Sayfa 246-247-248-249-250-251
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
Sanat denilince aklınıza neler geliyor? Düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Sanat denilince aklıma insanda estetik, güzellik duygusu uyandıran faaliyetler geliyor.
GÖRSEL YORUMLAMA
OKUMA ÇALIŞMASI
Ülke.
Gezginler uzak diyarları gezip dolaşırlar.
Yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam; kümbet.
Caminin kubbesine yıldırım düşmüş.
Arap alfabesiyle yazılan bir tür süslü yazı.
Caminin duvarını sülüs yazılar süslüyordu.
Korku, tiksinti, üşüme vb. yüzünden tüylerin dikilip derinin nokta nokta kabarmasıyla görülen ani titreme.
Aniden esen rüzgâr herkesi ürpertti.
1. Şair şiirinde kime seslenmektedir?
Şair, şiirinde özünden uzaklaşmış, Batı’ya hayranlık duyan kişilere seslenmektedir.
2. Şiirde neler karşılaştırılmıştır?
Şiirde Batı’daki parklar bahçeler ile Anadolu’nun doğal güzellikleri, Batı’daki dinî yapılarla camilerimiz, Batı’daki bale gibi gösterilerle bizim halk oyunlarımız, Batı’nın ve bizim müzik anlayışımız kısaca Batı’nın ve bizim sanat anlayışımız karşılaştırılmıştır.
3. “Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken/Sana uğurlar olsun… Ayrılıyor yolumuz.” dizeleriyle şair ne anlatmak istemiştir?
Şair kendi kültürüne, sanatına hor gözle bakan kişilerle ortak noktamız olamayacağını ve onlarla yollarımızın ayrıldığını söylüyor.
4. Sizce şair şiiri yazarken hangi duygular içerisindedir?
Şair, Türk kültür ve sanatına değer veren, onlara sahip çıkan ve hayranlık duyan, millî duygulara sahip birisidir. Bu hayranlık şiire de yansımıştır. Türk kültür ve sanatına değer verirken onu hor gören anlayışı ise eleştirmektedir.
5. Okuduğunuz şiirin başlığı ile içeriği uyumlu mudur? Siz olsaydınız bu şiire hangi başlığı yazardınız? Neden?
Şiirin başlığı ile içeriği bence uyumludur. Ben şiire “Türk Sanatı” , “Bizim Diyar” gibi başlıklar verebilirdim
kendi kültürüne, sanatına sahip veren anlayışla Batı hayranlığının karşılaştırılmasıdır.
Türk sanatına duyurulan hayranlıktır.
Çizgi romanda çok güzel bir konu seçilmiş. O çocukların yaptıkları etkinlik, okuyan çocuklar için de bir örnek olabilir. Çocukların mahallede bir etkinlik yapmaları, bunu planlamaları, sorumluluklar almaları, mahalle sakinlerinin ve ailelerin etkinliğe sahip çıkmaları çok yerinde mesajlardır. Görsel yorumcu, vermek istediği mesajı hem sözün hem de çizginin gücünü kullanarak okuyucuya ulaştırmıştır. Görsellik sayesinde okuyucu, anlatılanları zihninde canlandırmaya çalışmak durumunda kalmamıştır.
BİR SANATÇININ ÇOK YÜZLÜ DÜNYASI
Merhaba Arkadaşlar,
Bir sanatçı düşünün; aynı tema etrafında dönen eserler yaratıyor ama her biri birbirinden tamamen farklı. Nasıl mı? Çünkü her sanat eseri, o anki duygularını, düşüncelerini ve içinde bulunduğu durumu yansıtır. İki resim aynı manzarayı betimliyor olsa bile, günün farklı zamanlarında, farklı ışık ve renklerle çizilmişse, her biri bambaşka bir hikaye anlatır.
Aynı sanatçının farklı eserlerine baktığımızda, her birinin kendi içinde benzersiz bir dünya kurduğunu görürüz. İşte sanatın güzelliği de burada; aynı konu etrafında bile sonsuz sayıda yorum ve ifade biçimi olabilir. Sanatçının eli, gözü ve yüreği her defasında farklı bir dil konuşur.
Bu konuşmamı dinlerken, ses tonumun ve beden dilimin, anlattığım konuyu ne kadar yansıttığını düşünüyorsunuz? Sizce konuya uygun muydum ve sesimle, jest ve mimiklerimle duygularımı etkili bir şekilde ifade edebildim mi?
Görüşleriniz benim için çok değerli, lütfen düşüncelerinizi benimle paylaşın.
Teşekkür ederim!
RENKLERİN KAYBOLUŞU
Bir zamanlar, tüm renklerin kaybolduğu bir kasaba vardı. Bu kasabanın adı Griyaka’ydı. Griyaka’da her şey gri ve donuktu. İlk olarak, güneş bile gri bir yuvarlak gibi parlıyordu. Çiçekler, ağaçlar, hatta insanların giysileri bile grimsi bir tondaydı. Oysaki kasabanın dışında dünya renklerle doluydu.
Bir gün, kasabaya Elif adında renkleri seven bir kız geldi. Elif’in hayal gücü çok genişti ve o, renklerin güzelliğini herkesle paylaşmak istiyordu. Başka bir deyişle, Elif bu gri dünyaya renk katmak için doğmuştu.
Elif, öncelikle solgun duvarlara rengârenk resimler çizmeye başladı. Özellikle mavi gökyüzünü, sarı güneşi ve yeşil ağaçları resmetti. Sonra insanların hayal gücünü kullanarak kendi dünyalarını renklendirebileceklerini gösterdi. Kasaba sakinleri yavaş yavaş renklerin büyüsüne kapıldı ve her yer cıvıl cıvıl renklere büründü.
Son olarak, Elif’in hayal gücü sayesinde Griyaka kasabası artık gri değildi. Renklerin dönüşüyle kasabanın adı Renkaya olarak değişti ve kasaba sakinleri renklerin değerini anladı.
Ve Elif, kasabanın “Renkli Hayalperest”i olarak hatırlanır oldu.