1 of 65

2 of 65

KEŞİF YOLCULUĞU

Uygun bilgi kaynakları ve materyallerden merhamet, vefa, yardımseverlik ile ilgili elde ettiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

Merhamet, vefa ve yardımseverlik, insan ilişkilerini güçlendiren ve toplumsal dayanışmayı destekleyen önemli erdemlerdi

3 of 65

Merhamet: Başkalarının acılarına karşı duyarlılık gösterme, onlara karşı anlayışlı ve şefkatli olma duygusudur. Merhametli bir insan, zor durumda olanlara yardım etme ve onları rahatlatma isteği taşır. Bu erdem, hem insanlar arasında güçlü bağlar kurar hem de toplumsal huzuru sağlar.

4 of 65

  • Vefa: Sadakat ve minnettarlık anlamına gelir. Vefalı olmak, yapılan iyilikleri unutmamak, zor zamanlarda destek olan kişilere karşı sorumluluk hissetmektir. Vefa, dostlukların ve insan ilişkilerinin sağlam temeller üzerine kurulmasını sağlar.

5 of 65

Yardımseverlik: İhtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım etme isteği ve eylemidir. Yardımsever insanlar, başkalarının refahını önemser ve sıkıntılarını hafifletmek için çaba gösterirler. Bu erdem, hem bireysel mutluluğa katkıda bulunur hem de toplumun dayanışma duygusunu artırır.

6 of 65

Örgü ve dikiş gibi el işi yapan büyüklerinizden de aldığınız bilgileri paylaşınız. Bunları nasıl ve niçin yaptıklarını da söyleyiniz.

Benim babaannem hem örgü örer hem de dikiş diker. Babaannem, örgüyü özellikle kışın soğuk havalardan korunmak için kullanılabilecek patik, atkı, bere gibi eşyalar için yaptığını; dikiş işini de özellikle hazır giyimin yaygın olmadığı zamanlarda elbise, gömlek gibi giysiler ve örtü, çarşaf gibi şeyler için yaptığını söyledi. Ayrıca bunları bazen de ek gelir elde etmek için yaptığını ekledi.

7 of 65

Babaannem, örgünün iki ya da daha fazla şiş ve iplik kullanılarak ilmeklerin birbirine geçirilmesiyle yapıldığını, dikişin de kumaş parçalarını bir araya getirmek ya da onarmak amacıyla iğne ve iplik kullanılarak elle ya da dikiş makinesiyle yapılabildiğini söyledi.

8 of 65

Siz hangi el işini yapmak isterdiniz? Niçin?

9 of 65

GÖRSEL YORUMLAMA

10 of 65

11 of 65

12 of 65

Ayşenurların evlerinin bahçesinde bir ıhlamur ağacı vardı. Çok büyük bir ağaçtı. Öylesine büyük bir ağaçtı ki, babası ve hattâ dedesi bu ağacın ne zaman dikildiğini bilmediklerini söylerlerdi.

İlkbaharın ılık günleri yavaş yavaş geride kalıyor, yerini yazın sıcak günlerine bırakıyordu.

13 of 65

Sıcak günlerde ıhlamur ağacının serin gölgesinde oturmak çok hoş oluyordu. Hele bir de ıhlamur ağacının çiçek açtığı günlere denk gelirse bambaşka bir güzellik ortaya çıkıyordu. Ihlamur çiçeğinin güzel kokusuna doyum olmuyordu.

14 of 65

Böyle bir yaz günü küçük Ayşenur ıhlamur ağacının altındaki sandalyelerden birine oturmuştu. Elinde nakış işlenen bezin gerildiği bir kasnak vardı. Ayşenur beze nakış yapıyordu. Nakışta kullandığı iplikler çok canlı renklere sahipti. Kırmızı, mavi, sarı hepsi birbirinden güzel renklerdi.

15 of 65

Ayşenur dalmış nakış işlerken dedesi, sokak kapısından içeri girdi. Ayşenur’u ağacın altında oturuyor görünce, ona doğru yöneldi. Yanına kadar geldi. Onu, siyah saçlarından okşadı.

— Benim küçücük kızım… Ne yapıyorsun bakayım?

Bunu söylerken sandalyelerden birine de o oturdu. Ayşenur, bakışlarını elindeki bezden dedesinin yüzüne çevirdi. Ona bakmaya başladı. Dedesinin yüzünde o hiç eksilmeyen gülümsemesi vardı. Ayşenur da, dedesine gülümsedi. Cıvıl cıvıl sesiyle dedesine cevap verdi:

16 of 65

— Nakış işliyorum dedeciğim.

Dedesi de Ayşenur’a bakıyordu. Yaşına rağmen güçlü bakışları vardı. Siyah gözleri yuvasında ışıl ışıldı.

— (…) Nakış işlemeyi nereden öğrendin? Senin yapabileceğin bir iş değil ki bu!..

Ayşenur, dedesinin yüzüne bakmaya devam ediyordu.

— Ablam öğretti dedeciğim. Zor bir şey değil ki…

— Öyle mi?… Ben de zor bir şey olduğunu sanırdım.

Ayşenur, oturduğu sandalyeden ayağa kalktı. Dedesinin yanına geldi. Yaptığı nakışı dedesine göstermek istiyordu. Yüzünde bir iş yapmanın verdiği sevinç ve mutluluk okunuyordu.

17 of 65

— Bak dedeciğim!… Yaptığım nakışlar bunlar.

Ayşenur, işlemekte olduğu bezi dedesinin yanındaki sehpanın üzerine bıraktı. Dedesi, merakla onun yaptığı işlemeye bakıyordu.

— Nedir bu yaptığın Ayşenur? Bana anlat bakalım.

Ayşenur, beze işlemekte olduğu tomurcukları gösterdi:

— Bak bunlar gül tomurcukları dedeciğim!… Henüz daha açmamışlar!… Açacaklar!…

— (…) Kendin gibi gül tomurcuğu!…

Dedesi, Ayşenur’u saçlarından okşamaya devam ediyordu. Yanaklarından da öptü onu.

— Bu tomurcuklar büyüyüp açacaklar değil mi çocuğum?

18 of 65

— Evet dedeciğim. Tomurcuklar büyüyüp gonca olacaklar. Sonra da açıp gül olacaklar.

— İşle yavrum işle!… Bu boş bezin üstüne tomurcuk işle!… Biraz daha büyümüş goncaları işle!… Açılmış gülleri işle!…

Ayşenur, dedesinin anlattıklarını dinliyordu. Dedesinin sesi çok duygulu idi.

— Ama, daha başka güzel şeyler de işle!… Bugün insanoğlu güzel duygulara muhtaç… Güzel hasletlere muhtaç… Elindeki beze, bu tomurcukları, goncaları, gülleri işlerken o küçücük yüreğine de bazı güzel duygu ve hasletleri işle…

Ayşenur, dedesinin anlattıklarından etkilenmişti.

19 of 65

— Ne gibi dedeciğim?

— İnsanın muhtaç olduğu, hasret kaldığı pek çok güzel duygu ve haslet var kızım. Bunları da yüreğine işle. Her çocuk bunları yüreğine işlesin. Geleceğin toplumunu sizler oluşturacaksınız. İşlesin ki, sîzlerin yürekleri, kalpleri, gönülleri bu güzel duygu ve hasletlerle bezenmiş olsun.

Dedesi konuşmasını yavaşlattı. Yüzündeki gülümseme gitmiş yerini derin bir düşünce almıştı. Ayşenur’un yüzüne daha bir yoğun baktı.

20 of 65

— O güzel duygu ve hasletlerin bazılarını söyleyeyim sana kızım. Sevgi onların en başta gelenidir. İnsanları sevmek çok büyük bir meziyettir. Hattâ hayvanları bile sevmek gerekir kızım. Bundan başka daha bir çok güzel duygu vardır. Saygı, vefa, merhamet, yardımseverlik, alçak gönüllülük, etrafına ikramda bulunmak, hediyeleşmek bunlardan sadece bir kaçıdır. Temizliği sevmek ve temiz olmak, çevrenin güzelliğini korumak duygusu da bunlar arasındadır. Bu duygularla bezenmiş yüreklere sahip bir toplum düşün çocuğum!…

Ayşenur’un yüzünde imrenme duyguları belirmişti.

21 of 65

— Böyle bir toplum ne kadar güzel olur değil mi dedeciğim?!…

— Elbette… (…) Birbirini seven insanlardan meydana gelmiş bir toplum düşün. Birbirlerine, bazılarını saydığım bu güzel duyguları besleyen insanlardan meydana gelmiş bir toplum hayal et. Bunun nasıl bir toplum olabileceğini tasavvur et kızım, insan olarak bu duygu ve davranışlara ne kadar muhtaç olduğumuz ortadadır!… Benim güzel kızım!… Onun için, bezine gül tomurcuğunu, gül goncasını, açılmış gülleri işlerken, yüreğine de bu duyguları işle. Her çocuk yüreğine bu duyguları işlemeli. Çünkü her yüreğe nakış gerek.

22 of 65

23 of 65

1. lhlamur ağacı Ayşenur için ne ifade eder?

Sıcak yaz günlerinde altında oturduğu kıymetli bir ağaçtır.

24 of 65

2. Ayşenur’un nakış işlemesine dedesi nasıl tepki vermiştir?

Dedesi Ayşenur’un nakış işlemesine şaşırmış ve onun yapabileceği bir iş olmadığını düşünmüştür.

25 of 65

3. Dedesi, Ayşenur’a hangi güzel duygu ve hasletleri beze işlemesini önermiştir? Neden?

Dedesi Ayşenur’a sevgi, saygı, merhamet, vefa, yardımseverlik, hediyeleşmek gibi duygu ve hasletleri işlemesini söylemiştir. Çünkü böylece daha güzel bir toplum olacağını söylemiştir.

26 of 65

4. Ayşenur’un dedesi, Ayşenur’a hangi toplumsal sorumlulukları hatırlatmıştır?

Çevreyi koruma, yardımsever olma ve temiz olma gibi sorumlulukları hatırlatmıştır.

27 of 65

5. Nakışla hangi duygular arasında ilişki kurulmuştur? Niçin?

Sevgi, saygı, merhamet vefa vb. duygularla nakış arasından ilişki kurulmuştur. Nakış için işlenen motifler gibi topluma da bu değerlerin işlenmesi gerektiği için böyle bir ilişki kurulmuştur.

28 of 65

6. Metinde söz edilen duyguların sizce insan ilişkilerine nasıl bir etkisi olur? Örneklerle açıklayınız.

İnsan ilişkilerini iyileştirir. Daha yaşanılabilir ve güzel bir toplum oluşur.

29 of 65

30 of 65

Ihlamur ağacı, köklü ve uzun ömürlü yapısıyla değerlerimizin sağlamlığı ve sürekliliği ile ilişkilendirilebilir. Tıpkı ıhlamur ağacının toprağa sıkı sıkıya tutunup yıllarca büyümesi ve etrafa gölgelik sağlaması gibi, merhamet, vefa ve yardımseverlik gibi değerler de toplumu ayakta tutan, nesiller boyunca aktarılan köklü erdemlerdir. Ihlamur ağacının hoş kokulu çiçekleri ve gölge veren yaprakları, bu değerlerin toplumda yaydığı olumlu etkilere benzetilebilir.

31 of 65

x

İyi bir insan; sevgi, saygı, dürüstlük, yardımseverlik ve merhamet gibi evrensel değerlere sahip olmalıdır.

32 of 65

Bu öğütlerde; sevgi, saygı, vefa, merhamet gibi değerler vurgulanıyor.

33 of 65

Ayşenur’un dedesi, Ayşenur’a herkesin uyması gereken sevgi, saygı, vefa ve merhamet gibi değerleri öğütlediği için doğru bir davranış sergilemiştir.

34 of 65

Metindeki olaylar ve karakterlerin davranışları belirlenen ölçütlerle uyumludur. Bu sonuçlar toplum için çok önemlidir. Güzel bir toplum olmak istiyorsak; merhametli, sevgi dolu, vefalı, alçakgönüllü, yardımsever, hediyeleşmeyi seven, doğayı ve çevreyi koruyan bireyler olmamız gerekir.

35 of 65

saygı

yardımseverlik

Temiz olmak

36 of 65

x

37 of 65

b. Konuşmamızda duygularımızın yüz ifademize yansıması karşımızdakini nasıl etkiler? Açıklayınız.

Anlattığımız konu üzerindeki düşüncelerimizi daha net şekilde anlamasına etki eder.

38 of 65

Ayşenur’un nakış işlerken dedesiyle yaptığı sohbet.

Ayşenur ve dedesi.

Yaz başlangıcında, ılık bir bahar günü.

Ayşenur’un evinin bahçesindeki ıhlamur ağacının altında.

39 of 65

Okuduğunuz hikâyede olayla kahramanların etkileşimi okuyucuya iletilmek istenen mesajı güçlendirmiş midir? Neden?

Evet, güçlendirmiştir. Ayşenur ve dedesi arasındaki sevgi dolu ilişki, toplumsal değerlerin aktarılmasında bir örnek teşkil eder. Bu sohbet, dedenin verdiği öğütlerin samimiyetini ve önemini okuyucuya hissettirir, böylece mesaj daha etkili bir şekilde iletilir.

40 of 65

41 of 65

Metnin başlangıcında Ayşenur ve dedesi arasındaki ilişki tanıtılır. Ayşenur'un nakış işlemesi ve dedesinin ona verdiği öğütlerin temelinin atıldığı kısım bu bölümdedir.

42 of 65

Düğüm bölümünde, dedesi Ayşenur'a nakış işlerken sadece bez üzerine değil, yüreğine de güzel değerleri işlemeyi öğütler. Burada, dedenin toplumsal ve ahlaki değerleri vurgulaması olayın doruk noktasıdır.

Çözüm bölümünde, Ayşenur dedesinin öğütlerini anlamış ve uygulamaya karar vermiştir. Bu bölümde, Ayşenur’un dedesinin sözlerinden etkilenerek kendi yüreğine nakış işlemeye başlama kararı vurgulanır.

43 of 65

b. Soru: Metinde bölümler arası geçişler size uygun bir şekilde yapılmış mıdır? Bölümler arasındaki olay akışı tutarlı mıdır? Söyleyiniz.

Evet, metinde bölümler arası geçişler uygun bir şekilde yapılmıştır. Olay akışı tutarlı ve anlaşılır bir şekilde ilerlemiştir. Her bölüm, karakterlerin duygu ve düşünce gelişimini destekleyerek, okuyucunun metni daha iyi anlamasını sağlar.

44 of 65

45 of 65

46 of 65

Merhamet ve Cesaret

Bir zamanlar, küçük bir köyde Elif adında merhametli bir kız yaşardı. Elif, köyündeki herkes tarafından sevilir, yardıma ihtiyacı olanlara her zaman destek olurdu. Ancak Elif'in bir özelliği vardı; o oldukça çekingen biriydi ve kalabalık ortamlarda kendini ifade etmekte zorlanırdı.

47 of 65

Bir gün, köydeki dere taştı ve köylüler korkuyla evlerine sığındı. Taşan dere, köyün küçük çocuklarının oyun oynadığı alanı da kapladı. O sırada, Elif'in küçük kardeşi Ahmet, dere kenarında oyun oynarken suya düşmüştü. Ahmet’in çaresiz çığlıklarını duyunca Elif, korkusunu yenip kardeşini kurtarmak için koştu.

48 of 65

Derenin kenarına vardığında, suyun ne kadar güçlü aktığını fark etti. Ama cesareti ve kardeşine olan sevgisi, korkusunun önüne geçti. Hiç düşünmeden suya atladı ve kardeşini güvenli bir şekilde kıyıya çıkardı.

49 of 65

Bu olaydan sonra, köylüler Elif'in ne kadar cesur ve merhametli bir kız olduğunu fark etti. Artık Elif, köyde sadece yardımseverliğiyle değil, aynı zamanda cesaretiyle de tanınıyordu.

Hikayenin Mesajı: Cesaret ve merhamet, zor zamanlarda insanları güçlü kılar. Elif gibi, her zorlukta sevdiklerimize destek olmaktan çekinmemeliyiz.

50 of 65

51 of 65

Dostluk, zor zamanlarımızda yanımızda olan, bizi destekleyen ve anlayış gösteren kişilerle kurduğumuz özel bir bağdır. "Kusursuz dost arayan dostsuz kalır." atasözü, insanın kusursuz dost arama beklentisinin, sonunda yalnız kalmasına neden olabileceğini anlatır. Herkesin hataları ve eksiklikleri olabilir, önemli olan bu hataları tolere ederek ilişkilerimizi sürdürebilmektir.

52 of 65

53 of 65

c. Dinlediğiniz metinde iki arkadaşın duygularını ifade ediş biçiminde ne gibi farklılıklar vardır? Söyleyiniz.

Bir arkadaş duygularını daha sakin ve yumuşak bir şekilde ifade ederken, diğeri duygularını daha heyecanlı ve coşkulu bir şekilde ifade etmiştir. Bu farklılık, karakterlerin kişilik özelliklerini ve olaylara bakış açılarını yansıtmaktadır.

54 of 65

ç. İki arkadaşın dostluğunun devam etmesinin nedenleri nelerdir? Siz dostluğunuzu devam ettirmek için neler yapıyorsunuz? Söyleyiniz.

İki arkadaşın dostluğunun devam etmesinin nedeni, birbirlerine olan saygı, hoşgörü ve anlayışlarıdır. Ben de dostlarımla olan ilişkilerimde samimiyet, saygı ve hoşgörüyü ön planda tutarak dostluklarımızı devam ettirmeye özen gösteriyorum.

55 of 65

56 of 65

57 of 65

En yakın arkadaşım ile birlikte çizdiğimiz resimde canlanan ormanda bir yolculuğa çıktık. İlk önce rengârenk çiçeklerle dolu bir tarlada koştuk, ardından büyük bir ağacın altında dinlenirken bir periyle tanıştık. Peri, bize doğanın güzelliklerini anlatarak çevremizi korumamız gerektiğini öğretti. Bu macera sayesinde doğanın değerini ve dostluk bağımızın gücünü keşfettik.

58 of 65

bir kişi ismi

oturma eşyası

59 of 65

 b.Altı çizili kelimelerden hangisi aynı cinsten varlıkları karşılamak için kullanılmıştır? Söyleyiniz.

"Sandalye" kelimesi, aynı cinsten varlıkları ifade etmek için kullanılmıştır, çünkü sandalyeler bir tür oturma eşyasıdır.

60 of 65

c. Altı çizili kelimelerden hangisi eşi olmayan varlıkları karşılamak için kullanılmıştır? Söyleyiniz.

"Ayşenur" kelimesi, eşi olmayan bir varlığı yani tekil bir kişiyi ifade etmektedir.

61 of 65

dede

ağaç

çiçek

ev

çocuk

kız

62 of 65

İsimlere “-ler, -lar” eklerini ekleyerek çoğul hale getirebiliriz, örneğin "çocuklar", "ağaçlar".

63 of 65

"Koyunlar" kelimesi çoğul bir isim olup birden fazla koyunu ifade eder.

"Koyunum" kelimesi ise tek bir koyunu ifade eder.

"Sürü" kelimesi ise bir topluluğu belirtir ancak bu topluluğun sayısı kesin olarak ifade edilmez.

64 of 65

Öğretmen ve öğrenciler sınıfta toplandı.

Babam arabayı yıkıyor.

65 of 65