DEDEMİN KIRMIZI MIZIKASI
HAYDİ, BAŞLAYALIM!
Aşağıdaki şarkı sözlerini inceleyerek bu söz yazarının hangi değerlere sahip biri olabileceğini söyleyiniz.
Leylekler laylak edip peynir gemisi yüklerken
Kul Ahmet erken yatar, “sabaha ya kısmet” derdi.
Sabırlı derviş muradına ermiş.
Acelesi olana “ağır of’ demiş.
Bir gün dönsem sözümden
Düşerim dost gözünden
Bu sözleri yazan kişi sabırlı, dürüst ve sözünde duran biridir. Ayrıca kaderine inanır, acele etmeden çalışmanın ve dostluğun değerini bilir.
Türkiye’deki ilk Barış ismi kime, niçin verilmiş olabilir? Tahminlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Türkiye’deki ilk Barış ismi, insanlara huzur ve sevgi getirmesi dileğiyle verilmiş olabilir.
Gerçek bir sanatçı hangi kişilik özelliklerine sahip olmalıdır? Tartışınız.
Gerçek bir sanatçı dürüst, duyarlı, çalışkan ve topluma örnek olmalıdır. Ayrıca sanatını insanlık ve barış için kullanmalıdır.
GÖRSEL YORUMLAMA
Aşağıda verilen metni işitilebilir bir ses tonuyla anlamını yansıtacak şekilde okuyunuz.
DEDEMİN KIRMIZI MIZIKASI
Adım Turna. Küçük, kendi hâlinde bir kasabanın çocuğuyum. İlkokuldan ortaokula kadar gazozcu Tahir amcanın yanında çıraklık ettim. Saçlarımı liseye gidene kadar mahalledeki Salim amcaya tıraş ettirdim. Kitap okumayı pek sevmezdim. Ama yine de kitaplarımı kimseye vermek istemez, okumasam bile dedemin sandığında biriktirirdim.
Defterlerimi, kitaplarımı kâğıtla kaplamayı dedemden öğrendim. Islık çalmayı, dondurmanın külahını delip tersinden yemeyi, artan ekmekleri ıslatıp kuşlara vermeyi de bana dedem öğretti. Dedem hayatta en çok şarkı söylemeyi severdi. Bir de mızıka çalmayı. Almanya’da yaşayan dayısının getirdiği kırmızı bir mızıkası vardı.
Yaz akşamları bahçedeki erik ağacının altına dayadığı sandalyesinde mızıka çalarken, kasabanın bütün çocukları tek tek bahçeye üşüşürdü. Dedem birkaç şarkıdan sonra mızıkayı bırakınca hep birlik olup “Yaaa, Memet amca biraz daha çal.” diye ısrar ederlerdi. Dedem ısrarlara dayanamaz şarkıların birini bitirir diğerine geçerdi. Bazen adını hiç bilmediğimiz şarkılar çalardı. Bu şarkıları nereden öğrendiğini sorduğumuzda kuşlardan, ağaçlardan öğrendim derdi.
Böylece ben de dedem gibi kuşları, ağaçları dinlemeyi öğrendim. Notalarla birlikte kuşları, yaprakları, ırmakları daha çok sevdim. Kalbimin pencereleri ardına kadar açıldı sanki. Bir gün; “Her nesnenin mırıldandığı bir şarkısı vardır, yalnızca kulak ver.” dedi. O günden sonra
etrafıma kulak kesilmeye başladım. Dikkatle dinleyince göğün, yerin, dağın, taşın, rüzgârın şarkısını duyabiliyordum.
Dedem türlü türlü müzikler dinlerdi. Klasik Türk Sanat Müziği, Halk Müziği, Batı Müziği ayırt etmezdi. Ama en çok türküleri severdi. “Türkülerde halk var. Millet var. İnsan var. Türküler ve şarkılarda şiir var. hikmet var. Türkülerde ahlâk var, töreler var, gelenekler var. Ve asıl en mühimi yüreğimiz var.” derdi. Neşet Ertaş’ı onunla tanıdım. Bu adam toprak gibi derdi dedem. Yumuşak, bereketli, fedakâr… Ne zaman böbürlenecek olsan Neşeti dinle, o sana toprak gibi olmayı öğretir derdi.
(…)
Benim dinlemekten en keyif aldığım sanatçı ise Barış Manço’ydu. Galiba sadece benim değil bizim kasabanın hemen hemen bütün çocuklarının en çok dinlediği kişiydi Barış Manço. Halk müziğini rock (rak) müzikle birleştiriyordu. Şarkılarını kolay ezberliyorduk. Söylemesi de kolaydı. Barış Manço dedemin söylediğine göre Türkiye’deki ilk Barış isimli çocuktu. (…) Barış Manço’nun o günlerde “Yediden Yetmişe” diye bir programı vardı. Dedemle birlikte o programı hiç kaçırmazdık.
Sonra “Adam Olacak Çocuk” diye bir program sunmaya başladı. Kasabanın bütün çocukları Barış Manço’yu izlemek için bizde toplanırdı. Program bittikten sonra hepimiz, bir gün Adam Olacak Çocuk’a katılıp orada şarkı söylediğimizi hayâl ederdik. Ama bu hayâlin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini de bilirdik. O günlerin birinde, yine söyleyeceğimiz şarkıların hayâlini kurarken odaya dedem geldi. Hepimizin şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı. Dedem başına nerden bulduğunu anlamadığımız bir peruk takmıştı. Parmaklarında da rengârenk yüzükler vardı! Sesini de biraz değiştirdikten sonra Adam Olacak Çocuk programını sunmaya başladı. Hepimiz çok heyecanlanmıştık.
Sanki gerçekten Barış Manço duruyordu karşımızda. Sırayla her birimizi halının ortasına çağırıp önce şarkılar söyletiyor sonra da sorular soruyordu. O günkü mutluluğumuzu tarif etmenin imkânı yoktu. Odadaki çocukların hepsi dişlerini her gün fırçalayacağına, sütünü her gece düzenli içeceğine ve hatta artık ıspanak yerken mızıkçılık yapmayacağına dair sözler vermişti. Tabii ben de! Program bittikten sonra arkadaşlarım dedemden mızıkasını çalmasını istediler. Dedem biraz durakladıktan sonra çok yorulduğunu, başka zaman istedikleri şarkıyı çalacağını söyledi.
Ama dedem hiç böyle yapmazdı. Bu işte bir tuhaflık olduğu belliydi. Bir kaç gün sonra, dedemin Barış Manço olmak için satın almak istediği peruğa parası yetmediğinden mızıkasını sattığını öğrendik. Bizi mutlu edebilmek için mızıkasından vazgeçmişti. Hâlbuki mızıkası dedemin çocuğu gibiydi. Onsuz eksik hissederdi kendini. Mızıkayı tekrar satın almak için hemen bir plan yaptık. Peruğu satın aldığı yere gidip onu iade edecektik. Sonra da doğruuu dedemin mızıkayı sattığı dükkâna.
Ama durum sandığımız gibi olmadı. Adam kullanılmış peruğu bir türlü geri almak istemiyordu. Biz ısrar ettikçe sıkıntıdan terliyor ama yine de isteğimizi yerine getirmiyordu. Ne kadar yalvardıysak yine de onu peruğu geri almaya ikna edemedik. Ne yapacağımızı bilemiyorduk. Çocuklar annelerinden babalarından aldıkları harçlıkları biriktirmeye ve birkaç hafta sonra mızıkayı mutlaka geri almaya karar vermişlerdi.
Hepimiz üzgündük. Boynumuz bükük bir halde evin yolunu tuttuk. Eve yaklaştığımızda içeriden bir mızıka sesi duyar gibi olduk. Hepimiz aynı anda birbirimize bakıp hızla eve koştuk. Dedem oturduğu yerden mızıkasını çalıyor, komşular da etrafında toplanmış onu dinliyordu. Meğer kasabalı eş dost durumdan haberdar olup mızıkayı bizden önce alıvermişti. Dedemin o gün çaldığı şarkılar, ömrü boyunca çaldıklarından en güzelleriydi sanki.
X
X
X
X
Kişi :
Turna, dedesi, Mehmet amca, Barış Manço, kasabadaki çocuklar
Yer :
Zaman :
Küçük bir kasaba, Turna’nın evi, bahçesi
Turnanın yolculuk yılları
Dede
Yaz akşamları
Barış Manço
Metindeki olay örgüsünde Turna küçük bir köyde yaşayan bir çocuktur. En çok dedesini sever çünkü dedesi yaz akşamları mızıka çalar. Dedesinin müziğe olan ilgisi Turna’yı da etkiler. Dede, torununa müziğin güzelliğini ve duygularla dinlemeyi öğretir. Turna da dedesi gibi doğayı ve müziği sevmeyi öğrenir. Ayrıca dedesi, Barış Manço’ya hayrandır ve onun gibi neşeli, sevgi dolu biridir.
b) Ardından bu unsurlar arasındaki bağlantıyı olay örgüsünden hareketle oklar ve açıklamalar yardımıyla gösteriniz.
c. Etkinlik sonunda en çok bağlantı kurulan unsuru belirleyiniz ve bu unsurun olay örgüsüne katkısını aşağıda açıklayınız.
En çok bağlantı kurulan unsur dededir. Çünkü dede hem olayların merkezindedir hem de Turna’nın duygularını, ilgilerini ve davranışlarını etkileyen kişidir. Olay örgüsünün ilerlemesini sağlayan en önemli karakterdir.
1
2
5
6
6
c. Düğüm bölümünde anlatılan olaylar, çözüm bölümünde nasıl sonuçlanmıştır? Söyleyiniz.
Dedenin mızıkasını Barış Manço olmak için satması ile çözüm bölümünde kasabalıların durumu öğrenip mızıkayı alması birbirine bağlanarak sonuçlandırılmıştır.
1
2
5
5
6
6
Dedesi Turna’ya…………………. öğretti.
Yaz akşamları kasabanın çocukları tek tek bahçeye üşüşürdü çünkü ………………….
Dedesi Turna’ya kuşları ve ağaçları dinlemeyi öğretti.
Yaz akşamları kasabanın çocukları tek tek bahçeye üşüşürdü çünkü dedesi mızıka çalardı.
Dede türkülerde ………………………..var, derdi.
Neşet amca ………………………gizli bir yol olduğunu söylerdi.
Dede türkülerde halk, ahlâk ve yürek var, derdi.
Neşet amca toprak gibi olmanın gizli bir yol olduğunu söylerdi.
Kasabanın tüm çocuklarının dinlemeyi en çok sevdiği kişiydi………………….
Çocukların mızıkayı geri alamamasının sebebi……
Kasabanın tüm çocuklarının dinlemeyi en çok sevdiği kişiydi Barış Manço.
Çocukların mızıkayı geri alamamasının sebebi peruğu satan adamın onu geri almak istememesiydi.
Dedeye mızıkasını ……………………….geri almıştı.
Dedeye mızıkasını kasabalı eş dost geri almıştı.
b. Tamamladığınız cümleleri metnin olay örgüsünden hareketle önemli/önemsiz olarak sınıflandırınız.
Önemli Cümleler:
Dedesi Turna’ya kuşları ve ağaçları dinlemeyi öğretti.
Yaz akşamları kasabanın çocukları tek tek bahçeye üşüşürdü çünkü dedesi mızıka çalardı.
Dede türkülerde halk, ahlâk ve yürek var, derdi.
Dedeye mızıkasını kasabalı eş dost geri almıştı.
Önemsiz Cümleler:
Neşet amca toprak gibi olmanın gizli bir yol olduğunu söylerdi.
Kasabanın tüm çocuklarının dinlemeyi en çok sevdiği kişiydi Barış Manço.
Çocukların mızıkayı geri alamamasının sebebi peruğu satan adamın onu geri almak istememesiydi.
c. Önemli bulduğunuz bilgilerden yola çıkarak metni defterinize özetleyiniz
Turna, dedesiyle küçük bir kasabada yaşayan bir çocuktur. Dedesi yaz akşamları bahçede mızıka çalar, çocuklar da onu dinlemeye gelir. Dede, Turna’ya doğayı dinlemeyi ve türkülerin anlamını öğretir. Barış Manço’yu çok sever ve çocukları mutlu etmek için onun gibi giyinip “Adam Olacak Çocuk” programını canlandırır. Bunu yaparken mızıkasını satmak zorunda kalır ama kasabalılar durumu öğrenip mızıkayı geri alır. Böylece herkes yeniden mutlu olur.
a) “Dedemin Kırmızı Mızıkası” metninde yer alan problemi belirleyip kendi bakış açınızla sözlü olarak ifade ediniz.
Metinde dedenin, çocukları mutlu etmek için mızıkasını satması problemi anlatılmaktadır.
b) Problem için çözüm önerilerinizi aşağıya yazınız.
Dede mızıkasını satmak yerine çocuklara durumu anlatabilirdi ya da birlikte para biriktirip peruk alabilirlerdi.
c) Yazdığınız çözüm önerilerinden en uygun olanı belirleyerek söyleyiniz.
En uygun çözüm, çocukların dedeleriyle birlikte çalışıp parayı birlikte biriktirmeleridir.
ç) Sınıf arkadaşlarınızın çözümlerini dinledikten sonra kendi çözümünüzü işe yararlık açısından değerlendiriniz.
Çözümüm işe yarar çünkü hem dedenin mızıkası satılmazdı hem de çocuklar dayanışmanın önemini öğrenirdi.
a) Yandaki karekodu okutarak “Canım Kardeşim-Barış Manço” adlı içeriği izleyiniz.
Bence içerikteki Barış Manço şarkısı 10-12 yaş grubu için uygun. Çünkü sözleri öğretici, müziği eğlenceli ve kolay anlaşılır. Sağlıkla ilgili faydalı bilgiler içeriyor. Sonuç olarak bu şarkı benim için uygun. Bence içerikteki görseller 10-12 yaş grubu için uygun. Çünkü renkli, hareketli ve dikkat çekici. Şarkının anlamını destekliyor. Sonuç olarak görseller benim için uygun.
b. İzlediğiniz içeriği değerlendirmek üzere aşağıdaki kutulardan birini seçiniz. Kutudaki ifadeyi uygun sayılarla tamamlayıp gerekçelerini yazınız. Gerekçelerinizden yola çıkarak eğik yazılmış ifadelerden uygun olanı daire içine alınız
12-13
müzik hem eğlenceli olduğu kadar eğitici ve öğretici sözleri de var.
12-13
Şarkının anlamını destekleyen renkli ve merak uyandırıcı bir biçimdedir.
a. Yandaki karekodu okutarak “Barış Manço ile 23 Nisan Çocuk Şenliği” adlı içeriği izleyiniz.
b. İçerikteki çocuklar söyledikleri şarkının sözlerini anlayabilmiş midir? Gerekçesiyle söyleyiniz.
Çocukların söylediği şarkılar kendi dillerine ait olmadığı için tam anlayamamış olabilirler.
Tartışmada karşı grubun fikirlerini dikkatle dinlerim. Katıldığım görüşleri kabul eder, katılmadıklarıma saygılı şekilde cevap veririm. Böylece fikir alışverişiyle doğru sonuca ulaşırız.
SUNUM BAŞLIĞI: BARIŞ MANÇO ŞARKILARINDA DEYİMLER VE ATASÖZLERİ
1. Giriş
Barış Manço, Türkçeyi en güzel kullanan sanatçılardan biridir.
Şarkılarında deyim ve atasözlerini sık sık kullanarak halk kültürünü yansıtmıştır.
2. Deyim ve Atasözü Kullanımına Örnekler
Bugün Bayram” şarkısında “Küçük hanımlar, küçük beyler” diyerek çocuklara sevgi ve saygı öğütler
“Domates, Biber, Patlıcan” şarkısında “Yandım Allah” ifadesi bir deyimdir, duygusal bir yakarışı anlatır.
“Nane Limon Kabuğu” şarkısında “Kendini üzme, hayat devam ediyor” anlamında halk diliyle konuşur.
“Gülpembe” şarkısında “Gözlerim doluyor” deyimi duyguyu sade bir dille aktarır.
3. Değerler ve Türkçe’nin Gücü
• Barış Manço, şarkılarında Türkçeyi sade ve etkileyici kullanarak herkesin anlayabileceği bir dil oluşturmuştur.
• Türk kültürünü, sevgi, saygı ve dayanışma gibi değerleri müzikle anlatmıştır.
4. Sonuç
Barış Manço’nun şarkıları deyimler ve atasözleriyle doludur.
Onun sayesinde Türkçenin zenginliği hem korunmuş hem de yeni nesillere aktarılmıştır.
Slogan: “Türkçeyi sev, Barış gibi söyle!”
Dede normalde çocukları hiç geri çevirmezken bu kez mızıkasını sattığı için çalamamıştır. Yoruldum diyerek durumu gizlemiş, çocukları üzmemek istemiştir.
çocukları üzmek istememiştir.
Dede durumu açıkça anlatıp çocuklarla birlikte mızıkayı geri almak için bir plan yapabilirdi.
c. Etkinliğin “b” maddesindeki listenize göre bu sanatçıların özellikleriyle ilgili hangi sonuçlara ulaştığınızı anlatan bir yazı yazınız
Barış Manço ve Neşet Ertaş toplumumuz için çok önemli sanatçılardır. Barış Manço müziğiyle eğlendirip, öğreten, kültürümüzü ve dilimizin zenginliklerini yansıtan, yaptığı programlarla çocuklara ve gençlere hitap eden çok önemli bir sanatçıdır. Neşet Ertaş ise halkın duygularını, ahlaki değerlerini yansıtan, saygılı alçakgönüllü, müziğiyle insanları düşündüren ve olgunlaştıran ve insanlar üzerinde derin izler bırakan önemli bir sanatçıdır.
Merhaba arkadaşlar,
Bugün size herkes tarafından çok sevilen aile büyüğümüz anneannemden bahsetmek istiyorum. Anneannem bizlere her zaman davranışlarıyla örnek olan, merhametli, anlayışlı, insanlara karşı saygılı, yardımsever ve paylaşmayı seven biridir. Bize de her zaman bunu öğütlemiştir. Ne olursa olsun iyilik yapmak, bütün canlıları sevip merhamet etmekten, hayatın güzelliklerine bakmaktan kendinizi alıkoymayın demiştir. Yaşamımda her zaman onu örnek alıp, dürüst ve iyi bir insan olmayı hedefliyorum. Daha güzel bir yaşam için hepimizin bu hususlara dikkat etmesi gerekiyor. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
ORMANIN LİDERLERİ
Bir zamanlar yemyeşil bir ormanda farklı özelliklere sahip hayvanlar yaşarmış. Aslan güçlüymüş ama bazen sabırsız davranırmış. Baykuş çok bilgeymiş, her durumu sakinlikle değerlendirirmiş. Tavşan ise çok hızlıymış ama düşünmeden hareket edermiş. Bir gün ormanda büyük bir fırtına çıkmış. Hayvanlar ne yapacaklarını bilememiş. Aslan hemen emirler vermeye başlamış ama kimse onu dinlememiş. O sırada baykuş, herkese akıllıca bir plan önermiş: “Tavşan, hızınla herkesi güvenli bir yere yönlendir. Ben de yuvada kalanları çağırayım.” Tavşan planı hemen uygulamış, aslan da gücüyle devrilen ağaçları kaldırmış. Fırtına dinince tüm hayvanlar baykuşun bilgeliği, tavşanın çevikliği ve aslanın gücü sayesinde kurtulmuş. O günden sonra ormandaki herkes liderliğin tek bir özellik değil, bilgelik, güç ve iş birliğiyle mümkün olduğunu anlamış.