BAYRAM YERİ
Sayfa 116-117-118-119-120-121-122-123
METNE HAZIRLANALIM
Aşağıda verilen dörtlüğü okuyup şairin çocukluğundaki bayram günlerini neden özlemiş olabileceğini arkadaşlarınızla tartışınız.
Şu andaki bayramlarda aynı duyguları hissedemediği için eski bayramları özlemiş olabilir. Çocuklukta her duygu, en saf hâliyle yaşanır ama insanlar büyüdükçe ve yaşlandıkça hayatın koşturmacası içinde aynı duyguları yaşayamayabilirler.
GÖRSEL YORUMLAMA
OKUYALIM
Ninem bayramın birinci gününden tutturdu:�“Beni bayram yerine götür.” diye.�“Aslan nineciğim, pamuk nineciğim, sen büyüksün, bayramın birinci günü evde oturmalısın, konu komşu elini öpmeye gelecekler.” dedim.�“Olur.” dedi ama gönülsüz…�Çocuk gibi olmuştu son zamanlarda nineciğim. Örneğin küçücük bir kumaş parçası için benim kızla atışıyor, “O benim.” diyor, vermiyordu. Bazı günler sofrada oğlumla atışıyor, “Orada ben oturacağım.” diyordu. Şayet isteği yerine getirilmezse çocuk gibi bir köşeye çekiliyor, yüzünü asıyor, küsüyordu… Onun için bayramın ikinci sabahı bindirdim ninemi bir otobüse, bayram yerine götürdüm. Yolda bana ne dualar etti, ne dualar:
“Ah yavrum, inşallah seni de yavruların bayram yerlerine götürür!” dedi. “Tastamam yirmi beş yılı geçti ben bayram yerini görmeyeli…”�Bizim kentin bayram yeri, bildim bileli aynı yerde kurulur. Vardık bayram yerinin olduğu yere.�Ninem:�“Hani oğlum bayram yeri?” dedi.�“Şu apartmanları geçelim nineciğim, onun arkasında.”�Ninem şöyle bir sağına baktı, bir soluna baktı: “Yavrum, yanlış yere geldik.” dedi.�“Yok nine.” dedim, “Bak gör, geçelim apartmanları, hemen arkasında bayram yeri.”
Yıllardır ben de bayram yerine gelmem. Çocukları anneleri götürür bayram yerine. Onları atlıkarıncaya, dönme dolaba bindirir. Ninem bakındı, bakındı:�“Hani o alan?” dedi.�“Ne alanı nine?”�“Koskocaman alan oğlum, ulu ulu ağaçlar, ağaçların altında kıyma kebap satanlar?”�Ağaçları ne ninem görebildi ne de ben… Apartmanların arkasına geçtik, yine yığınla apartmanlar. Bayram yeri yok… Ninem:�“Yaa, ben sana demedim mi yanlış geldik diye?” dedi.�“Nine, bundan sekiz yıl önce bayram yeri buradaydı.”
“A oğlum, bayram yeri dediğin kalabalık olur, hani insan minsan yok.”�Oradan geçen birine sordum:�“Kardeşim, acaba bayram yeri nerede?” dedim.�Adam, apartmanların ardını işaret etti:�“Şuradan gidin, ilerideki blok apartmanların arkasında.” dedi.�Ninemle yola düştük. Bir ağacı tanıdı ninem.�“Bu ağacın altında sakızcılar olurdu.” dedi. “Yayla sakızlarını ipe dizerlerdi. Sor bakalım sakıza nereye gitmiş?”�“Nine” dedim “Şimdi yayla sakızı ne arar, renkli renkli sakızlar çıktı.”
Benden önce davrandı, geçen adamın birine sordu:�“Evladım baksana, buradaki sakızcı nereye gitti?” dedi.�Adam, bir benim yüzüme, bir ninemin yüzüne baktıktan sonra:�“Ne sakızcısı nine?” diye sordu.�“Yayla sakızcısı oğlum.” dedi.�Adam:�“Vallahi ileride bir Yayla Gıda Pazarı olacak, şu apartmanın altında ama buralarda yayla sakızcısı filan yok.” dedi.�“Tuh tuh tuh!” dedi ninem. Bastonuna dayanarak yanım sıra yürümeye başladı. Az sonra bayram yeri göründü. Küçücük bir arsa, arsaya uygun küçücük bir dönme dolap, küçücük bir atlıkarınca, tozun içinde dolaşan otuz kırk kadar çocuk ve insan…
“Anaaa, yavruuum, bayram yeri bu mu?” dedi.�“Ne bileyim nine? Ufala ufala bu kadar kalmış.” dedim.�“Nereye gitmiş o koca alan?”�“Görmedin mi apartman dikmişler.” dedim…�“O çayır nerede?”�“Bilmem ki nine.”�“Hani o keten helvacılar, hani o kırık leblebiler?”�Keten helva yoktu ama tost, sosis vardı. Çöktü nineciğim hemen kalabalığın kıyısına.�“Yüreğim yandı, bana bir kızılcık şerbeti al gel.” dedi.�“Nine.” dedim, “Ne arar kızılcık şerbeti, kola var, gazoz var.”�“Ay demirhindi de mi yok?”
“Bilmem ki nine.” dedim.�Adamın birine seslendi:�“A oğlum, demirhindici nerede?” diye sordu.�Sakızcıyı sorduğu adam gibi bu adam da bir ninemin yüzüne baktı, bir benim yüzüme sonra:�“Demirhindi mi nine?” dedi.�“Hı.” dedi ninem.�“Vallahi nine, şuradan geçerken hindi gördüm ama demirden değildi.” dedi.�“Tuh, tuh, tuh!” dedi ninem. “Demek şu çocuklar demirhindi içmiyorlar ha?”�“Ne bilsinler nine demirhindiyi? Ben bile bilmiyorum.” dedim.
“A oğlum demirhindi şerbeti kırk derde devadır. Demek o da yok ha? Madem demirhindi yok, bari Bayram Paşa Çeşmesi’nden buz gibi bir su içelim.”�Ninemle o küçücük bayram yeri alanını dört döndük, ne Bayram Paşa Çeşmesi vardı ne de Ramazan Paşa…�“Nine yok.” dedim.�“A oğlum nasıl olmaz, sebildi o çeşme… Hadi hadi bulalım, başında marulcular olur, şöyle iri göbeklisinden alır, yeriz.”�Bir kez daha alana döndük, çeşme yoktu. Ninem yine birisine sordu:�“Yavrum evladım, Bayram Paşa Çeşmesi kurudu mu?” diye.
Adam bakındı, bakındı, sonunda ilerideki apartmanı gösterdi, üzerinde “Paşa Apartmanı” yazıyordu. Ninem:�“Oğlum ben apartmanı ne yapayım, çeşme nerede çeşme?” dedi.�Adam:�“Uhuu nine, Bayram Paşa’nın torunları oraya apartman dikeli on beş yıl oluyor.”�‘Tuh, tuh, tuh!” dedi ninem yine. “Oğlum çeşmeler de kurumuş desene.”�Ötekiler bitmiş, nineme kola almak zorunda kaldım. Ninem bir içti, bir buruşturdu yüzünü; bir içti, bir buruşturdu yüzünü:�“Bu ne ki?” dedi.�“Kola.” dedim.�‘Tuh, tuh, tuh!” dedi ninem. “Çocuklar bunu mu içiyorlar şimdi?”�“Hı nine…”
Ninem kıyma kebap aradı. Şöyle ekmeğin arasına, bol biberli…�Aradım, öyle kebap satan falan yoktu. İki tane tost yaptırıp getirdim. Ninem kâğıt gibi incecik tostları görünce:�“Bu ne?” dedi.�‘Tost, nine.” dedim.�Tosttan bir parça ısırdı.�“İçine makine yağı mı konmuş?” dedi.�“Bilmem ki nine.” dedim.�“İçindeki et ne eti?”�“Onu da bilmem nine.” dedim.
“Vah, vah, vah, şimdikiler bunu mu yiyorlar?”�“Öyle nine.” dedim.�Ninem elindeki tostu bir ısırdıktan sonra bana uzattı:�“Hadi!” dedi, “Madem buraya kadar geldik, bir Karagöz’e girelim.”�“Ne Karagöz’ü nine?” dedim.�“Karagöz çadırına oğlum.”�“Ne arar Karagöz çadırı nine?”�“A oğlum, Karagöz perdesini kurmadıysa biz de çadırdaki tiyatro sahnesine gideriz.”�“Yavrum bir sor hele, at koşusu ne zaman başlayacak?”�“Ne at koşusu nine?”
“Ay, at koşusu da mı yok? Madem o yok, bu yok, o zaman şuradan bir payton tut da sağı solu seyrede seyrede eve gidelim.”�“İlahi nine, ne arar payton, taksi var.”�“Ay, çocuklar eğlenmek için şimdi paytona binip şarkı söylemiyorlar mı?”�“Nerede nine…”�“Vah, vah, vah! Ben de durup durup sizlere ‘Ah çocuklar, biz bir şey mi gördük?’ derdim… Bundan sonra ‘Vah vah çocuklar, siz de bir şey mi gördünüz, siz de bayram mı gördünüz?’ diyeceğim…”�Yürümeye başladık. Gençten biri ardına doğru bakarak yürüdüğü için geldi, nineme çarptı. Sonra da:�“Hey hey, nine önüne baksana!” dedi.�Delikanlının yanına yaklaştım, ninem araya girdi:
Yürü oğlum, yürü.” dedi. “Yürü de daha fazla burada durup eski bayram anılarımı yıkmayayım.”�Bindik otobüse, geldik eve.,
Bu bayramda tüm akrabalarımı ziyaret ettim.
Kardeşim parka gidelim diye tutturdu.
Babam yeni aldığımız duvar saatini duvara tutturdu.
Millî okçumuz hedefi tam tutturdu.
1. Torunu ve ninesi bayram yerini bulmakta neden zorlanmışlardır?
Çünkü her yere apartmanlar dikilmiş ve bayram yerinin olduğu yer, eskiye göre çok değişmiştir.
2. Bayram yerinde neler değişmiştir?
Her yere apartmanlar dikilmiş, alan çok küçülmüş, satıcılar artık yokmuş, su içtikleri çeşme artık yokmuş, Karagöz çadırı artık yokmuş, artık at koşusu yapılmıyormuş, fayton yokmuş.
3. Nine bayram yerinde hangi gösteriyi izlemek istiyor?
Karagöz oyununu ve at koşusunu izlemek istiyor.
4. Nineye çarpan delikanlının davranışıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Tam bir saygısızlık yapmıştır. Özür dilemesi gerekirken kendisinden çok daha büyük birisine saygı göstermek yerine saygısızlık yapmıştır.
5. Hikâyenin ana fikri nedir?
Şehirleşme ve betonlaşma hayatın her alanında olduğu bayram kültürümüzü de çok etkilemiş ve bayramlar artık eski zamanlarda olduğu gibi kutlanmamaya başlamıştır.
6. Metni okurken neler hissettiniz? Metinde sizi gülümseten olay ve konuşmalar nelerdir?
Metni okurken modernleşmeyle birlikte değerlerimizin birer birer yok olduğunu düşünüp üzüldüm. Metinde ninenin sürekli eski bayramlarla ilgili bir şeyler sorup olumsuz cevaplar alması beni gülümsetti. Ninenin tost için “İçine makine yağı mı konmuş?” demesi, adamın “Hindi gördüm ama demirden değildi.” demesi de beni gülümsetti.
Ninenin torunundan kendisini bayram yerine götürmesini istemesi, bayram yerine gidince ninenin hayal kırıklığına uğraması
Ninenin ısrarlı bir şekilde bayram yerine gitmek istemesiyle başlıyor.
Bayram yerine gidiyorlar ama orada ninenin gençliğindeki bayram yeri ve oradaki insanlardan eser kalmadığını görüyorlar.
Bayram yerinin hiç de eskisi gibi olmadığını görüp hayal kırıklığı içinde eve dönüyorlar.
1.kişi
Ev, bayram yeri
Bayramın birinci günü
Nine, torunu, bayram yerini sordukları adam, sakızcıyı sordukları adam, demirhindiciyi sordukları adam, çeşmeyi sordukları adam, kola, tost, nineye çarpan genç
Hikâyedeki nine yaşlılıktan dolayı biraz çocuklaşmış, bazı hareketleri çocuk gibi.
Benim ninem çok yaşlı olmadığı için her açıdan sağlıklı bir insandır. Çok cana yakın ve sevimlidir, beni ne zaman görse mutlaka para verir.
Ah ninem! Yoğun bakımlarda ne işin var senin? Daha geçen hafta seni bayram yerine götürmemi istemiştin de ben işlerimi bahane etmiştim. Ninem, haydi hemen iyileş de seni nereye götürmemi istiyorsan götüreyim. Çok üzgünüm ninem, çok pişmanım. Ne olur iyileş ve benden ne istiyorsan onu yapalım.
O gün yaşadığı hayal kırıklığının eski, güzel hatıralarını yok etmesini istemediğini anlıyorum.
Ninenin küçüklüğünde çocuklar eğlenmek için paytona binerdi.
Nine eski bayram yerini görmek için evden çıktı.
Görseller, bize metinde ne anlatıldığıyla ilgili ipucu vermekte ve zihnimizi harekete geçirmektedir.
Harçlık vermek
Bayramlık kıyafetler almak
Şeker ikram etmek
Akrabaları ziyaret etmek
Çocuk, nineciğim, kumaş, parça, kız, sofra, oğlum, istek, köşe, yüzünü, bayram, sabah, ninemi, otobüs, yerine, yolda.
Zamanlarda, günler, dualar.
Çocuk, nine, kumaş, parçası, kız, sofra, oğlum, köşe, yüz, otobüs, yol.
İstek, zaman, dua.
Aile büyüklerimin zamanındaki bayramlar ile günümüzdeki bayramlar arasında bazı belirgin farklar var. Öncelikle, geçmişte bayramlar daha toplumsal bir etkinlik halindeydi; insanlar daha sık bir araya gelir, bayramlaşma ziyaretleri yaygındı. Büyüklerim, bayram sabahı erken kalkar, namazdan sonra ailece bir araya gelir, komşulara gidip gelirdi. Hediyeler yerine daha çok ikramlar, geleneksel yemekler ön plandaydı.
Günümüzde ise, teknolojinin etkisiyle sosyal medya üzerinden bayramlaşmalar artmışken, yüz yüze görüşme oranı azalmış durumda. Ayrıca, hızlı yaşam temposu nedeniyle insanlar bazen bayramları geçiştiriyor gibi hissedebiliyor.
Ailemde ise bazı gelenekler hala sürdürülmekte. Bayram sabahı ailece kahvaltı yaparız, daha sonra büyüklerimizi ziyaret ederiz. Ayrıca, çocuklara harçlık verme geleneği de sürüyor. Özellikle bayramın manevi yönünü vurgulamak adına birlikte dua ederiz ve sevgi, saygı gibi değerlerin önemi üzerinde dururuz. Arkadaşlarla bayramlaşmak da önemli bir gelenek, bu yüzden herkesin mutluluğunu paylaşmak için buluşmayı ihmal etmiyoruz.
Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bazı bayram gelenekleri arasında, özellikle komşu ziyaretleri ve aile büyüklerini sıklıkla ziyaret etme geleneği öne çıkıyor. Önceden bayramlar, tüm aile ve komşuların bir araya geldiği, büyüklerin elini öpme, çocuklara harçlık verme gibi şekillerde kutlanırdı. Ancak günümüzde, modern yaşamın getirdiği hızlı tempolar, iş ve sosyal medya etkisiyle bu ziyaretlerin sıklığı azalmış durumda.
Ayrıca, bayramlarda yapılan geleneksel yemekler ve tatlıların hazırlanması da zamanla azalıyor. Hazır yiyeceklerin tüketimi, insanların zaman kısıtlamaları ve pratiklik arayışları bu geleneği zayıflatıyor.
Bu geleneklerin sürdürülememe nedenleri arasında, şehirleşme, aile yapısındaki değişiklikler ve bireyselleşme sayılabilir. İnsanların artık farklı şehirlerde yaşaması, bayramların ailecek bir araya gelme fırsatını azaltıyor. Ayrıca, teknoloji sayesinde iletişim kurmanın daha kolay hale gelmesi, yüz yüze görüşme ihtiyacını azaltıyor.
Sonuç olarak, bayramlar zamanla daha çok bireysel kutlamalara dönüşmüş, toplumsal ve ailevi bağların zayıflamasına neden olmuştur. Bu geleneklerin yaşatılması için daha bilinçli bir çaba gösterilmesi gerektiği düşünülmektedir.
Reklamların amacı ürünlerin tanıtımını yapmak ve insanlarda o ürüne karşı bir istek oluşturup ürünün satışını yapmaktır. Bu reklamları hazırlayanlar, amaçlarına ulaşıyorlar. Hatta insanlar, reklamlarda gördükleri bazı ürünleri ihtiyaçları olmamasına rağmen reklamın etkisiyle alıyorlar. Bazen reklamlarda gördüğümüz ürünler aslında hiç de beklediğimiz şekilde çıkmayabiliyor ve tüketici mağdur olabiliyor.
Doğanın en tatlı hediyesi: Anzer Balı! Her damlasında saf lezzet ve enerji barındıran bu bal, tamamen doğaldır ve katkı maddesi içermez. Kendi arı peteklerinden elde edilen bu eşsiz tat, kahvaltılarınızı zenginleştirir ve sağlığınıza katkı sağlar. Antibakteriyel özellikleriyle bağışıklığınızı güçlendirir ve enerji dolu bir gün geçirmenizi sağlar. Eşsiz aromasıyla çayınıza, yoğurdunuza ya da tatlılarınıza mükemmel bir dokunuş katar. Ailenizle paylaşın, sevdiklerinize doğal bir hediye verin! Şimdi özel kampanyamızla, her siparişte ücretsiz kargo fırsatını kaçırmayın! Doğal ve sağlıklı bir yaşam için Arıların Efsanevi Balı’nı deneyin!
Bayram alanında yer alacaklar (etkinlikler, gösteriler, sergilikler vb.) hakkında kısaca bilgi vermeniz duyurunuzun etkisini artırır.
Mahallemizde Bayram Alanı Kuruluyor!
Sevgili Mahalle Sakinleri,
Bayram coşkusunu birlikte paylaşmak için bu yıl mahallemizde özel bir Bayram Alanı kurulacaktır! Hepinizi 17 Temmuz Pazar günü saat 10.00’da buluşma noktamız olan Meydan Parkı’na davet ediyoruz.
Bu özel alanda, tüm mahalle sakinleri için çeşitli etkinlikler düzenlenecektir. Eğlenceli çocuk oyunları, yüz boyama etkinlikleri ve müzik dinletileri ile çocuklarımızın keyifli vakit geçirmesini sağlayacağız. Ayrıca, yerel sanatçılarımızın canlı müzik performansları ile bayram ruhunu doruklara taşıyacağız. Geleneksel el yapımı ürünlerin sergileneceği stantlar ile yerel el sanatı ustalarımızı destekleyebilirsiniz.
Hep birlikte güzel anılar biriktirmek, dostluklarımızı pekiştirmek için bu etkinlikte yer almak çok önemli. Herkesi aileleriyle birlikte davet ediyoruz; gelin, bayramın coşkusunu hep birlikte paylaşalım!
Sevgi ve saygılarımızla.