denize atıyorlar. Peki niçin? Çünkü daha ucuz ve daha kolay. Tamam daha ucuz ve kolay da bu yaptıklarının aslında cinayet olduğunu biliyorlar mı?
Bence kim olursa olsun, denizlere zehirli atık, çöp atan herkes bence katildir ve cinayetle yargılanmalı, ömür boyu ceza çekmelidir.
Denize dökülen atıklar, denize karışan lağım suları, fabrika atıkları, çöpler… Bunlar bir insan için ne kadar zararlıdır biliyoruz. Eğer bu atıkları sokağa döksek, atıkların insanları ölüme götürebileceğini de biliyoruz. Böyle bir şey yapsak ceza alınacağını, hatta cinayetten yargılanabileceğini de biliyoruz. Peki ya deniz canlıları… Onlar canlı değil mi? Katil damgası vurmak için illa ki insan mı öldürmek gerekiyor? Bile bile sırf ucuz ve kolay diye denizdeki canlılara zarar vermek cinayet değil midir?