ZAMANIMIZIN ALTI HASTALIĞI
VE ÇARELERİ
1. Ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi
2. Doğruluğun sosyal hayatımızda ölmesi
3. İçimizdeki düşmanlık hissine sevgi bağlamak
4. Bizi birbirimize bağlayan bağları bilmemek
5. Çeşitli hastalıklar gibi yayılan baskı unsurları
6. Sadece kendi menfaatlerini düşünmek
«….Verilen sözü de yerine getirin! Çünki verilen sözde bir mes’ûliyet vardır.»
(İsrâ, 34)
2. HASTALIK; DOĞRULUĞUN SOSYAL
HAYATIMIZDA ÖLMESİ
(Peygamber:) “Rabbim, gökte ve yerde (konuşulan)
her sözü bilir. Çünki O, Semî‘ (herşeyi işiten)dir, Alîm (hakkıyla bilen)dir” dedi (Enbiya, 4)
ALLAH TÜM SÖZLERİ İŞİTİR
Sosyal hayatımızın temeli olan doğruluğu içimizde hayatlandırıp manevi hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz.
TÜM GÜZEL HUYLARIN
TEMELİ DOĞRULUKTUR
DOĞRULUK TOPRAK GİBİDİR, GÜZEL HUYLAR ONDAN ÇIKAR
İnsan tabiatında bu zemin oluşmazsa
diğer güzel ahlaklar gelişemeyecek-
tir.
DOĞRULUK
Sevgi
şefkat
adalet
sorumluluk
YALAN ALLAH’A OLAN İFTİRADIR
Yalan, fiillerimizi yaratan Allah’ın kudretine kadar giden bir iftiradır.
«EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL!»
‘O hâlde, emrolunduğun gibi dosdoğru ol!
Berâberindeki tevbe edenler de!
Ve (Allah’ın koyduğu)
hudûdu aşmayın!...’
(Hud 112)
Dostu düşmanı herkes ona güvenilir Muhammed (sav) diyordu.
MUHAMMEDÜL EMİN
«Doğruluktan şaşmayın.
Çünkü doğruluk iyiliğe götürür.
İyilik de cennete götürür.
Kişi doğru söylediği ve söylemeye devam ettiği sürece
ALLAH'ın yanında
sıddîk olarak yazılır…»
(Hadis-Şerif)
HERŞEY DOĞRULUKLA BAŞLAR
OKUMA PARÇASI :
DOĞRULUK TİMSALİ ABDÜLKADİRİ GEYLANİ
Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin babası kendisi küçükken ölmüştü. Annesiyle yalnız kalmışlardı. İlme olan aşkından dolayı o zamanın ilim şehri olan Bağdat'a gidip ilim tahsil etmek istiyordu. Yalvara yalvara annesini razı etti. Annesi, babasından kalan 40 altını elbisesinin altına dikip "Bunlar babadan kaldı, ilim için harca. Fakat asla yalan söyleme" dedi.
Bir deve kervanıyla yola çıkan Abdülkadir Geylani Hazretleri'nin kervanlarını yolda eşkiyalar çevirdiler. Herkesi soyduktan sonra ona da "Senin bir şeyin var mı" diye sordular. O, "Evet var. Elbisemin altında dikili 40 altınım var" dedi
Önce dalga geçiyor zannedip ilgilenmediler. Baktılar ki doğru. Hayretle:
- Niçin haber verdin? Sen söylemeseydin biz bilmeyecektik, dediler.
Abdülkadir Geylani Hazretleri:
- Annem bana yalan söylemememi söyledi.
Onun için haber verdim, dedi.
Bunun üzerine, çok duygulanan eşkiya reisi, "Bu küçük çocuk, günah olacak diye, annesinin sözünü yerine getiriyor. Halbuki biz devamlı olarak Allah'ımızın emrine karşı geliyoruz. Gelin tevbe edelim. Şimdiye kadar eşkiyalıkta sizin reisinizdim. Bundan sonra da doğru yola gelmenizde öncünüz olayım" dedi.
Hepsi de tevbe edip hidayete erdiler
OKUMA PARÇASI : DOSDOĞRU OL!
TİLKİ İLE YILANIN HİKAYESİ
Tilkiyle yılan arkadaş olur ve birlikte yolculuğa çıkarlar.
Bir ırmağın kenarına geldiklerinde yılan tilkiye "Tilki kardeş! Ben yüzme bilmem. Beni sırtına al da karşı kıyıya beraber geçelim!" der. Tilki, arkadaşının teklifini kabul eder. Yılan tilkinin beline sarılır, o da ırmağa girip yüzmeye başlar.
Karşı kıyıya vardıklarında yılan "Tilki kardeş! Ben seni sokacağım!" deyiverir. Neye uğradığını şaşıran tilki "Yılan kardeş! Biz seninle arkadaş değil miyiz? Bak, ben sana bunca iyilik ettim. Seni sırtıma almasam ırmağı geçemezdin!" diye
ne kadar dil dökmeye çalıştıysa da yılan hiç oralı olmaz ve "Bu benim huyum. Sokmak benim yapımda var!" der. Bunun üzerine tilki bir an durur, sonra yılana "Peki yılan kardeş! Sok, ne yapalım? Bu benim kaderimmiş. Yalnız yüzüme bir defacık bak ki, ölmeden önce o güzel gözlerini son bir defa göreyim!" Bu sözlere aldanan yılan, başını uzattığı an, tetikte duran tilki derhal atılıp başını kapıverir. Sonra da ölen yılanı ırmağın kenarında, kumların üzerine boylu boyunca uzatır ve kendi hilesine kurban giden arkadaşına şöyle der: "Yoook yılan kardeş! Ben öyle eğri büğrü arkadaş istemem! Benimle arkadaş olacaksan, böyle dosdoğru olacaksın!"