1. Ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi
2. Doğruluğun sosyal hayatımızda ölmesi
3. İçimizdeki düşmanlık hissine sevgi bağlamak
4. Bizi birbirimize bağlayan bağları bilmemek
5. Çeşitli hastalıklar gibi yayılan baskı unsurları
6. Sadece kendi menfaatlerini düşünmek
ZAMANIMIZIN
ALTI HASTALIĞI
4: BİZİ BİRBİRİMİZE BAĞLAYAN
BAĞLARI BİLMEMEK
Aynı komutanın emri altında askerlik yapanlar veya aynı memlekette doğan hemşehriler dostluk ve kardeşlik bağlarını yıllar boyu unutamazlar
ALLAH’IN İSİMLERİ ADEDİNCE BİRLİK BAĞLARIMIZ VARDIR.
Yaradanımız bir , rızık verenimiz bir, şifa verenimiz bir, bin bir Allah’ın isimleri adedince birliklerimiz vardır
PEYGAMBERİMİZ, KIBLEMİZ BİR
Hayatımızda aynı peygamberi örnek alıyor,
namazlarımızda aynı kıbleye dönüyoruz.
DEVLETİMİZ , MEMLEKETİMİZ BİR
Kurtuluş savaşlarında bir olduk beraber olduk memleketimizi
düşmanlardan koruduk
15 TEMMUZ
Bizi birbirimize bağlayan değerlerimiz adeta dağlar gibidir.
Hata ve kusurlarımız çakıl taşı gibi küçüktür.
BİRLİKLERİMİZ DAĞLAR GİBİDİR
Örümcek ağı gibi küçük kusurlar, anlaşmazlıklar bizi birbirimize
bağlayan manevi zincirlerden daha kuvvetli değildir.
BİRLİKLERİMİZ GEZEGENLERİ BİLE BİR
ARADA TUTACAK KUVVETTEDİR.
HEPİMİZ DÜNYA BAHÇESİNİN ÇİÇEKLERİYİZ
“…Birbirinizi tanımanız için de sizi, milletler ve kabîleler kıldık. Doğrusu Allah katında sizin en üstün olanınız, en takvâlı olanınızdır. Muhakkak ki Allah, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Habîr (herşeyden haberdâr olan)dır….” Hucurât 13
İMAN 1.5 MİLYAR İNSANI KARDEŞ YAPAR
“Irkçılığa davet eden bizden değildir.”
“Irkçılık üzere savaşan bizden değildir.”
“Irkçılık üzere ölen bizden değildir.” Hadis-i Şerif
OKUMA PARÇASI: MUSTAFA VE AHMET
Mustafa ve Ahmet iki samimi arkadaştılar. İlkokuldan buyana arkadaşlıkları devam etmekteydi. Bir gün Ahmet Mustafa’nın kalbini bilmeyerek kırdı ve buna kendisi de çok üzüldü. Mustafa ise Ahmet’le küsme kararı aldı. Ahmet kendisinden ne kadar özür dilediyse de Mustafa bir türlü barışmaya yanaşmadı.
Bunu duyan öğretmen Salih bey iki arkadaşı yanına çağırdı onlara şöyle nasihatlerde bulundu.
“Evet çocuklar aranızda geçen tatsız durumu duydum çok üzüldüm. Siz birbirinizi çok seven, arkadaşlığı eskiye dayanan arkadaşlarsınız. Aranızda geçen tatsız durumun küçük bir mesele olduğunu unutmayın. Sizi birbirinize bağlayan bağlar dağ gibi büyük ve kabe gibi önemlidir”
Mustafa: “Nedir onlar öğretmenim” diye söz aldı.
Salih öğretmen: “Mesela her ikinizin Allah’ı bir, Kur’an’ı bir, peygamberi bir, dini bir, kıblesi bir, memleketiniz bir, devletiniz bir bir bine kadar birlik ve beraberlik bağlarınız vardır. Bu bağlar çok büyüktür, dağlar gibidir. Bütün bunlar bizleri birliğe, sevgiye, kardeşliğe götürür. Aramızdaki küçücük meseleler küçücük çakıl taşları gibi şeylerdir. Çakıl taşları gibi olan kusurları, hataları dağ gibi büyütüp arkadaşımıza düşmanlık etmek, arkadaşımıza kin bağlamak bize yakışmaz. Aksi taktirde aramızdaki bu değerlere çok büyük haksızlık etmiş oluruz. Aklı olan bu durumdan şiddetle uzak durur.” diyerek iki arkadaşa güzel bir nasihat verdi.
Mustafa: “Öğretmenim sizi dinlerken şunu çok iyi anladım. Bizi birbirimize bağlayan sebepler o kadar kuvvetli ve büyükmüş ki değil bizi, gezenleri bile bir arada tutacak kuvvetteymişler. Ben o dağ gibi değerlerimizi hafife almışım, çakıl taşı gibi küçük, örümcek ağı gibi önemsiz sorunları gereksiz büyütmüşüm, arkadaşım bir yanlış yapmış fakat ben de onu affetmeyerek ben de yanlış yapmışım. Ahmet’e olan hakkımı helal ediyorum” der ve iki arkadaş kucaklaşırlar helalleşirler ve eskisinden daha güzel arkadaş olarak hayata devam ederler.