Jean de La Fontaine (Jeon dö la fonten ) Fransız şair ve yazardır. 8 Temmuz 1621 yılında doğmuş, 13 Nisan 1695 yılında ölmüştür.
1. “Jean De La Fontaine” ve “Ezop” hakkında yaptığınız araştırmalardan edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız. �
Jean de La Fontaine fabl eserleri ile tanınır. Gençlik yıllarında da orman işleriyle uğraşmış, hukuk tahsili yapmış, papaz olarak yetiştirilmek istenmiş fakat hiç birinde başarılı olamamıştır. 1673 yılında Madam de la Sabliere’nin himayesine girdikten sonra yazarlığa ilgi duymaya başlamıştır. Burada yazarlar ve ilim adamlarıyla tanışma fırsatı bulmuştur. İlk masallarını da burada yazmıştır.
EZOP
Ezop, milattan önce 6. yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Yunan masalcıdır. Kahramanları hayvanlar olan masallarıyla bilinmektedir.
Ezop’un bugünkü bilinen ünlü masallarını gerçekten onun yazdığına dair kesin bir kanıt yoktur. Milattan önce 4. yüzyılda Phaleros’lu Demetrios tarafından ona mal edilmiş masalların bir derlemesi hazırlanmıştır.
Aslan Ve Fare
Günlerden bir gün ormanda aslanların en heybetlisi derin bir uykuya dalmış. Yuvasında mışıl mışıl uyurken birden bire sıçramış. Gözlerini açınca bir de ne görsün; yanıbaşında bir fare… Öfkeyle doğrulmuş: “Sen beni ne hakla uyandırırsın?” demiş ve tam da fareyi tuttuğu gibi ağzına götürürken farecik:
— Lütfen beni bağışla, bir gün mutlaka bu iyiliğinin karşılığını öderim demiş.
Aslan büyük bir kahkaha atmış. Haydi bakalım öyle olsun, yoluna git demiş.
2. La Fontaine’in bir fablını arkadaşlarınıza anlatınız. �
Gel zaman git zaman aslan avcılar tarafından yakalanıp iple bir ağaca bağlanmış. Onun kükremelerini duyan fare gelip ipi dişleriyle koparmış ve aslanı kurtarmış ve şöyle demiş:
— Sana iyiliğinin karşılığını öderim dediğimde benimle alay etmiştin. Unutma ki bir farenin bile her zaman bir aslandan üstün yanları vardır.
gadir
ürpermek
soy:
Haksızlık, acımasızlık, merhametsizlik.
Korku, üşüme vb. yüzünden aniden titremek
Cins, tür, çeşit.
haksızlık
bela
Hak ve adalete aykırılık.
İçinden çıkılması güç, sakıncalı durum
NE OLDUM DEMEMELİ NE OLACAĞIM DEMELİ
Nehir kenarı
Geçmiş zaman
Meşe, saz, karayel
Sazın zayıflığı ile dalga geçen meşenin, şiddetli bir fırtına ile yıkılması.
Kendini büyük gören, kibirli
Alçakgönüllü
Konuşturma (İntak)
SÖZ SANATLARI
İnsan dışındaki varlıkları konuşturma, onların ağzından söz söyleme sanatına konuşturma (intak) denir.
Konuşturma, genellikle kişileştirme sanatı ile birlikte kullanılır. Kişileştirme ile insan özelliği kazandırılan varlıklar, konuşturulduğu zaman konuşturma sanatı yapılmış olur.
Akşam rüzgârları der ki Ali’ye:�“Gözler ileriye, gönül geriye…”�Sanki köydekiler görünsün diye�Tepeler alçalır, dereler dolar!
—Deniz ve Mehtap sordular seni: Neredesin?
—Maymun şunu anlatmak istemişti fikrince:�Boşa gitmez kötüye bir ceza verilince.
—Adam elini uzattı,tam onu koparacağı sırada menekşe: Bana dokunma!diye bağırdı.
Meşe, bir gün saza demiş:�— Doğrusu Tanrı size gadirlik etmiş.�(…)
— İyi yüreklisin, demiş saz meşeye,�(…)
Aslan kendini diğer canlılardan üstün görmekte, yenilmez olduğunu sanmaktadır. Fakat insanoğlu aslanı kafese kapatabilecek kadar akıllıdır. Akıl güçten üstündür.
Bugüne kadar dayanmışsın.
dayanmak fiili, öğrenilen geçmiş zamanın 2. tekil kişisi
Ben eğilirim, kırılmam.
eğilmek ve kırılmak fiilleri, geniş zamanın 1. tekil kişisi
Derken karayel arttıkça artmış.
artmak fiili, öğrenilen geçmiş zamanın 3. tekil kişisi
Meşe ile saz ormanda konuşuyorlar.
konuşmak fiili, şimdiki zamanın 3. çoğul kişisi
Her zaman alçak gönüllü olmalıyız.
olmak fiili, gereklilik kipinin 1. çoğul kişisi
Bu iyiliği boşa gitti sanmayın;�Kimin aklına gelir ki bir an,�Fareye işi düşer arslanın?�Ama o da bir gün dışarı çıktı ormandan;�Gitti tutuldu bir ağa.�Ne çırpınma, ne kükreme … Kâr etmez tuzağa.�Bay fare koştu; dişiyle arslanın ağını,�Öyle bir kemirdi ki ağ söküldü nihayet.