52.71.SAYFALAR ARASI
Uçurtma ile ilgili bildiklerinizi anı, gözlem ve deneyimlerinizden hareketle arkadaşlarınızla paylaşınız.
Uçurtma, genellikle hafif malzemelerden yapılan ve bir ip yardımıyla gökyüzünde uçurulan bir yapıdır. Çocukların ve yetişkinlerin keyifle oynadığı bu oyun, aynı zamanda özgürlüğü ve hayalleri temsil eden bir simge olarak da kabul edilir. Ben de uçurtma uçurmayı çok severim. Ağabeyimle biz de kendi uçurtmamızı yapıp gökyüzünde uçururuz. Ama ağaca ya da tellere takıldığında çok üzülüyorum.
Geleneksel çocuk oyunları ve bu oyunların kültürümüzdeki önemiyle ilgili araştırmanızdan edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
Geleneksel çocuk oyunları, büyüklerimizin küçükken oynadığı ve bize miras kalan oyunlardır. Bu oyunlar, sokakta ya da bahçede oynanan, eğlenceli ve öğretici oyunlardır. Körebe, saklambaç, mendil kapmaca, ip atlama gibi oyunlar, hem arkadaşlarımızla güzel zaman geçirmemizi sağlar hem de hareket etmemizi destekler.
Bu oyunlar, sadece eğlence için değil, aynı zamanda dostluk, paylaşma ve takım olma duygusunu geliştirmek için de önemlidir. Ayrıca, kültürümüzü tanımamıza yardımcı olur ve büyüklerimizle ortak anılar oluşturmamızı sağlar. Geleneksel oyunları oynayarak hem eğleniriz hem de kültürümüzü yaşatırız.
GÖRSEL YORUMLAMA
METNİ DİNLEME VE OKUMA
Öğretmeniniz metni okurken onu dikkatlice dinleyiniz.
Metni vurgu ve tonlamaya dikkat ederek normal konuşma hızınıza yakın bir hızda sesli okuyunuz.
Metin, alındığı kaynaktaki yazım ve noktalaması korunarak kitabınıza aktarılmıştır. Metni okurken cümle içinde ve sonunda kullanılan noktalama işaretlerinin kullanım amaçlarına dikkat ediniz.
“Öff! dedim belimi doğrulturken. “Nasıl da yorulmuşum.” Oturduğum döşemenin üzerinden kalkıp, kendimi yumuşak bir koltuğa attım. Gözlerimi odanın içinde dolandırırken, çevreme serpiştirdiğim rengârenk uçurtmalara sevinçle baktım. Tüm renklerin gelip göz bebeklerime yerleştiğini duyumsadım.
Bir gökkuşağını anımsatan upuzun ve rengârenk kuyruklarıyla yerde, masanın, sandalyelerin üzerinde duran uçurtmalarımı parmağımı uzatarak, tek tek saydım. “Tam on iki uçurtma. Mahallenin çocuklarına yeter mi? Geçen yıl sekiz tane yapmıştım da, birkaç çocuk açıkta kalmıştı. Yetmeyecek olursa bir daha, bir daha yaparım, öyle çok malzemem var ki…”
Yaşlı bedenim oturduğum koltuğa biraz daha gömülürken, ilk kez yorulduğumu hissettim. Beş gündür bu uçurtmalarla uğraşıyor, onları çocukların hoşuna gidecek biçimlere sokmaya çalışıyorum. Bundan öyle büyük bir sevinç duyuyorum ki, anlatması kolay değil.
Koltuğuma biraz daha gömülürken, “Yarın olsun, gökyüzü renklerle donanacak, bir yarın olsun,” diye mırıldandım ve göz kapaklarımın ağırlaştığını hissettim.�Yattığım yerden fırlayıp pencereye koştum. Sabah olmuş, öyle güzel bir gün başlamıştı ki, içim sevinçle doldu. Penceremin kanadını ardına kadar açtım ve kollarımı iki yana açarak baharı kucakladım. Baharın ılık nefesi açık yakamdan içeri girip tüm vücudumu bir müjde gibi sardı.
Bugün kendimi çok canlı hissediyorum. İçi içine sığmaz bir çocuk gibiyim. Çocuksu sevinçlerle dolu olduğum için art arda neşeli kahkahalar attım. Artık giyinmeliyim, çocuklarımın beni bahçe kapılarında ya da pencere önlerinde beklediklerini biliyorum. Heyecanlı ve sabırsız olduklarını da. Çünkü üç bahardır böyle oluyor.�Giyinirken bir yandan da düşünüyorum. Öğretmen emeklisiyim. Ama emekli olmak bana göre değil, daha doğrusu öğrencilerimden uzakta kalmak.
Bu düşünceyle ve onlara yakın olma tutkusuyla, bir okulun kantinini işlettim uzun süre. Mutluluk dolu günlerdi onlar. Minicik öğrenciler benden bir şey satın aldıklarında, ellerindeki paraya değil, sadece o küçük, aydınlık yüzlere bakardım. O anda yaşlı yüreğim bilinmedik sevinçlerle dolup taşardı.�Biraz daha yaşlanınca, o işi de bırakıp bu semte taşındım. Yalnız yaşıyorum, çocuklarım ve torunlarım yok ama, bu semtin tüm çocukları benim torunlarım, kopamadığım öğrencilerim. Bir de beni mutlu eden uçurtmalarım var.
Kendimi bu düşüncelerden kurtarıp, uçurtmalarımın yanına gittim. Onları iki koltuğumun altına sıkıştırıp hevesle dışarı fırladım. Bağırıyorum:�“Haydi çocuklar! Öğretmen dedeniz geldi!.. Uçurtmalarınız geldi!..”�Kulakları dışarıda olan çocuklar, bu sesle kendilerini dışarı attılar. Bir anda çevremi sarıp bağırıp çağırmaya, uçurtmalarına kavuşmak için sabırsızca tepinmeye başladılar.
“Durun!.. Durun!” diye bağırdım. Hepinize yetecek kadar var, sabırsız olmayın. Şu mor renkli uçurtma senin Can. Kuyruğu alacalı olan da Gün’ün. Palyaço suratlı olanını Deniz’e yaptım. Neredesin, küçük Deniz?”�Ohh… Nihayet uçurtmalarım afacan sahiplerini buldu. Çok mutluyum, çocuklar gibi seviniyorum. Küçük Deniz’in elinden tuttum, kırlara doğru koştuk.
“Koyuverin uçurtmalarınızı! Koyuverin rüzgâra karşı!.. Gökyüzünde martılar gibi süzülsünler, göğün rengine karışsın uçurtmalarınızın rengi!” diye haykırıyorum. Yoksa çocuklardan daha mı heyecanlıyım? Bu heyecanım çocuklara da yansıdı. Onlar da bağırıyor, » çağırıyor, neşeli çığlıkları kırlarda yankılanıyor.�Papatyalı tepelere ulaştığımızda, uçurtmalarımızı hep birlikte baharın ılık rüzgârlarına karşı bıraktık. Onlar gittikçe yükseliyor, renkli kuşlar gibi süzülüyorlar. Gökyüzü onlarla doldu, sanki güneş yedi rengini salıvermiş de mora, turuncuya, kızıla boyamıştı bu sonsuz boşluğu.
“Nasıl da süslendi gökyüzü! Görüyor musun, öğretmen dede? diye bağırdı Can uzaktan.�“Sanki gökyüzüne renkli bir tül çekilmiş,” diye ilave etti Onur.�“Evet,” diye yanıtladım başımı gökyüzünden ayırmadan. Bakın,bakın! Kuyruklarını nasıl da iki yana ahenkle sallıyorlar!�Bana bu çocuksu heyecanı veren, papatyalı tepeler mi, yoksa içimde birer tomurcuk gibi açan çocuklar mı? Doğrusu anlayamıyorum. Sevgili küçüklerim haykırıyorlar:
“Benim uçurtmam artık o kadar yüksekte ki, onu göremiyorum!”�“Benimkisi şu anda güneşle kucaklaşıyor, bunu görebiliyorum!�Onlara gülümseyerek baktım. Bir an çocukluğumu anımsadım. Benim ve babamın elinde birer uçurtma var. Babam bağırıyor: “Haydi Ali, koyuver uçurtmanın ipini! Sal gökyüzüne, bugün gökyüzü bizim olacak! Yarışacağız seninle ve kazanacağım yarışı. Dondurma ısmarlayacaksın bana unutma haa!” Ardından neşeli kahkahalar. Yüreğim burkulur gibi oldu.
Kendimi tekrar uçurtmalara ve çocuklara verdim.�“Elindeki yumağı yere at Deniz!” diye bağırdım. “Sal salabildiğin kadar ipi. Bak! Baharın ılık rüzgârları onu alıp nasıl da yücelere götürüyor!” Onlara bakarken, güneşten kamaşan gözlerimi iyice ovuşturdum. Küçük Deniz’e bakıp, “Bu mevsim en az onun kadar taze, onun kadar canlı” diye düşündüm. Bu canlılığı ben de içimde duyuyorum. Kıştan çıkmak kolay mı? Bir de benim gibi yaşlı olunca insan, baharı nasıl da özlemle bekliyor.
Yanlarından geçen bir uçurtma ile havalanan leylekler, bu rengârenk uçurtmaların içinde ahenkle kanat çırpıp bir kaybolup, bir çıkıyorlardı. Daha sonra uçurtmaların içinden sıyrılıp, gökyüzünün masmavi boşluğunda kaybolup gittiler. Leyleklere, mavi bir atlas gibi parlayan gökyüzüne ve papatyalı tepelere uzun uzun baktım. “Keşke her mevsim bu tür güzelliklerle dolu olsa,” diye düşündüm.�“Haydi yarışın!�Uçurtmalarınızı daha yücelere salın çocuklar!” diye bağırıyorum. Sanki bu uçurtmalarla birlikte göğün maviliğini kucaklamak istiyorum.
“Öğretmen Dede, uçurtmamı kaçırdım elimden, yakala onu, lütfen! Yakala!..” diye bağırıyor küçük Deniz ve bana doğru koşuyor.�“Üzülme,” dedim. “Sana yeniden yapacağım. Hem öyle kocaman, öyle güzel olacak ki, gökyüzünde süzülürken tüm kuşlar onu kıskanacak.”�“Şimdi istiyorum!” dedi ağlamaklı bir sesle. “Şimdi!”�Kuyruğunu sallayarak gittikçe uzaklaşan uçurtmanın arkasından hüzünle baktı küçüğüm. Sanki sevinçleri de onunla uzaklaşıyor.
Hayır, bu kelimeler metnin anahtar kelimeleri olamaz. Çünkü metnin ana temasını ve olay örgüsünü yansıtmamaktadır. Anahtar kelimeler, metnin ana fikrine ve olayların merkezine daha uygun kelimeler olmalıdır.
Uçurtma
Çocuk
Öğretmen
Gökyüzü
Bahar
Renk
Mutluluk
Kanat
Çocuk/Çocuklar
Öğretmen:
Gökyüzü:
Mutluluk:
Evlat
Muallim
Sema
Neşe
1. Öğretmen, emekli olduktan sonra neden uçurtma yapmaya karar vermiştir?
Bence öğretmen, emekli olduktan sonra can sıkıntısından kurtulmak ve bir şeylerle meşgul olmak için uçurtma yapmaya karar vermiş olabilir. Hem de çocukluğunu hatırlamak istemiş olabilir. Uçurtma yapmak eğlenceli bir hobi gibi görünüyor!
2. Öğretmen, uçurtma sayısını neden artırmaya karar vermiştir?
Öğretmen, daha fazla çocuğu mutlu etmek için uçurtma sayısını artırmaya karar vermiş olabilir. Belki de çevresinde çok çocuk vardı ve hepsine yetecek kadar uçurtma yapmak istedi.
3. Çocuklar, uçurtmalarını gökyüzüne bıraktıklarında ne hissetmişlerdir?
Çocuklar, uçurtmalarını gökyüzüne bıraktıklarında çok heyecanlanmış ve mutlu olmuşlardır. Ben olsam, uçurtmamın gökyüzünde süzülmesini izlerken kendimi özgür ve harika hissederdim!
4. Deniz, uçurtmasını kaybedince neler hissetmiştir? Öğretmen, Deniz’e nasıl bir öneride�bulunmuştur?
Deniz, uçurtmasını kaybedince üzülmüş ve hayal kırıklığına uğramış olabilir. Ben olsam, çok üzülürdüm. Öğretmen, Deniz’e muhtemelen üzülmemesini söylemiş ve belki de yeni bir uçurtma yapmasına yardım etmeyi önermiştir.
5. Siz öğretmenin yerinde olsaydınız çocukları sevindirmek için neler yapardınız?
-Uçurtma yapma yarışması düzenlerdim ve herkese ödül verirdim.
Piknik yapıp hep beraber oyunlar oynardık.
Onlarla birlikte resim yapıp, yaptığımız resimleri okulun duvarlarına asardık.
Belki de hep beraber bir tiyatro oyunu hazırlayıp ailelere gösterirdik.
Dostluk:
Dürüstlük:
Sorumluluk:
Duyarlılık:
Fedakar, çalışkan, özverili
Evet, çocukların emekli öğretmeni sevmelerinde bu özelliklerin kesinlikle büyük bir etkisi olabilir. Nedenlerini şöyle açıklayabiliriz:
Sıcakkanlı ve sevecen olması:�Çocuklar, kendilerine karşı sıcak ve sevgi dolu davranan yetişkinlere doğal olarak yakınlık hissederler. Bu özellik, öğretmenle çocuklar arasında güçlü bir duygusal bağ kurulmasını sağlar.
Güvenilir ve sözünün eri olması:�Çocuklar için güven çok önemlidir. Öğretmenin sözünde durması, çocukların ona güvenmesini ve saygı duymasını sağlar.
Sorumluluk sahibi ve koruyucu olması:�Çocuklar, kendilerini güvende hissettikleri kişilere bağlanırlar. Öğretmenin onların güvenliğini ve mutluluğunu önemsemesi, çocukların ona karşı olumlu duygular beslemesine yol açar.
Anlayışlı ve empati yeteneği yüksek olması:�Çocuklar, kendilerini anlayan ve fikirlerini önemseyen yetişkinlere değer verirler. Bu özellik, öğretmenle çocuklar arasında güçlü bir iletişim kurulmasını sağlar.
Üzüntü ve çaresizlik:
Uçurtmasını kaybettiği için üzgün ve çaresiz hissediyor.
Telaş ve endişe:
Uçurtmasını yakalamak için öğretmene koşarak yardım istemesi, telaşlı ve endişeli olduğunu gösteriyor.
Sabırsızlık:
“Şimdi istiyorum!” demesi, yeni bir uçurtma için sabırsızlandığını gösteriyor.
Hayal kırıklığı:
Uçurtmasının gittikçe uzaklaşmasını izlerken yaşadığı duygu hayal kırıklığı olarak tanımlanabilir.
Öğretmenin duygu durumu:
Şefkat ve anlayış:
Deniz’e “Üzülme!” demesi ve onu teselli etmeye çalışması, şefkatli ve anlayışlı olduğunu gösteriyor.
Yardımseverlik:
Deniz’e yeni bir uçurtma yapma sözü vermesi, yardımsever olduğunu gösteriyor.
İyimserlik:
Yeni uçurtmanın daha güzel olacağını söylemesi, iyimser bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.
Empati:
Deniz’in duygularını anlayarak onu teselli etmeye çalışması, empati kurabildiğini gösteriyor.
İşaretlediğim (öznel ifade içeren) cümle sayısı: 4
İşaretlemediğim (nesnel ifade içeren) cümle sayısı: 4
Çünkü “Ali” bir özel isimdir. Özel isimler her zaman büyük harfle başlar.
Çünkü bu kelime cümlenin başında yer almaktadır. Cümlelerin ilk harfi her zaman büyük yazılır.
23 Nisan bütün çocuklar için bayramdır. (nisan)
Yarın Ahmet Bey oyun parkının açılışını yapacak. (bey)
Çok şık bir bey kapıda gülümseyerek bekliyor. (bey)
Çocukken sokak bizim oyunlarda buluştuğumuz yerdi. (sokak)
Buluşma noktamızı Güneş Sokak olarak belirledik. (sokak)
Ağrı Dağı ülkemizin eşsiz doğal alanlarından biridir. (dağı)
Bu dağı gezmek isteyen birçok kişi yaz aylarında bölgeye akın eder. (dağı)
Sizce çocukların zaman geçirdiği ortak yaşam alanlarının korunmaması ne gibi sorunlara�yol açabilir? Söyleyiniz.
Bence çocukların oyun alanlarının korunmaması şöyle sorunlara yol açabilir:
Parklardaki salıncaklar ve kaydıraklar bozulabilir, oynamak tehlikeli olur.
Her yer çöp dolu olursa oyun oynamak için yer bulamayız.
Ağaçlar kesilirse gölgede oynayamayız, çok sıcak olur.
Paragrafta bahsedilen sorumluluğun yerine getirilmesiyle okuduğunuz metindeki çocukların kırlarda uçurtma uçurabilmesi arasında bir ilişki olabilir mi? Örneklerle�açıklayınız.
Evet olabilir. Eğer uçurtma uçulan kırlar da korunmasaydı ve zarar görseydi, oraya binalar dikilseydi çocuklar için uçurtma uçurabilecekleri bir alan kalmamış olacaktı.
Arkadaşlar merhaba, burada yani sosyal medya hesabımda aşağıdaki görselden hareketle bir diyalog yazacağım, umarım beğenirsiniz.
Berke: Arkadaşım tüm çöplerini çöp kutusu yerine yere atmışsın. Bu doğru bir davranış mı sence?
Samet: Aman dostum ne olacak saki?
Berke: Nasıl ne olacak arkadaşım, çevreyi kirletiyorsun.
Samet: Bir ben mi attım sanki herkes atıyor.
Berke: Ama herkes böyle düşünürse etraf çöpten geçilmez ki!
Samet: Temizlik görevlileri var nasıl olsa, onlar halleder.
Berke: Arkadaşım, sen evde de nasıl olsa annem halleder deyip her şeyini evin ortasına mı atıyorsun? Hem doktorların işi insanları iyileştirmek için hasta olmaya mı çalışalım? Veya polislerin işi suçluları yakalamak diye suç mu işleyelim?
Samet: Galiba haklısın arkadaşım. Beni uyardığın için teşekkür ederim, iyi günler
Berke: İyi günler arkadaşım.
Emre ve ailesi iki hafta sonra gerçekleşecek olan ödül töreni için sabırsızlanıyordu ( . ) Beklenen gün sonunda gelmişti ( . ) Emre en yakın arkadaşları Ahmet ( , ) Eren ve Yasin ile buluşup yola çıktı ( . ) Okulun bahçesine geldiklerinde her yerin rengârenk balonlarla süslendiğini gördüler ( . ) Emre satranç turnuvasında okul 1 ( . ) si olmuştu ve bu başarısından dolayı öğretmenleri ( , ) arkadaşları ve ailesi onunla gurur duyuyordu ( . ) Okul müdürü "Kıymetli öğrenciler ( , ) bu başarı hepiniz için bir ilham kaynağı olacaktır." dedi ( . ) Törenden sonra Emre ve arkadaşları kutlamalara devam etmek için M ( . ) Kemal Parkı'na gitmeye karar verdiler ( . ) Çocuklar gün boyunca parkta koştular ( , ) koştular ( , ) koştular ( ...
Planlama:
Yazma öncesi hazırlık yapmaktır. Planlamada önce metnin konusunu seçeriz, sonra konuyla ilgili bilgi toplarız. Metinde bu bilgilere nasıl ve hangi sırayla yer vereceğimizi belirleriz. Yazımızın dil ve anlatım özelliklerine karar veririz. Artık taslağımızı oluşturmaya başlayabiliriz.
Taslak (Metin) Oluşturma:
Yaptığımız plana göre yazımızı oluşturduğumuz stratejidir. Burada kusursuz yazmak değil, metnin ana yapısını oluşturmak önemlidir. Bu aşamada rahat davranabiliriz çünkü taslağımızı gözden geçirme stratejisiyle düzenleyeceğiz.
Paylaşma:
Yazdığımız metni nasıl ve kimlerle paylaşacağımıza karar vererek gerekli çalışmaları yaptığımız stratejidir.�Metnimizi sınıf panosunda, okul gazetesinde, bir dergide yayımlayabilir, uygun çevrim içi ortamlarda da (okulun genel ağ sayfası vb.) paylaşabiliriz.
Gözden Geçirme:
Taslağımızı hem içerik hem yazım ve noktalama yönünden düzenlediğimiz aşamadır. Bu aşamada taslağımızı birkaç kez okumak önemlidir. Belirlediğimiz hataları düzeltip yazımızda gerekli gördüğümüz yerlerde ekleme ve çıkarmalar yapabiliriz. Taslağımıza son şeklini verdik. Artık metnimizi paylaşmak için hazır mıyız?
Mavi renkli bölümlerde paragrafın konusu ve ana düşüncesi verilmiştir. Yeşil bölümde Basri amcanın fiziksel özellikleri, kırmızı bölümde kişilik özellikleri verilmiştir.
Planlaması
a. Metnin içeriğini belirlerken, Basri amcanın hem fiziksel hem de kişilik özelliklerine dikkat etti. Ayrıca, paragrafta karakterin çevresiyle ilişkisini de göz önünde bulundurdu.�b. İçeriğin sırasını, önce fiziksel özellikler, ardından kişilik ve çevresel ilişkiler şeklinde düzenledi. Giriş ve sonuç cümleleri de metnin başında ve sonunda yer aldı.�c. Kullanacağı dil ve anlatım özelliklerini, anlatacağı karakterin yaşına ve durumuna göre belirledi. Ayrıca, okuyucunun kolay anlayabileceği bir dil seçti.
Taslak (Metin) Oluşturması
a. Planındaki kelime veya kelime gruplarını, önce fiziksel betimlemelerle cümlelere dönüştürdü, ardından kişilik özelliklerini açıklayan cümleler ekledi.�b. Taslak metin hâline getirirken, karakterin daha derinlemesine tanımlanabilmesi için düşündü ve gerekiyorsa düzeltmeler yaptı. Ayrıca, metni akıcı hale getirmek için eklemeler yaptı.
2.Fiziksel Özellikler: Nasrettin Hoca’nın dış görünüşü anlatılacak
3.Kişilik Özellikleri: Hoca’nın mizah anlayışı ve kişiliği üzerinde durulacak
4.Sonuç: Nasrettin Hoca’nın kültürümüzdeki önemi vurgulanacak.
Nasrettin Hoca, Türk halk edebiyatının en bilinen ve sevilen karakterlerinden biridir. Fiziksel olarak, orta boylu, uzun beyaz sakallı, başında sarığı ve üzerinde kaftanı olan birisidir. Onu farklı kılan en büyük özelliklerinden biri, derin bilgisi ve mizah anlayışı ile insanlara ders vermesidir. Fıkralarında, sıradan olayların arkasındaki derin anlamları ustalıkla ortaya koyar. Hem güldürür hem düşündürür. Nasrettin Hoca, bilgeliği ve esprili tavırlarıyla sadece bizim kültürümüzde değil, dünya genelinde de saygı gören bir karakterdir.
2.Fiziksel Özellikler: Keloğlan’ın dış görünüşü, başının kel olması.
3.Kişilik Özellikleri: Saf, cesur ve zeki oluşu.
4.Sonuç: Keloğlan’ın Türk masal kültüründeki yeri ve önemi.
Keloğlan, Türk masal kültürünün en sevilen kahramanlarından biridir. Fiziksel olarak, başı kel, genç ve ince yapılı bir köylü genci olarak bilinir. Onun en belirgin özelliği, her durumda saf ama zeki bir çözüm bulabilmesidir. Masallarda karşısına çıkan devleri ve zorlukları aklıyla alt eder. Aynı zamanda cesur ve iyi kalpli biri olan Keloğlan, yardıma ihtiyacı olanlara her zaman el uzatır. Türk masal kültüründe, Keloğlan’ın hikâyeleri hem eğlenceli hem de öğreticidir; dürüstlüğü ve cesaretiyle nesiller boyunca çocuklara örnek olmuştur.
2.Fiziksel Özellikler: Yaşı, görünüşü, giyim tarzı.
3.Kişilik Özellikleri: Öğrencilere olan sevgisi, fedakârlığı, yaşama sevinci.
4.Sonuç: Emekli öğretmenin çevresi tarafından sevilen biri olması.
Emekli öğretmen, yıllarca öğrencilere büyük bir sevgiyle eğitim vermiş ve sonunda emekli olmuştur. Fiziksel olarak yaşını gösteren beyaz saçları ve göz çevresindeki kırışıklıkları vardır, ancak hâlâ enerjik ve canlı bir görünüşe sahiptir. Genellikle sade ve şık giyinir. Öğrencilerine olan sevgisi emeklilikte bile devam eder; onların mutluluğu için uçurtma yaparak çocuklara sevinç dağıtır. Kişilik olarak fedakâr, sevgi dolu ve neşeli bir insandır. Çocukların ihtiyaçlarını her zaman düşünür ve onların güvenliği için elinden geleni yapar. Çevresinde her zaman sevilen ve saygı duyulan biri olmuştur.
Nasrettin Hoca Betimleme Planı
2.Fiziksel Özellikler: Orta yaşlı, başında sarığı olan, halk arasında bilinen haliyle.
3.Kişilik Özellikleri: Hazırcevap, esprili ve bilge bir karakter.
4.Sonuç: Türk kültüründeki yeri ve önemi.
Nasrettin Hoca Betimleme Taslağı
Nasrettin Hoca, Türk halk kültürünün önemli bir simgesi olan bilge ve esprili bir karakterdir. Orta boylu, beyaz sakallı ve başında sarığı olan Nasrettin Hoca, her zaman halkın arasında hazırcevaplığıyla bilinir. Fıkralarıyla sadece güldürmekle kalmaz, aynı zamanda insanlara ders niteliğinde öğütler verir. Türk halkı için bilgelik ve mizahın sembolü olarak daima hatırlanır.
Keloğlan Betimleme Planı
2.Fiziksel Özellikler: Kel kafası ve sade kıyafetleri.
3.Kişilik Özellikleri: Saf, kurnaz ve iyi yürekli bir karakter.
4.Sonuç: Türk masallarındaki yeri ve önemi.
Keloğlan Betimleme Taslağı
Keloğlan, masallarımızın en sevilen kahramanlarından biridir. Kel kafası ve sade kıyafetleriyle tanınan Keloğlan, yoksul bir köyde annesiyle birlikte yaşar. Saf görünmesine rağmen, zor durumları zekası ve kurnazlığıyla çözer. Her zaman iyilik dolu ve yardımseverdir. Türk halkı için dürüstlüğün ve iyiliğin sembolü olarak nesilden nesile aktarılır.
Emekli Öğretmen Betimleme Planı
2.Fiziksel Özellikler: Yaşını gösteren beyaz saçları ve enerjik duruşu.
3.Kişilik Özellikleri: Çocuklara olan sevgisi ve fedakarlığı.
4.Sonuç: Çevresinde sevilen bir kişilik
Emekli Öğretmen Betimleme Taslağı
Emekli öğretmen, yaşını gösteren beyaz saçlarına rağmen hâlâ enerjik bir görünüşe sahiptir. Çocuklara olan sevgisi emeklilikte bile devam eder ve onların mutluluğu için fedakârlık yapar. Çevresindeki çocuklar için her zaman neşe kaynağı olan bu öğretmen, herkes tarafından sevilen bir kişiliktir.
Evet, okuduğum kitaplardaki kahramanlarla aramda bir bağ kurarım. Sanki kahraman benmişim gibi hayal ederim.
Ali
Orta boylu, kısa siyah saçlı, ela gözlü, sporcu bir vücut yapısına sahip.
Yüksekten korkuyor ve karanlık ortamlarda kendini rahatsız hissediyor.
Hızlı koşma yeteneğine sahip, futbolu çok iyi oynuyor, strateji oyunlarında başarılı.
Spor yapmayı seviyor, özellikle futbol ve yüzmeye ilgi duyuyor. Bunun yanı sıra bilgisayar oyunlarına da meraklı.
Her sabah erken kalkıp koşu yapıyor. Kitap okumayı alışkanlık haline getirmiş ve her gece yatmadan önce mutlaka birkaç sayfa okuyor.
Pikniklerde eşyaların hazırlanmasından, mangalın yakılmasına yardımcı olmaktan, temiz havada yürüyüş yapmaktan hoşlanıyorum. Gezilerde, ilk defa gördüğüm yerleri bildiğim yerlere benzetmeye çalışmaktan hoşlanıyorum.
Dedesi Mehmet’e kendi çocukluğundan kalma öykülerden bahsetti. Eski oyuncakları ve kitapları incelediler. Geçmişle ilgili sohbetler ettiler.
Metinde Mehmet’le dedesinin birlikte geçirdikleri bir gün anlatılmaktadır. Kitapçıya gitmeleri, piknik yapmaları ve dondurma yemeleri ve Mehmet’in dedesiyle beraber geçirdiği gün için çok mutlu olması metinde öne çıkmaktadır.
Evet, dedemle birlikte sık sık vakit geçiriyoruz. Onunla köyde gezmek ve anılarını dinlemek çok keyifli.
Bu Görev Bizim
Karekodu okutarak "Müzeleri Geziyorum"adlı etkileşimli içeriği tamamlayınız. Müzelerle ilgili tahminlerinizi ve ziyaretinizde ilginizi çeken unsurları defterinize not alınız.