Bir gün Zunnun’un huzurunda bulunuyorduk. Zunnun, evliyaullah’a Allah’ın ikram ettiği kerametlerden bahsetmişti.

 

Huzurunda bulunanlardan birisi şöyle sordu:

 

“Sen, onlardan birisini gördün mü? Ey Ebu’l-Feyz!”

 

Bunun üzerine Zunnun şöyle dedi:

 

Yanımda Horasanlı acem bir genç vardı. Yedi gün, mescitte yemek yemeden, yanımda kaldı. Halbuki kendisine sunmuş olduğum yemekleri de reddediyordu. Biz böyle oturuyorken, bir gün, bir şeyler isteyen dilenci yanımıza geldi.

 

Bunun üzerine Horasanlı, dilenciye şöyle dedi:

 

“Eğer mahlûkattan değil de Allah’tan isteseydin, Allah seni hiçbir kimseye muhtaç etmezdi.”

 

Dilenci ona şöyle cevap verdi:

 

“Burada bana ait bir şey yok ki!”

 

Horasanlı ona şöyle dedi:

 

“Ne istiyorsun?”

 

Dilenci şöyle cevap verdi:

 

“Ben, açlığımı giderecek ve üzerime giyinecek bir şey istiyorum.”

 

Horasanlı delikanlı kalktı, mescitte iki rekat namaz kıldı. Ve yeni bir elbise ve içinde meyve dolu bir tabakla geri döndü. Ve onları dilenciye verdi.

 

Zunnun şöyle devam etti:

 

“Ey Abdullah! Senin Allah (c.c.) katında bu derece itibarın vardı da, yedi gündür niçin hiçbir şey yemedin?”

 

Bunun üzerine genç dizleri üstüne çöktü ve şöyle dedi:

 

“Ey Ebu’l-Feyz! Kalpler O’nun rızasıyla dolup taştığı halde, diller nasıl dilenmeye yüz bulabilir ki?”

 

Zunnun şöyle ekledi:

 

“O halde razı olanlar hiçbir şey isteyemezler mi?”

 

Delikanlı şöyle cevap verdi:

 

“Bazısı, (O’nun ikramı ve cömertliğine) delil olsun diye ister. Bazılarının içini, Allah, zenginlikle doldurmuştur. Onlardan bir kısmı ise, Allah’tan istenen şeyi (kendisine değil de) başkasına bağışlamak ister”

 

Sonra ezan okundu, o da bizimle yatsı namazını kıldı, deriden su tulumunu aldı ve sanki abdest alacakmış gibi mescitten çıktı. Bir daha onu hiç göremedim. (s. 284–285)


İbn Arabi, Şeyh-i Ekber’in Kaleminden Bir Sûfi’nin Portresi – Zunnûn-i Mısrî, Çev: Dr. Ali Vasfi Kurt, Gelenek Yayıncılık