1. Ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi
2. Doğruluğun sosyal hayatımızda ölmesi
3. İçimizdeki düşmanlık hissine sevgi bağlamak
4. Bizi birbirimize bağlayan bağları bilmemek
5. Çeşitli hastalıklar gibi yayılan baskı unsurları
6. Sadece kendi menfaatlerini düşünmek
ZAMANIMIZIN
ALTI HASTALIĞI
5.HASTALIK; İSTİBDAT (BASKI VE ZULÜM)
İstibdat, kişi yada
zümrelerin
keyfi emirlerini cebir ve kuvvet
kullanarak
icra etmesidir.
ÜMRAN
AYLAN BEBEK
EY! DÜNYA, NEDEN SESSİZ KALIYORSUN?
SURİYE ZULMÜNDEN
Zulme rıza göstermek zulme ortak olmaktır.
SİVİL TOPLUM OLARAK ÇOK ŞEYLER YAPABİLİRİZ.
İstişareyle hareket ve ekip çalışmasıyla çok şeyler yapabiliriz.
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir. Hadis-i Şerif
TEPKİSİZ KALMA
ALLAH’A KUL OLAN HALKA KUL OLMAZ
‘De ki…Allah’ı bırakıp da bazımız bazımızı rabler edinmesin!’
( Âl-i imrân 64)
Allah’ı hakiki tanıyan kişi kimseye kulluk etmediği gibi kimseye
baskı ve zulüm
de yapmaz.
İSTEK VE ARZULARIMIZIN KÖLESİ OLMAYALIM
‘Hevâsını
(nefsânî
arzularını)
kendisine
ilâh edinen
kimseyi
gördün mü?...’
(Furkan 43)
Zararlı
Alışkanlıkların
baskısı ve
zulmünden
ancak
Allah’a kul
olmakla
kurtulabiliriz.
KUVVET HAKLI OLANDADIR.
KUVVETLİ OLMAK HAKLI OLMAYI GERETİRMEZ
Haksızlıkları ve zulümleri def etmek için adaletle muamele esas olmalıdır.
Kendini kuvvete dayanan bir anlayış yerine kendini hak ve adalete dayanak yapan bir anlayış tüm baskı ve zulümleri durdurur.
‘O hâlde içinizden, hayra da‘vet eden ve iyiliği emredip kötülükten men‘ eden bir topluluk bulunsun! Ve işte kurtuluşa erenler, ancak onlardır.’ (Âl-i İmrân, 104)
HAKSIZLIKLARA BİRLİKTE KARŞI KOYALIM
Mekke’de dışarıdan gelen yabancılar için can, mal, ve namus emniyeti diye bir şey kalmamıştı. İsteyen istediği yabancının malını alıyor, karşılığında tek kuruş ödemiyordu.
Aciz ve güçsüzler her türlü zulme maruz kalıyor ve bunlara karşı koyma cesaretini gösteremiyorlardı.
Bu vahşet saçan durumu ortadan kaldırmak için Mekke’nin ileri gelenleri “Hilfûl-Füdul” adı verilen bir cemiyet kurdular. Cemiyetin aldığı kararlar şöyledir ;
OKUMA PARÇASI: PEYGAMBERİMİZ ( SAV ),
HİLFÛL-FÜDUL CEMİYETİNDE
1. Mekke’de ister ehlinden, ister dışından olsun zulme uğramış kimse bırakılmayacaktır.
2. Bundan böyle Mekke’de zulme asla meydan verilmeyecek, zalime asla müsamaha ve fırsat tanınmayacaktır.
3. Mazlumlar zalimlerden haklarını alıncaya kadar, mazlumlarla beraber hareket edilecektir.
Peygamber efendimiz henüz 20 yaşında bir genç olmasına rağmen bu derneğe katılmıştır. Haksızlıklara, zulme sessiz kalınmaması gerektiğini bizzat göstermiştir.
Peygamberimiz bu derneğe peygamber olmadan önce üye olmuştur. Peygamberlik geldikten sonra “… Ben, ona (Hilful- Füdul cemiyetine) İslamiyet devrinde bile çağrılsam icabet ederim” buyurarak bizlere yine örnek olmuştur.
Evet peygamberimizin bu sözü günümüz Müslümanları için de bir ölçüdür: Zulme ve ahlaksızlığın her türlüsüne karşı birlik beraberlik içinde toplum olarak hareket edelim, tepkisiz kalmayalım.