1 of 73

Sayfa 66-67-68-69-70-71-72-73-74

2 of 73

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

Vahşi hayvanların ehlîleştirilmesiyle ilgili bir araştırma yapınız. Araştırma sonucunda edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.

Ehlileştirme ise belli bir hayvanın, insanların bulunduğu ortamlarda kısmen rahat bir şekilde yaşayıp barınabilmesi için davranışsal olarak alıştırılması olayıdır. Hayvan evcil değildir; ancak insanlar arasında yaşayabilecek kadar yetkinliği (ehliyeti) vardır. Ehlileştirme olayında evrim yoktur; öğrenme vardır.

3 of 73

GÖRSEL YORUMLAMA

4 of 73

5 of 73

6 of 73

7 of 73

METNİ OKUMA

Metni göz atarak okuma stratejisine uygun olarak okuyunuz. Bunun için öncelikle metnin başlığına, türüne ve görsellerine bakarak metni değerlendiriniz. Bu yöntemi uygularken metnin konusunu tahmin etmeye çalışınız. Metni, türünün özelliklerine ve noktalama işaretlerine dikkat ederek sessiz okuyunuz.

8 of 73

Tek Göz ve Kiche (Kişe) adlı kurtların dört yavrusundan sadece bir tanesi hayatta kalır. Kiche ve yavrusu, Gri Kunduz tarafından yakalanıp Gri Kunduz ‘un köyüne götürülür. O, bu yavru kurda Beyaz Diş adını verir. Beyaz Diş’in bu köydeki yaşamı kolay değildir. Bu zorlu yaşam onu güçlü bir köpek hâline getirmiştir. Günün birinde Gri Kunduz, Beyaz Diş ile birlikte Yukon’a gelir. Burada Beyaz Diş’i gören ve onun sahibini nasıl savunduğunu izleyen Güzel Smitlı, Beyaz Diş’i Gri Kunduz’dan satın alır. 

9 of 73

Güzel Smitlı’in yanında pek çok talihsizlikler yaşayan Beyaz Diş, ölmek iiz.ereyken Weedon Scott (Vidm Sıkat) ve Matt (Met), tarafındar kurtarılır. Onlar, Beyaz Diş’i yanlarına alıp ehlileştirirken çeşitli sorunlar yaşasalar da zamanla Beyaz Diş’i çok severler. Scott ve Beyaz Diş California’ya Scott’un ailesinin yanına giderler. Burada Beyaz Diş Weedon Scott’un babasını ölümden kurtarınca herkesin sevgisini kazanmıştır. Aşağıda Bili (Bil) ve Henry’nin (Henri) yolculukları esnasında köpeklerinin kaybolduğunu anlatan bir bölüm verilmiştir. (…) 

10 of 73

Donmuş su yolunun iki yanında, karanlık ladin ormanı çatılmış duruyordu. Yakın zaman önce esen bir rüzgâr, ağaçların üzerindeki beyaz buz örtüsünü sıyırmıştı ve ağaçlar sönükleşen ışığın altında, kara, uğursuz gövdeleriyle, birbirlerine yaslanır gibiydiler. Arazide muazzam bir sessizlik hüküm sürüyordu. Bu arazi, canlılıktan, hareketten yoksun, ıssız bir yerdi; öylesine tenha ve soğuktu ki, ruhunda keder bile yoktu. (…) Ebediyetin her şeye hâkim, kelimelere sığmaz hikmeti, hayata ve yaşam çabasının beyhudeliğine bakarak gülmekteydi. Vahşi tabiattı burası; acımasız, kalbi buz kesmiş Kuzey topraklarıydı.

11 of 73

Ama bu arazide yaşam vardı; ortalıktaydı ve direniyordu. Buz tutmuş su yolunun aşağısında, bir grup köpek çabalayıp durmaktaydı. Uzun kürkleri buz kesmişti. Nefesleri ağızlarından çıkar çıkmaz donuyor, köpüklü parçacıklar halinde fışkırıp, gövdelerindeki tüylere yapışıyor ve buz kristallerine dönüşüyordu. Köpeklerin üzerinde deri koşum takımları vardı ve arkalarından sürüklenen kızağa, deri kayışlarla bağlıydılar. Kızakta sürücü yoktu. 

12 of 73

Sağlam huş ağacı kabuğundan yapılmış kızağın tüm yüzeyi, karla temas halindeydi. Kızağın baş tarafı, bir dalga misali kabaran yumuşak karı aşağı çekecek ve bastıracak şekilde, bir parşömen tomarı gibi yukarı kalkıktı. Uzun ve dar bir kutu, kızağa sağlamca bağlanmıştı. Kızakta başka şeyler de vardı: Battaniyeler, bir balta, kahve cezvesi ve tava. Ama en fazla göze çarpan ve en çok yer kaplayan şey, uzun dar kutuydu.

13 of 73

Köpeklerin önünde, geniş kar ayakkabıları giymiş bir adam çabalıyordu. Kızağın arkasında ikinci bir adam çabalamaktaydı. Kızaktaki kutunun içinde, çabası sona ermiş üçüncü bir adam yatıyordu; tabiat bu adamı yenmiş ve bir daha hareket edemeyecek, direnemeyecek hale gelene kadar ezmişti. Vahşi tabiat hareketi sevmez. Yaşam, ona bir saldırıdır, çünkü yaşam hareket demektir; vahşi tabiat her zaman hareketi yok etmeye çalışır.

14 of 73

Akıp denize karışmasın diye suyu dondurur; ağaçlar güçlü yüreklerine dek buz kessinler diye onların usarelerini çeker; tabiatın en şiddetli ve dehşetli biçimde yağmalayıp ufalayarak teslim aldığı, insandır; yaşamın hep huzursuz ettiği, tüm hareketlerin an gelip eylemsizlikle sonlanacağı şeklindeki hükme, her daim başkaldıran insan.

15 of 73

Ama önde ve arkada, henüz ölmemiş iki adam, korkmadan, boyun eğmeden çabalıyorlardı. Bedenlerinin üzerinde kürkler ve tabaklanmış yumuşak deriler vardı. Nefeslerinden gelen buz kristalleri, kirpiklerini, yanaklarını ve dudaklarını öyle bir kaplamıştı ki, yüzlerini görmek mümkün değildi. (…) Ama tüm örtülerin altında hâlâ insandılar; tenhalığın, alaycılığın ve sessizliğin bölgesine girerek, devasa bir serüvene kalkışan bu cılız maceraperestler, uzay uçurumları kadar uzak, yabancı ve titreşimsiz bir dünyanın kudretine meydan okuyorlardı.

16 of 73

Konuşmadan ilerliyorlar, nefeslerini yaptıkları işe saklıyorlardı. Her tarafta, onlara varlığını somut şekilde dayatan sessizlik vardı. Sessizliğin onların zihinleri üzerindeki etkisi, derin su ortamının dalgıcın vücudunda bıraktığı etkiye benziyordu. Sessizlik, bitimsiz uzamın ve değiştirilemez fermanın ağırlığıyla onları eziyordu. Onları zihinlerinin en uzak girintisine kadar ezip, insan ruhunun tüm sahte şevklerini, coşkularını, yersiz özdeğerlerini, üzümün suyunu sıkar gibi içlerinden dışarı akıtıyordu; bu adamlar kendilerini sınırlı ve küçük olarak, görünmez bileşenlerin ve kuvvetlerin karşılıklı oyununda azıcık akıl ve yetersiz bir kurnazlıkla hareket eden birer noktacık, zerrecik olarak algılamaya başlayıncaya değin. 

17 of 73

Bir saat geçti, sonra bir saat daha. Kısa, güneşsiz günün solgun ışığı kaybolmaya başlamıştı ki, durgun havada, uzaktan gelen belli belirsiz bir çığlık duyuldu. Hızla süzülerek yükselen bu çığlık, en üst notasında gergin ve titrek şekilde bir süre devam ettikten sonra, yavaşça söndü.

18 of 73

Kederli bir sertlik ve aç bir arzu taşımasa, bu çığlık kayıp bir ruhun feryadı olabilirdi. Öndeki adam, gözleri arkadaki adamın gözleriyle buluşana dek, kafasını çevirdi. Sonra, uzun ve dar kutunun üzerinden, karşılıklı olarak başlarını salladılar.�İkinci bir çığlık, sessizliği kulak tırmalayıcı bir sesle iğne gibi delip geçti. İki adam da sesin nereden geldiğini anlamıştı. Geriden, az önce geçtikleri karlı alanın bir yerinden gelmekteydi. Yine geriden, ikinci çığlığın sol tarafından, ona cevap veren üçüncü bir çığlık yükseldi.�Öndeki adam:

19 of 73

— Peşimizdeler Bili, dedi.�Sesi, zorlukla konuşuyormuş gibi boğuk ve gerçekdışı çıkmıştı.�— Et bulmak zor. Günlerdir tek tavşan izi görmedim, diye yanıtladı arkadaşı.�Daha fazla konuşmadılar ama hâlâ, arkalarında yükselmeye devam eden av çığlıklarını dinliyorlardı. Karanlık çökünce, köpekleri su yolunun kıyısındaki bir ladin ağacı kümesine yönlendirdiler ve kamp kurdular. (…) Ateşten biraz uzakta öbeklenen kurt köpekleri, hırlıyorlar, birbirleriyle dalaşıyorlar ama karanlığa doğru gitmeye niyetli görünmüyorlardı.�Bili:�— Kampın epeyce yakınındalar galiba, Henry, dedi.

20 of 73

Ateşin başına çömelip, bir buz parçasıyla kahve cezvesini yerleştiren Henry, başıyla onayladı. (…)�— Burada postlarının güvende olduğunu biliyorlar, dedi.�Kaçıp da yem olmaktansa, karınlarının doyduğu yerde kalıyorlar. Çok akıllı bu köpekler canım.�Bili kafasını iki yana salladı.�— Ah, bilmem ki.�Arkadaşı, merakla ona baktı:�— Daha önce sen de hep, akıllı olduklarını söylerdin.�Diğeri, yediği fasulyeleri ağır ağır çiğneyerek:�— Henry, dedi, onlara yemek verirken nasıl hırgür ettiler, gördün mü?�— Evet, her zamankinden fazla şaklabanlık yaptılar.�— Kaç köpeğimiz var, Henry?�— Altı.�— Öyleyse, Henry…

21 of 73

Bili, söyleyeceklerinin önemi iyice anlaşılsın diye bir an durdu.�— Diyordum ki Henry, altı köpeğimiz var. Çantadan altı balık çıkardım. Her köpeğe birer balık verdim ve Henry, bir balık eksik kaldı.�— Yanlış saymışsın.�Diğeri, serinkanlılıkla tekrarladı:�— Altı balık çıkardım. Tek Kulak balıksız kaldı. Tekrar çantaya gidip ona da balık getirdim.�— Sadece altı köpeğimiz var, dedi Henry.�— Henry, diye devam etti Bili, hepsi bizim köpekler miydi bilmem ama, ben balık verirken sayılan yediydi.�Henry yemeyi bırakıp ateşin öte yanına baktı ve köpekleri saydı.

22 of 73

— Şimdi sadece altı taneler, dedi.�Bili sakin, kendinden emin şekilde yanıtladı:�— Diğerini karda koşarken gördüm. Yedi taneydiler.�Henry ona anlayışla bakarak:�— Keşke bu yolculuk artık bitse, dedi.�— Ne demek istiyorsun? diye sordu Bili.�— Demek istiyorum ki, sinirlerin bozulmuş ve hayaller görmeye başlamışsın.�Bili ağırbaşlılıkla:�— Bunu ben de düşündüm, dedi, sonra onu karın üstünde koşarken görünce, gidip baktım ve karda bıraktığı izleri gördüm. Ardından köpekleri saydım, altı taneydiler. İzler hâlâ orada duruyor. Bakmak ister misin? Gel göstereyim.�Henry yanıt vermeyerek, sessizce lokmasını çiğnemeyi sürdürdü ve yemek bitince, üstüne bir fincan kahve içti. Ağzını elinin tersiyle sildikten sonra konuştu:

23 of 73

— O zaman sana göre bu…�Karanlığın içinden gelen, iniltili, kederli ve vahşi bir çığlıkla, sözü bölündü. Henry durup dinledi ve sonra elini çığlığın geldiği yere doğru sallayarak cümlesini tamamladı:�— … onlardan biri miydi?�Bili başıyla onayladı:�— Gördüğüm şeyin başka bir açıklaması olsa keşke. Köpeklerin nasıl çıngar çıkardığını sen de fark etmişsin. Çığlık üstüne çığlık ve onlara yanıt veren başka çığlıklar, sessizliği bir tımarhaneye çevirmekteydi.�Her yandan bağrışlar yükseliyor ve köpekler, birbirlerine iyice sokularak korkularını belli ediyorlardı; ateşe öyle yakın duruyorlardı ki, tüyleri sıcaktan kavruluyordu. (…)

24 of 73

25 of 73

26 of 73

27 of 73

28 of 73

29 of 73

30 of 73

31 of 73

32 of 73

33 of 73

34 of 73

1. Henry ile Bili, nerede kamp kurmuştur?

Donmuş su yolunun iki yanında, karanlık ladin ormanlarının içinde kurmuşlar.

35 of 73

2. Henry ile Bill’in duydukları çığlıklar ne olabilir? Açıklayınız.

Ormandan yükselen kurt inlemeleri, aslan ulumaları baykuş sesleri olabilir.

36 of 73

3. Bili, köpeklerin sayısının yedi olduğunu ısrar etmesine rağmen Henry ona neden inanmamıştır?

Çünkü 6 balık vermiştir. Bir tane de balık artmıştır. 7 olsa bütün balıklar bitermiş.

37 of 73

4. Bili, Henry’yi yedi köpek gördüğüne nasıl ikna etmiştir?

Ayak izlerini göstermiştir. 6 köpek ayak izi vardır bir tane de koşarken görmüştür eder yedi mantığında imiş.

38 of 73

5. Köpekler niçin korkmaktadır?

Çünkü karanlığın içinden gelen, iniltili, kederli ve vahşi bir çığlık duymuşlardır.

39 of 73

40 of 73

 Köpeklerle ava çıkan karda ormandan gelen uğultularla korkan insanlar ve köpekleri

 Birlik olmanın anlamı

41 of 73

KARDA YAŞAM SAVAŞI

KÖPEK DAYANIŞMASI

42 of 73

43 of 73

Okuduğumuz metinde iki arkadaşın ormanda av yaparken verdikleri bir mola başlar. Bu mola sonrasında Bili köpeklere yemek olarak balık verir. Bili 6 olarak sayar köpekleri oysa Henri 7 olduğunu savunur. Ormandan bir uğultu bir sesler yükselir köpekler korkar. Özetin özeti olarak ise Bili (Bil) ve Henry’nin (Henri) yolculukları esnasında köpeklerinin kaybolduğunu anlatmaları işlenir.

44 of 73

45 of 73

Roman  (X)

Romandır. Çünkü  yarı köpek yarı kurt olan Beyaz Dişin hayatta kalma mücadelesi ve başından geçen olaylar olay yer zaman ve kişi gibi unsurlarla uzun uzun anlatılmaktadır.

46 of 73

47 of 73

48 of 73

Evin her tarafı düzenliydi.

Özne

Yüklem

49 of 73

Sayısız kitabın bulunacağı bir kütüphane yaptırılacak.

Özne

Yüklem

50 of 73

Kapı önlerinde oturup konuşmak, annelerimize iyi gelen bir şeydi.

Özne

Yüklem

51 of 73

Çocuklarımız, bizim geleceğimizdir.

Özne

Yüklem

52 of 73

İşe zamanında gelmemesi, sıkıntılı bir durumdu.

Özne

Yüklem

53 of 73

Onun yaklaşmasını bekleyenler bağırıyordu.

Özne

Yüklem

54 of 73

Fazıl Hüsnü Dağlarca, Türk edebiyatının önde gelen şairlerindendir.

Özne

Yüklem

55 of 73

Evimizin yakınına taşınmıştı.

Gizli Özne

Yüklem

56 of 73

Deve dikeni çiçekleri, iki yumruk büyüklüğündedir.

Özne

Yüklem

57 of 73

58 of 73

Güneşin sıcaklığını iyice hissettik.

(neyi )

Belirtili nesne

59 of 73

Geleceğimi onlara telefonla bildirdim. 

(neyi )

Belirtili nesne

60 of 73

Eski kitapların hasar görmesi beni üzüyor.

(kimi )

Belirtili nesne

61 of 73

62 of 73

Sana güzel bir kitap alacağım.

( ne )

Belirtisiz nesne

63 of 73

Koca bir tabak yemek yedi. 

( ne )

Belirtisiz nesne

64 of 73

Bayramda çocuklara şeker ikram ettik. 

ne )

Belirtisiz nesne

65 of 73

66 of 73

Bilge dikkatli bir şekilde tahtaya bakıyordu.

 ( neye )

Yer tamlayıcı

67 of 73

Seni görür görmez aşağıya indim.

 ( nereye )

Yer tamlayıcı

68 of 73

69 of 73

Her akşam parkta yürürüz. 

 ( ne zaman )

Zarf tümleci

70 of 73

Öğretmenimiz yukarı çıkmış. 

 ( nereye )

Zarf tümleci

71 of 73

Evcil hayvanlar aslında aileden biridir. Onlar bizim yaşamımıza renk katan, bizim yaşamımızı paylaşan canlılardır. Onların varlığı bizleri mutlu eder. Onlara sevgimizi verir onların sevgilerini güzel mırıltılarını alırız. O nedenle evcil hayvanlarımızın bizim için kıymetlerinin çok olduğunu söyleyebiliriz. Onlara sıcak bir yuvayı ve bir kap yemek vermeyi ihmal etmemeliyiz.

72 of 73

Geçen sene okul olarak ormana geziye gitmiştik. Ormanda yaralı bir güvercine denk geldim. Aldım hemen öğretmenime gösterdim. Öğretmenim de onun yaralı kanadını sarıp onu ormana geri salmıştı. O gün bir canlıya yardımcı olduğum için kendimi çok mutlu hissetmiştim.

73 of 73