ÇANKAYA’DA HEDİYE EDİLMEK İSTENEN EV
Sayfa 57-58-59-60-61-62-63-64-65-66
METNE HAZIRLANALIM
Atatürk müze evlerinden birine gitme imkânınız olduysa müze gezisi sırasında neler hissettiğinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Ben geçen sene Yalova’daki Atatürk Köşkü’ne gitmiştim. Köşke girmek için rehberimizi beklerken çok heyecanlıydım. Çünkü birazdan Atatürk’ün kullandığı eşyaları, yemek yerken kullandığı tabak, kaşık, çatal gibi aletleri; yattığı yatağı, giysilerini görecektim. İçeri girdiğimde sanki birazdan kapı açılacakmış da Atatürk içeri girecekmiş gibi hissetmiştim. Benim için çok güzel bir ziyaretti.
OKUYALIM
Çankaya’da Hediye Edilmek İstenen Ev” metninin görsellerini inceleyiniz. Metnin görsellerinden ve başlığından hareketle konusunu tahmin ediniz. Metni okuduktan sonra metnin konusunu belirleyiniz ve tahmininizle karşılaştırınız.
Metni noktalama işaretlerine dikkat ederek sessiz okuyunuz. Sessiz okuma sırasında metnin ana fikrini, önemli gördüğünüz ifadeleri, kişi ve yer adlarını defterinize not alınız. Daha sonra metni bir kez de sesli okuyunuz.
ÇANKAYA’DA HEDİYE EDİLMEK İSTENEN EV
Mustafa Kemal ve beraberindekiler, 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya ilk geldiklerinde Keçiören’deki Ziraat Okuluna (bugünkü meteoroloji binası) yerleşmişlerdi.�O zamanlar isyancılar, her tarafta özellikle Bolu’da, Düzce’de birçok olay çıkarıyorlardı. Olaylar Polatlı’da bile görülmüş hatta bir gece Mustafa Kemal’in yatıp kalktığı binaya bile kurşunlar atılmıştı. Bina çok geniş ve etrafı da açık olduğundan korunması çok güçtü.
Bu nedenle sonradan istasyondaki bugün müze olan binaya taşınılmıştı. Bu bina hem Meclise yakın hem korunması kolay sağlanıyor hem de istasyonun telefon ve telgrafhanesinden istenildiği kadar istifade edilebiliyordu. Ayrıca Ankara’ya gelenleri istasyonda karşılamak rahat oluyordu. Bu nedenle Mustafa Kemal bu binaya “Direksiyon” ismini vermişti.
Mustafa Kemal, istasyondaki bu küçük binaya taşındıktan sonra binanın üst katını evi gibi döşetmiş; alt katını da çalışma yeri olarak kullanıyordu. Bu yer tabii ki çok küçüktü. Mustafa Kemal’in de pek çok resmî ve özel kişilerle görüşme zorunluluğu doğmuştu. Artık TBMM başkanı idi.�Bunu düşünen Ankara Müftüsü ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanı Rıfat Börekçi başta olmak üzere zengin Ankaralılar, Atatürk’e bir ev alıp hediye etmek isterler
Bu nedenle aralarında para toplayarak belediyeye yatırırlar. Belediye de üç ev seçip pey vererek Atatürk’ten bunların birini seçmesini ister.�O zamanlar Ankara, kale ve civarından ibaretti. Dikmen, Keçiören, Etlik ve Çankaya’da zenginlerin bağ ve bahçeleri vardı. Zenginler yazın oralara taşınır, kış gelince Ankara’ya dönerlerdi.
Mustafa Kemal 1921 yılının Mayıs ayında bir gün beni çağırdı ve “Çocuk, Ankara Belediyesi bize bir ev bağışlamak istiyor. Üç tane ev seçmişler. Git, gör. Hangisi bize uygunsa bana gizlice söyle. Onu kabul edelim ve oraya taşınalım.” dedi.�İşleri çok yoğun olduğundan gidip eve, bahçeye bakacak zamanı hiç yoktu. Fakat belediyenin de bu kibar hareketine karşı kabalık yapmak istemiyordu.
Bu nedenle kendisine “Gidip görmeden binayı birisine seçtirdi.” dedirtmemek düşüncesiyle benim yaptığım seçimin gizli kalmasını istiyordu. Evlerden biri Etlik’te biri Keçiören’de biri de Çankaya’da idi. Ben gidip üçünü de gördüm. Gelip hepsini tek tek ve etraflıca Mustafa Kemal’e anlattım. Her zaman olduğu gibi bana sordu, “Sence hangisi en uygunu?” dedi.
Çankaya’daki ev Çankaya’nın en yüksek yerinde, bahçesinde gayet güzel yetişmiş meyve ve kavak ağaçları olan, tahta kepenkli bir bağ eviydi. Daha önceleri bir İngiliz deri tüccarı oturduğu için de bayağı bakımlıydı. Bu nedenle ben de’ “Çankaya’daki ev en uygun olanıdır, efendim.” dedim. “Öyleyse Çankaya’daki evi beğendiğimizi teşekkürlerimizle birlikte belediyeye yazmalarını söyleyiniz.” dedi. Ben de yazıyı hemen yazdırdım.
Böylece Çankaya’daki bugün müze olan ev beğenilince sahipleri olan Bulgurluzade Rıfat ve Mehmet Efendilerden Mustafa Kemal’e hediye edilmek üzere hemen satın alındı. Fakat Mustafa Kemal, hediye edilmek istenen bu evi hediye olarak almaktan rahatsız oluyor, bütün ısrarlara rağmen evin tapusunu kendi üzerine yaptırmak istemiyordu. Birinci İnönü Muharebesi yeni kazanılmıştı.
Büyük kahramanlık gösteren ordumuzu onurlandırmak için bu evi orduya bağışlamak istiyordu. Bu nedenle hayat boyu kendisinin oturması kaydıyla evin tapu tescilini Millî Savunma Bakanlığına yaptırmıştı (31.05.1921). Bu şartla alınan evin onanınımı önce Mimar Vedat Bey üstlenmiş sonra da Sarı Hikmet diye tanınan Hikmet Koyunoğlu tamamlamıştı. Köşkün tamiri aynı yıl sonbaharda bitirilmiş ve oraya taşınılarak orada oturulmaya başlanmıştı.
Hava koşullarında meydana gelen değişmeleri, iklim türlerini araştırıp hava durumu tahminlerinde bulunan bilim dalı
Tren, metro durağı
İl ve ilçelerde din görevlilerinin amiri olan ve dinî konularda fetva verme yetkisi bulunan devlet memuru
güvenmelik
İş yeri, pencere, kapı vb. yerleri kapamak için kullanılan, türlü biçimlerde sac levha, demir veya tahta kanat
Ticaret yapan, ticaretle uğraşan kimse; tacir
Herhangi bir şeyi resmî olarak kaydetme, kütüğe geçirme.
Yapıları belirli ölçü ve kurallara göre tasarlayan kimse
1) Atatürk ve beraberindekiler Ankara’ya ilk geldiklerinde nereye yerleşiyorlar?
Atatürk ve beraberindekiler, Ankara’ya ilk geldiklerinde Keçiören’deki Ziraat Okuluna (bugünkü meteoroloji binası) yerleşiyorlar.
2) Ankara Müftüsü, Müdafaa-i (Savunma) Hukuk Cemiyeti Başkanı Rıfat Börekçi ve zengin Ankaralılar, Atatürk’e ev hediye etme konusunda ne düşünüyorlar ve bu konuyla ilgili ne yapıyorlar?
Ankara Müftüsü, Müdafaa-i (Savunma) Hukuk Cemiyeti Başkanı Rıfat Börekçi ve zengin Ankaralılar, Atatürk’e bir ev alıp hediye etmek isterler. Bu nedenle aralarında para toplayarak belediyeye yatırırlar.
3) Atatürk, neden hediye edilecek evi bir başkasına seçtiriyor ve yapılacak seçimin gizli kalmasını istiyor?
Atatürk, kendisi çok yoğun olduğu için evi bir başkasına seçtiriyor. “Gidip görmeden binayı birisine seçtirdi.” dedirtmemek düşüncesiyle de yapılacak seçimin gizli kalmasını istiyordu.
4) Evin tapusunu üzerine almayı kabul etmeyen Atatürk, bu soruna nasıl bir çözüm buluyor?
Atatürk bu soruna evin tapu tescilini Milli Savunma Bakanlığına yaptırmak şeklinde bir çözüm buluyor.
5) Çankaya’daki o ev, bugün ne olarak kullanılmaktadır?
Çankaya’daki o ev, bugün müze olarak kullanılmaktadır.
Atatürk, kendisini millete adamış bir liderdir. Yaptıklarının herhangi bir karşılığının olması gibi bir beklenti içinde olmamıştır. Bundan dolayı evin kendisine hediye edilmek istenmesinden rahatsız olmuştur. Bu, onun ne kadar büyük bir lider olduğunun göstergesidir ve bu davranışı hepimize örnek olmalıdır.
Çankaya’da Hediye Edilmek İstenen Ev” başlığı verilen üç özelliği de taşımaktadır, sadece biraz uzundur.
Atatürk yaptıklarından dolayı bir karşılık beklemeyen, kendini değil vatanı ve milletini düşünen, fedakâr, zorluklara katlanmasını bilen bir kişiliğe sahiptir.�
x
x
x
x
x
x
x
Bu metinler arasında konu bakımından nasıl bir ilişki vardır?
Bu metinlerin hepsi de Kurtuluş Savaşı yıllarını anlatmaktadır.
Metinler arasında şahıs ve varlık kadrosu yönlerinden nasıl benzerlikler bulunmaktadır?
Metinlerin hepsinde ya Kurtuluş Savaşı’nın içinde yer alan ya da bu savaştan etkilenen kişiler yer almaktadır.
Hangi metnin / metinlerin içeriği duygu ağırlıklıdır?
Ağustos Şafağı adlı metin bir şiir olduğu için daha duygu ağırlıklıdır. Ancak diğer metinlerde de okuyanı duygulandıran bölümler vardır.
Hangi metin / metinler içerik yönünden daha etkileyicidir?
Coşkulu bir anlatımı olması yönünden Ağustos Şafağı adlı metin daha etkileyicidir ancak Ordumuzun Hepimize İhtiyacı Var metnindeki yaşlı kadının fedakârlığı, Çankaya’da Hediye Edilmek İstenen Ev metninde Atatürk’ün evin kendisine hediye edilmesini kabul etmemesi de etkileyicidir.
+
+
+
+
+
+
Ayşe odasında çalışıyor.
Kedime Tekir adını verdim.
Pamuk Adana’da yetişir.
özel
özel
özel
cins
cins
cins
Atatürk elçileri elçi kabul salonunda kabul ederdi. Bu salonu salı ve cumartesi günleri 10.30-12.00 arası ziyaret edebilirim.
Atatürk’ün devlet meselelerini görüştüğü ve çalışmalarını yürüttüğü yer, Çankaya sofrasıdır. Burayı Cuma ve cumartesi günleri 13.30-15.00 arası ziyaret edebilirim.
Atatürk’ün okuduğu kitapları ve “Nutuk” adlı eseri kaleme aldığı yer, kütüphanedir. Kütüphaneyi çarşamba günleri 13.30-16.30, cuma günleri 10.30-12.00, cumartesi günü 15.00-16.30, pazar günü 13.30-15.00 arası ziyaret edebilirim.
Atatürk’ün kişisel eşyalarıyla ilgili bilgi edinmek istersem sergi salonunu ziyaret etmem gerekir. Bu bölümü Salı günleri 15.00-16.30, perşembe günleri 13.30-15.00, cuma günleri 09.00-10.30 saatleri arası ziyaret edebilirim.
YURDUMUN TOPRAĞI TEMİZDİR
Kral Edvard İstanbul’a geldiği zaman, yatından bir motora binerek Dolmabahçe Sarayına yanaştı. Atatürk rıhtımda onu bekliyordu. Deniz dalgalıydı. Kralın bindiği motor, inip çıkıyordu. İmparator rıhtıma çıkmak istediği bir sırada,eli yere değerek tozlandı. O sırada Atatürk elini uzatmış bulunuyordu. Bunu gören Kral bir mendille elini silmek istediği zaman Atatürk:
— Yurdumun toprağı temizdir, o elinizi kirletmez, diyerek Kralı elinden tutup rıhtıma çıkardı.
Atatürk’ün bu sözüne göre bir milletin dağılmaması daima birlik ve beraberlik içinde olması, aynı olay karşısında beraber sevinip beraber üzülmeye, dayanışmaya ve bölünmemeye bağlıdır.