ODUNCUNUN EŞEĞİ
Sayfa: 122-123-124-125-126-127-128-129
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
Kanaat hakkında söylenmiş atasözü, deyim ve özdeyişleri arkadaşlarınızla paylaşınız.
Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz.
Kanaat, tükenmez hazinedir.
GÖRSEL YORUMLAMA
OKUMA ÇALIŞMASI
Metni noktalama işaretlerine dikkat ederek sesli okuyunuz.
Bir oduncunun çelimsiz mi çelimsiz bir eşeği vardı. Oduncu yoksul olduğundan eşeği de doğru dürüst beslenemiyor, gün geçtikçe zayıflıyordu. Üstelik hiç dinlenemiyor, ormandan şehre odun taşımaktan yorgun düşüyordu. Kendi karnını güçlükle doyuran sahibi, eşeğin hâline hiç aldırmıyordu.
Bir gün eşeğiyle oduna giderken padişahın seyisine rastladı. Seyis, padişahın sarayında atların bakımından sorumluydu. Oduncu seyisi tanıyordu. Selâmlaştılar. Seyis, eşeğin hâline acımıştı.
– Bu zavallının hâli nedir böyle, diye sordu.
– Tek nedeni benim yoksulluğum, dedi oduncu. Ben karnımı zor doyuruyorum zaten. Seyis, hem oduncuya yardım etmek hem de eşeği bu durumdan kurtarmak istiyordu.
– Sen onu birkaç günlüğüne bana ver de padişahın ahırında beslenip biraz kendine gelsin, dedi.
Oduncu bu teklife sevinmişti. “Hem eşek biraz güçlenir hem de belki padişahtan bana biraz yardım gelir.” diye düşünüp eşeği seyise teslim etti.
Seyis, eşeği padişahın ahırına götürdü. Temiz ve bakımlı ahıra giren eşek çevresine bakındı. Çevresinde bir sürü bakımlı, semiz ve genç görünümlü atlar vardı. Yemleri ve suları zamanında geliyordu. Onların hâline imrendi.
Çelimsiz eşek bir onların bakımlı hâline, bir de kendinin zavallı hâline bakarak iç geçirdi. Sonra da başını yukarı kaldırıp şöyle dua etti: “Yüce Rabbim, eşeğim eşek olmasına ama ben de senin kulunum. Böyle çelimsiz ve güçsüz oluşum niçin?”
O gece eşeğin gözüne uyku girmedi. Böyle bir yere geldiği için şükretmek yerine, kendini atlarla karşılaştırıp şimdiye kadarki durumundan kendi kendine dert yanıyordu. “Bu atlar hiç yük taşımıyorlar. Yiyip içip yatıyorlar. Üstelik biz eşeklerden daha güçlüler. (…)”
Ertesi gün ahırda bir hareketlilik başladı. Savaş zamanı gelmişti. Eşeğin, savaşın ne olduğundan haberi yoktu. Şaşkınlık içinde olan bitenleri izliyordu. Atlar eyerlendi ve birer birer ahırdan çıkarıldı. Sonunda eşek ahırda yalnız kalmıştı.
Aradan uzun bir zaman geçti. Savaş bitmişti. Atlar yorgun argın geri döndüler. Her yanları yara bere içindeydi. Atların ayakları sıkıca bağlandı. Nalbantlar sıra sıra dizilip atların yaralarını temizlemeye başladılar. Neşterlerle atların yaralarını yarıp savaşta saplanan ok uçlarını çıkarıyorlardı. Eşek, savaşın ne olduğunu o zaman anlamıştı. “Rabbim!” dedi. “Ben bu yoksulluk ve güçsüzlüğe razıyım. Yeter ki savaş ve huzursuzluktan uzak kalayım!”
İnsanlar, başkalarının yaşantılarının iyi yanlarını görüp onlara imrenirler. Oysa her insanın yaşantısının güzel yanları olduğu gibi, zor ve kötü yanları da olabilir. Önemli olan yaşantımızdaki güzellikleri iyi değerlendirmektir.
Eşeğin, sahibinin yoksulluğundan dolayı bakımsız kalması, padişahın seyisinin eşeği ahıra götürmesi, eşeğin atlara özenmesi ve kendi durumuna üzülmesi, atların savaşa gidip savaştan yara bere içinde dönmeleri, eşeğin hâline şükretmesi.
Eşek, eşeğin sahibi olan oduncu, padişahın seyisi ve atı, ahırdaki atlar, atları tedavi edenler.
Orman, padişahın ahırı.
Net değildir, metin “bir gün” diye başlatılmıştır. “O gece, ertesi gün, aradan uzun bir zaman geçti o zaman” gibi ifadeler zamanla ilgilidir.
Üçüncü kişi.
Kanaat, kişinin elindekine razı olması, başkasının elinde olan şeylere göz dikmemesi şeklinde tanımlanabilir. Kanaatkâr olma, insanın huzurlu olmasını sağlayan bir erdemdir. Tamah sahibi birinin mutlu olduğu görülmüş müdür? Ancak bir konuya açıklık getirelim: Elimizdekilerle yetinmek, tembellik edebileceğimiz, yerimizde sayabileceğimiz anlamına gelmesin. İnsan çok çalışmalı, yücelmeli, başarmalı ancak kendisinden üstün birini gördüğünde ya da çalışmasına rağmen bir şeyi elde edemediğinde kıskançlığa, hırsa, öfkeye kapılmamalı! İşte kanaatli olmaktan maksat budur.
1.Oduncunun eşeği neden çelimsiz ve güçsüzdür?
Eşek, oduncu yoksul olduğundan doğru dürüst beslenemediği, dinlenemediği, ormandan şehre odun taşımaktan yorgun düştüğü için çelimsiz ve güçsüzdür.
2.Seyis, oduncunun eşeğini neden sarayın ahırına götürmek istemiştir?
Seyis, hem oduncuya yardım etmek hem de eşeği bu durumdan kurtarmak, eşeğin biraz beslenip kendine gelmesi için sarayın ahırına götürmek istemiştir.
3.Eşek, padişahın ahırındaki atlara niçin imrenmiştir?
Atlar bakımlı, semiz ve genç göründükleri, yemleri ve suları zamanında geldiği için imrenmiştir.
4.Padişahın ahırından atların birer birer eyerlenip çıkarılmasının sebebi nedir?
Padişahın ahırından atların birer birer eyerlenip çıkarılmasının sebebi savaştır.
5.Eşek, atların hangi durumunu görünce onlara özenmekten vazgeçmiştir?
Eşek, atların savaştan sonraki bitkin ve yara bere içinde dönünce onlara özenmekten vazgeçmiştir.
6.Eşeğin “Ben bu yoksulluk ve güçsüzlüğe razıyım. Yeter ki savaş ve huzursuzluktan uzak kalayım!” cümlesi ile okura hangi mesaj verilmek istenmektedir?
Hayatta ne kadar zorluklar, imkânsızlıklar olsa da bunların hepsi savaşa göre daha kolay şeylerdir. Savaş zamanında insanlar normal zamanlarda şikâyet ettikleri şeylere bile razı gelmektedir.
2
3
4
5
6
7
8
9
10
Burada eşek aynı bir insan gibi düşünülmüş, konuşturulmuş ve dua etmiştir. Bu sebeple burada kişileştirme ve konuşturma sanatları vardır.
“En büyük hazine kanaatkar olmaktır, sonra sağlık ve çalışkanlık oldu mu, yaşamak için yeter bunlar.” cümlesi, hayatın gerçek zenginliğinin maddi varlıklar değil, sağlık ve çalışkanlık gibi değerlerin yattığını vurgulayan derin bir anlam taşır.
Kanaatkâr olmak, sahip olduğumuz şeylerle yetinmek ve onları değerli görmek demektir. Modern dünyada sıkça karşılaştığımız tüketim odaklı yaşam tarzı, bireyleri sürekli daha fazlasını istemeye yönlendirirken, kanaat etmenin getirdiği huzur ve mutluluk çoğu zaman göz ardı edilir. Kanaatkâr insanlar, sahip olduklarıyla mutlu olmayı bilirler ve bu sayede bir huzur yaşarlar.
Sağlık ise yaşamın temel taşlarından biridir. Sağlıklı olmak, sadece bedensel değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal sağlık anlamına gelir. Sağlık, hayatın sunduğu fırsatları değerlendirmek ve hayatta kalmak için gereklidir. İyi bir sağlık durumu, kişinin hayata daha pozitif bir bakış açısıyla yaklaşmasına olanak tanır.
Çalışkanlık ise hedeflere ulaşmanın ve hayatta kalmanın en önemli unsurlarından biridir. Emek vermeden elde edilen başarılar geçici olabilir; oysa çalışkanlık, bireyin yeteneklerini geliştirmesine, deneyim kazanmasına ve sonunda başarıya ulaşmasına yardımcı olur. Çalışkan insanlar, karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelerek daha dirençli ve güçlü hale gelirler.
Sonuç olarak, bu cümle, hayatta gerçek anlamda zengin olmanın, mutluluğun ve tatminin, kanaat, sağlık ve çalışkanlık gibi değerlere bağlı olduğunu belirtir. Bu unsurlar bir araya geldiğinde, yaşamı daha anlamlı kılan ve insana huzur veren bir tablo ortaya çıkar. Gerçek hazineler, dışsal faktörler değil, içsel zenginliklerdir.
Türemiş
Türemiş
Basit
Türemiş
Türemiş
Birleşik
Türemiş
Basit
Birleşik