KAŞAĞI
İnsanlar bazen kendi çıkarları için yalan söyleme yoluna giderler. Oysa yalanın bu dünyada hiç kimseye bir faydası yoktur. İnsanlar bence dürüst olup kaybetmeyi tercih etmeliler. Çünkü yalan söylerlerse ve bir gün bu yalanları ortaya çıkarsa yerin dibine girerler. Bunu yaşamaktansa dürüstlüğü tercih etmeleri daha doğrudur.
3-Kaşağı ne demektir?
Genellikle atların kıllarını temizlemek için kullanılan, saçtan yapılmış, dişli araç.
SOFA
MAHPUS
FAKFON
YALAK
AVLU
EYER
HAZİN
SÖĞÜT
SEYİS
SAĞRI
Atlarla uğraşmaktan, onları suya götürmekten, çıplak sırtlarına binmekten hoşlanmaktadır.
Duvarın taşlarına sürtmüş.
Yeni kaşağıyı Hasan’ın kırdığını söylemiş. Ağabeyinin davranışını doğru bulmuyorum. İftira atmak çok kötü bir davranıştır.
Kaşağıyı kendisinin kırdığını itiraf etmek istemiştir. Bunu pişmanlık duygusu ağır bastığı için yapmış olabilir.
Kuşpalazı hastalığına yakalanmıştır. Yakalandığı hastalıktan kurtulamamıştır.
Bademcik, burun, boğaz veya deride görülen corynebacterium diphtheriae adındaki bakterinin neden olduğu bir hastalıktır
Basit yalanlar bile sonunda pişman olunabilecek sorunlara yol açar.
Son pişmanlık fayda etmez.
Kaşağının kırılması konusunda kardeşine iftira atan Hasan’ın, kardeşi hasta olduktan sonra pişman olup suçunu itiraf etmek istemesi fakat bunun için geç kalması.
Çiftlik evi, ahır.
Geçmiş zaman
Hasan, Hasan’ın kardeşi, Dadaruh, Pervin, Hasan’ın babası ve annesi.
1. kişi
Benzerlikler:
Farklılıklar:
Kahramanlar, Olay, zaman, mekan
Anlatıcı, olayların oluş şekli.
SEBEP-SONUÇ
(NEDEN-SONUÇ)
CÜMLELERİ
Bir cümlede bulunan iki yargıdan birisinin gerçekleşmesi diğer yargının gerçekleşmesine neden oluyor ise bu durumdaki cümlelere sebep – sonuç cümleleri denir.
Kısaca 2.yargının(sonuç bölümünün) gerçekleşmesi tamamıyla birinci yargıya (yani sebep bölümüne) bağlı olan cümlelerdir.
Havalar soğuk olduğundan dışarı çıkmıyorum.
SEBEP
SONUÇ
Başım ağrıdığı için erkenden uyudum.
SEBEP
SONUÇ
NOT:
BAZI CÜMLELERDE ÖNCE SONUÇ SONRA SEBEP CÜMLESİ YER ALABİLİR.
Gözleri şişmiş çok uyuduğu için.
SONUÇ
SEBEP
AMAÇ-SONUÇ
CÜMLELERİ
amaç – sonuç cümlesidir
Çay içmek üzere mutfağa gitti.
AMAÇ
SONUÇ
AMACIYLA
ANLAM BOZULMUYOR.
Top oynamak için bahçeye çıktılar..
AMAÇ
SONUÇ
AMACIYLA
ANLAM BOZULMUYOR.
Seni göreyim diye buraya geldim.
AMAÇ
SONUÇ
AMACIYLA
ANLAM BOZULMUYOR.
AMAÇ-SONUÇ İLE NEDEN-SONUÇ CÜMLELERİNİ KARIŞTIRMAMAK İÇİN ŞU YÖNETİMİ UYGULAMALIYIZ.
Amaç – sonuç cümlelerinde bir yargı gerçekleşmiştir, diğeri gerçekleşmemiştir
Sebep – sonuç cümlelerinde her iki yargı da gerçekleşmiştir.
Çocuklarını görmek için memleketine gitmiş
ÇOCUKLARINI GÖRÜP GÖRMEDİĞİ KESİN DEĞİL
SONUÇ KESİN
AMAÇ-S0NUÇ
Bakımsızlıktan ev harabeye dönmüştü.
KESİN
KESİN
NEDEN-SONUÇ
UYGULAMALAR
YAĞMUR YAĞDIĞI İÇİN ISLANDIK
ALIŞVERİŞ YAPMAK İÇİN MARKETE GELDİK.
ALIŞVERİŞ YAPMAK İÇİN MARKETE GELDİK.
Hasta oldum çünkü terliyken soğuk içtim.
Malzeme yetersizliğinden inşaat yarım kaldı.
KOŞUL(ŞART)-SONUÇ CÜMLELERİ
Bir olayın veya durumun gerçekleşmesinin, başka bir olayın veya duruma bağlı olduğunu belirten cümlelere koşul-sonuç (şart-sonuç) cümleleri denir.
Bu tür cümlelerde birinci bölüm (yan yargı) koşul, ikinci bölüm ise o koşula bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur (temel yargı).
Türkçede koşul anlamı asıl olarak “-se” şart ekiyle sağlanır. “ise”, “-ince”, “-dikçe”, “mi”, “ama”, “üzere”, “yeter ki” ile de koşul anlamı sağlanabilir.
Ödevlerini erken bitirirsen diziyi izleyebilirsin.
KOŞUL
SONUÇ
Çocuğunu ben bakarım, sen yeter ki doğru düzgün bir iş bul.
KOŞUL
SONUÇ
(Neden-Sonuç)
(Amaç-Sonuç )
(Neden-Sonuç)
(Koşul-Sonuç)
(Amaç-Sonuç)
(Koşul-Sonuç)
süpürmek
-mek
kullanmaya
-ma
doldurmak
kaldırmak
ağlamaya
-ma
boşaltmak
oluşu
-uş
çıkmasını
-ma
ANT
Bu hikayede Mıstık ve arkadaşının birbirlerinin kanını emerek kan kardeşi olmaları ve kan kardeşinin Mıstık’ın hayatını kurtararak yaptığı fedakarlık anlatılmaktadır.
Artık büyümüş olan baş kahraman doğduğu, çocukluğunu geçirdiği Gönen’i iyi hatırlayamadığını, sadece evini ve okulunu çok net hatırladığını anlatır. Önce evinden, sonra okulundan bahseder. Okuldaki Büyük Hoca ve Küçük Hoca’dan, hocaların verdiği cezalardan ve okuldaki abdest fıçısından bahseder. Bir gün bir çocuğun abdest fıçısının musluğunu kırdığını, kendisinin musluğu kıran çocuğu görüp öğretmene söylediğini ama başka bir çocuk suçu üstlenince yalancı duruma düşüp kulağının çekildiğini anlatır. Daha sonra, suçu üstlenen çocuğun musluğu kıran çocukla kan kardeşi olduğunu, çocuğun kan kardeşini korumak için suçu üstlendiğini öğrenir. Bir gün arkadaşı Mıstık’la söğüt dallarından at yaparken elinin kesildiğini, bu bahaneyle kan kardeşi olduklarını anlatır. Aradan uzun zaman geçtikten sonra bir gün okul dönüşünde karşılarına kuduz bir köpek çıktığını, Mıstık’ın kendisini korumak için kuduz köpekle boğuştuğunu ve bir süre sonra hastalanıp öldüğünü anlatır. Parmağında, kan kardeşi oldukları günden kalma bir iz olduğundan, bu izi gördükçe duygulandığından bahseder.
SINAV
Melih o sene liselere giriş sınavına girecekti. Dersleri iyiydi. Fakat iyi bir okula girmek için çok çalışması gerekiyordu. Yazılım mühendisi olmak istiyordu. Bunun için de mutlaka iyi bir okulu kazanması şarttı.
Ailesi de Melih’i destekliyordu. Maddi durumları pek iyi değildi. Fakat babası çalıştığı tekstil fabrikasında fazla mesaiye kalıp Melih’e gerekli olan tüm test kitaplarını almaya çalışıyordu. Hatta Melih daha iyi çalışsın diye ona bir bilgisayar bile almıştı.
Melih’e bilgisayarda oyun oynamak, ders çalışmaktan daha keyifli geliyordu. Bu nedenle tüm gün ders çalışmak yerine bilgisayarda oyun oynuyordu. Anne ve babası şüphelenmesin diye yanına test kitabı açıyor, bilgisayarda arka planda da bir eğitim sitesi açıyordu. Anne babası geldiğinde hemen oyunu kapatıyor, ders çalışıyor gibi görünüyordu.
Babası ise internet parasını ödeyebilmek, test kitaplarını alabilmek için hem fazla mesai yapıyor hem de hiç dinlenmiyordu. İşten gelir gelmez hemen yatıyor, altı saatlik uykudan sonra kalkıp yine işe gidiyordu. Melih babasını doğru düzgün görmüyordu bile…
Sonunda sınav zamanı geldi çattı. Melih sınavının çok iyi geçtiğini söylüyordu fakat aslında hiç de iyi geçmemişti.
Sınavdan bir kaç gün sonra babası hastalandı. Her gün fazla mesai yaptığı ve hiç dinlenmeden çalıştığı için vücudu yorgun düşmüştü. Fabrikada kimyasal malzemelerle uğraştığından mıdır bilinmez, kanser teşhisi konmuştu.
Melih bu duruma çok üzüldü. Babası onun sınava iyi hazırlanması için gecesini gündüzüne katmıştı fakat Melih bu süreyi ders çalışmak yerine oyun oynayarak geçirmişti. Melih bundan pişman oldu. Söylediği yalanlar onu rahat bırakmıyordu.
Babasına her şeyi itiraf edip özür dilemek istedi. Fakat babası daha fenalaşınca acilen başka bir ildeki hastaneye kaldırmışlardı. Melih babasına yetişemedi. Babası o hastaneden bir daha dönmedi. Melih aslında sınavdan değil, insanlıktan kalmıştı…