1 of 30

BİR SICAK ÇORBADA ANADOLU

Sayfa: 179-180-181-182-183

2 of 30

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

Bir işin yapılış yöntemini açıklama ve belirtmeye tarif, tarifin anlatıldığı yazılara da “tarifname” denir. “Gelecek Derse Hazırlık” kapsamında araştırdığınız çorbanın tarifini görsellerle destekleyerek A4 kâğıdına bir tarifname hazırlayınız. Tarifnamenizi sınıf panonuzda arkadaşlarınızla paylaşınız.

3 of 30

EZOGELİN ÇORBASI TARİFİ

Malzemeler:

  • 1 çay bardağı kırmızı mercimek
  • 2 yemek kaşığı bulgur
  • 2 yemek kaşığı pirinç
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 diş sarımsak
  • 2 yemek kaşığı un
  • 2 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 6 su bardağı su (veya tavuk suyu)
  • 1 tatlı kaşığı nane
  • 1 çay kaşığı pul biber
  • Tuz ve karabiber

4 of 30

Yapılışı:

  1. Tencereye tereyağını alın, ince doğranmış soğan ve sarımsağı kavurun.
  2. Unu ekleyip kokusu çıkana kadar kavurun.
  3. Salçayı ekleyip karıştırın.
  4. Yıkanmış mercimek, bulgur ve pirinci ekleyin.
  5. Üzerine suyu ekleyip kaynamaya bırakın.
  6. Kaynadıktan sonra kısık ateşte malzemeler yumuşayana kadar pişirin.
  7. Pişen çorbayı blenderdan geçirin.
  8. Tuz, karabiber, nane ve pul biber ekleyerek 5 dakika daha kaynatın.

5 of 30

6 of 30

GÖRSEL YORUMLAMA

7 of 30

OKUMA ÇALIŞMASI

Metni, noktalama işaretlerine dikkat ederek sessiz okuyunuz.

8 of 30

Bir sıcak çorbamızı içiniz.” diyerek sizi evine davet eden Anadolu insanı, geleneksel konukseverliğini önce çorbada başlatır. Çorba, Anadolu sofrasının buram buram tüten ilk ikram kâsesidir. Çorbanın bedene güç, dertlere derman olduğunu söyleyen şair, şiirini şu dörtlükle tamamlar:

Kana kuvvet, göze fer,batna ciladır çorba

İllet-i cû’ya deva, mağz-ı gıdadır çorba.�Âlemin sevgilisi dense sezadır çorba,�Ağnıya dostu, muhibb-i fukaradır çorba.

9 of 30

“Çorbada bizim de bir kaşık tuzumuz bulunsun.” sözü, Anadolu’da birlikte yapılan bir işe, bir yardıma katkıda bulunmayı ifade eder. “İşin kıyısı, çorbanın koyusu” tekerlemesi, az iş yapan, yemeğe gelince çok yiyen tembel kişiler için söylenir. “Çorbanın yağı yüzünde, insanın merdi sözünde durur.” atasözü de yine Anadolu’da çok söylenir.

Yoğurtlu çorba, düğün çorbası, yayla çorbası, tavuklusu, soğanlısı, sütlüsü, unlusu derken tarhanaya kadar çeşitleri içinde Anadolu, çorbalarda bulur ağız tadını. Tarhana çorbasının bir de hikâyesi vardır. İsterseniz anlatalım:

10 of 30

OsmanlI Padişahı Yavuz Sultan Selim, bir ramazan ayını Edirne’de geçirir. Bilirsiniz, ramazan ayında herkes evine konuk davet eder, iftar açmak için. Bu gelenek Edirne’de de vardır.

Bir gün Yavuz Sultan Selim, yanından hiç ayırmadığı yakın dostu Haşan Çan’la kıyafet değiştirir, birlikte Edirne’yi gezmeye çıkarlar. İftara yakın saatlerde sokak sokak dolaşırlar. Yavuz Sultan Selim, Haşan Çan’a şöyle der:

— Bak Haşan, iftar topu atılır atılmaz hangi evin önündeysek o eve konuk olalım, iftarı o evde açalım.

Her evin önünde ev sahibi ya da evden bir genç, kapısını açmış, konuk beklemektedir. Yavuz Sultan

Selim’i ve Haşan Çan’ı kimse tanımamakta; fakat herkes evine çağırmaktadır.

11 of 30

Bu sırada iftar topu atılır. Yavuz Selim ve Haşan Can o anda tek katlı, kerpiç bir evin kapısı önündedirler. Ev sahibi, hiç görmediği bu konukları içeriye buyur eder. Girerler. Ortada bir tahta sini, üzerinde buram buram tüten, tüttükçe iştah açan bir kâse çorba. Kenarında sıcak sıcak pideler. Tüm yiyecek bu. Sofraya otururlar. Ev sahibi, sevinçlidir, önce tuzla iftarı açar, sonra çorbaya başlarlar. Bir ara Yavuz Sultan Selim, konuşmaya başlar. Haşan Can da dalgınlık ve dil alışkanlığı ile:

— Evet Sultanım, öyledir Hünkârım… deyince, ev sahibi şaşırır. Padişahın sofrasında olduğunu anlar. Ne var ki, fazla bir şey ikram edemeyeceği için üzgündür. Padişah, üzüntüsünü gidermek için:

12 of 30

— Bu akşamki kısmetimiz ne güzel, ne lezzetli çorba bu, diye iltifat eder. Ev sahibi, elinden bu kadar geldiğini anlatmak için:— Darhane çorbasıdır, kusura bakma Sultanım, der.Yani fakirane çorbası demek ister. O günden sonra, bu çorbanın adı “darhane çorbası” olarak kalır. Bugün “tarhana” dediğimiz çorba.Sofraların da, çorbanın da baş tacı olur tarhanamız.Anadolu’da eski bir söz vardır: “İyilik kapısını aç, kötülük kapısını kapa. Açtığın kapıdan bir gün ola ki Sultan girer.” derler. Bunun gibi, Edirne’de Yavuz Sultan Selim’e açılan kapıdan “darhane çorbası” girer, o evi geniş ve mutlu bir ev yapar.

13 of 30

Anadolu’da “bir kaşık sıcak çorba” üzerine söylenmiş nice tekerlemeler ve öyküler vardır. Çorbaya sormuşlar:— Neden önden gidersin, diye.— Ardımdan gelecek etliyle, tatlının yolunu açarım, cevabını vermiş. Onun gibi çorba, Anadolu sofrasının kapı yoldaşıdır, sonradan gelecekleri buyur eder.Anadolu’daki bir söylentiye göre, Lokman Hekim’e sormuşlar:— Hastaya ne verelim? diye.— Çorba, demiş.— Peki, demişler, çok yaşamak için ne yiyelim?— Ekşili çorba, diye karşılık vermiş.

14 of 30

15 of 30

16 of 30

17 of 30

18 of 30

1.Okuduğunuz metinde çorbanın hangi faydalarından bahsedilmektedir?

Çorba kana kuvvet, göze ışık veriyor, açlığı gideriyor, akla gıda oluyor; bedene güç veriyor, dertlere derman oluyor.

19 of 30

2.Çorba kana kuvvet, göze ışık veriyor, açlığı gideriyor, akla gıda oluyor; bedene güç veriyor, dertlere derman oluyor.

Şiir, atasözü, tekerlemeye yer verilmiştir.

20 of 30

3.Metinde Anadolu insanının hangi geleneklerine atıf yapılmıştır?

Konukseverlik, misafire ikramda bulunma, birlikte iş yapma işe yardım etme (imece), ramazan ayında iftar için eve misafir alma

21 of 30

4.Günümüzde kullanılan “tarhana” kelimesi hangi ifadenin biçim değiştirmesiyle oluşmuştur?

Darhane ifadesinin biçim değiştirmesiyle oluşmuştur.

22 of 30

Yavuz Sultan Selim, bir ramazan ayında Edirne’de dostu Hasan Can ile kıyafet değiştirerek sokakları gezer. İftar saati yaklaşırken, sokaklarda evler birbirini konuk etmeye davet etmektedir. Yavuz Sultan Selim ve Hasan Can, iftar topunun atılmasıyla birlikte, bir evin önünde konuk olurlar. İçeri girdiklerinde, evde sadece bir kâse çorba ve sıcak pideler vardır. Ev sahibi, misafirinin Yavuz Sultan Selim olduğunu öğrendiğinde endişelenir ancak Sultan, ev sahibine iltifat ederek moral verir. Ev sahibi, çorbanın adının “darhane çorbası” olduğunu, yani fakirler için yapılan bir çorba olduğunu söyler. Bu olaydan sonra, bu çorbanın adı “darhane çorbası” olarak kalır ve günümüzde tarhana çorbası olarak bilinir. Çorbanın ve yemeğin Anadolu’daki önemi vurgulanarak, çorbanın sofralarda her zaman baş tacı olduğu anlatılır.

23 of 30

24 of 30

25 of 30

26 of 30

“Çorba, bir yürek yağmurudur.” sözü, çorbanın insan ruhunu ısıtan, sıcak ve rahatlatıcı bir öğün olduğunu ifade eden derin bir anlam taşır. Bu benzetme, çorbanın sadece fiziksel değil, duygusal bir iyileştirici özelliği olduğunu vurgular. Atasözü, bu durumu etkili, kısa ve ilgi çekici bir şekilde dile getirmiştir.

27 of 30

28 of 30

29 of 30

GELECEK DERSE HAZIRLIK

Size en yakın kütüphanelerden birine giderek Nasrettin Hoca fıkralarına yer veren bir kitap bulunuz. Kitaptaki fıkralardan beğendiğiniz bir tanesini seçiniz. Fıkrayı küçük bir kartonun üzerine yazınız. Bu fıkradan yola çıkarak bir slogan oluşturunuz. Kartonun arka yüzüne, oluşturduğunuz sloganı yazınız.

Arkadaşlarınızla görev dağılımı yaparak Nasrettin Hoca, Nasrettin Hoca’nın karısı ve bir askerin maskelerini hazırlayınız.

30 of 30