HANS-cover.jpgHANS

hans.jpeg

Hans yatağında gözünü açtı. Gülümseyerek gördüğü güzel rüyanın tadını çıkarıyordu.


Yatağının kenarından ayaklarını salladı. Buzdolabının kapağında annesinin ona yazdığı notu gördü. Birlikte çektikleri fotoğrafların hemen yanındaydı.

Annesinin o uyurken hazırladığı sandviçi buzdolabından çıkarıp yedi. Yanında, şişedeki meyve suyunu en sevdiği fincanına boşaltıp içti. Fincanın kulpunda K9 köpeklerinden birisi dilini çıkarmış ve kuyruğu aşağıda oyuncu bir şekilde kıvrılmıştı.

Kahvaltısı biter bitmez yatağına koşup bağdaş kurup oturdu. Hırsla tabletini açtı.

Büyük bir süratle oyunu oynamaya başladı.

Oyuna öyle bir daldı ki, mesanesi onu sıkıştırınca neredeyse altına kaçırmak üzere olduğunu fark etti. Koşa koşa tuvalete gitti. Acele şekilde pantolonunu açtı, işini görüp oyuna döndü.

Annesi her zaman olduğu gibi saat 11.00’de onu aradı.

“Merhaba tatlım nasılsın? Kahvaltını yaptın mı? Bir saniye canım biri arıyor. Merhaba, elbette gönderdim. Bitkilerin hepsinin raf ömrü 5 yıl, bozulmuş olmaları mümkün değil. Hayır bakın haklı olamazsınız… Lütfen bir saniye dinler misiniz?”

Kadının gözleri ekranda kaygıyla Hans’a döndü. Dudakları sessizce oynadı.
“Seni çok seviyorum. Kapatmam lazım.” Öpücük yolladı eliyle.

Çocuk başını salladı. Görüntü kayboldu.

Tableti kenara bıraktı. Odanın camından dışarı bakmaya başladı. Uzakta ağaçlar sisli havada silüet halinde görünüyorlardı. Bir adam köpeğini tasmasından çekerek yürüyordu. Sessizce ve özlemle, uzaklardaki o minik zar zor görülen köpeği süzdü.

Defterini açtı. Uzak görüntüyü çocuk elleriyle defterine çizmeye başladı. Kara kalem çizim, manzarayı harika şekilde tasvir ediyordu. Defterin diğer sayfalarında da köpek resimleri vardı. Onları ağır ağır çevirip izledi.

Bir sayfada babasının fotoğrafı vardı. Babası, uçaktayken veya iş seyahatindeyken havalimanlarında beklediğinde onu arar, kısa soğuk bir sesle konuşurdu. Ama Hans, babasının kendisini sevdiğini bilirdi. Çünkü ona her zaman seveceği köpek resimleri yollardı.

Uçakla gittiği yerlerde oğlu için köpek fotoğrafları çekerdi.

Hans, köpek fotoğraflarını çok severdi. Sarı saçları, gözlerinin önüne, tıpkı küçük köpeklerin tüylerinin gözlerini örtmesi gibi kapanırdı. Biraz da saçlarının ardına saklanır gibi bir hali vardı.

Köpekler hakkında ne kadar okusa doymazdı. Odasında yatağına uzanır ve saatlerce uykusu gelene dek okurdu.

Yatağın yanındaki kütüphaneye gitti. Lassie adlı köpeğin başrolde oynadığı diziden alınma fotoğraflarla oluşturulmuş bir albümü incelemeye başladı. “Köpek bir şey anlatmaya çalışıyor. Yoksa birinin başı dertte mi? Baksana şuna, bizi bir yere götürmeye çalışıyor…”

Hans günün çoğu zamanı yalnızdı. Anne babası yoğun çalışıyorlardı. Hans bugün olduğu gibi annesiyle sık sık, babasıyla ise bazen görüntülü görüşme yapıyordu.

Neyse ki, yalnızlığı seven bir karakteri vardı.

Tabletinde en sevdiği oyun olan “Aynısını Bul” oyununu açtı.

Köpekleri çok sevdiği için her gün saatler boyu, binlerce köpek resmi içeren büyük bir görselde oyunun sorduğu köpeği buluyordu.

Oyun karşısına aranan köpeği getirdi sonra büyük görsel yüklendi. Sağa, sola, yukarı, aşağı kaydırıp köpeği aradı. O ararken ekrandaki süre geriye doğru sayarak azalıyordu.

Dudaklarını ısırırken birden aradığı köpeği gördü ve işaretledi. Omuzları düştü rahatladı.

Ekran değişti. Oyunu tabletlerinde oynayan diğer oyuncuların isimleri geldi. Yine üçüncü olmuştu. Birinci Olivia ve ikinci Şenay. Bu iki oyuncu onun en büyük rakipleriydi. Onları hiç bir zaman geçmeyi başaramamıştı.Yine de kendisini tebrik etti. Binlerce oyuncu arasından 3. olmak büyük başarıydı aslında.

Kendini tebrik edişinin etkisi kısa sürdü. Her gün onları geçmek için delice çırpınıyordu.

Hans’ın en büyük hayali bir gün köpeğinin olmasıydı. Belki oyunda birinci olmayı başarırsa, evet o zaman annesinden isteyebilirdi.

Bunu aklında bir totem yapmıştı Hans. Oyunu kazanmadan annesinden köpek istemeyecekti.

Böylece günler geçerken, Hans dışarı çıkmayı hiç istemedi.

Sonra bir gün oyunda ikinci oldu. En üstte Olivia, 2. sırada kendisi ve 3. sırada Şenay.


Heyecanla yatağında zıpladı. En sevdiği köpek resimlerini havalara attı. Heyecanla odanın içinde döne döne koştu.

Sonra bu heyecandan ağzı birbirine yapıştı, susamıştı, masanın üstündeki sürahiden biraz su içti. Elinin tersiyle ağzını sildi.

Artık birinciliğe yakındı. Böylece bir daha tableti eline aldı.

Önünde daha önce hiç açılmayan bir etap vardı.

Binlerce kişilik panoramik bir stadyum fotoğrafı geldi önüne.

Ekranın sağında, sinirli görünen genç bir adamın fotoğrafı belirdi.

Oyunun mekanik sesi sordu:
“Bakalım, bu adamı bulabilecek misin? Olivia aramaya başladı bile!”

Hans şaşırdı. Köpek resimleri aramaya alışıktı o. Alnını kırıştırdı kafasını kaşıdı.
Odasına, sağa sola baktı. Tuhaf bir rahatsızlık hissetti. Sanki oyun değişmişti.

Fakat ekranın sağ altındaki süre geriye saymaya başladı.

Hans inanılmaz bir süratle binlerce insanı içeren fotoğrafı sola, sağa, aşağı, yukarı kaydırdı.
Ansızın genç adamı tanıdı. Bıyık bırakmıştı. Mavi bir, “ev sahibi takım” şapkası takmaktaydı.  Ama oydu işte.

Parmağıyla etrafını çembere alıp işaretledi. Heyecanla beklemeye başladı. Nefesini tuttu. Ekrana endişeyle bakarken kendi yüzünün yansımasını gördü. Sonra birden bire Skor tablosu açıldı.

“Aman Tanrım. Birinciyim. Birinci oldum. Olivia ikinci ve... Şenay oyundan ayrıldı.”

Deliler gibi bağırdı. Artık isteyebilirdi. Artık isteyebilirdi! Bir köpeği olabilirdi.

Hemen annesini heyecanla aradı…

----------------------


Satış temsilcisi genç kadın, masanın üstündeki iki kutuyu müşteriye doğru nazikçe itti.


“Buyrun, ödemeniz gereken tutar 1200$ vergiler hariç. Bilekliğiniz ile ödemek ister misiniz? Birikmiş puanınız olduğunu görüyorum dilerseniz kullanabilirim.

A, elbette HANS birimleri 24 saatte bir beslenmelidir. Bunlar besin kapsülleri. Her gün bir tanesini kutuya yerleştirip biten kartuşu çıkarmalısınız.


Evet, kutunun içinde küçük canlı bir beyin var. Canlı kalabilmesi için beslenmesi şart. İkinci kapsülü de boşaltmanız gerekli haftada bir.

Uygulamayı akıllı bileziğe indirdiniz değil mi? Sizin biyometrik verilerinizle tanımlandı. Nabzınız ve EEG dalgalarıyla.

Dilediğiniz zaman HANS biriminizi kullanabilirsiniz.

Bu modüle “görsel tanımlama uygulaması” ön tanımlı olarak yüklü. Elbette besteleriniz için ilham uygulaması da yükleyebilirsiniz.

Mutlu mu? Bilemiyorum öyle olduğunu düşünüyorum. Sonuçta kutu onun için gerekli her şeyi sağlıyor. Hatta ailesi olduğunu bile düşünüyor.

Eğer ondan memnun kalırsanız ona köpek hediye etmeyi unutmayın. Sonrasında da arada bir köpek aksesuarları satın alırsınız uygulama marketinden.

Gereken diğer şeyleri program halledecek. Günlük olaylar görüşmeler, dış dünyanın simülasyonu. Şart mı? Elbette, beynin psikolojisi bozulursa sağlıklı çalışamaz. Bu ürün donanım ve yazılım olarak bütün şekilde satılmaktadır efendim. Bildiğiniz gibi Maslow’un ihtiyaçlar piram… Özür dilerim. Anladım efendim.

Ürünün 2 yıl garanti süresi var. Beslenme kapsülünü günlük olarak değiştirmeyi unutmanız kullanıcı hatası olarak kabul edilecek ve ürün garanti kapsamı dışında kalacaktır.
Ah, beslemezseniz ölecektir elbette. Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz.

----------------------------------------------


Hans küçük köpeğine sarıldı. Uyurken köpeğine sarılmayı, çok ama çok seviyordu.

17 Mart 2017 - İstanbul
Süleyman Sönmez
www.suleymansonmez.com
Diğer kitap ve hikayelerimi okumak için tıklayın
. 
1)
Biraz Tuhaf Bir Kitap: Bilim Kurgu Kısa Öyküler  -  2) Hiper Süper Bob    -   3) İkiden Üçe 
4) Tüm Kitaplar

Yorum: Hikaye hakkında yorum yazmak için tıklayın

https://www.gunesintamicinde.com/hans/

Hans Sesli versiyon: Hikayeyi dinlemek isteyenler için seslendirdim.

https://www.youtube.com/watch?v=kxcq8mdZJps 

Sosyal medyada takip

twitter: ssonmez - https://twitter.com/ssonmez 

instagram: suleymansonmez https://www.instagram.com/suleymansonmez/ 

facebook: suleymansonmez https://www.facebook.com/suleymansonmez 

Google+ https://plus.google.com/u/0/+SuleymanSonmez1