ÖLÜMSÜZLEŞEN BAHÇE
Sayfa 156-157-158-159-160-161-162-163-164
METNE HAZIRLANALIM
Aşağıdaki ifadede noktalı yere yazılması gereken kişinin adını verilen bilgiden yararlanarak arkadaşlarınızla belirleyiniz.
Mimar Sinan
GÖRSEL YORUMLAMA
OKUYALIM
Ölümsüzleşen Bahçe” adlı metni sesli okuyunuz. Okuma sırasında sözcükleri doğru telaffuz etmeye özen gösteriniz ve metni akıcı bir şekilde okuyabilmek için noktalama işaretlerine dikkat ediniz.
1. Osmanlı sarayında resmi yapıların onarım ve yapım işleriyle uğraşan mimarların başı
2. Katlardaki döşemeleri birbirlerine bağlayan düşey boru.
3. Cami, mescit vb. yerlerde Kâbe yönünü gösteren, duvarda bulunan ve imama ayrılmış olan oyuk veya girintili yer.
4. Genellikle cami avlularında bulunan, çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskiyeden su akan, üzeri kubbeli veya açık havuz.
5. Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta, bezekçi
6. Bir halatla makaralardan oluşturulan, ağır cisimleri kaldırmaya, sağa sola döndürmeye yarayan düzenek.
7. Camilerde parmaklıkla ayrılmış yüksek yer.
8. Omuzda veya deve, fil, at vb. hayvanlara yüklenerek götürülen; üstü örtülü, insan taşınan araç.
9. Yarım küre biçiminde olan ve yapıyı örten dam, kümbet.
10. Düğün çiçeğigillerden çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi.
11. Güvenlik görevlisi.
1) Mimar Sinan’dan kendisi için bir cami yapmasını isteyen padişah kimdir?
II. Selim’dir.
2) Caminin yapılacağı tepedeki bahçenin özellikleri nelerdir?
Meriç Ovası’nı bir uçtan bir uca görmesidir.
3) Selim Dede’nin bahçesini vermemesinin sebepleri nelerdir?
Çünkü bahçede her türlü sebze ve meyve yetişirdi. Türlü türlü çiçekler vardı ve Selim Dede bunları insanlara, çocuklara dağıtırdı. Elma ağacını da ölen karısıyla evlendikleri gün dikmişlerdi. O elma ağacında karısının anısını yaşatıyordu.
4) Selim Dede, Mimar Sinan’ın hangi sözü üzerine bahçeyi vermeye razı olur?
Selim Dede, Mimar Sinan, bahçeyi ölümsüzleştirceğini söyleyince bahçeyi vermeye razı oldu.
5) Selim Dede’nin camiyi gezerken duygulanmasının sebebi nedir?
Caminin çini süslemelerinde bahçesindeki ağaçları, çiçekleri ve özellikle de elma ağacını görünce duygulanmıştır.
Mimar Sinan’ın hangi davranışı onun adil ve dürüst olduğunu göstermektedir? Metnin içeriğinden hareketle açıklayınız.
Selim Dede Mimar Sinan’a “Sen olsan böyle bir bahçeyi verir miydin?” diye sorunca “Hayır, ben de olsam vermezdim.” demesinden ve Selim Dede’ye olan sözünü yerine getirmesi onun adil ve dürüst olduğunu göstermektedir.
Selim Dede’yi kandırıdamadılar.
ey koca mimar, elinle oluşturduğun bu bahçeyi kıyıp verebilir miydin?
keşke!” diyordu içinden.
bu
sürüyle
beş uzun
mor
Hangi
biricik
geniş
Ak sakallı mimarbaşı, bir sabah erkenden iki baştan birer katırın taşıdığı üstü deri kaplı kubbeli bir çadırı andıran tahtırevanıyla yokuşu tırmandı. Tahtırevanın iki yanında iki sıralı kollukçular, elde kılıç gidiyordu. Süslü giysili bir seyis de katırları yediyordu. Selim Dede, tahtırevanın bahçesinin önünde durduğunu görünce heyecanlandı. Padişah geldi sandı. Sırtını verdiği elmanın dibinde ayağa kalktı. Gelen mimardı. Ak sakallı yaşlı mimarı saygıyla karşıladı. Sinan, kollukçuları dışarıda tahtırevanın başında bırakmış, Dede’nin yanına yalnız başına gelmişti. Selam vererek toprağa çöktü. Selim Dede de oturdu. Bir süre ikisi de konuşmadı. Cıvıldaşan kuşların sesini dinlediler. Sessizliği Sinan bozdu:
Bu sözcükler kendilerinden önce geldikleri isimleri ya nitelemiş ya da işaret, sayı, belirsizlik gibi yönlerden belirtmiştir.
renk renk
dillere destan
Biraz
on bir
bu
renk renk
dillere destan
bu
on bir
Çünkü burada dede kelimesi akrabalık bildirmez, lakap olmuştur. Bu nedenle büyük harfle başlatılmıştır.
Ben Mimar Sinan olsaydım, bugün burada tasarımın ve sanatın önemini vurgulamak için sizlerle bir araya gelmek isterdim. Her bir eserim, ülkemin tarihini ve kültürel zenginliğini ölümsüzleştirmek adına attığım bir adımdır. Padişahımın desteğiyle inşa ettiğim yapılar, sadece mimari örnekler değil; aynı zamanda halkımın yaşamına dokunan, ruhunu yansıtan mekânlardır. Çalışmalarımda her zaman arı gibi çalışmanın gerekliliğine inandım. Her detay, her çini, her taş, benim için büyük bir öneme sahiptir. Tasarım sürecinde gösterdiğim özen, her yapının benzersiz ve kalıcı olmasını sağlar. Zamanla yarışarak, bu eserlerimin ülkemin dört bir yanında kalıcı bir miras bırakacağına inanıyorum.
İşte bu yüzden, yaptığım her yapı sadece bir bina değil, aynı zamanda milletimin kültürel kimliğini yansıtan bir simge olmalıdır. Benim için mimarlık, bir sanat dalı olmanın ötesinde, bir sorumluluktur. Gelecek nesillere bırakacağımız bu miras, ulusumuzun geçmişini ve değerlerini yaşatacaktır.
Birlikte, bu yolda ilerleyelim ve ülkemizi daha da güzelleştirelim. Teşekkür ederim.
Yıldız Sarayı, İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyıldaki önemli yapılarından biridir. Sultan II.Abdülhamid tarafından 19. yüzyılın sonlarında inşa ettirilmiştir ve Osmanlı padişahlarının ikametgâhı olarak kullanılmıştır.
Efes Antik Kenti, Türkiye’nin İzmir ilinde, Selçuk ilçesi yakınlarında bulunan önemli bir antik yerleşimdir. M.Ö. 10. yüzyıla kadar uzandığı düşünülen Efes, Roma döneminde Asya’nın en büyük şehirlerinden biri haline gelmiştir. Antik dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı burada bulunuyordu.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Türkiye’nin Sivas iline bağlı Divriği ilçesinde bulunan, 12. yüzyıldan kalma önemli bir yapı kompleksidir. 1228-1229 yılları arasında Mengücek Beyliği tarafından inşa ettirilmiştir.
Süleymaniye Camii, İstanbul’un en büyük ve en ünlü camilerinden biridir. Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1550-1557 yılları arasında inşa ettirilmiştir. Mimar Sinan’ın başyapıtı olarak kabul edilen cami, mimari zarafeti ve ihtişamıyla dikkat çeker.