GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Sayfa 63-64-65-66
HAZIRLIK ÇALIŞMALARI
Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklarla ilgili anılarından bildiklerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Atatürk ve Küçük Sabiha’nın Anısı
Atatürk, 1925 yılında Bursa’ya bir ziyaret sırasında bir okulda öğrencilerle buluşur. Bu ziyaret esnasında, küçük bir kız öğrenci olan Sabiha Gökçen ile tanışır. Sabiha, o sırada yetim bir çocuktu ve Atatürk’ün kendisine gösterdiği ilgi hayatını değiştirecekti.
Atatürk, okul ziyaretinde çocuklarla sohbet ederken Sabiha’nın gözlerinin dolu olduğunu fark eder. Yanına yaklaşıp neden üzgün olduğunu sorar. Sabiha, anne ve babasının vefat ettiğini ve yetim kaldığını söyler. Bunun üzerine Atatürk, ona sevgiyle yaklaşır ve hayatını tamamen değiştirecek bir teklifte bulunur:
“Benimle Ankara’ya gelmek ister misin? Seni okutalım, sana iyi bir gelecek sağlayalım,” der.
Sabiha, Atatürk’ün bu sıcak ve samimi teklifini kabul eder. Daha sonra Atatürk, onu evlatlık olarak kabul eder ve eğitimine büyük bir önem verir. Sabiha Gökçen, Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu olarak tarihe geçer ve Atatürk’ün “Türk kadınının neler başarabileceğini” gösteren en önemli örneklerden biri olur.
Bu anı, Atatürk’ün çocuklara olan sevgisinin ve onların eğitimine ne kadar önem verdiğinin en güzel örneklerinden biridir. Sabiha Gökçen’in hayatı, Atatürk’ün gösterdiği ilgi sayesinde değişmiş ve Türkiye’nin simge isimlerinden biri haline gelmiştir.
GÖRSEL YORUMLAMA
OKUMA ÇALIŞMASI
Metni, noktalama işaretlerine dikkat ederek sesli okuyunuz.
GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Atatürk; çocukluk ve gençlik yıllarını Osmanlı Devleti’nin son ve en buhranlı, en çalkantılı dönemlerinde yaşamıştır. Üstelik o; bir kazan gibi kaynayan Balkanlardan sonra İstanbul ve ülkenin çeşitli yerlerinde ömrünü geçirmiş, yıkılıp dağılmakta olan devletin çöküş sebeplerini ve kurtarılma yollarını düşünme fırsatı bulmuştur.�O; her şeyden önemlisi Millî Mücadele’yi başlatarak Türk milletinin yok olmasını önlemiş, yeni bir devlet kurmuştur. (…)
Atatürk (…) özellikle çocuklara karşı gerçek bir samimiyetle yaklaşmış ve onlara sevgi ve ilgi göstermiştir. 20’nin üzerinde çocuğu manevi evlat edinmesi çocuklara duyduğu sevginin en önemli ispatıdır. Bu çocuklar arasında dünyanın ilk kadın savaş pilotu olan Sabiha Gökçen de vardır. Atatürk’ün son zamanlarında adına sıkça rastladığımız Ülkü adındaki çocuğa gösterdiği yakın ilgi, sevgi ve şefkat âdeta bir semboldür.
Mustafa Kemal Atatürk, Çocuk Esirgeme Kurumunun kurulması için de aynı hassasiyeti göstermiştir. Şimdi bu kurumlar ülkenin her tarafında en çağdaş biçimde kimsesiz, yetim, öksüz, çaresiz çocukları kucaklayıp bağrına basmaktadır. Ayrıca Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde büyük bir coşkuyla kutlanan 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın düzenlenmesine öncülük etmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, Çocuk Esirgeme Kurumunun kurulması için de aynı hassasiyeti göstermiştir. Şimdi bu kurumlar ülkenin her tarafında en çağdaş biçimde kimsesiz, yetim, öksüz, çaresiz çocukları kucaklayıp bağrına basmaktadır. Ayrıca Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde büyük bir coşkuyla kutlanan 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın düzenlenmesine öncülük etmiştir.
Bunu gören Atatürk, küçüğü yanına çağırdı ve ‘Niçin bana asker selamı veriyorsun, beni tanır mısın?’ diye sordu. Çocuk bütün saflığı ile düşünmeden ‘Elbette tanırım ya, sen hepimizin babası Atatürk değil misin?’ karşılığını verdi. ‘Peki, sen beni daha önce hiç görmüş müydün?’ ‘Hayır, annem benim yatağımın başucuna senin resmini yerleştirmiştir. Benim gibi küçük çocukların babası olduğunu bize her zaman anlatır. İşte seni o fotoğraftan tanırım, ondan selam veririm. (…)’�Çocuğun sözlerinden duygulanan Atatürk onu kucağına alıp sevdi ve cömertçe ödüllendirdi. Onun geleceği ile de yakından ilgilendi. ”
Atatürk’ün engin çocuk sevgisine ilişkin ikinci anı da aynen şöyle:�“Sıcak bir yaz günüydü.�Amerika’nın ticaret ataşesi ve eşi, dört yaşındaki sevimli kızı ile tıpkı bir İstanbullu gibi Florya plajına koşmuşlardı. Küçük, bebeği ile kendi başına oynuyordu. Birden onun haykırışlarla ağlayışı duyuldu. Annesi, babası ona doğru koştu. Tam bu sırada o tarafa bir grup insanın yöneldiği görüldü. Çevresindekiler gelenleri ayakta alkışlarla karşılıyordu. Ortalarında golf pantolonlu, açık yakalı biri vardı. Sarı saçlı idi. Ataşe ve eşi onun Gazi Paşa olduğunu anlamakta gecikmediler. Ağlamakta olan çocuklarına yetişe- meden saygıyla kenara çekildiler. Çocuğun hâlini gören Gazi Paşa derhâl yönünü değiştirdi.�Sevimli kızın önünde çömeldi.
Okşayarak ona neden ağladığını sordu. Çocuk hıçkırıklarını sürdürüyor ve bebeğini gösteriyordu. Bebeğin bir kolu kopmuştu. Gazi Paşa, arkasında bekleyenleri umursamadan bebeği ve kopuk kolu yerden aldı. İnceledikten sonra kolu, içindeki lastik fitil ile bedene bağladı, çocuğa uzattı. Bebeğin eskisi gibi sağlam olduğunu gören çocuk sustu. Yüzünde gözyaşları yerine tatlı bir gülümseme belirdi. Birden Gazi Paşa’nın kucağına atıldı, minicik dudaklarıyla onu öptü. Gazi Paşa ve çocuk birbirlerine bir şeyler söylüyorlardı. Ne var ki birbirlerini anlayamıyorlardı ama ne önemi vardı, onlar birbirlerini sevmişti! Sevgiden daha açık bir dil olur muydu?
Birkaç gün sonra sevimli küçüğün evine çeşitli oyuncaklar, bebekler geldi. Gazi Paşa’nın armağanıydı bunlar. Onarılmış bebeğinin adı da artık ‘Paşa Bebek’ olmuştu.�Aradan yıllar geçti. Amerikalı ataşe ailesiyle ülkesine döndü. Sevimli küçük kız büyüdü, okudu ve evlendi. Bir yıl sonra gerçek bir bebeği oldu. Sevimli bir erkek çocuk, ailece bu bebeğe bir ad koymak için konuşmalar yapılıyordu. Bu arada genç annenin gözleri parladı, çevresindekilere ‘Yorulmanıza gerek yok, onun adı Paşa olacak. Bu ad on beş yıl önce İstanbul’da konuldu. ’ dedi.
Amerikalılar için yabancı olan bu adı ailesi de direnmeden benimsedi. İstanbul’daki�anı o derece içten ve derindi.�Paşa büyüdü, adının nereden geldiğini öğrenince Gazi’ye, Türkiye’ye ilgi duymaya başladı. Gazi’nin Atatürk olduğunu öğrendi. Onu artık görmeliydi ama Türkiye’ye giderse onu Anıtkabir’de ziyaret edebilecekti. Ailesi bu isteği yerine getirmek üzere Türkiye’ye bir gezi düzenledi. Paşa İstanbul’a, Florya’ya geldi. Annesinin anılarının geçtiği yerleri gördü. Sonra Ankara’ya geldiler ve Anıtkabir’i ziyaret ettiler.
Bir başka örnek ise on yaşında Curtis La France adında bir Amerikalı çocuğun 28 Ekim 1923 tarihinde New York’tan Atatürk’e bir mektup yazarak fotoğraf istemesi üzerine Atatürk’ün, mutlu olması için bu çocuğa yazdığı şu satırlardır:�“Mr. Curtis La France (Mistir Körtis La Frans),�Mektubunuzu aldım. Türkiye hakkında ilgi ve dileğinize teşekkür ederim. İsteğiniz üzerine bir fotoğrafımı ilişikte gönderiyorum. Amerika’nın zeki ve çalışkan çocuklarına biricik tavsiyem, Türklere dair her işittiklerine gerçek gözüyle bakmasınlar. Kesin olarak bilimsel ve esaslı incelemeye önem versinler. Hayatta başarıya ve mutluluğa ulaşmanızı dilerim.”
Atatürk, Amerikalı bu çocuğun şahsında bütün çocuklara hatta bütün insanlığa ancak bir öğretmenin verebileceği bir nasihatte bulunmuştur.�Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş tarihi olan 29 Ekim 1923’ten 10 Kasım 1938’e kadar cumhurbaşkanlığı görevinde bulunmuştur. O, çocuklarla olduğu kadar halkıyla da dolu dolu yaşamıştır. O, Türk milletinin yedisinden yetmişine kadar gönlünde taht kurmuştur. Onun adına şiirler, kitaplar, destanlar yazılmıştır. (…)
ASKER
CÖMERT
ATAŞE
HASSASİYET
EVRENSEL
Atatürk, çocukluk ve gençlik yıllarını nasıl bir ülkede geçirmiştir?
Atatürk, çocukluk ve gençlik yıllarını Osmanlı Devleti’nin son ve en buhranlı, en çalkantılı dönemlerinde yaşamıştır.
Metinde Atatürk’ün ülkemiz için yaptığı hangi işlerden bahsedilmektedir?
Metinde Atatürk’ün Millî Mücadele’yi başlatarak Türk milletinin yok olmasını önlemesi, yeni bir devlet kurmasından bahsedilmektedir.
Atatürk’ün yaptığı hangi işler çocukları çok önemsediğini göstermektedir?
20’nin üzerinde çocuğu evlat edinmesi, Çocuk Esirgeme Kurumunu kurması, 23 Nisan’ı Çocuk bayramı olarak ilan etmesi.
Atatürk’ün yalnızca Türk çocuklarına değil, yabancı çocuklara da sevgi ve şefkat göstermesi onun hangi yönünü ortaya koymaktadır?
Atatürk’ün yalnızca Türk çocuklarına değil, yabancı çocuklara da sevgi ve şefkat göstermesi, onun sevgisinin evrensel boyutta olduğunu gösterir.
İnsanlar, herhangi bir konuyla ilgili söylenenleri hemen kabullenmemeli, bir sorgu sürecinden geçirip ona göre değerlendirmelidir.
Atatürk’ün çocuklara yönelik bu sözleri, çocukların özgür düşünceye ve başkalarının düşüncelerine saygı duymalarına olan inancını ortaya koyuyor. Atatürk, çocukların düşüncelerini cesurca ifade edebilmesi gerektiğini savunurken, aynı zamanda onlara başkalarının düşüncelerine de saygı göstermeyi öğretmenin önemini vurguluyor. Bu yaklaşım, demokrasinin temel değerlerinden biri olan ifade özgürlüğüne ve hoşgörüye dayanır.
Atatürk, çocukların sadece bilgiyle değil, aynı zamanda sevgiyle büyütülmesi gerektiğini söyler. Yurt, ulus, aile ve yurttaş sevgisinin yanı sıra, doğruya, iyiye ve güzel olana karşı ilgi uyandırmak da eğitimin bir parçasıdır. Böylece çocuklar, hem birey olarak hem de toplumun bir parçası olarak daha bilinçli ve sorumlu bir şekilde yetişirler.
Bu sözler, Atatürk’ün eğitim ve çocuk gelişimine olan derin bakış açısını ve çocuklara verdiği önemi yansıtır.
GELECEK DERSE HAZIRLIK
Malgaç Baskını” ve “Yörük Ali Efe” hakkında bir araştırma yapınız. Araştırma yaptığınız kaynakların güvenilir olup olmadığına dikkat ediniz, “edu” ve “gov” uzantılı sitelerden araştırma yapmaya çalışınız.